denetimli serbestlikten her gece modlara imzaya giden yazar.

1. gün:

bir baktım ki en az 7 gün cezalı yazıyor ismimin altında.
lan en az ne lan. üst limiti olmayan ceza hukuk sisteminizi kınım kınım
kınım kınıyorum. resmen bana içerde çürü dediler ama iyi
halden yırttım sanırım. baktılar tipime, bu iyi birine benziyor dediler galiba.
neyse...
cezam 7 gündü... peki 7 gün nasıl geçecek düşünmeye başladım.
savunma bile veremedim. en çok da o koydu bana. mahkeme
bir tiyatroymuş meğer. baktım yetili kimsesi olmayan vodafon
müşteri hizmetleri gibi bir adalet sistemi var, dedim o zaman paşa
paşa yatarım. ve yatacağım yere doğru kuzu kuzu yürüdüm gittim.
suçum neydi bilmiyorum. sanırım anayasal düzeni küfür zoruyla değiştirmek.
demir parmaklıklara yaklaştığımda içimdi garip bir his kapladı.
en çok sol frame de ne oluyor acaba diye azap yaşamaya başladım.
kapı açıldı ve sert bir ses tonu ile kapandı.

artık içerdeydim... düşünmeye fırsatım oldu. boş zamanlarımda düşünürüm.
hobimdir düşünmek. zaten beni ispitleyen arkadaşla tartışmam da boş zamanıma denk gelmişti.
birkaç saat geçti hücremde. artık sessizliği bozan öksürük sesleri beni çıldırtmaya başladı.
acaba diyordum kendi kendime, acaba bir dostum benim hakkımı savunan bir başlık açmış mıdır?
yok diyordum sonra, dost olsaydı ziyaretime gelirdi. ne kadar dostsuz bir erkektim.
derken saatin tıktıkları ile kalp ritmim aynılaşıyordu. artık ben saatte yaşamaya başlamıştım.
en çok akrebin gevşekliği beni sinir ediyordu. bu kadar gevşek bir saat parçası olamaz.
kılı kıpırdamıyordu. sanki onu müeebbete mahkum etmişler de, hayattan bir beklentisi kalmamış
gibi, öylece mal gibi yatıyordu. ama helal be saniye... helal... sen ne kadar iyi bir dostsun.
firar edersem senle etmeyi düşünürüm.

derken ziyaretçin var dediler. ziyaretçi kapısına nasıl koştuğumu hatırlamıyorum.
kapıda murad-ı iradi. bana ciğara getirmiş. sağolsun. halimi hatrımı sordu ama
başlık tanımlar gibi konuşuyordu. olsun... lan bunları unutmayacağım hiç.

ya sen dei sen nerelerdeydin kahrolası zenci... rengin o kadar belliyken sen neden
gelmedin hiç. bir temiz don getirmekte mi aklına gelmedi! senin neyin var dei ha!!!

neyse... paşa paşa yatıyordum. namusumla yatıyordum. bu ney lan. namusunla yatmak
da neyin nesi. hapisteki herkes namusu ile yatıyor. olm siz hapishane dekoru olan bir işletmemisiniz?

ha bir de haberlere bakıyordum bi ara. biri tecavüzden falan mı ne hapse düşmüş.
televizyonda para için konuştuğu her halinden belli tipsiz bir tip, "içerde namuslu arkadaşlar
bu işin çaresine bakar" yollu şeyler söylüyordu. yani kızaca öldürme emri veriyordu.
neresinden tutayım senin tontiş... nerenden tutsam isyannnnnn isyannnnnn...
içerdeki namuslu adamın içerde ne işi var ve eğer hukuku uygulayacak kadar namuslu ise içeriye
alınmış bu adamlar niçin içerde. hukukun mahkum eliyle uygulandığı anlayışı da yarama ayrıca duz
bastı. hadi onlar içerde sen niye dışardasın haberci gardaş...

yeni çıktım üstüme gelmeyin...

işte 1. günüm böyle duygular içinde geçti. 2. günümü de başka bir zaman yazacağım...
devamını gör...
2. gün:

biliyorum modlar kamerasından beni izliyorsunuz...

hey heyyy heyyyy diye bağırınca sesim geri yankılanıyordu. yankılandıkça karşılık verdiklerini
düşünerek kamera arıyordum. böylece suratlarına suratlarına haykıracaktım.
odalarda çok soğuk... dilimi duvara sürdüm yapıştı. o derece.
gittikçe zaman genişlemeye başladı. ilk gün daha çabuk geçmişti.
2. gün, sana ne oluyorda aşığını usandıran kadın edaları takınıyorsun.
lan einstein bulmasaydı ben bulacaktım bu göreliği. ha özel olurdu ama olsun.
lan bir de şu var ha: adam bulunca evrensel görecelik oluyor. biz bulunca
"senin fikrine saygı duyuyoruz hacı" tepkileri alıyorsun. lan onunki de görecelik, nasıl oluyor
da herşeye şamil bir görecelik. ne de olsa, yan komşun, koşarken pipisini gördükleri
o sümüklü salak çocuğuz. geçeyim bak şu einsteine kılım zaten.
adam en son birşeyler kımıldıyor diyor. millet de abi adamın ayküsü 160 lan diye ağzının etrafında
tırşık akıtarak övüp duruyor. einstein ile ilgili son sözüm: senin o dilini keserim, edebini takın. sen kim olduğumu biliyor musun heee?

işte bu düşüncelerle geçirmeye çalışıyordum ki, baktım yarım saat bile geçmemiş. dedim ne kadar az düşünüyorum.
yarım saat sonra ne olacak şimdi dedim. ziyaretçi falan da yok. 1. gün dei ye de ırkçı söylemlerde bulundum.
murad-ı iradi de cep harçlığı ile almıştı cigaraları. bir sonraki bursuna kadar insanlıktan çıkar kimse içeri almaz artık.
belki de modlar pişman olur diye bekledim. gerçi fetöcülükle suçlanmıştım. çıkmam biraz zordu.
ama hacılar inanın soğuktan harbi ben de sızıntı başlamıştı. lan sızıntı olunca bile insan kendini fetöcü
gibi hissediyor. neyse zamanla anlaşılır esprisi ile hücremi buz haline getirip ölmeyi denedim.
olmadı.

başladım saçma şarkılar mırıldanmaya: yormadan kırmadan eksileyeceğim seni ganem falan. yok abi kesmiyor hiçbirşey.
derken bir kapı sesi duyuldu. ya yeni biri gelmiştir, ki inşallah öyledir, ya da gardiyan modlardan yeni bir ceza.
ne de olsa koca anayasa. lan hangisine karşı çıktığımı kaç defa okumama rağmen anlayamıyordum.
ne kazuistik bir yasa... neyse pat pat adım sesleri yaklaşıyordu. içim kıpır kıpır oluyor, gözlerimi karı kıza dikmiş gibi
kırpmadan bakıyordum ki!!!

3. günü başka zaman...
devamını gör...
çoğunlukla siyasi tartışmalar yüzünden ceza alırdım.

cezalı günlerimde (ihl sözlük, cogito sözlük, dünya sözlükte akp yi ve işbirliği yaptığı fethullahı eleştirdiğim için vatan hainliği ile suçlandığım gibi) ekşisözlükte kemalizmi eleştirince vatan haini şeriatçı ilan edilmekle meşguldüm. açıkçası cezalı günlerimde yabancılık çekmezdim. yaftalayanlar farklı ama yafta hep aynıydı, kendilerinden başka vatan sever yoktu bu ülkede...
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar