sözlük yazarlarının şiirleri

#özgürler 

3.
bir gözü kör zamirler
mezmur gönüllü kızı
işaretlemişler hicaz şarkıya
koşuşturmalar başlamadan evveldi
tüm bunlar

koşuşturmalar

istikamete selamet veren
nerede ise sağ işaret parmağı
yön tayin etmiş
bu taraf
o taraf
şu tarafa

her işaret bir yol çizmiş
bu o şu yıllardır
tabeladır izlek bilmezlere
sıfatlara can vermiş
edat sen dur!
ünlem geçecek

ünlem

çağırmayla başlamış dirimi
ve ardı sıra bir gölge
yanık, boz bozlak çığırtı
hayret edip şaşıran sese
beis görmemişler sele
dünden havesli kapılmaya

yârin ensesine bir şaplak
atamadınsa kervandan çık
dedemin ağıtı
kasıkta at koşturmaz
niyetin bu ise eğer.
devamını gör...
gözlerimden tut yoksa öleceğim
bir şey var aramızda
ürkek, sevimli ve az bulunan.
gözlerimi titreten, yüreğimiz sızlatan bir şey
kalbimin kanamalarını durdur o yeşil gözlerinle.
sevdiğim;
yaralı ellerimi tut, kalbimin üstüne dokun şefkatle.
bir şey var aramızda
korkak ellerimi yüzüme sürdüren birşey
gözlerimden tut yoksa öleceğim.
devamını gör...
10.
dua

suskun bıçak sırtı bir gece gibi
dönüyorum semada.
ayaklarımda ısırılmış kabuk bağlayan
acımsı tutkular.
yolların şiirlerinden kalma.
ne zaman düşsem toprağa
yüzüm kanar ellerinde
çocuk bir çığlıktır
artık bünyemde.
kaybolmuş düşler ülkesinde.
bir rüyadır olsa olsa
olan.

yazılmışlardan arta kalan ne varsa
döktüm ortaya
heybem boş.
taşı kuma çeviren bir sözcük buldum
koydum ruhuma ayet niyetine.
oysa yeryüzünde böbürlenerek yürümedim.
eğdim boynumu.
ürktüm.
ceylandım.
kanadım boyuna.

ırmak boylarında kaldım.
nehirler akarken yüzümün
gölgesinde
sırtlanlar gördüm
bir gece
gözlerimin içinde.
tanıdım ve bildim kendimi.
hem yaratılmışların en muhteşemi
hem en rezili.

kibrin ve gururun heybetine yenildiğim zamanlarda oldu.
ateşin gögsüne yaslandığım
emzirdiğim kanımdan
zamanlarda.
bildim gördüm geçtim.
ürkektim. ceylandım.
kanardım boyuna.

ateş attım gecelerin karanlığında
gül bitmedi omuzlarımda
sustum.
pustum.
yetmedi.
dimağıma yapışan bütün heceleri
söktüm ! hiddetle kalbimin nakşından.
ne büyüktüm ki
kanım kurtarmıyordu hiç bir harfi!
ki bir zamanlar kocaman tevhidi kurtarırdı
dilimizin ucundaki " Allah "
şimdi hayyamsı bir kabile gibi
iman oyunları oynuyoruz.
ne inanıyor
ne vazgeçiyoruz.
ah biz insanlar
ürkeğiz
ceylanız
kanıyoruz boyuna.

aşk için atılan düğümler
sökülüyor limanlarımdan.
bütün gemileri serbest bırakıyorum
akıntısında hayatın.
tek bir limana yansıyor
gözlerimin feri.
adına dua diyorum.
adına umut diyorum.
adına rahman diyorum.
sığınıyorum.
sığınıyorum.
ben sığındıkça büyüyor
büyüdükçe rahman oluyor.
ah biz insanlar
biz inanmış gibi yapanlar.
ürkek birer ceylan gibi
sığınıyoruz kapına.
koyma geride.
al, iste.
iste ismail olalım.
boynumuz önümüzde.

ma.
devamını gör...
11.
çiçekler senin güzelliğinden açardı. güzelliğin ancak çiçekler kadardı.
yüzün bahar kokar ve sen baharı kollarımda arardın.
aradıkların hep bulamadıklarındı.
nehirler akarken gözlerimizin ferinden
hangi deniz bizi ayırabilir ki birbirimizden.
say ki
hiç düşmedin bahtıma
say ki
hiç dokunmadın alnıma
say ki
hiç girmedin kanıma

buna inanabilir misin ?

nereye saklansam yüzünün secdesi kapanır kıblegahıma.
devamını gör...
12.
ben bir 'yol'um,

nerden başladığı nereye varacağı belli olmayan
uzun uzadıya anlatırdım şimdi sana hikayelerimi ama vaktim yok..
tarlaların arasından, dağın en yamaçlarına doğru dikilen
çicek tarlalarını geride bırakmış tam denize ulaşmışken
sarp kayalıklarda takılmış kalmış
kimler bilmeden geçti bilemezsin işte;
işaretim ben, vardıran, yardım eden, gösteren
uzun uzadıya anlatırdım şimdi sana hikayelerimi ama vaktim yok
en kalabalık gürültülü şehirlerden, en tenha köşelere ulaşan
birilerinin biryerler için niyet edip tutturduğu,
hep varacak bir yerleri olanlar için kılavuz, rehber
kendisine faydası olmayan ezildikçe çiğnendikçe aşınan, ama vazgeçmeyen
uzun uzadıya anlatırdım şimdi sana hikayelerimi ama dedim ya vaktim yok.
kıtalararasını buluşturan, insanları kavuşturan, hasretlikler gideren
türkülere bile konu olan niyet edenin niyetince tutturulan
bir askerlik, bir sevdalık, bir vuslat, bir yamaç
bir geçit, bir köprü bir duanın tasviri
uzun uzadıya anlatırdım şimdi sana ama dedim ya vaktim yok..
devamını gör...
14.
yazarsın kalem olur,
ana yoldan şaşar,
tali yola saparsın...
kul olursun beşere,
beşer gider, hakka kalınca...
sevgilinin kıymetini kaybedince anlarsın.

söz olur uçarsın,
kaybolmazsın korkma onu ararsın...
devamını gör...
16.
kerahette bir uyanış
ocakta kaynayan çay
bir sigara
usulca
genzini yakar
bir akşamüstü istanbul
buradan başlar

susuyor ve çok bulut var
biriktirdiği ne varsa
orada
metroda, duraklarda

kıyafetsiz
yakalanmış gibi
meydanlarda

öyle ya!
hiçbir kez
itiraz etmedi
yenilmek artık biraz
alışmak gibi

geceleri geliyorlar
bir duman gibi
yükseliyorlar
burnuna giriyorlar ve gözlerine
durmuyorlar

hoyratın biri
ellerini çalmıştı
eksik sevişiyor bu yüzden biraz
yetinmiyorlar

'yanaşsana' diyor geceye
'korkuyorum'
sokuluyor
uyuyorlar
sessizlik böylesi üzülmez
bir masalüstü
susuyorlar

bir adım ve sonrası, sonrası
ve saçları hala uzun
çayı yine şekersiz içiyor
ve bazen bir sigara
ne kadar erken bitiyor

hadi ama
acıyor işte
bu kadarı kâfi de
kalbine üfle
zamanıdır şimdi
bir sigara
usulca
genzini yakar
bir akşamüstü istanbul
buradan başlar
devamını gör...
17.
çocuklarım, kadınlarım ve masallarım hakkında.

aklımdan geçen uçan halılara inatla toprağa basmanın isyanı var içimde.
ihtilal düşlerinden sıyrıldığımdan beri
köy kokulu çocuklar geliyor aklıma
masum gözleriyle gülen çocuklar.
vurulmaya hazır lastik ayakkabılı çocuklar.
yoksul ve yorgun olmamın yegane sebebi bu sanırım.
iyi şiirler de yazdım zamanında.
güzel kadınlar da sevdim.
sevdiğim bütün kalabalıklar arasından
kaçtığım tenha sokaklar gibiydi kadınlarım.
kaybedilmeye hazır kadınlarım
terketmeye hazır kadınlarım.
kim anlattı bu masalı bilmiyorum
mutluluk denilen hikayenin sonunun olmadığını
kim söyledi bilmiyorum.
ağaçlar vardı,
kalemler vardı,
toprak ve uçan halı vardı.
anlatacak ne kadar çok masal vardı.

ne gerek vardı ?
masallar anlatmaya.
devamını gör...
sehersiz sabahların eflatun şehirleri
mosmor bir utanç, böbürleniyor geceye karşı
gözlerini kısmış, kendi buruk dallarını seyrediyor
yollardan geçenlere takılmış kala kalmış öylece,
avuçlarında dünden kalan sırılsıklam camgöbeği bir trajedi,
esasında baştan beri burdaydım siz sonradan geldiniz der gibi,
kızıltılı kahve rengi akşamları, aklaşan bir griliğe bürünüyor
sehersiz sabahlarda eflatun şehirler

aralığından güz mevsiminin gelmesini bekliyor gibi
bir kapı eşiğine oturmuş, zamanlı zamansız gelgitlerine şaşıyor
dalga geçer gibi dalgalarıyla, mavi örtüyor üzerlerine üşümesinler diye
dikey umutları yatay hüzünlere gark oluyor
kulaklarına fısıldıyor geçenlerin ceplerinden çıkardığı türküleri,
kırıp yapıştırdıkları yanlarını en derin korkularda besliyor
ölüm susan uğultularda kanayan bir gül gibi kangren
sehersiz sabahlarda eflatun şehirler

devamını gör...
bir tane de ben paylaşayım. bana ait değil de.. belki bir zamanlar aitti. ya da hiç olmadı. her neyse.. ben yazmadım ama.

suskun durduğuma bakma
karanlıkta bekleyen
yalnız bir kadının ağlamaya meyli var
içimdeki bulutlarda...

bak,
yağmur yine başladı.

sen bir günah işlesen
ben tevbeye kapılıyorum
seni kırsalar bir yerinden
eğiliyor kederimin dalları.

bir suçum var biliyorum
birikiyor gözlerime gölgeler
kor taşlar oynuyor içimde
-kıyametti belki-
her çocuk gibi, her çocuk gibi.

ah...
ölmüş kalmışım ben
aksime bakamadan bir kıyıda
vurulmuşum karnımdan,
ayağımdan,
dereler kızıl ve sessiz
akmıyor bile.

kandırıldım
biliyorum...
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar