srebrenitsa soykırımı

müslümanların sürekli katledilip dışlanmalarının bilmem kaçıncı tarihi olayı. aklıma hep geçmiş zamanlar geliyor. ashabı kehf in başına gelenler. peygamberlerin katledilmesi dünya üzerinde soykırım yapılıp neredeyse nesli tüketilmiş bir çok müslüman millet. bunun hala devam etmesi. müslüman olmanın bedeli bu. bizler öyle bir inanca sahibiz ki bu inançtan dolayı karşılığında canımızdan olma riskini taşıyoruz. bir yandan gurur veriyor bu yürekliliğe sahip olunan bir inancın üyesi olmak. bir yandan da bir hadis geliyor aklıma: din garip gelmiştir garip gidecektir diye. bir yandan ey Allahım bu nasıl bir sorumluluktur diyorum bir yandan da bizi diğerlerinden ayıran, herşeye rağmen kendimizi ikinci plana atmaktır rabbe inanmak adına diyorum. tüm bunları izleyip okuyunca da hayatın bize sunduğu yaşam, fedakarlık tabanlı sabrın işleyişini üzerimizde gayri ihtiyarı yaşatmasıdır diyorum. memnun oluyorum ancak bir işkenceye dönüşen bu pozisyonların müslümanların imanını ve sabrını daha çok artırmasına vesile olmasını diliyorum.
devamını gör...
kocaman bir dünyanın milyarlarca insanının duyamadığı (aslında duymak istemedikleri) sessiz çığlıklardır. insanların sadece müslüman oldukları için katledilmesidir. evet ahir zamanda imanı elinde tutmak ateşi tutmak kadar zormuş. ama ateş sadece elimizi değil yüreğimizi de yakacakmış. onu da öğrendik. Allah şehitleri peygamberlerine komşu etsin. bizleri de onlarla birlikte kılsın.
devamını gör...
belki de Allahın muradı müslümanları rahatlık içinde bırakmak değil aksine daha çok ezilmelerini sağlamak. belkide Allah dünyada ki eğitim tarzını her acı ile puanlarımızı yükselterek yapıyor yani acı bize göre acı ama Allaha göre kahramanlık onun için acıya razı olmamız. biz bile hayatta en sevdiğimiz insanlar olarak bizim için en çok fedakarlık yapanları en üst sırada tutuyoruz sevme durumunda. ve ilginçtir ki bir müslümanın ezilmesi veya dışlanması müslümanlar da daha bir aşkla Allaha sarılmalarına sebeb oluyor. Allahın kendisine yaklaştırma tarzı kullarını sanırım insanın gelişimine en büyük yardımcısı olan acılardan geçiyor.

tabi benim yorumum bu.
devamını gör...
hollanda askerlerinin, sırplara göz yummasıyla gerçekleşen katliam. göz göre göre şehit hanesine eklenen sekizbin can. Allah mekanlarını cennet eylesin.
devamını gör...
11 temmuz 1995 te sırpların 8 bin müslüman boşnağı şehit ettiği katliam.bu gün bu soykırımın 13. yılı ve ne yazık ki aynı günlerde bugün doğu türkistan'da soykırım yapılıyor,soykırımların biri bitiyor biri başlıyor,müslümanlar ayağı kalkmadıkça zalimler diz çökmez.
devamını gör...
kuzular kurda emanet edildi..kan dolu kadehler şıngırdadı.
ya müntakim!..senden sana sığınıyorum..karşı konulmaz biçimde et koparasım var!
devamını gör...
yıldönümü yaşanan katliamdır. yüzlerce kişiden geriye kalan kemiklerin, eşyalar vs defnedilmesi ve kılınan gıyabi cenaze namazı, hocanın ingilice bir konuşmayı dili döndüğünce yapması, yüzleri buz kesmiş kadınlar, çocuklar, gençler...

bu ayıp medeniyete yeter de artar bile.

o dönemde binlercesi gerçekleşmiş tecavüzlerden nasibini alan kadınların büyük bir kısmı devletin de istek ve desteğiyle çocuklarını doğurdular. şu anda onların yaşlar 15 civarı.

herşey planlandığı gibi giderse %99'u üstün eğitimden geçmiş birer boşnak timi oluşturacaklar. olası bir savaşta bu askerlerin benim yunan'a vurduğum kadar vurup üstüne bir de anasına tecavüz etmiş ve kendisini koca dünyada babasız bırakmış bir kişiye vurur gibi vuracağını düşünmek abes olmasa gerek.

belgeli/belgesiz, doğru/yalan, büyük/küçük her türden olaya "faşist devletin katliamı" diyen, binlerce konunun tartışıldığı ortamlarda "biz dünyanın her yerinde ezilen halkların yanındayız" diyen nesebi bozukların bu katliama hiç değinmiyor olması da aslında srebrenica katliamının gerçek olmadığını anlatıyor bizim gibi salaklara.

olayın boyutuna bakarsak madımak sadece bir olaydır bunun yanında.
devamını gör...
11 temmuz 1995..
binlerce insanın katledildiği, binlerce kadının ırzına geçildiği ve yine sayısız insanın vatan topraklarından uzaklaştırıldığı tarih sahnesinin en karanlık zamanlarından.
öyle ki bugün bile hala toplu mezarlar bulunmakta. sağ kalanlar ise hiç değilse yakınlarının cesetlerine ulaşmak hayaliyle mavi kelebekleri takip etmekte.
bizler ise televizyonlarda izledik bosna hersek ve srebrenitsa'yı.. bize ne kadarı gösterildiye ve ne anlatıldıysa onu duyduk, onunla yetindik. tv'nin fişini çektiğimizde ise adeta herşey bitmişti. çayımızı yudumladık, çocugumuzun başını okşadık..
(bkz: mavi kelebeğin izinde)
devamını gör...
avrupa'nın ve amerika'nın ne kadar iki yüzlü olduğunu bir yerimize sokan katliamdır. malesef yüzyıllardır bağlarımız olan insanların sadece müslüman olduğu için hunharca katledilişine ses çıkaramamak en büyük acımız olması gerek malesef. ordaki abilerimiz, kardeşlerimiz, bacılarımızın yarasına merhem olamamak en büyük üzüntümüz olmalıdır. hatırlamakla bir şey değişmez. önemli olan bir şeyleri değiştirmektir.

unutmayacaz, intikam almak için bekleyecez.
devamını gör...
yargılanamayanları yadırgayamamak..

ne kadar da unutmadık bu katliamı 20. başlığa bile ulaşamamışken..evet her şey kusursuz ilerliyor saygılıyız ve kusursuzca bağlıyız tarihimize ,lanetliyoruz olan biteni dokunmasını istemediğimiz o yılanın bize tanıdığı imkanlar dahilinde..

oysa ki gözlerime kan oturur her aklıma gelende milyonlarca kelimeden olaşan bu kısa görünümlü tarih..gözden uzak olan gönülden de uzak olurmu dersin ey kardeşim!!!yetimhaneye bırakılmış çocuğunun acı çekmesi nasılsa aynen öyle bir duygu..

küfürlerim aşağılamalarım da ne kadar yerli, hakkını böylesine ucuzca harcıyorken çevremde tüm olup biteni..
çağrışımlar beynimdeki atomik parçalanmalarla patlasa neler dökülecek dudaklarımdan

bosna
afganistan
filistin
lübnan
filistin
ırak
filistin
filistin
filistin
filistin
devamını gör...
11 temmuz 2010 günü srebrenitsa katliamının yıldönümünde, ankara'da dağıtmak üzere arkadaşlar ile hazırladığımız bildiri metni şöyledir:


--- alıntı ---

SREBENİTSA: CESEDİNİ ARAYAN BOŞ KABİRLERİN KENTİ

“...Düşmanlarımız sadece tek bir ırk tanıyorlar, kendi ırkları; tek bir din tanıyorlar, kendi dinleri; tek bir siyasi parti tanıyorlar, kendi partileri... Kendilerinden olmayan ne varsa onlar açısından yok edilmeye mahkumdur...”

Aliya İzzetbegoviç


Tam 15 yıl önce, Bosna-Hersek’in doğusunda bulunan Srebenitsa kentinde, 2. Dünya Savaşı'ndan sonra Avrupa'da yaşanan, insanlığa karşı işlenen en büyük suç olarak arşivlerde yerini alan Srebrenitsa Soykırımı gerçekleştirildi.

Srebrenitsa, Bosna Savaşı sırasında Birleşmiş Milletler (BM) tarafından güvenli bölge ilan edilerek silahsızlandırılmıştı. Bu "Güvenli bölge"nin koruması ise BM Barış Gücü'ne ait 400 Hollandalı askere bırakılmıştı.

11 Temmuz 1995 tarihinde şehir Ratko Miladiç komutasındaki Çentik Sırp ordusu tarafından işgal edildi. Tamamı silahsız, resmi kayıtlara göre 8 bin, tahmini rakamlara göre 11 binden fazla Boşnak erkek hunharca katledildi. Cesetler -teşhis edilemesin diye- askerler tarafından parçalanıp, sayısı 370’i bulan toplu mezarlara gömüldü.

Katliam esnasında, bölgeyi korumakla görevli BM'ye bağlı Hollanda güçleri hiçbir şey yapmaksızın bölgeyi terk etti. Daha sonra ortaya çıkan görüntülerde; kentteki vahşet sürerken Çentik Sırpların lideri Ratko Mladiç’in Hollanda birliğinin komutanına hediyeler verip beraber kadeh kaldırdıkları görüldü. Hollanda hükümeti, 2006 yılında, soykırıma göz yuman askerlerini -yargılamak şöyle dursun- "Görevlerini zor şartlar altında yerine getirmelerinden" dolayı madalya ile ödüllendirdi.

BM'nin yargı organı Lahey Uluslararası Adalet Divanı, 2007 yılında yaptığı değerlendirmede, Bosna'nın genelinde yaşananları "içsavaş" diye geçiştirirken, Srebrenitsa'da yaşananları "soykırım" olarak kabul etti; ancak BM'nin ya da Hollandalı askerlerin sorumluluklarına değinmedi, dahası "Sırbistan'ın bundan sorumlu tutulamayacağına" hükmetti.

Diğer deyişle soykırım faili meçhul kaldı!

Avrupa'nın orta yerinde 1992-1995 yılları arasında yaşanan Bosna trajedisinde 312 bin kişi hayatını kaybetti. 60 binden fazla Boşnak kadın sistematik tecavüz vahşetine maruz kaldı. 1 milyon Boşnak, doğduğu toprakları, vatanlarını terk etmek zorunda kalarak mülteci durumuna düştü.

Silahsız bir halk Avrupa’nın göbeğinde, tüm dünyanın gözleri önünde soykırıma uğrarken “medeni” Avrupa ve Amerika Birleşik Devletleri olanlara seyirci kaldı.

Soykırımın sorumlularından çoğu hala bulunamadı; yüz binlerce masum sivili katleden, on binlerce kadına tecavüz eden Sırp Çentikler hala özgürce aramızda dolaşıyor. Olayların üzerinden 15 yıl geçmesine rağmen Srebrenitsa katliamını “Türklerden alınan bir intikam” olarak niteleyen Sırp general Ratko Mladiç de yakalanamayanların arasında.

Her geçen gün Srebrenitsa'da yeni bir toplu mezar bulunuyor. Acılarımız hala tazeliğini koruyor.

Bu olaylar dünyada; adaletin gücünün değil, gücün adaletinin hakim olduğunu göstermiştir.

Bugün bizler, son asrın en asil ve zarif lideri, "Bilge Kral" Aliya İzzetbegoviç'in sözlerine kulak veriyoruz:

"Savaşta büyük zulme uğradınız. Zalimleri affedip affetmemekte serbestsiniz. Ne yaparsanız yapın, ama soykırımı unutmayın. Çünkü unutulan soykırım tekrarlanır."

Peki 11 Temmuz sizin için hala birşey ifade etmiyor mu?



--- alıntı ---

devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar