sözlük yazarlarının karalama defteri

#özgürler 

11181.
arkadaşlarımı çok özledim. hep aynı yere gidiyoruz diye şikayet ettiğimiz avm'deki kafeyi bile özledim. inanmayacaksınız ama metroya, otobüse binmeyi bile özledim ya! iki aydır oturduğum ilçenin sınırlarından dışarı çıkmadım. canım ilkbahar çiçeklerini görmeyi özledim. mesafeler bitti sandık pandemi çıktı başımıza... biz nerelere gidecektik halbuki, en olmadı akşamları eve dönmeden oturup bir çay içecektik.
şimdi bütün günler aynı gibi. her gün uyanıp "bu ne yav dünün aynısı" diyorum. markete gitmek bir heyecan oldu hayatımda. eskiden yürümekten nefret ettiğim o caddede yarım saat yürüyebildik diye eve uça uça dönüyorum.
hamur işinde iyiydim, ne yalan söyleyeyim, ama artık evde ramazan pidesi ustası oldum ya!
Allah'ım, izninle artık bitsin bu gönüllü gönülsüz karantinalar. mutasyona mı uğrayacak, aşısı mı bulunacak artık kurtulalım bu ürüsten. çok sıkıldım.
hayır ben sadece sıkıldım da, ya işini kaybedenler? hayatını kaybedenler, yakınlarını kaybedenler... her gün korku, endişe içinde işe gidenler, sağlık çalışanları, market çalışanları... *
bir an önce selamete çıkalım inşaallah, amin.
devamını gör...
11183.
kahveye süt eklemek bana ihanet gibi geliyor. bir maddenin yapısını bozmak gibi, kimyasını değiştirmek gibi. kahveyi sade, sütsüz, otsuz, copsuz içmek böyle dertsiz tasasız bir hayat gibi.

hani öyledir ya, çok fazla bir şeyler iç içe girip karışınca bir huzursuzluk çıkar, o hesap.

sen neymişsin be kahve!
devamını gör...
11184.
sevgililer günü, anneler günü, babalar günü, kadınlar günü, yaşlılar günü, engelliler günü, o günü bu günü içerisinde bi bacanaklar günü de kutlanmalı.

bütün bacanaklar hediye olarak birbirine tuğralı ve kemal atatürk imzalı doblo falan hediye etsinler, pikniğe götürüp mangal yaksınlar.

bacanaklar gününü de dünya bi düşünsün. takvimde yer ayrısınlar..
devamını gör...
11185.
sanayi devrimi sonrasında insanın dünya daki rolü oldukça değişti. üreten toplumun yanında tüketen bir çehreye büründü insanın yüzü. iş bu yüzden tüketmek üzerine oldukça başarılıdır insan.

rotasını kaybeden insanın, yoksul hüzünlerini sadece anlık zevklerin tutsaklığı ile ölçülebilir. başıboş - tükenmiş insan, anlık gülümsemelerin ve boş lakırdıların insanı olmakla övünürken, tarlasını “istediği” rençbere tabi ki sürdürebilir. sonuç olarak her rençberin bir elleri - tırpanı vardır ve tarlanın ihtiyacıdır sürülmek. doğal seleksiyon. çıkacak ürünün kalitesi ve kalifikasyonu ne denli önemlidir orası tarla sahibinin sorunudur. tarlasını kimin sürdüğünün ne önemi olabilir ki ?

dağlara doğru yürürse kişi, nefesinin dahi yankılanması mümkündür. yanisi kişi bağırırsa ses ona geri gelecektir. dünyanın matematiği müthiş işler bu konuda. ne eksik ne de fazla. ses sahibini mutlaka bulur.

sevgi bir ihtiyaç terennümü değildir. sevgi bir yaşamsal formdur. herkese verilmek zorunda dahi değildir. insanlardan bazıları haketmediği halde çok sevilir. bu durum sevenin ya da sevilenin sorunu da değildir. elma tahir zühre hikayesi.


aşk insanı vurur. vuruldukça dönersin döndükçe vurulursun. vura vura döne döne yanar durursun. bunu tesbih - teşbih ederek yaşıyor insan. farkındalığı ne kadar yüksekse o kadar kabullenici ve affedici oluyor. ne diyordu şair;

“elif diyorum sitare, sineme elif çekiyorum
“ah minel aşk-ı ve halatihi..”
çok eski bir gerçektir bu biliyorum”

zor günler insana daha çok anlam ve daha çok görüş yüklüyor. çekilen ağırlar, acılar, korkular, kalınan yalnızlıklar, ıssızlıklar şunu öğretiyor insana, herşey geçiyor.

insan kendini çok önemsememeli. artistlik yapmamalı. aciz ve muhtaç olduğunu unutmamalı.

nihayetinde mutluluklar dilemek en doğal haktır kişi için. aradığı ne ise onu bulmuş olmanın mutluluğu ile “evet” mutluluğu ile yaşasın.

direnmek ve sabır büyük düşler içindir.

vesselam.
devamını gör...
11186.
hiç problem olmayacak şeylerle canımı sıkan insanları düşünmek istemiyorum. mümkün olmayışı eşittir baş ağrısı. beş dakika önce tebessüm ediyordum, şimdi mahkeme duvarı suratımla ne yapacağımı bilmiyorum.
devamını gör...
11187.
bir arkadaşımı şu grup yorum ibrahim gökçek olayını desteklerken gördüm.
sonra dedim ki bu dava gerçekten öksüz, gerçekten yetim...
devamını gör...
11189.
iki yalnız bir doğru edebilirdik. bu cümle anlatıyor içimin sen ihtişamını. büyüklüğün kimsede kalmadığı akşamlarda kurulan sofralar ve kırılan kadehler, biliyorlardı belli ki içimin sen düşünü. yoksul hüzünbaz çiçekler kadar yalnız, soyguna giden hırsızlar kadar çaresiz, erimiş demir kadar şekil vermeye açık bir kalbim vardı oysa. oryantalist söylevlerden uzak, oportünist düşlerden gayrı, pragmatist cümlelerden aykırıydı sevişim. bir cümle uzağında bin engel ve ayın gündüzün olmadığı hastane soğukluğu, tatsız ve tutsuz gece - gündüz. gitmek istediğim çok yerin, çok sessiz, çokça ıssız ve deli köşelerinde sıkıştırdım kendimi. elimde küflenmiş bir kaç cümle dışında, hesabımdaki bolca sıfır kaldı. bu da mevzu değildi. ısınmış rakıları hiç sevmedim bilirsin. dalgınlıktan ters yaktığım sigara gibi hayatım. hala kullanılabilecek tarafı varken zevk vermeyeceği besbelli. koparıp filtresini, zehrini tamamen çekmek de seçecek bu hayatın. sonuçlarına katlanacaksa.

adını söylemeyi ne çoklar arasında gördüğümü anlıyorum bu solgun akşamlarda. yüzü suyu hürmetine edilen dualar, boşa çıkmayacak belli. dilsiz olmanın hükmünü öğreniyorum acıyla.

geçiyor herşey. ağrılarını sararak tütün yerine ve çekerek derine. sızım benim. kalırsa kül kalır derdim hep. işte oturdum yangın yerine. parklarımı yakarcasına eşiyorum küllerimi.

savrulduğun aynalarda yüzünü arayacaksın. ben öyle yaptım çünkü. tanıyamadığım suratlara baktım durdum. uyandığımda kimliksiz olduğum sabahları ve uyumadan evvel yitirdiğim kimsesizliğim gibi. olsun sen yine de güzel hatırla yolculukları. menzile varamayan yolları.

ya da istersen hatırlama. unut. yeniden yaşamak için unut.
devamını gör...
11190.
şimdi bu günler geçecek. evde kalmanın şahsım adına zorunlu olan günler. 2 aydır sadece hastane ve zorunlu ihtiyaçlar için dışarı çıkma yasağım bitecek. işte o zaman ipini koparan dana gibi olacağım.
devamını gör...
11192.
insanı özel ve erişilmez kılan herşey, insanın doğası gereği özel olmasıdır. eşsizlik denilen hikmet burada saklıdır. herkes gibi beklentileri olan, diğerleri gibi ihtiyaçları olan bireyler, toplumun anaforuna sürüklenmeye ve boğulmaya mahkumdur. ihtiyaçlarını tercihleri sebeplendirirken bin bahane bulabilir insan. oysa tükendiğinin ve özelliğini bitirdiğinin farkında bile değildir. doğurgan bir öfkenin sabahında pişmanlık serüveninde insan, en doğru duygularını bile hata olarak nitelendirebilir. bu insanın kendiyle hesaplaşmasında kaçak oyununun gerçeğidir. tükenen ruhunu anlık zevk dehlizlerine de çekebilir. oysa içten içe bilir, azaldığını ve tükendiğini. aynalar asla yalan söylemezler insana. duymasını bilirse kişi.
devamını gör...
11193.
sabah muştular ektiğim bulutlardan aziz yağmurlar yağdı vakit akşamı bulunca. çok teşekkür ederim rabbimm, sen ne yücesin. unutuyoruz ama biliyorum bizi en çok ve her şeye rağmen sen seviyorsun,merhamet ediyorsun. senden sonra da annemiz. sen yine biliyorsun ki annem,kalbindeki yüzüne yansıyan, kimseye kıyamayan biri. ve sen onu bize bağışladın. şimdi yine bekliyoruz umutla yeniden gözünü açacağı anı. sen mahzun bırakma bizleri olur mu rabbim.
devamını gör...
11194.
sevdiklerinizin iyi olması haricindeki her şey boş, gerçekten.

herkes rahat olma peşinde, tüm pişmanlıklarım daha rahat olabilme ihtimalinden kaçışım üzerinden dönüyordu biraz da. ben bunların peşinde düşünüp ayılıp bayılırken ilahi bir güç sarstı şöyle bir. yani bu şey gibiydi, hastalık harici bir sebeple kendinde kusur ararsın sürekli, sonrasında da çaresiz bambaşka bir hastalığa tutulduğun söyleniverir.

bu sefer ki geçti, ya geçmeseydi.

(bkz: unutursak kalbimiz kurusun deyip de neyi unutmadık)
devamını gör...
11195.
işten geldikten sonra yorgunluktan ağırçekimle agzının orta yerine neo tarafından yumruk yemiş ajan smith misali yatağa iki seksen döşendim.dil dışarda uyumayı gercek hayatta yaşattı bugün bana. ne uyuduk beğah!yarasın!
devamını gör...
11196.
inançlı kimselerin imtihan olarak kabul ettiği musibetlerin yanı sıra, yüce mevla’nın ikramları karşısında; benim gibi ortalama müslümanların yaptığı amelin, ettiği şükrün vasatlığını hatta hatta değersizliğini bir kez daha düşündüm bugün.
şayet rahmeti, gazabını geçmese halimiz nice olur, Allah’u alem.
mübarek ramazandır, korku ve ümit arasında kâmil bir imanla rızıklandırsın.
devamını gör...
11197.
yeni günlerim, insanı yenileyen bir yanının olduğunu hissediyorum. yapamadıkların için bir pişmanlık, yapmak istediklerin için içinde tutuşan ufak bir yangın. bu sene de kendimle kavga ettiğim çok konu oldu. kendimi bile anlayamadığım. nedenler, niçinler, hayırlısı böyleymişler. fakat muhtemelen daha sonrasında, en yakın yarın olmasa da uzak bir yarında kendime teşekkür edebileceğim kavgalardı bunlar. düşmek değil mesele, her yere yazsam da bunu, düştüğüm an yine kendime kızmadan edemiyorum. sanki insan olmanın noksanlıktan ibaret olduğunu bilmiyormuş gibi. yine de kendi çapımda iyi işler çıkarttım sanki. o kadar kızmanın yanına bir de çabam için teşekkür ekleyeyim bari.
devamını gör...
11198.
rüyamda onunla karşılaşmışım karşılıklı sohbet etmişiz hatta yemek yemişiz sonra beni iş yerime bırakmak için arabaya yönelmiş ve yine beni sinir edecek bir şey bulmuş. hiç değişmemiş. öyle güzeldi ki. özlemişim. *
devamını gör...
11199.
yasak adlı şiirim*
reisim nolur kaldır artık yasağı
özledim bizim bacanağı
gel vazgeç bu sevdadan
şimdi tam zamanı

oytun erbaş mehmet ceyhan
yorulduk artık tıpçılardan
mizahları zaten berbat
kaldır artık yasağı yavaştan yavaştan

sözüm bitmeye yakın
yasağı uzatma sakın
zaten yok hayatımda bir kadın
reisim nolur kaldır artık yasağı
devamını gör...
11200.
"kuytu bir tesiste bayat çay sigara eşliğinde varacağım yerin de çare olmayacağını idrak ettiğim yalnız yolculuk hissi var üzerimde epeydir"
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar