sözlük yazarlarının karalama defteri

#özgürler 

10822.
tam bazı insanlarla konuşacaklarım bitti artık muhatap olmam diyorum bu sefer onların iletişesi geliyor. yahu yapmayın yapmayın. kafamı netleştirmek istiyorum ama bulanıklaştırıyorsunuz. ayrıca daha önce neredeydin diye sorarlar adama...
devamını gör...
10823.
hissizlik mi mutsuzluk mu? şu an neyin pençesinde olduğumu, nasıl geçeceğini bilmiyorum. melankolik zırvalarım bile yok yanımda. o yüzden ifade edemiyorum kendimi. sadece aynı şeyi tekrar ediyorum durmadan, her şey için; dünya bu kadar zor bir yer değil. dünya bu kadar zor bir yer değil. dünya bu kadar zor bir yer değil.
devamını gör...
10824.
böyle durumlarda kelimelerle aramın daha iyi olmasini umut ederim hep. olmayacak pek çok şeyi umut ettiğim gibi. bir seyi çok istersin ama aslında deli gibi de korkarsın ve o korkunu yenmen için ugrasman gerekir. sen bunun için kendinle mücadele edersin, kendini ikna edersin, aylarını harcarsın sonunda ise her defasında bir tuğla koyarak sapasağlam bir bina inşa etmis olursun. söyle bi geri çekilir bakarsın "tamam sonunda oldu."
ama sonra bir bakarsın o binayı kendisi için inşa ettiğin kişi çoktan senden geçmiş, hatta başkasına meyletmiş.
sen onca yoruldugunla, çabanla ve elinde sapasaglam bir binayla kalakalırsın öyle. hadi bakalım yık yıkabiliyorsan.
yıkmak istemiyorsun işte. biliyorsun ki anlamı yok artık onun ama dönüp bakıyorsun, ah çekiyorsun en derinden. keşke diyorsun keşke anlamlı kılabilseydim seni, ya da keşke bu kadar uğraşmasaydım seni inşa etmek için.
kalbindr onun ağırlığıyla yaşamak da olmuyor, yikmaya ne gücün ne isteğin oluyor. böyle saçma sapan bi halde buluyorsun kendini.
en sonunda şunu diyorsun, keşke daha az korksaydım. keşke daha farklı karşılık verseydim, keşke sevmeyi bilseydim. keşke kendimden bu kadar taviz vermeseydim. keske hiç beni bu denli işgal etmesine izin vermeseydim ve keşke keşke unutabilseydim.
devamını gör...
10825.
insanın mallığının farkına varması da büyük bir nimet, bir şükür sebebi olsa gerek. bununla yüzleşmesine sebep olan hadiseler ne kadar acı verse de şükretmek gerek. ki, bunlardan ders çıkarabilsin, kendini ve başkalarını sürekli suçlayarak enerjisini tüketmeyi bırakıp aklını başına alabilsin ve bu durumdan kurtulmanın yollarını bir an önce bulup kendini düzeltebilsin.
devamını gör...
10828.
yarimi ellere gelin etmişler demiştim dimi.

bugün de nişanlısıyla fotolarını falan gördüm.
lan sen daha 7 ay önce benımle konuşuyodun ne ara manita yaptın da tanıdın da karar verdiniz de nişanlandınız?
gençler hızlı aga. dertliyiz.
devamını gör...
10829.
bugün mescide girdiğimde içeride bi anne ve bebeği vardı. anne bebeği kucağına alıp kapıya geldi. ayakkabılarını giyebilmek için bebeği yere yatıracakken 'isterseniz ben tutayım' dedim. çekinmeden bebeğini kucağıma verdi.
nasıl güzel bi his kapladı içimi anlatamam.
kundakta kuş gibi hafif bi bebeği kucağıma almayalı o kadar çok olmuş ki...
kokladım, mis gibi.

bebekler çok güzel.*
devamını gör...
10831.
park ederken arabanın diğer arabalara göre hareketini daha iyi anlamak için simülasyon oyunu oynama fikrine gülenleri kara listeye alıyorum. bu işi bu şekilde çözersem nasıl gülerim ama, umarım gülerim ama, ya gülersem.
devamını gör...
10832.
ah be ulan. güzel duygularla, geceni gündüzüne katıp, binbir emekle ortaya güzel bir şey çıkarıyorsun. maddiyatı geçtim manevi olarak bile karşılığını vermiyorlar. çünkü biliyorlar överlerse maddi olarak da doyurmak zorunda kalabilirler.
sonra başlıyor insan sallamasyon işler yapmaya, başta o ateşi söndürmeyecektiniz, şimdi ne anlamı var, insanda heves mi bıraktınız!
devamını gör...
10833.
gözlerimi kapattım. esmeyen bir rüzgar okşuyor tenimi. yineliyorum; benim olan beni bulacak. kapalı gözümden sızan yaşa aldırmıyorum. ölüm var. geri kalanlar o kadar da değmiyor üzülmeye.
devamını gör...
10834.
bugün nedense sözlükte platonik aşk vakalarımdan bahsedesim var. düşününce ama buradan bakıp düşününce ne kadar büyük bir lüksmüş gibi bunu düşünmek. derdim buymuş gibi falan. ama aslında öyle değil. en berbat derdimiz bu olsa di mi?
devamını gör...
10835.
bütün ömrümü iyi şeyleri bekleyerek harcadığımı ilk godot’yu beklerken’i okurken anlamıştım. hayatında okuduğum en müthiş kitap değildi ama hayatımı nasıl bo. ettiğimin farkındalığını fazlasıyla anlatan kitaptı. hiçbir yere gitmiyoruz, hiçbirşey yapmıyoruz ama o “iyi şeyleri” bekliyoruz. nasıl birşey olduklarını, ne işe yaradıklarını, onlarla ne yapmamız gerektiğini bilmeden bekliyoruz. yapacak daha iyi birşeyimiz olmadığından mı? hayır her zaman yapacak çok iyi şeyler var! peki bunları yapmaya takatimiz kalmadığından mı? hayır ne yaptık ki o kadar yorulalım! peki bunca insan, godot’yu beklemeyen bunca insan, varken biz niye bu kuyuya düştük de çıkamıyoruz, farkımız ne bizim? bize dünya diğerlerinden daha mı kötü? daha mı acımasız? daha mı insafsız? hayır, hayır, hayır!
peki biz niye böyleyiz?!
bilmiyorum.
devamını gör...
10837.
piyanonun tuşlarına bastıkça çıkan tını gibi insanların bam tellerine basınca verdikleri tepkiden psikopatça haz alıyorum. bazısının hırçınlaşması, bazısının köşeye sıkışmış olması beni benden alıyor.
sanırım çok da iyi biri olmuyorum. ama nedense bunu görüp bildiğim hâlde hoşuma gidiyor.
devamını gör...
10838.
bazı hallerden kurtulmanın iki yolu vardır. ya hayal dahi edilemeyen güzellikte bir şeyin başa gelmesi ya da sağlam bir tokat yemek. ben ikincisinin beklentisindeyim bu sıra. ama umarım yerden kalkabileceğim ölçüde olur şiddeti.
devamını gör...
10839.
tebessüm maskemi takıp etrafımdaki herkese “her şey yolunda, ben iyiyim.” diyorum. oysa nasıl olduğumu bilmeden günlerdir bir yolda öylece yürüyorum ve zaman zaman yolun sonuna geldiğimi hissediyorum. yolun sonu güzel olur mu, bilmem. bildiğim bir şey varsa o da ondan razı olduğum.
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar