sözlük yazarlarının karalama defteri

#özgürler 

10581.
gökgürültüsüden neden bu kadar korktuğumu bir anlasam. uyuyorsam uykumdan bile korkarak uyanıyor bir süre kendime gelemiyorum. az önce öyle bir yağmur yağdı ki biraz daha devam etse yüzme kursunda öğrendiğim teknikleri uygulamaya çalışıyor olabilirdim.
devamını gör...
10582.
kendimi tehdit altında hissettiğimde Allah'ım şu musibeti başımdan al sonra bi de sen beni o zaman gör. valla elimden gelenin en iyisini yapıcam diyorum. sonra musibeti başımdan alıyor.bu musibet zaten gitmeye meyyalmiş ben boşuna o kadar abartmışım diyorum. şimdi karşıma araf suresi 135. ayet çıktı diyor ki : ''biz verdikleri sözü yerine getirebilecekleri bir süre için musibeti üzerlerinden kaldırınca da, sözlerinden hemen dönüveriyorlardı ''. utanç verici değil mi..

bir deniz yar. bende israiloğlu istidadı var.
devamını gör...
10583.
telefona bağımlı yaşamak, özgürlüklerimden uzak yaşamak, hesap vererek yaşamak. yok bu aşk değil dostum. evet çok aşık çok sevgi. evet. ama ben bu değildim ve olmadığımı anladığımda ise çok geçti.
devamını gör...
10584.
bir çeviri ödevim var. bir haftadır her gün "yarın yaparım" deyip kendimi kandırdım. her gün kendime bu yalanı söyledim ve daha da acısı buna inandım. en sonunda bugün başlayabildim ödeve. ama her iki cümleyi çevirdikten sonra, dünden beri on bölümünü bitirdiğim dizimi izlememek için çetin irade savaşları verdim. diziyi izlerken vicdan azabı çektiğim için mutmain olamıyorum ama ödevi yaparken de aklım dizide olduğu için mutlu olamıyorum... öyle iğrenç bir ruh hali, zayıflık, acziyet... bitir ödevini ve mutlu mesut izle dizini işte... ama yokk... ya hepten bırakacağım her şeyi ya da deli gibi kafamı kaldırmadan ders çalışacağım. orta yolunu bulamıyorum bir türlü, ya da orta yol işlemiyor bende. bir an ölesiye mutsuzken hemen sonrasında gereksiz sevindirik olmanın da bir ilgisi olmalı bununla sanırım. test çözmediği için kızdığım ergen kardeşlerimden hiçbir farkım yok, niye kendime onlardan daha ulvi bir paye biçmişsem zihnimde....
devamını gör...
10586.
çok şükür şu üniversite sınavı derdi bitti. bi rahatladım. buraya uğrarım arada artık. alırım bi h.o. sevgili yazarlar.
devamını gör...
10588.
neden bir süredir hep aynı kişiyi rüyalarımda görüyorum, bir türlü anlam veremedim. normalde çok sık rüya gören biri değilim fakat iki gündür aynı rüyayı görüyorum. bu durum huzursuz ediyor beni. insan ister istemez merak edip “iyi misin?” diye sormak istiyor. imkanım olsa bir dakika durmayıp sormak isterdim fakat bazen bazı şeyler imkansız oluyor. hiçbir zaman nasıl olduğunu bilemeyecek kadar.

“iyi misin, iyi ol lütfen.”
devamını gör...
10589.
susuyorum diye çok soruyorlar bugünlerde.
mutluluk dahi sorgulanabilir bu evren’de.
herşeyin bir nedeni olmalı elbette.
kelimelerim yetmiyor halimi arz etmeye.
usumun çitlerinden kaçar ya güvercinler
bin yunus emzirse yetmez nefesim
düşlerimin tabirine.
hangi hırçın rüzgar taradıysa taradı saçlarımı
hangi dağ düştüyse düştü üzerime
hangi güneş battıysa battı içime

iyi de bunlardan size ne.

“benim dengemi bozmayınız”
devamını gör...
10590.
"büyük istekleri olmamıştı hiçbir zaman sanem'in. birkaç mucize yaşamak istemişti o kadar. sevmek sevilmek gibi, sevilmekten mucizevi ne var! olmamıştı. olmamasını bir zaman anlamlandırmıştı. başka uğraşlar bulmuştu kendine, başka dertler edinmişti. kurallara adamıştı mesela kendini, kendi dışındaki gerekliliklere. sonra bir gün aniden gece inmişti ömrüne ve sormadan edememişti; 'sevilmeyi hak etmiyor muyum yoksa?'

önceden yalnız geceleri açtığım bir yaraydı bu, şimdilerde geceye gündüze rengini o yaradan sızan veriyor; kan ve irin. daha fazla anlatsam belki iğrenirsin yaşadığımdan ama yine de bil; seni çok seviyorum, seni çok özlüyorum."
devamını gör...
10592.
ya insanlara gereğinden fazla değer verdiğimi fark ettim ya da daha beteri zannettim. umarım ilkidir. çünkü kalbimin üzerinden tır geçti.
devamını gör...
10593.
2019, geçmiş geçit töreni gibi geçiyor. hani olur ya rio'da veya amerika'da. büyük arabalı standlar yoldan geçer. o kültüre ait ünlü ögeler falan. herkes sokağa dökülür. izler. kimse sokağa dökülmüyor. tek seyircisi var ama dev bir tören. bu tören için teşekkür ederim 2019. bir daha gelme.
devamını gör...
10594.
bugün nasibe düşen.

canı yananlarada bir tesellidir aynı zamanda. bu dünya içersinde yaptıkları yanına kâr kalmış gibi olsa bile..
(bkz: la tahzen innallahe meana)

nûn. kaleme ve kalem ehlinin satır satır yazdıklarına yemin olsun ki.

rasûlüm! rabbinin nimeti sâyesinde sen bir deli değilsin! senin için asla bitip tükenmeyecek bir mükâfat vardır. muhakkak ki sen pek yüce bir ahlâk üzerindesin.

yakında sen de göreceksin onlar da görecekler: hanginizde bir delilik, bir mecnunluk olduğunu! yolundan sapanları rabbin çok iyi bilir; doğru yolda olanları en iyi bilen de o’dur. öyleyse gerçeği yalanlayanlara itaat etme! istiyorlar ki, sen inancından taviz vererek onlara yumuşak davranasın da, buna mukâbil onlar da sana yumuşak davransınlar. uyma sen sürekli yemin edip durana, aşağılık kimseye, dâimâ kusur arayıp iğneleyen, insanların şerefiyle oynayan, durmadan laf getirip götürene, iyiliğin sürekli önünü kesen, davranışlarında hiç ölçü tanımayan, alabildiğine günaha dadanmış olana, kaba ve katı kalpli olup, üstelik soysuzlukla damgalanmış kimseye. malları ve oğulları var diye sakın onlara boyun eğme! ona âyetlerimiz okunduğunda: “bunlar, öncekilerin masal­ları!” der, geçer. merak etme! yakında burnunun üzerine cehennemlik damgasını vuracağız! şüphesiz biz, böyle nimetler vermek suretiyle insanları sınıyoruz.

tıpkı bir zamanlar şu bahçe sahiplerini sınayıp belâya uğrattığımız gibi: hani onlar, sabah olur olmaz bağlarının ürününü toplayacaklarına dâir yemin emişlerdi. “allah dilerse” diyerek bir istisnâ da yapmamışlardı. onlar henüz uykudayken rabbin katından gelen kuşatıcı bir âfet o bahçeyi sarıverdi. sarıverdi de, bahçe tamâmen yanarak simsiyah bir kül yığını hâline dönüverdi. sabahleyin, olup bitenden habersiz birbirlerine seslendiler: “haydin” dediler, “madem devşireceksiniz, erkenden ekinini­zin başına gidin!” hemen yola koyuldular. bir yandan da aralarında fısıldaşı­yorlardı: “aman ha” diyorlardı, “bugün orada fakir makir kimse yanı­nıza sokulmasın!” yoksulları yardımdan mahrum bırakma kararlılığı içinde ve ürünleri toplayacaklarından da emin olarak erkenden çıkıp gittiler. ama bağın küle dönmüş hâlini görünce apışıp kaldılar: “gâliba biz yolumuzu şaşırdık, yanlış yere geldik!” dediler. çok geçmeden gerçeği anladılar: “yoo, doğrusu biz felâkete uğradık, mahsulümüz elden gitti!” diye feryat ettiler. içlerinden en akıllı, en insaflı olanı: “ben size Allah’ı tesbih etmenizi; o’nun kudret ve iradesine ortak olmaya kalkışmamanızı söylememiş miydim” diye uyardı. bunun üzerine hatalarında ısrar etmeyip: “rabbimizi tesbih ederiz. doğrusu biz kendimize yazık etmişiz” dediler. ardından kendilerini ve birbirlerini kınamaya başladılar: “yazıklar olsun bize! gerçekten biz ne azgın kimselermişiz!”. “umarız ki rabbimiz bize bu bağın yerine daha iyisini verir. çünkü biz bundan böyle artık rabbimize yöneliyor, o’nun hoşnutluğunu arzuluyoruz.” işte azap böyledir. âhiret azabı ise elbette daha büyüktür. keşke bilselerdi! Allah’a gönülden saygı besleyip o’na karşı gelmekten sakınanlar için rableri katında nimetlerle dolu cennetler vardır. öyle ya, biz tüm benlikleriyle Allah’a teslim olanları, günaha gömülmüş inkârcı suçlularla bir mi tutacağız?

ey zâlimler! size ne oluyor da, nasıl böyle bir hüküm verebiliyorsunuz? yoksa elinizde Allah’tan gelmiş bir kitap var da, bu tür bilgileri oradan mı öğreniyorsunuz? o kitapta: “siz neyi nasıl isterseniz, o sizin için öyle olsun!” diye bir şey mi yazılı? yoksa, “siz neye hükmederseniz o sizin olur” diye, kıyâmet gününe kadar geçerli olmak üzere size yeminle verilmiş sözümüz mü var? sor onlara, bakalım: böylesi bir iddiayı savunabilecek biri var mı aralarında? yoksa güvendikleri ortakları mı var? eğer iddialarında doğru ve samimi iseler, haydi ortaklarını getirsinler de görelim! gün gelir, işler son derece güçleşir, paçalar tutuşur. kâfirler secdeye dâvet edilirler, fakat buna güç yetiremezler. gözleri korku ve kederden baygın düşer, kendilerini zillet kaplar. halbuki onlar dünyada sapasağlam iken secdeye çağrılmışlar, fakat bu çağrıya olumlu cevap vermemişlerdi.

rasûlüm! artık şu kur’an’ı yalanlayanla beni başbaşa bırak!

yakında biz onları bilemeyecekleri, farkına varamayacakları yerden yavaş yavaş helâke sürükleyeceğiz. aslında ben onlara mühlet veriyorum. değilse, benim tuzağım gerçekten pek sağlamdır!

yoksa sen onlardan tebliğine karşılık bir ücret istiyorsun da, bu yüzden onlar ağır bir borç altında mı eziliyorlar? yoksa gaybe ait bilgiler onların yanında da, oradan istedikleri gibi mi yazıp duruyorlar?

rasûlüm! sen rabbinin hükmünü sabırla bekle; balığın arkadaşı yûnus gibi olma. hani o pişmanlık ve acıyla yutkunarak rabbine yalvarmıştı. eğer rabbinden bir lutuf imdâdına yetişmeseydi, elbette o kınanmış, değersiz bir kimse olarak ıssız bir arâziye atılıp gidecekti. fakat rabbi onu seçti ve onu sâlih kullarından kıldı.

kâfirler, kur’an’ı işittikleri zaman, yüreklerine inen kin ve nefret yüzünden neredeyse seni bakışlarıyla devirecekler! bu sebeple “muhammed delinin biridir” diyorlar. oysa kur’an, bütün şuurlu varlıklar için bir öğüt, bir ders, bir hatırlatma kitabıdır.
(bkz: kalem sûresi)

(bkz: sözlükte gün geçtikçe yükselen tarikat ve mezhep karşıtlığı) tabii bu sûre anlaşılacağı üzere sünni'lerde tecavüz helaldir diye insanları ayrıştıranlara da hitap ediyor.
kim ne amaçla okursa artık..
devamını gör...
10595.
3 yasında bir kuzenim var ne olduysa aramızda degışık bir bağ oluşmuş, akşamları benim için ağlayıp görüntülü konuşmak istiyor, yemek yemeyince beni arıyorlar konuşurken yemegini yediriyorlar. Allah Allah ben bu sevgiyi hak edecek ne yaptım acaba? diye düşünmeden edemiyorum tabi. alışık degilim ne yapacağimı da bilmiyorum. kızım olsa bu kadar olmazdı herhalde.
devamını gör...
10596.
koptu kayış, her şeyi gördüm ama hep gizledim. (ey)
hep arayış her şey düşse bunların gerçeği (ney?)
zamanında çok yalnız gezdim bu yüzden epeyce sessizleştim.
devamını gör...
10598.
bu gece üstümden bir yük kalkmış gibi sözlük.

bu arada sosyallikten hiç sıkılabileceğimi düşünmezdim ama son 1, 1.5 ay o kadar yoğun geçti ki. bir sürü insan sıkıldım. sanki farklı bir şehre gitmişim gibi evimi özlediğimi farkettim. sanırım duruldum.
devamını gör...
10600.
"bir şeye kafanın içinde sahip olmak çok garip harun. var ama yok. mutlu ediyor ama aynı zamanda deli gibi üzüyor. hayal ama pek çok gerçekten daha çok tutunuyorsun ona. bir de 'bunu hak edecek ne yaptım?' diye bir soru var. cevabını bilsen de bilmesen de böğüre böğüre ağlamaya götürüyor seni. ya da beni mi demeliyim?

aklıma mukayyet ol, aklımı yitirmek üzereyim. dünya bu kadar zor bir yer değil, imkansız diye bir şey yok biliyorum. seni çok seviyorum, seni çok özlüyorum."
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar