sözlük yazarlarının uzun tanım yazamamaları

uğraşmak istememelerinden kaynaklanabilir.(bazı arkadaşlar bahsimizden hariç)
hem bazı başlıklara uzun tanım gerekmez, sözlük deneme yeri mi? tanım yeri.
tanım-teşhis doğru olsun yeter...
ama...
ama...
ama...

sözlüğü yazma eylemine alet edip, uzun uzun güzel yazılar çıkarmaya çalışanlar var, şevk verilsin bence. bir şevk butonu.
ama olmaz ki o zaman da sözlük forum olur de meeee.
devamını gör...
lafı dolandıra dolandıra yormaktan iyidir. zira uzun tanım yazanların (son zamanlarda tek okuduğum uzun yazıcı uvey'dir bu arada) tanımın ümüğünü sıkarak öldürdüklerini görmek çok canice, he. bu uzun tanım yazıcılara sesleniyorum: parağraf diye bir şey var, az soluk alma mesafesi bırakın.
devamını gör...
hele bazı uzun tanımlar biliyorum tam zırva. elde done yoksa, konu üzerine bir fikir yoksa mümkünse yazmasınlar. ha bu arada sözlük yazarlığı forum yazarlığından farklıdır aga!
devamını gör...
nisbeten gerçekçi bir tesbittir. misalen bu fakir uzun tanım yazmayı pek beceremez.

ama hiç biri yazamıyor gibi bir iddianın karşısında dağ gibi duran yazarlarımız vardır, en yeni gibi mesela.
devamını gör...
alıntı yaparak uzun tanım yazıyormuş gibi yapmak da başka bir sorun. yapana eyvallah, yapamayana da "yorma beni güzel kadeşim" demek lazım. sanki biz malız, gazete okumuyoruz. al köşe yazısını buraya çak: yorucu!
devamını gör...
hele vicdana oynayan uzun tanımlar var ki , evlere şenlik. yazan işini biliyor. iki dini söz, üç alıntı ile tamamlıyor vicdan kombosunu. ortaya da şahane bir boşluk çıkıyor: bu adam ne diyor arkadaş!
devamını gör...
sol frame de uzun tanım yazacak başlık bulamadıklarından olmasın sakın!
(bkz: güreş sonunda pehlivanların kıspet değiştirmesi)
(bkz: kraliyet düğününde torununa kız bakan babaanne)
(bkz: sinsi sisi şerefsizinin şerefsisilik silsilesinin sinaya sinmesi)
(bkz: it is raining cats and dogs).......**
sakın yanlış anlaşılmasın, yukardakileri eleştirmek anlamında değil ama böylesi başlıklara da nasıl uzun tanımlar yazılabilir ki...
hemen ukala falan demeyin zaten bende beceremem öyle uzun uzadıya yazmayı ama durumda ortada yani...
devamını gör...
konuya, başlığa göre tanım uzunluğu değişiyor. ortalamanın üzeri uzunlukta yazan yazar çok az. fakat aşırı uzun tanımlar okunurken insanı sözlükten çıkarıyor. makale hissi uyandıran ya da özgeçmiş tarzındaki yazıların yeri bana göre burası değil. isteyen istediği kadar yazar fakat yazamaması denilerek eleştirmek pek yerinde olmamış.
hiç uzun tanım yazmayan biri olarak eleştirilmesi gerekenin kısa tanım yazılması değil, sürekli anlamsız (gbkz:bkz)ların verilmesi olmalı diye düşünüyorum.
devamını gör...
sözlük yazarlarının düşünecek uzun vakitleri, boşa harcayacak fazla vakitleri olmadığı için, ya da benim gibi kafaları fazla basmadığı için, iş güç, veya derslerden kafa kaldırmadıkları için, yahut canları öyle istediği için, kısa ve net konuşma taraftarları oldukları için, belkide herşeyi bir kaç cümle ile anlatabilcek hünerleri olduğu için, "fazla lafın yalansız olmayacağı" ata sözünü kendilerine prensip edindikleri için, "az veren can dan çok veren maldan" diye birşey duydukları için, susmanın sanat olduğuna inandıkları için, demagoji olayına bir türlü ısınamadıkları için, "anlayana sivrisine saz" diye bir deyimin varlığını yabana atmadıkları için uzun uzadıya tamın girmeye gerek görmedikleri için entrylerini kısa tutmaktadırlar. tercih hakkıdır saygı duymak lazım.
devamını gör...
bu tamamen kuşaksal farklılıklardan kaynaklanan sosyolojik bir durumdur. hayatın neresine giderseniz gidin karşınıza çıkabilir. şimdi bunu uzun uzun anlatmak gerekir ki ben bile üşenip uzatamıyorum. işte kuşak farkı. eskinin havas ile avam halkının şimdiye nazarla heybesinin daha dolu, hayatının daha canlı, ilişkilerinin daha sahici, bilgisinin daha safiyane olduğunu söyleyebiliriz sanırım. şimdilerde klavye üzerinden heybe doldurulmadığı gibi, bilgilerin yalan yanlış sosyal ilişkilerin de paramparça olduğunu düşünürsek bu bizim dairemizin genişliği hakkında az buçuk fikir verebilir. en basitinden eskiden bir komşuya gidilen akşam oturmasının gecenin ikisini üçünü bulması anormal değilken şimdilerde yarım saat süren arkadaş sohbetlerindeki suskunluk normal olabiliyor. yazının insanın elinden alınması aynı zamanda beynindeki işgal alanını azaltması, hepsini elektronik cihazlara yüklemesi sağlam bir tembellik oluşturdu ki şimdiki nesilde, önceden onlarca arkadaşın telefon numarası adresi hafızadan söylenebiliyorken şimdilerde bırakın akrabayı arkadaşı, en yakının hiçbir şeyini hatırlayamayan sosyal kişiliklerle karşı karşıyayız. bu durumu en güzel anlatan bir film var ki izlemeyenlere tavsiye de edilebilir. (bkz: wall e)
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar