sözlük yazarlarının karalama defteri

#özgürler 

11337.
kuzenime tıp bölümünün gerçeklerini anlattığım için yazmaktan vazgeçirdiğim iddia edilerek tüm insanlık tarafından linç edilme tehlikesi altındayım.

kısa bir süre de olsa haber alamazsanız başıma bir şey gelmiş olabilir ancak zerre pişman değilim.
devamını gör...
11336.
dört gözle üstüne titrediğim şeyden vazgeçeli yıllar olmuşken unutulmuş bir sesin yankısı nasıl uyutmaz hala beni? bu son olsun; azabından azat et artık ruhumu, etimi.
devamını gör...
11335.
yarın için ümitlenmeden yaşamak, daha kötüye gideceğini bilmek, artık sevinememek, sevinsen bile bir anda aklıne gelen şeyler sebebiyle tebessümün sönmesi ve o an bile mutlu olamamak, hayal kuramamak, beklentiye girmemek, ama her şeyin mükemmel ve normal gibi görünmesi... evet belki de sadece yer kaplamak oluyor bu durumda varlığımız yaşamak değil ve biliyorsun ki ne kadar yaşarsan yaşa bunlar hep içinde bir yerlerde kalacak. gözündeki bulut, gönlündeki iz gülüşündeki gölge olarak.hani şair diyor ya "ziyan olduk ziyadesiyle" diye işte tam olarak öyle. ziyan olduk.
devamını gör...
11334.
ne diyeceğimi bilemiyorum sözlük. kaç kere sildim kaç defadır tekrar yazıyorum. ancak her seferinde aynı şey oluyor. ne yazacağımı bilemiyorum. sadece usandım. düşünmekten, yaşamaktan, her şeyden. içimde bir yara var hiç iyileşmiyor. "kabuk bağladı, iyileşiyor" dediğim anda bir bakıyorum ki tekrar kanamış ve her şeyi kana bulamış. zaten sönük olan enerjimi de öyle bir sömürüyor ki ayakta durmaya dahi mecal bırakmıyor. biliyorum ben de herkes gibiyim ama bu da yarayı iyileştirmiyor işte. benim yaşadıklarımdan çok daha ağırlarını yaşamış olanlar var tabi ama o yara hep kanıyor, hep kanıyor. başkalarının aynı şeyi yaşaması onu hafifletmiyor ki. sineğe bir kap derya gibi gelir diyorum.

geleceğe dair umutlarım vardı ama yaş ilerledikçe, karakterimi de düşündükçe, gerçekleri de tüm çıplaklığıyla görünce "ne salakmışım" diyorum sadece. bir hayal kurmuşum onla senelerdir oyalanıp durmuşum kendimce. fakat zaman geçtikçe bunun sadece bir hayal olduğunu, dünyanın hiç de düşündüğüm gibi olmadığını anlamaya başlıyorum. anlıyorum anlamasına ama ayak da uyduramıyorum işte. kendime fazla pay biçtiğimi diğer insanları izledikçe görüyorum. "fakat" diyorum "keşke 'ben diğer insanlar gibi olamam' diye derken bunu yapsaydın" diyorum şu an. hiç onlar gibi davranmasaydım. belki de böyle olmazdı, belki de bunları yaşamazdım, kim bilir. altından kalkamayacağım işlere bulaştım. diğer insanlar gibi olabileceğimi sandım ama hem büyük bir yanlışın içine girdim senelerdir cezasını çekiyorum hem de diğer insanlar gibi yanlışı doğruya çeviremedim. sadece elimde kırık bir anahtarla dışarıda kala kaldım.

yoruldum işte sözlük. yarın bir gün iyi bir şey olacak olsa bile bunun biteceği veya yerine başka bir derdin geleceği düşüncesi geliyor aklıma. şimdiki dertler bitse bile yerine yenisi gelecek. dünya imtihan dünyası. dünya bir zindan, en iyisi ahireti kurtarmak diyorum ama o konuda da eskisi gibi değilim maalesef. hac suresi 11. ayet geliyor aklıma. uzun zamandır da kendimi de ona dahil olanlar gibi görüyorum. yani dünyayı da ahireti de kaybedenlerden. hayırlısı sözlük, ne diyeyim.
devamını gör...
11333.
uyanıkken harikulade bir oyalanma ustasısın. hani neredeyse düşünmek istemediklerini düşünmemeyi bile başaracaksın. ama gecenin birinde rüyanın birinden dayak yemiş gibi uyanmayı ne yapacaksın bilmiyorum. çok kısa süre önce "kaçıyorsun kaçıyorsun nihayetinde aynı sunakta dökülüyor kanın" derdim bunun için ancak artık bütün süslü cümleler de sarıldığım esaslı sebepler de boş, şükürler olsun.

"ben nefsine zulmedenim sen sübhansın ya rabbi. ben nefsine zulmedenim sen sübhansın ya rabbi. ben nefsine zulmedenim sen sübhansın ya rabbi."
devamını gör...
11332.
kaba insandan koşarak uzaklaşıyorum sözlük. düşünsene kendisini hayvandan ayıran en belirgin özellik aklını ve dilini kullanabilmesi, ama o bu özelliğini kullanamıyor. bence aklı olsaydı bu özelliği kullanırdı. paradoksun büyüklüğüne bak!
devamını gör...
11331.
woahh dünya varmış yeminle.. eski bir arkadaşımla 1 saati aşkın bir süre telefonda konuştum, modum yerine geldi, süper oldu keyifler çok şükür... anladım ki ben insanlarla iletişimden alıyorum yaşam enerjimi.
devamını gör...
11330.
kendimle muhabbet etmekten çok sıkıldım.çevremdekilerin aynı muhabbetlerinden de çok sıkıldım.bana yeni insanlar,başka bakış açıları,başka mizaçta insanlar gerek.tebdil-i mekanda ferahlık vardır sonuçta.
devamını gör...
11329.
hooyyyy canım yine sıkılıyor.. her akşam aynı şey mi olur, aynı şey oluyor. bir kasvet çöküveriyor. sırf bir ses olsun canlı radyo programı filan açıyorum. iki gün önce boğazım ağrıyordu, dün biraz nezle gibiydim. sonra sırtımda ufak tefek batma hissi. sabah kalktım, boğaz ağrım geçmiş, kolonyamın kokusunu misler gibi alabiliyorum. şükrettim. ne ara bu kadar korkak oldum bilmiyorum. aslında hasta olmak değil bana bakacak kimsenin olmaması korkutuyor itiraf ediyorum. (bkz: hastalık hastasının not defterinden)
devamını gör...
11327.
insanların sırlarını anlattığı, güvenilir insan olmak istemiyorum artık ancak mesafeli davrandığım insanlar dahi -çevremdekilerin hemen hemen hepsi- ummadığım anda ummadığım bilgilerini benimle paylaşıyor. mal gibi bakıyorum ve cevap bile veremiyorum artık. tükendim yani.

beni gören insanların nedense bi içini dökesi, bi günah çıkarası geliyor.

yıldım lan.
devamını gör...
11326.
5 yılda ne yazmışım,isyanım neyeymiş, duyarım kime? sesimi duyan olmuş mu kelimelerde? faydam olmuş mu hiç birine, gelene selam vermiş, gidene gitme demiş miyim? zaman zaman fazla iddialı olup bazı bazı buna gerek yokmuş ya demiş miyim? kimi övmüşüm, kimi gömmüşüm, kimi gözümde büyütmüşüm, kime haksızlık etmişim... sahi ne yazmışım. çıktım yola. 7000+ tanımımdan 1000 i okudum.
aynı kalmadığım için, devinimin dönüşümün erdemine inandığım için mutluyum.
şunu fark ettim ki geriye dönüp bakılmadıkça,kutu açılmadıkça hepsi orada sadece bi an. fazlası değil. kendime unutma diye düştüğüm tarihi de olayı da unutmuşum mesela. ne olmuştu ki?
geçicilik, sana feci hayranım!
devamını gör...
11325.
uzun zaman sonra artık hatırladım: merhamet...kalbimin kendine merhamet etmeye ihtiyacı vardı. merhamet ile gaflet ince bir çizgi. ne kadarında orta yoldayım hayatın bilmiyorum.
merhamete ihtiyacı var muhakkak kalbimin. ama nasıl?
devamını gör...
11324.
bazen insan, yalancı bir cennetin ümidiyle yanıp tutuşuyor. çiçekleri sûni, ırmaklarından mey yerine sirke akan bir cenneti dahi.
öyle ki; uğruna kavga etmeden, çarpışmadan, savaşmadan.. bir kerecik, onu kanıyla hak etmeden. bir toprağın kucağında soluklanmak.. bâkir tebessümleri saklamaksızın, beklemeksizin, ümit etmeksizin. yüzünü yoldan çevirip, yüzünü semâdan çevirip. o an var olmanın ağırlığını unutarak, toprağın kucağında soluklanmak.. herkesin aradığı yarı buçuk cennet. bilmiyorum, belki en büyük kibir alâmeti. zirâ insan makam ve kudret sahibi değil.
içimde bir türlü hiçbir yere oturtamadığım cümlelere muhatap kılmanın bir eziyet olma ihtimalini de göz ardı etmiyorum. nereden başladığı, nereden geçip gittiği belli olmayan yolların hikayelerini sana anlatıyorum defter. hoş, ben anlıyor muyum ki. belki şımarık bir veledin sızlanmaları benimkisi.
devamını gör...
11322.
ruhumu teslim etmek üzereyim. doğru düzgün nefes alabilmek öyle bir nimet ki. bu böyle ise, son nefes kim bilir nasıl. aklıma gelen şeylerle imtihan olurum genelde, tövbe..
devamını gör...
11320.
yalan, iftira, dedikodu...

pis şeyler bunlar ve virüs gibi bulaşıcı. sahte yakınlık, ego dominansı, timsah duyarı da cabası.

kalbinde en büyük odayı vicdana ayırmalı insan, adalet hakkaniyet gayret hep bunun alt birimleri olarak birer masada iş görse kâfi.

ondan kelli Allah ne idrak verirse onun istikametinde kılıç gibi olmak lazım, keskin ve acımasız.

hiçkimse aptal ilkeselliğini size dayatamaz, onun kanunları sizi bağlamaz. o yüzden, kalbinizi kırmasına müsaade etmeyin ve eskaza kırmayı başarırsa daha ağır bir şekilde siz de kırın.

eğer ki ilk kurşun karşıdan geldiyse; bunun bedeli ayniyle mukabele değildir, misliyle mukabeledir.

böylece vicdanınız mutmain, icraatiniz kaim olur.

insanların değeri, sizin verdiğiniz kadar...
devamını gör...
11319.
odini çok özlüyorum. o tatlı tombik suratı, o sürekli bir trajedi yasiyormuscasina mahsun bakan gözleri, aklımdan, zihnimden çıkmıyor. bilenler bilir, odin benim bir kediden çok bebeğim gibiydi, öyle büyüttüm. fiziksel engeli olan ruhu enginlere sigmayip tasarcasina yaşama sevinci barındıran temiz bir kalpti. ben ki kendimi bildim bileli sayısız hayvan bakmış, beslemiş, buyutmusumdur. odinden son bir daha hiçbir hayvani sahiplenemiyorum. olmuyor, elim hiç gitmiyor. ben de oyle bir yarası kaldı ki, ne kabuk bağlıyor ne de acısı geçiyor. her gün düşünüyorum, her gün aklımda... fakat artık basetmeyi öğrendim. seni hep hatırlıyorum oğlum, hiç unutmadım. seni yumuk yumuk ayaklarından öperim...
devamını gör...
11318.
birini sevmek, bir yönünü sevmek değil. birini sevmek onu tamamıyla, onu o olduğu için, olduğu gibi sevmektir. sevmek, ne güzelsin.. bir gün seni doyasıya yaşar mıyım?
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar