sözlük yazarlarının karalama defteri

#özgürler 

10682.
insan bir yerden giderken bavuluna sadece eşyalarını koymuyor. tüm yaşanmışlıklarını, hüznünü, nefretini, pişmanlıklarını, güzel anılarını da koyup götürüyor. nereye kaçarsan kaç gerçeklerden kaçamıyorsun...
devamını gör...
10683.
insanlar nasıl bu kadar acımasız olabiliyor, aklım almıyor. nasıl bu kadar acımasızca eleştirebiliyorlar, bilmiyorum. böyle nahoş şeylerle karşılaştıkça üzülüyorum gerçekten. ne denir ki? kötü düşünenlerin, kötü niyetlilerin düşüncelerini de niyetlerini de Allah iyiye çevirsin. çünkü bunca kötülükle yaşamak zor, kişinin kendine yaptığı büyük zulüm.
devamını gör...
10684.
şehir büyük bir gürültüyle yıkıldı. devrildi birer birer surlar ve altında kaldı çocuklar. toprak korkunç ağzını açtı ve yuttu hayatı. koyu bir sis yayıldı gökyüzüne. saniyeler içinde mahşer kırmızısına döndü ortalık. gören gözler saniyelerin şehri devirdiğini sandı.
lakin çöküş yıllardır bir yara gibi kanayarak verdi haberini. şehir duymak istemedi.

çığlık çığlığa bağıran kuşlar felaket havadisleri yaydı sokaklara. toprak çirkindi verimsizdi haindi! görmedi şehir görmezden geldi. heybetli surlar dikti üzerine. zemin gittikçe ağırlaştı. bu heybeti taşıyacak şerefe sahip değildi ve çöküş başladı.

her doğan güneşte birkaç taş daha yıkıldı temellerden ve birkaç taş daha konuldu çürük evlerin inşaasına. ve o gün geldi koptu kıyamet. emek çaba şeref abidesi surlar birer birer yıkıldı. sokaklarında çocukların koşturması hayal edilen şehir bir mezarlığa döndü. gören akıllar da sordu;


"onura layık olmayan heybete dayanamayan çürük toprak mı suçluydu; çürük toprakta heybet arayan şehir mi?"
devamını gör...
10685.
en sonunda yakılması gereken defterdir.
eğer bunu görürsen ve bunu yazan kişinin ben olduğumu anlarsan diye yazıyorum:
en ihtiyacım olan zamanlarda seni arayıp sana ağlayamadığım için kızgınım. sana kızgınım. duygularımı çalışına, ayakkabının ucuyla kalbimi ezişine.
bencilliğin uğruna beni yok edişine. çoğu şeye. ciddi ciddi kızgınım.
devamını gör...
10687.
sizce kim aptal sonsuz karanlığa hızla yürüyen etten bedeni ile yarınlar yokmuş gibi çalışıp "büyük" adam olanlar mı? yoksa bu dünyadaki soyunu devam ettirme iç güdüsüyle aynı diğer canlılar gibi ve hayvandan farksız yaşayan yerini kabullenen bi taşralı mı?
devamını gör...
10689.
günlerdir kendi kendime konuşuyorum. haftaya mahkeme var ve ben 20 yıl sonra ilk kez mahkeme göreceğim. 20 yıl önce çok başka sebepten görmüştüm o gri isli duvarları. sakallarım yeni terlemiş ve göğsümde filistin yangını vardı.

şimdi bakıyorum da o köprünün üstünden sular akmış değil, köprü yıkılmış, eylenmiş viran.

ama iyi olacak herşey. çok güzel olacak gibi siyasal bir motto kullanmayacağım. olanda hayır vardır diyerek geçeceğim.
devamını gör...
10691.
çalışanı içeri girince dahi koltuğundaki yamuk duruşunu düzeltmeyen patronlar , geometri aleminin şekil delikanlısı olan yamuğun haysiyetiyle oynuyor arkadaşlar. yamuk olmak bu değil !
devamını gör...
10692.
istediğin gibi değilsem, isteklerini değiştir. bu söz insan ilişkilerimde en önemli ayrıntı. olmak istediğiniz gibi olun. sevilmek zorunda değilsiniz... başkaları için yaşamak zorunda değilsiniz. ben buyum deyip devam edin yolunuza. isteyen yanınızdan yürür, isteyen karşı kaldırımdan...

yanımızdan yürüyenlere selam olsun.
devamını gör...
10693.
. . . bazen herşeyi bilmemenin ne kadar büyük bir erdem olduğunu anlıyorum.
. . . bunu böyle yaparsam acaba ne olur, şimdi mi alsam biraz daha mı beklesem. bunun gibi daha bir çok soru aslında insan hayatının kısa bir özetinden başka birşey değil. verdiğiniz kararlar bu dünyada ki yaşam şeklinizi belirliyor. ne kadar doğru şeyler öğrenirsiniz o kadar da doğru karar veriyorsunuz. görece daha huzurlu ve mutlu yaşam daha çok öğrenilen doğrulardan geçiyor. her şeyi bilmek tıpkı heyecanla beklediğin ama sonucunu bildiğin bir derby maçı gibi. her şeyi bilmek hiçbir seçeneğin olmaması demek. ben yanlışlarımı da doğrularım kadar seviyorum. çünkü onlar benim doğruyu bulmakta ki en büyük temel bilgilerim.
devamını gör...
10698.
onun varlığına dair çelişkiler gün geçtikçe artıyor, artık görmeye dayanamıyor. “kir!” dedi kendi cürmü saydı. cürmü daima kendi hesabına yazıyor. kalbinin halinin ona aşikar kılınmasıyla tebessümü buruklaşıp öylece kaldı. mütemadiye alaka gösterir, özellikle ilgilenir. kafayı nüansa takar zihninde zayıf bağlarla mekik dokur dururdu: zanlar. durduğunu duyumsadığında artık iş işten geçmiş değil. “yeknesak” dedi. itibarın değerini şiirle ölçüp biçmeye niyet etti biraz da Allah’ın rızasını gözeterek. bilmiyor ne bilmesi gerektiğini. bilmediğini ve bilmediğini biliyor. bilse de emin değildi.
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar