sözlük yazarlarının karalama defteri

#özgürler 

10641.
ışığın altında ağustos böcekleri. kanatlarını çırpıyor ve geceyi selamlıyorlar. uzaklarda bir şarkı çalıyor için için. bir çocuk gülüyor ağız dolusu. kulaklarımda sesi. manolya ağaçları gölgeleniyor ayın karanlığında. kuş sesleri yok sokakta. sadece sessiz bir kaç adım hemen ileride. söyleyeceğim çokluklar arasında susmanın en yegane ilaç olduğunu öğrendi ruhum. kelimelerin kifayetsiz ve şiirsel olduğu anlarda yazarım böyle. kimseyi umursamadan, kendimi sever ve affederim. kabul ederim herşeyi içimde. bunca yola rağmen, yürüdüğüm caddeler şahit ki, bilsem bir daha yürürdüm o yolları. hiç çekinmezdim.
devamını gör...
10650.
boş ev nedir bilmeyenler için tarif etmek gerek. çocuk seslerinin kesildiği, kimsenin konuşmadığı, duvarların ve çiçeklerin solgun solgun baktığı, kokuların giderek daha ağır ve tarif edilemez bir hüzünle insanın içine sindiği, şarkıların bir o kadar daha depresif ve balkonların bir o kadar kirli olduğu haldir.

insan bu durumda ne yapacağını iyi bilir aslında. gitmek bir çözümdür. evet. ama gitmek, daha büyük yorgunluklar getirecektir. gitmek denilen şey, çözümsüzlüğün ortasıdır aslında. gitmeyi çözüm olarak görenler yanılgılar içinden doğruyu bulamazlar. bulunmuyor da öylece.

anlamak hastalıktır derdi dostum. haklıydı da.
devamını gör...
10652.
kendime kızıyorum deminden beri. bugün kötü bir gün.
-niye bazı günler böyle gel bak?
+çünkü öyle olması gerekiyor.
-şart mı?
+evet şart.
-ben ne yapabilirim?
+birşey yapamazsın
-sahiden mi?
+sahiden
-sahiden gerçekten mi?
+evet sahiden gerçekten
-peki haklısın.
devamını gör...
10653.
hiç yazmak gelmiyor içimden şuraya bir efkar atıp gidicem. olmuyor işte söylenmiyor her şey, anonim de olsan söyleyemiyorsun. sanki lebaleb dolmuş da bir dokunmaya patlayacakmış gibi ama imha olurken de hiçbir ses çıkmayacakmış gibi. diyemedim işte yine... lucifer diyor ki dümdüz git. *
devamını gör...
10654.
(bkz: göçtü kervan kaldık dağlar başında)

ufak ufak eledik gözlerimizi. ruhumuzun akislerinde yankılanan nice feryatlar gibi. bilmedi ve duymadı kimse. kimsesizler yurduna düştük ya işte bu kadar kalabalık içinde. adımıza hükümsüzdür yazdı tüm yazarlar. taşları kuma çeviren ayetleri tesbih yaptık ya teşbih dedik tüm hatalarımıza. büyüttük hicranın ağrılarını. çırılçıplak kaldığımızdan beri şehremini de bir de çapa da, hala acır devletin şefkat elinin dokunduğu yerlerimiz. bulvarların soğuk ve karanlık arnavut kaldırımları arasında akan kanımız şahit ki bu şehir yıkılmadı. yıkılmadı bu şehir o kocaman ayrılıklarda bile. bir ney sesinde bulmuşken huzuru, şimdi neyde arayalım kaybolan gençliğimizi ? sır düşen saçlarımızın şahitliğinde, acımtırak "vaveyla hırkası" giyiyorsak kime ne ? kırılsın kalem, yıkılsın kelam. bilinsin, kalbimizin içi hala 90 lı yılların sonundaki gibi eylemsi ve hareketli. belki bir intifada gerekli içimdeki buldozerlere karşı.

ikindi namazını unutmamalıydık.
devamını gör...
10655.
geçen yıl mezun olmaya çalışırken bir hayli yorulmuştum sınavlar biter bitmez başka merkezi sınavlara çalışmaya girişmiştim ki yüksek lisans falan başvurusu da yapmadım boşuna gibi oldu. sonra staj ders ve seminerleri bunlar yetmiyormuş gibi başka derslere kayıt, iş derken iki yıldır alışık olmadığım bir tempoyla gidiyor. üçüncü sınıf yazında da çalışmıştım bunu da katarsak üç yıldır hatta.

hayatımda ilk kez tatil yapmak istiyorum ki benim tatil anlayışım (kulağa saçma gelebilir) tam anlamıyla odaya kapanıp minimum düzeyde uykuyla bi şeyler izleyip, dinleyip, okumaktır. ancak bu sefer bu bile kesmez beni. şöyle uzay boşluğuna fırlatılsam derimde dinmeyen bir ürpertiyle, zihin açık ama sıfır düşünce... biliyorum mümkün değil.

neyse ulu patron bir hafta tatil verdi babam 4 şehirlik bir rota çizdi ama ben şöyle tek kişilik bir koltukta televizyon karşısına geçip aptal bir programla beynimi iyice swiss cheese brain kıvamına getirsem daha makbule geçer gelgelelim babaya söylenmez böyle şeyler.

bunlar aslında hep geceden. gecelerin payı var demek az gelir bizatihi müsebbibi. gündüz can sıkacak boşluk olmadığından akla gelmez bunlar ama gece o boşluk bulundu mu hemen melankolimtrak hezeyanlar. ben can sıkın-tı-sı-dır diyorum bir başka yazar boş bulunduk diyor. doktrinde bu ikisi aynı şeydir diyenler de yok değil.

paddling out
you say is'nt it hard, bırak Allahaşkına ya
devamını gör...
10656.
herkese aynı cürmü yakıştırıp yüreğine su serpe serpe yürür durur. farz etmek istese de bundan imtina ederek varsayar. var kılmak için varsayar. haliyle aldanır ve böylece aldatanlardan da olmuş olur. kendine aldanıp kendini aldatmaya gayret ederken hakikatte ancak şahitlerin bir kısmını şaşırtabilir. onların çoğu ahmak ya da temiz kalpli kimselerdir. önemseyerek yanıltıp ihanet ettiği nazarları tek bir oyuğa sığdırdığı gün artık ışığa kara çalmayı sonlandırır. zanları bir kenara bırakan ruhu hareket kazanır. bu sonu olmayan başlangıcın yegane işaretidir.
devamını gör...
10657.
dedem bir poker ustasıydı. bu tutkusu ona iyi bir hafıza ve yaşamının sonuna kadar şahit olduğum zihinsel bir netlik kazandırmıştı. tabi kaybettirdikleri daha fazla... neyse, genetik başka şey azizim. kumar tutkum yok ancak hamleleri takip edebiliyorum. dışardan izleyen bir seyirci gibi elini görüyorum ama artırmıyorum. çünkü biliyorsun; ben şavkı sularda bir dolunaydım, aslında hiç olmadım ben bu oyunda, ömrüm beni yok saysın…
devamını gör...
10658.
herkes çığlık çığlığa... herkes duyulmak, anlaşılmak istiyor. kimse karşısındakinin ne dediğini, ne anlatmak istediğini duymuyor. kulaklar dışarıya kapalı. herkes ben, ben, ben...
devamını gör...
10660.
çoook uzun süre sonra, az önce anneannemi gördüm. ne kadar özlediğimi unuttuğum bir zamanda bir anda karşıma çıkınca kötü oluyormuş. unutmayın sevdiklerinizi özlediğinizi. çok kötü oluyor, hele çok uzaktaysa.
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar