sözlük yazarlığı

ne kadar sahici, kalıcı bir yazarlaktır bilinmez. ama bilinen o ki, ağŸır bir işŸ değŸildir.

birşŸeyler bulamayınca bkz. vermek yeterli kılıyor eylemi. yazarlık popüleritenizi bkz. larla bile ayakta tutabiliyorsunuz. veya makara kikiri yaparak, ortamın hoşŸuna gidecek espriler yaparak üst düzeyde tutabiliyorsunuz kendinizi. hani bir arkadaşŸımız başŸlık açmışŸ ya, o zirve senin bu zirve benim gezen yazardiye; tam da bundan bahsediyorum. yazarlığŸı başŸka şŸeyler ile yaşŸatmak. engin fikirler ve tartışŸılır konular ile değŸilde, ayrıntılarla. acaba hangimiz açacağŸı konuyu bir gün önce düşŸünüyor, analiz yapıyor ? hangimiz araşŸtırarak burada bir başŸlık açıyor ? ne kadar ayrıntılarına iniyoruz ?

dahi yazar gerçekten araşŸtırmaya, görmeye inanmalı. herşŸey tastamam olduğŸu zaman konuyu ortama sürmeli. imlaya dikkat etmeli.

bir önemli nokta da, objektif değŸiliz. konu açarken ve ya tanım girerken objektif değŸiliz. herkese hitap etmeliyiz. burada siyahı seven yazarlarımız olduğŸu gibi beyazı seven yazarlarımız da var.


sözlük yazarlığŸı layığŸını bulmalı. ileride, mesela 5 yıl sonra insanlar bu sözlükten bir şŸeyler almalı, öğŸrenmeli.

lakin, bizler hala nickaltı savaşŸları yapmakta, radikal ateisti kovalamakta, komünist ülkücüyü.

demem o ki, gerçek bir yazar olabilmemiz için bayağŸı yol almamız gerekiyor..

Allah, ufku genişŸ yazarlar olmamız için bizlere yardımcı olsun inşŸ. *
devamını gör...
bundan bi 50 yıl önce sanal bir hayat yaşamak nedir? diye sorulsa insanlara verecekleri tepki şu olur, "sanal kim lan", işte teknoloki o kadar hızla ilerledi ve o zamanlar hayal edilemeyecek şeyler şu an gerçek oldu. istediğimiz yerlere ulaşmamızı sağlayan çok hızlı vasıtalar, istediğimiz kişiyle istediğimiz zaman görüşmemizi sağlayan ve hatta bilgisayar özelliği olan smart phone lar var artık. sürekli bir yerlere yetişmenin derdindeyiz ve oraya vardığımıza aklımıza geşen ilk şey oradan ne zaman döneceğimiz. ya bizi bekleyen güzel bir sevgilimiz ya da sıcak samimi bir aile ortamı ya da kedimiz, köpeğimiz.. ertesi gün yine aynı çemberin içindeyiz. sabah vaktinde gelmeyen metroya küfrediyoruz, sinyalizasyon çalışmaları duyurusu yapıldığında öfkeyle saatlerimize bakıp lanet olsunu savuruyoruz hışımla.

hayatta istediği yerde olan kişi sayısı nedir?sen istediğin yerde misin? klişeleşmiş bu soru aklımızı kemiriyor değil mi. neden? çünkü kitapları yok satan kişisel gelişim uzmanı katıldığı en son televizyon programında bu palavrayı salladı da ondan.

kariyer planları, akıp giden zaman eskitilen yüzler demek. eski dost diye bi kavram var. dostun, arkadaşı eskisi nasıl olur ben anlamıyorum. önceden çok samimi olduğun adamla aradan uzun süre geçtikten sonra buluştuğunda o samimiyet ortamı olmaz, doğaldır. sanırım eski dost bu insanların birbirlerine karşı durumu oluyor. eski yüzlerden, sevdiğin bir yüzden spontane bir karşılaşma sonrası o samimiyeti bulamayınca ulan ne kadar da yanılmışım diyorsun içinden, o da ne kadar salak adamlarla arkadaşlık yaptığım diye düşündüğünü geçiriyor muyuz aklımızdan.

sanal bir ortamda, duyduğumuz en son kişisel zırvalığının etkisinde, bize dayatılan doğrular üzerinden tiplemeler yaratıp onlarla tatmin olma çabasındayız. zamanın daha da önemsizleştiği, hayatın daha kontrol edilebildiği, akan tek şeyin sol frame olduğu bir evren...

insanlar sevgiye o kadar açlar mı lan? adam belki de hayatında belki de hiç görmediği ya da en fazla bir kere gördüğü bir adam hakkında kardeşimdir diye yazabiliyor, nickaltında yolunun yolu olduğunu belirtiyor, mesajlaşıyor yetmiyor msn de konuşuyor olmuyor telefon açıyor. ve bunların hepsini 50 yıl önce hayal edilemeyen şeylerle yapıyor. msn ne lan, mesaj fasilitesi kim?

sözlük yazarlığı reel hayatta karşılaşılan şeylerle sanal ortamlarda oynanan oyundur. tespitler yapılır, ideolojiler yıkılır, tatışılır, küfürler edilir ve bu hayat bir bilgisayarın kapama tuşuna bastığında sona erer.

aslında sözlük yazalarlığı budur, saatlerce bir şeyler yazarsın ve yazdığın şeylerde anlattığınla kaydet tuşuna bastığın anda içine girdiğin ironik durumdur. sözlük yazarlığı işte böyle bir entry yazmak için harcanan zamanın hayattan boşu boşuna gittiğini bile bile yazmaktır
devamını gör...
herhangi bir konu hakkında şahsi fikirlerini belirten, yeri geldiğinde akademik bilgilerde sunan, kimi zaman sadece eğlencesine yazan, tartışan, haklılığını bazen saldırgan, bazen muhlis bir eda ile savunan, klasik yazarlıktan farklı bir kulvarda ve aynı zamanda maaş almadan yazan; tüm bunlarınötesinde yazdıkça yeni şeyler öğrenen ve öğrendiğini öğretendir.

sözlük formatı yazmak için beğenilmeyebilinir. stil ve tarz herkesin hoşuna gitmez. çünkü şahsilik barındıran kısımları vardır. gazete yazarlığı ve dergi yazarlığı arasındaki fark burada da kendini gösterir. ve fakat gazete ve derginin eğlence kısmı yoktur. kendinize bir alan belirsiniz ve o alanın dışında nadiren yazılarınız çıkar. misal sezai karakoç'un futboldan bahsettiğine denk gelemezsiniz.

sözlük yazarlığı onlara oranla daha serbest bir platformdur. bildikleriniz/yazdıklarınız, makale gibi kesinlik arz etmeyebilir. veya edebi bir metin değildir. ve fakat onlardan haberdar insanların; bende varım demeleridir. evet bir kalitesizlikten bahsedilebilir.

ve fakat şeylerin kıyası şeyler arasındadır. mahiyet ayniliği gerekir kıyas için. üzüm ayran ile kıyas edilmez. sözlük yazarlığınıda nacak diğer türdaşları ile kıyas edebilirsiniz. gazete köşe yazarı veya makale sahibi ile kıyaslamak öncelikle mantığa aykırıdır. ve bir sözlük yazarının kalitesini genellikle diğer sözlük yazarları belirler verdikleri oylarla. -bu minvalde oylama önemlidir. ve fakat işin eğlence kısmı mutlaka göz önünde bulundurulmalıdır-.

internet yapısı itibari ile kitap veya ansiklopedi gibi uzun bilgiler vermez. bu sıkıcıdır çoğu zaman. incicilerin dediği gibi bir çeşit "özet geçin lan" durumu her daim vardır. ve fakat kalitesini ortaya koymuş bir yazar, ne kadar uzun yazar ise yazsın mutlaka okunur. bunun örnekleri çoktur.

kısaca sözlük yazarı doğru bilgiyi kendi dili ile vermeye çalışandır. ve sözlüklerde bulunan gerek yazarların kendi arasındaki gerekse yönetim müdahaleleri ile yanlışlarda bir çok zaman ayıklanmaktadır.

ben bilirim bu işi diyen kibir sahibi insanlar, sokakta bulunduğu için sözlüktede bulunur. yani sokağın sanal halidir burası. ve yazarlar gökten zembille inme değil. bildiklerini satışa sunarlar. dileyen alır. dileyen almaz.

benim açımdan yazarlığın en önemli tarafı ise; hata yapa yapa öğrenmektir. kıra döke öğrenmek bir nevi. ve bir çok kişi burada yazılanların mutlak olmadığını zaten biliyor. zaman geçtikçe caka satmak yerine faydalı olmak gibi bir uğraş içine giriyor. ha! kibir hiç mi yoklamıyor? yaptığımız hangi iş beğenildi de kibre kapılmadık ki?

devamını gör...
değişik bir meslek kardeşim.
fabrika işçiliği gibi.

ama özünde yazarken lezzet var.
para almaya gerek yok.

fabrika işçiliğinden bi farkı var.
fabrika da sabah 8 akşam 5'tir mesai.

burda gönle göre.
ama ortak noktası şu: herkeste bir makinalaşma var. trummm trummm trummm makinalaşmak istiyorum.

kimsenin birbirinden haberi yok.
aynı çatı altında biribirmizden haberimiz yok.
böyle bir işçiliktir işte sözlük yazarlığı.

devamını gör...
fikirlerini, öğrendiklerini, sevinçlerini, hüzünlerini paylaşan kişilerdir. bu arada bilmediği konuları öğrenir. bir çok fikir arasında bir anlamda fikir sarhoşu olabilir.
devamını gör...
Allah hayr etsin başlığı 'sözlük mezarlığı' şeklinde okumayı nasıl becerdim. o değil tanımlar tuhaf gelince ancak uyanabildim.

sözlük mezarlığı başlığında ''insana kendisini özel hissetirir.'' tanımını örmek tuhaf geldi tabi.*
devamını gör...
herkesin bakış açısına göre değişen durumdur. kimine göre özel hissetmek kimine göre bişeyler öğrenip paylaşmak, kimine göre asosyallik. ama amaç ve bakış açısı ne olursa olsun bir şekilde bu insanları bir araya getirir.
devamını gör...
sözlük yazarlığı deyince sanırım insanların çoğunun aklına "her bok hakkında laf söyleme hakkına sahip olma" gibi bişey geliyor. "her bok hakkında laf söyleme hakkına sahip olma"... sevdim bunu.

zira vatandaş sözlüğe girdiği vakit aklına ne gelirse yazarım havasına bürünüyor. "google yazarlığı" diyorum ben buna. hemen google'a girip ilk siteden sahip olduğu fikri sözlüğe aktararak cahilliğini resmediyor okurlara. ama okurlar bundan ders çıkarmak yerine aynı davranışta bulunarak bu durumu devam ettiriyorlar. doğal olarak da sözlükler bir çöplüğe dönüyor.

ancak yazarlar(!) hit olma yoluna kendilerini kaptırdıklarından bu durumu gözden kaçırıyorlar. müthiş bi dikkat çekme çabası var. ezikliklerini buralarda gidermeye çalışanlar da malesef sözlüklerin kendilerine tanımış olduğu hakkı kullanarak "şekerim yazarım ben yazar ahahaha" nidalarıyla boşalmaktadırlar. çevremde bu tip insanlar az. ancak sözlükte yazar olan şahsın açtığı başlıklar, bir konuya getirdiği yorumlar, yazılarındaki ezik tavırlar, nick altına girdiği tanımlar... vs. bu ve benzerlerinin sayesinde bu ezik vatandaşlar hakkında genel bir hükme varmak mümkün.
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar