sözlük yazarlarının karalama defteri

#özgürler 

dedem, cemal’im, yan odada -allahualem- bu hayattaki son saatlerini geçiriyor. dedenin an be an, dönmemek üzere, gidişine tanık olmak gerçekten çok zormuş. bu hayatı hep gariban yaşadı, “sıra bende” demedi hiçbir zaman, hep el verdi. garibanca da ruhunu teslim etmeye hazırlanıyor. başında bir torunu bir oğlu bir de gelini var, gözü tavanda.

- dede ne var orada, cennet mi, yıllar evvel öte dünyaya uğurladığın hayat arkadaşın zeynep mi. dede ne var orada. canını sevdiğim.
devamını gör...
korkunç bir geniz ağrısıyla gözlerimi açtığımda saat 11’i biraz geçiyordu. yatağımda hafifçe doğruldum, başım dönüyordu. gözlerimi dün kardeşimden aldığım hediye ayakkabılara kitledim, öyle ne kadar kaldım bilmiyorum, yaklaşık 10 dk sanırım. dünden kalma kıyafetlerim hala üzerimdeydi, zaten çok kıyafetim yoktur, kardeşim hediye ayakkabı almasa bugün de 3 yıldır olduğu gibi o hafif spor ayakkabımı giyecektim. bir sıçrayışta yatakta atladım, sıçramasam kalkamaycakmışım gibi hissettim çünkü. kıyafetlerimde beyaz lekeler gördüm, sebebini anlamam uzun sürmedi. tavanın sıvaları üstüme dökülmüş, biraz deli yattığım için sıvaları üstüme belemişim. zaten bu evin dökülmüş sıvaları yerleştiğim günden beri beni oldukça rahatsız ediyordu ancak alışmıştım. dert etmedim, çırptım ancak izler tümüyle geçmiyordu, umursamadım.
elimi yüzümü yıkadıktan sonra mutfağa girdim, 3 gündür öylece duran bulaşıklar üzerinde uçuşan 3-5 tane ufak sinek midemi ağzıma getirdi ancak 37 saattir ağzıma tek lokma koymadığım için hissettiğim tek şey midemdeki korkunç yanma oldu.
ocağa su koyup kaynattım, biriken bulaşıkları yıkamak 40 dakikamı aldı, boşuna geçmiş bir zaman gibi geliyordu bu 40 dakika. bunun acısıyla boğuşurken çalan kapı sesiyle irkildim. belki emin olmak, belki de çocukca bir düşünceyle kapı arkasındakinin kapıyı bir defa çalmakla yetineceği ve gideceği umuduyla, ikinci defa çalmasını bekledim. çaldı. kapıya seğirttim, gelen üst komşum ve aynı zamanda ev sahibi yalçın beydi. kafasında sakil duran komik bir bere, belinin 15 cm yukarısına kadar çekilmiş bir kumaş pantolon, eskimiş kahverengi klasik ayakkabıları ve lacivert süveteriyle bu adam bana hep karikatür dergilerini anımsatırdı. yüzü yuvarlak ve yanakları dolgundu, saçları iyiden iyiye dökülmeye başlamış, burnu kilolu yüzüne göre epey ufak kalmıştı. dudakları ağzının içinde yokolan bu adamı görünce hissettiğim tek şey yoğun bir sıkıntı ve gereksiz bir gerginlik oluyordu. yüzüne taktığı yapmacık ve bir o kadar da küstah bir gülümsemeyle konuşmaya başladı;

-hayaticim iyi sabahlar, rahatsız ediyorum ama apartman toplantısına davet etmek için geldim. aslında girişe bir ilan asmıştık, görmeyenler ve gördüğü halde katılma lütfunu göstermeyenlerin evine tek tek gidip haberdar edeyim istedim.

omuz silktim, bakışlarımı gözlerine kitledim. adeta defolup gitmesini, ve olur olmadık kapımı aşındırmasından rahatsız olduğumu haykırırcasına konuşmaktan imtina ettim. bakışlarımı indirdim, ve lafa devam etmesini bekledim.

-sen de yaklaşık 3 yıldır buradasın, hem komşularla aranda pek yok. eğer gelirsen hem komşularınla tanışmış olursun, hem de apartmanla ilgili herhangi bir şikayetin varsa orada söyleme imkanı bulursun. ayrıca yeni apartman yöneticisi seçilecek yarın akşam, gelsen çok iyi olur.

bu hafif anadolu şivesini kapatmaya çalışan, bunu yaparken de iyice komik durumuna düşen 50’lerindeki adamın asıl derdi anlaşılmıştı. kendisinin duyduğuma göre 5 tane apartmanı, ve sayısını bilmediğim kadar arsası vardı ancak, bu denli varlığın içinde apartmanda yönetici olmak, su ve elektirik faturalarını kiracılarından temin etmek için kapıma kadar gelmiş, oy istemeye çalışıyordu. bir an için adama acıdım, zenginlerin en büyük trajedisi pazandıkları parayla ve mal varlıklarıyla pintilikleri doğru orantıda ilerliyor, diye düşündüm. lafını bitirmesini ve absürt meselenin biran önce son bulması adına uzatmasına fırsat vermeden lafa girdim;

-tamamdır yalçın abi. yarın dediğin saatte orada olurum.

cümlemi bitirdikten sonra kapıya hamle yaptım, uzatmak istemediğimi anlamış yüzü düşmüştü. peki demekle yetindi ve gitti. rahatlamıştım, çocukca bir de gurur duymuştum, çok iyi hatırlıyorum adamı bu kadar az sözle ve sözü kiraya getiremeden başımdan defetmek bana bir şey başarmış hissi veriyordu. bunu kutlamak için bir tütün sarıp içtim, yanında da 4 bardak su, çünkü boğazım bu kadarına izin vermedi.

dışarıya çıktığımda saat 14.00’ye geliyordu. hamza abinin lokantasında yemek yedim. beni pek severdi, belki okuduğum okuldan belki genç insanlara olan sevgisinden. öyle ki, bazıları para dahi almazdı benden, ama ben onu sadece para almadığı zamanlarda ve masama oturup sohbet etmediği zamanlarda seviyordum.
devamını gör...
sanırım hayal kurarken malzemeden çalıyoruz. çünkü sürekli yıkılıyor" diyor grange.
montaigne'ye göre ise; yıkımın sebebi malzemeden çalmak değil, malzemeyi çürük zemine kurmaktır:
"insanlar seni hayal kırıklığına uğratmıyor. sadece sen yanlış insanlar üzerinde hayal kuruyorsun
devamını gör...
okulu bitiremeden 4 senelik kyk kredi suresi bittigi icin* bu yaz calismak durumunda kaldim. 1 aylik suremin dolmasina yakin ozbek bulasikci abiye bir hafta sonra cikacagimi soyledim. cok uzuldu falan sasirdim ben de sebebini sordum. "2 aydir burada calisiyorum hâlimi hatrimi soran tek sen varsin ben kimle konusacagim simdi." dedi. sok oldum. adama kimse sunu yap bunu yap disinda bir sey dememis ki. memleketindeki cocuklarinin ismini, gelecek planlarini, neden memleketine donmedigini, ne zaman donecegini, gercek meslegini vs sormam nasil hosuna gitmis. bana "sen cok iyi bir cocuksun, ben de cikarim senden bir sure sonra memlekete donerim." dedi. yemin ederim gozlerim doldu. hem gozlerim doldu hem insanlardan bir kez daha nefret ettim. orhan veli'nin siirinde dedigi gibi:
"buyudum
ac kaldim issiz kaldim
para kazanmak gerekti
girdim insanlarin icine
ınsanlari gordum."

gercekten boyle. ınsanliga, ulkemizin insanina karsi umutlarim azaldi. uzucu olan da bunu anlattigim herkes kendi tecrubelerini anlatip her yerde boyle dediler. ondan sonra "turkler misafirperver, yardimsever." falan filan. hadi abi hadi ya. ne turkler ne baska bir millet hicbirinin birbirinden farki yok. eskidenmis o isler. gunumuz dunyasi kucuk hesaplar uzerine kurulu. adam arkada pizza almis gizlice yiyor ozbek abi gormesin diye. bizim saf ozbek abi de iki dilim pizzayi saklayan adamdan hâl hatir sormasini bekliyor. sinirlerim bozuldu oturdum agladim. dunya benim gibi cocuksu karakterler icin acimasiz bir yer. ama sen de cok iyi birisin samet abi. tum kalbimle dua ediyorum senin icin.
devamını gör...
bilmiyorum sözlük. hiçbir şey bilmiyorum. bu dünyaya ait mi değilim yoksa şu meşhur ruh ikizini mi bulamadım bilmiyorum. dünya bir tuhaf bense dünyadan daha tuhaf. oyunun kurallarını çözemedim hala. kendi kabuğuma çekilmek de yetmiyormuş. arada nefes alıyorum sanıyorum evet ben de etten kemiktenim ben de varım, heeeyy ben de burdayım diyorum. sesimin çıkmadığını farkediyorum.
koca bir mutsuzluk tablosu olarak işte burdayım. hatalı mıydım? belki. tamam çokça. ama benim de nefes almaya sesimi duyurmaya hakkım olmalıydı. en çok da bu yüzden kırgınım belki. şu an göz kapaklarım kapansa. hiç uyanmayacağım bir uykuya dalsam. belki hiçliği tadamam ama uyurken bir daha asla başıma kötü bir şey gelmeyeceğini bilerek huzurla uyurdum. belki o kısacık huzur parçası bir an için neler vermezdim. tuhaf. çocukken karanlıktan korkardım. şimdi karanlık en çok istediğim şey. güneş ışığı gözlerimi acıtıyor. ne kadar karanlık o kadar iyi. uyumak istiyorum, bir daha hiç uyanmamak için uyumak. bir daha rahatsızlık hissi yaşamamak için uyumak. hiç varolmamış gibi uyumak. hiç kimsenin zihninde yer etmemiş gibi, hiç hissetmemiş hiç gülmemiş, hiç ağlamamış, hiç yaşamamış gibi uyumak istiyorum. belki bir parça huzur için uyumak istiyorum.
devamını gör...
insanlardan uzak bir yerde olmayı o kadar çok isterdim ki. kimse olmayacak ben ve huzur birlikte olacağız. mükemmel değiliz, hepimizin hataları var yanlışları var ama önemli olan vicdan ve merhamet. bunlar eksik olunca ne saygı oluyor ve de sevgi. susuyorsun, ara bulmaya çalışıyorsun olmuyor. bir tarafın cidden insanlığından sorun varsa telafisi olmuyor. ömür boyu diken üstünde duruyorsun. başkalarına anlatamıyorsun halim yok diyorsun gülüyor. içinde cığ gibi büyüyor diyemediklerin. içinden başlıyor bu dertler seni yemeye. bakalım nereye kadar.
devamını gör...
bir şeyi deli gibi, hayatta başka mümkün yokmuş gidilecek başka yol kalmamış gibi isteyip elde edememenin muhteşem bir yanı var. bir daha asla hiçbir şeyi o şekilde istemeyecek olmak. sonrasında olacağın olup olmamasının önemi kalmaması. "eğer olsaydı, başarabilseydim yetmezdi artık bu dünya bana" diyorsun. "hep daha daha fazlasının peşinde koşar yorulurdum." şimdi de yorgunsun ama olsun. günü gelinceye, günün bitinceye kadar dinlenirsin.
devamını gör...
susamıştı. su aldım ona.
çıkardı verdi parasını.
50 kuruş hakkın geçmesin dedi.
önceden demezdi.
hakkım geçmezdi.
ben bütün haklarımı helal etmiştim ona.

değişmenin kitabını yazdım kral.
güçlenmişsen değişmişsindir.
daha piyasada yok merak etmeyin.
bende sadece. içimde. dışımda. her günümde.
aklımda. her yerimde.

tecrübeliyim artık.
duygularını artık tanıyorsan tecrübelisindir.
devamını gör...
dilimin ucunda birşey var ama unuttuğumdan dolayı değil, söyleme kararsızlığından dolayı bu lâl oluşum. kocaman bir eyvallah gelip oturdu söz kapısının kıyısına. sen; lanet göz! kes şu yağış sendromunu! ayaklarım? size ne oluyor peki? niye tepiniyorsunuz? kalp; sen de mi? bari sen yapma.. herşey karıştı, aklımı çağırın bana, çabuk olun! nee? gitti mi?! tamam, kapıya yazı asın; kapalıyız..
devamını gör...
1 mart 2018 /persembe
saat 01.39

33 e girdik..ömrün yarisina 2 kaldi.
aşırı soguk sadece takvimlerde bahari isaret eden gunde gelinen dunya, eski dunya degil..

telli turna lari dinlemek dut ağacı ndaki gibi baris abiden esinlenip sozler vermek kesmiyor bazen..

dogum günlerinde film seridi gibi akip gidiyor hayat.. filmin nerde kopacagi muamma. merak edilen kaygi duyulan . mutlu bi son umit edilen.

dışarda kar. ısteksiz yagiyor. zihnimde düşünceler sorgulamalar . vel asr lar.

bugun de hayal kur poca. varsin insanlar âşık olana mutsuz olacaksin hayal edene hayal kirikligi yaşayacaksın desinler. olursa sevincin kendine olmazsa üzüntün kendine. zararsiz bi eylem oylesine.

hem kalkip sabah yatak odasındaki sandalye uzerinden upuzun kollu bi kazak sececek kizariklarini ogrencilerden gizlemeye bakacaksin..

hem gecen kapıyı carpip ciktigin terbiyesiz erkek ogrencilerle dersin var.

hem hayat sogukta orda burda kivrila kivrila uyuyanlar icin kat be kat zor poca.

hayatin gercekleri her yerden karsimiza cikan kapilar gibi.

ıste tam da bu zamanlar icindeki al yanakli kizilderili kiz hayal etsin.

mendilimde kan sesleri ile basladigi siire umudu durt umutsuzlugu yatıştır diyen sair hatrina.

hayal kur!
devamını gör...
maden dağının moruna baka baka geçiyorum yoldan. sazın dargın olduğu,mızrabın ve telin,dumanın ve külün,kalemin ve elin zay olduğu bir türkü eşlik ediyor işte. yol diyorum ,yolda olmak, yolda durmak,yola varmak ve yola dalmak diyorum.
dalgınım çok dalgınım.civan perçemlerinin arsız arsız gülümsediği, kirazların nazlı nazlı salındığı bir mevsimin ortasında alnımda boncuk boncuk terlerle ilerliyorum. birkaç ikileme daha ekleyiversem mi diye de düşünmüyorum değil hani.
cambazlık mı yapsak yine? ip nerede?
geceye ilerliyorum yavaş yavaş. birazdan bir yeşil kubbenin altından geçeceğim,köprüler geçeceğim,şimdi şuraya bir çift gözü şiir yapıp iliştireceğim biliyorum. geçiyorum.leyl diyesim var,öpesim var geceyi karanlığından. hangi sabaha hangi günahla uyansak şimdi? öpüyorum karanlığından. dalıyorum yine,dem be dem geceye. kalbim diyorum, dikkat ediyorum hep kalbim diyorum. o kadar da bencilim yani.kalbi diyemiyorum. dalıyorum.
vardığım yerlerde hep kapılar gösterildi,hep rüyalar, hep sessizlik. avuç açan adamlar gördüm,inanmadıklarına avucu açılan adamlar. uzun uzun sözler birikmiş yerler,menkıbeler,bir dağ bir çeşme var akıp giden. saçlarında rengarenk örtülerle kızlar gülüyordu,güneşin altında mermerden bir dağın önünde, ceviz ağacının mahmur ettiği bir düş gibi vuruyordu davullar. durmuyorum, uçurumların önünden geçiyorum dilime şiirler takılıyor bir yandan ismet konşuyor,ulan dinle diyor.
dalıyorum. o gülüyor ben dalıyorum. küfür yiyorum bildiğin.
bahçe var önümde,kayısının yeşilinden,şiirinden gazelinden,kirazından vişnesinden bir bahçe önümde. ellerinde hamurun izleri,ekmeğin üstünde mühürlü gözler biriktirmiş işte.
bir çay,bir su ellerinden öpülesi… kibrit çöpüyle bir dal sigarayla haydi yola.

her yol kendi ateşine esir!
devamını gör...
balkona çıkıp artık gökyüzüne bakmak yerine, o yükseklikten yere uzun uzun baktığında anlayacaksın hiçbir şeyin yolunda olmadığını.
devamını gör...
aslında hepimiz aynı hikayedeyiz. sadece roller değişiyor. kimi zaman kırılgan, masum ve çaresiz oluyoruz.. kimi zaman güçlü , kurnaz ve sevimsiz.. hepsi insan hepsi biz.
devamını gör...
az önce bazı konularda zihnim tıkandığı için bir psikologla görüşmeye gittim. hiçbir işe yaramamasının yanında çıkışta simite 1.75 çilekli linke 1.5 verdiğim için psikolojim daha çok bozuldu.
devamını gör...
kendini uygun bulduğun şeye uygun değilsin esasında. bunu itiraf etmek çok güç ama öyle işte. hakkında yazılmış öykü vasat senin. bunu yaşayacaksın. altı çizilecek satırları yok, dönüp dönüp okunacak yerleri yok. neden neden kabullenemiyorsun? kendimle tartışmaktan sıkılıyorum bazen sözlük.
devamını gör...
bu dünya bu kadar nefreti nasıl taşıyor sırtında anlam veremiyorum sözlük.

dinin şu mu? berbat bir insansın. dilin şu mu? iğrenç bir insansın. şu millete mi mensupsun? yaşama sen, öl! şu ülkede/şehirde mi doğdun? öyleyse aptalsın. şu tarz müzik mi seviyorsun? zevksizsin. benim fikir sahibi olduğum konularda bilgin yok mu? cahilsin. sevdiğimi sevmiyor musun? hiçbir şeyden anlamazsın. doğrularım senin doğruların değil mi? ahlaksızsın. beni sevmiyor musun? dünyanın en nefret edilesi varlığısın. kim olduğun umurumda değil, ben ne istersem o olacaksın.

diyor birileri. halbuki hepimiz insanız. bu, bu kadarız. doğduk yaşıyoruz öleceğiz. bunca kini akıtmaya ne gerek var dünyaya? size büyük bir sır vereceğim. korkuyorum sizden. biz olmak mümkünken siz olmayı seçenlerden. korkarım dünya nefretten yıkılacak günün birinde. kin alacak kalbi titreten onca güzel hissin yerini. şaşırmayız vakti gelince çünkü ancak hiçlik paklar bu kadar nefretin kirini.
devamını gör...
benimle açık açık konuş sözlük. sen hiç kendi kendine 'aptalın tekiyim' demedin mi? çıkarıp da gönlümü atasım geliyor şarkısını zihninde volta atarak bağıra bağıra söylemedin mi? bir kere sarhoş olayım da her şeyi unutayım hissine kapılmadın mı? bunların kat be kat fazlasını yaşadım, dile getirdiğim için de taşlanıyorum. bir gün ayyaşlığa bürünüp içimde ne varsa ayık kafayla tek tek koyacağım masaya...
devamını gör...
neden bilmiyorum, hayatımdaki her şey alt üst olmuş gibi. düzen değil ama. kavramlar. kim öz kim üvey karıştı mesela. kim seviyor kim nefret ediyor bilmiyorum. kim yakın kim uzak, yeni yeni anlıyorum.
beni ilk bakışta gören-tanıyan-sarılan arkadaşımın babası; beni görebilecek bir konumda olup tanımayan yengem.
görünce sarılıp sarılmamada tereddüt ettiğim dayım. ki kendisi benim hayatımdaki en önemli üç erkekten biri. ve doğru adamı bulduğumda icazetini aradığım en önemli kişi. aynı zamanda adımı koyan kişi.
uzak. tek kelimeyle uzak.
bilmiyorum benim kaderim mi bu. sevdiğim herkesi uzaktan sevmek. hep sevdiklerime, asıl yanımda olmasını istediklerime hasret yaşamak. ulaştığımı, hasretin bittiğini sandığım zamanda ise onları kaybetmek. hayatım hep birgün kavuşacağım umudu ve bir daha asla kavuşamayacağım hüsranı arasında gidip geliyor.
terk edilmekten korkmak ve korkuyu yenmek adına terk etmekle geçiyor hayatım.
üç dostum vardı üçünü da kaybettim. tek kelime etmeden. hazinemi yitirdim sanki.
bu kayıplar kimi kazanmak için?
devamını gör...
en yakınlarım dahil kimsenin ulaşamadığı bir mesafem var. bununla doğmuşum sanki, samimiyetle veya birilerine soğuk davranmakla ilintili değil. yazmakla bile aşılamayan kocaman bir duvar, bu aralar beni ben yapan şeyin o uzaklık olduğunu düşünüyorum, anlam verebilmiş değilim pek. belki bir gün, zamanı geldiğinde oraya birini dahil ederim. yine de zor mesele.
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar