Tüm Zamanların Favorilenenleri

dünyaitiraf.com

bizim büyük oğlan'a yaygın gelişimsel bozukluk teşhisi konduğunda iki buçuk yaşındaydı tam. eve döndük. "moral bozmak yok" modundayız eşimle. çünkü otizmin tek çözümünün ilgi, eğitim ve sabır olduğunu biliyoruz. "moral bozmak yok" modundayız ya, işte oğlanı sırtlamış götürüyorum kapıya "bak ibrahimciğim, bu kapı" falan diyorum. hani kendi haline kalmaması için sırtımda. mecburi bir nevi sosyal etkileşime zorluyorum falan. neyse, akşam oldu. yatırdık sıpayı. biz de yattık eşimle. tabi tam bir yatma benimkisi. sabaha kadar göz kırpmamışım. aklımda sabaha kadar aynı sorular dönmüş "şimdi benim oğlum diğer çocuklarla aynı okula gidemeyecek mi? evlenemeyecek mi oğlum? bir sevgilisi, bir eşi olmayacak mı? baba olamayacak mı yani?..." sabaha dek verdiğim her nefeste dışarı karbondioksitle beraber bir o kadar da yaşam enerjimden gidiyordu. sabah erkenden işe gittim ama canlı ceset gibi... "neyse, en azından hanım uyuyabildi" diye geçiriyorum içimden. hanımı o gün bir ateş bastı. 10 gün ateşi düşmedi. tam beş hastane gezdik istanbul'da. bakılmadık tarafı kalmadı. en ağır antibiyotikleri, iğneleri verdiler. ne sebebini buldular ateşin, ne de çaresini. ellerinin derisi döküldü yüksek ateşten. sebebi belliydi aslında. o kadar üzülmüştü ki oğluna, vücudu kepenkleri indirmiş, makineyi kapatmıştı...

ardından sonu gelmek bilmeyen terapiler geldi. her hafta annesi saatleri bulan özel eğitime götürüp getirdi. yıllar sürecek olan sıkı bir elektronik orucuna başladık. televizyon, tablet, telefon vs. tüm ekranlı cihazları yasakladık. o kadar ki, hamburgercide menü gösteren lcd ekranlar dahi dikkatini çekiyor, onlara dahi baktırmıyorduk. dikkatini dergilere, oyuncaklara, kitaplara, elişi faaliyetlerine vermesini sağlamaya çalıştık...

bu hafta ibrahim'in ilkokuldan mezuniyet töreni vardı. özel eğitim veren bir ilkokuldan değil, normal örgün eğitim veren bir ilkokula devam ediyordu dört senedir. okulun ilk gününden beri durumunu ve seneler süren terapilerini okulda hiçbir öğretmene yahut veliye söylememiştik. bu zaman zarfında ibrahim kendisini tüm hocalarına sevdirmişti. veli toplantılarında branş hocalarından "sizi tebrik ediyorum" diyen mi dersiniz, "keşke bizim de böyle çocuğumuz olsa" diyen mi...

aklıma iki buçuk yaşında ilk teşhis konduğu geceki endişelerim, üzüntümüz geldi. bir de şimdiki pırlanta gibi, başarılı, akıllı -gerçi biraz kilolu, dobişko-, örnek öğrenci. ağladım hüngür hüngür...

ibrahim, okulunu birincilikle bitirdi. kütüğe isminin yazılı olduğu plaketi çaktı.*
devamını gör...

dünyaitiraf.com

aldığım ilk gerçek yenilgi hayattan vazgeçmeme neden oldu. öncesinde sahip olduğum yaşama enerjisi sıfırlandı. artık tutkularım yok. yaptığım her şeyi sırf birileri ne yapıyorsun diye sorduğunda verecek cevabım olsun diye yapıyorum.

bu dünyada gerçek anlamda hiçbir şey yapmak yahut olmak istemiyorum sanırım. doğdum, büyüdüm ve heba oldum. yazık.
devamını gör...

dünyevi mecmua 7. sayı



çıktı elhamdülillah…

bi dünya derdimiz var sloganıyla 2018’e giriş yapan mecmuadır!

içimde çocukça bir heyecan var. belki de rastgele bir yerde yürürken görüp de aşık olduğun kızla evlenmek gibi bir şey şuan hissettiğim. hiç tahmin edebilir miydim ki...

herkese çok ama çok teşekkür ederim. normalde çok rahat yazan birisiyim ama şimdi inanın ne diyeceğimi bilemiyorum.

diyeceğim şudur ki, samimi insanlarla güzel işler yapmak gibisi yok!

buradan herkese şükranlarımı sunarım.

ayrıca teşekkür etmem gereken iki insan var ki, bunlar da “cartoonpiyer” ve “we born we play we die” mahlaslı yazarlardır. onlara gerçekten nasıl teşekkür ederim bilemiyorum. Allah onlardan razı olsun.

şimdilik bu sayının pdf linkini sizlerle paylaşıyorum fakat yakın zamanda direkt sözlük üzerinden dergileri okuyabilme imkanı oluşturmaya çalışacağımızı belirtmek isterim.
umarım tasarım noktasındaki amatörlüğümü maruz görürsünüz. amatörlüğümü zamanla atacağımı umuyorum.

herkese tekrardan çok teşekkür ederim.

bir sonraki sayıda görüşmek üzere!
alttaki linkten dergiye ulaşabilirsiniz:
https://drive.google.com/op...
devamını gör...

dünyevi mecmua 8. sayı

elhamdülillah tamamlanan sayıdır.

dergideki çizimleri için cartoonpiyer'e, kapak için we born we play we die'a ve son olarak tashih için rebelin korubenisi'ne teşekkür ederim. emeği geçen, yazı gönderen, okuyan ve okumayacak olan herkese teşekkürler. kısmet olursa bir sonraki sayıda görüşmek üzere. slogan için de pia'ya ayrıca teşekkürler.
not:sözlükteki mahlaslarla dergideki benzer veya aynı mahlasların hiçbir alakası yoktur.


link: https://drive.google.com/fi...

önceki sayıları incelemek isteyenlere;
1.sayı
2.sayı
3.sayı
4.sayı
5.sayı
6.sayı
7.sayı
devamını gör...

dünya sözlük anayasası

[ genel hükümler ]

madde 1- dünya sözlük kar amacı gütmeyen, hiçbir görüş, kurum ve kuruluş ile bağlantısı olmayan, tamamen bağımsız bir bilgi paylaşım platformudur.

madde 2- dünya sözlük ırk, dil, din, cinsiyet, mezhep ve ideolojik görüş farkı gözetmeksizin toplumun her kesimine açıktır.

madde 3- dünya sözlük'ün temel amacı, mensubu olan yazarlarının bilgi birikimleriyle tüm topluma bilgiyi ulaştırmaktır.

madde 4- türkiye cumhuriyeti yasalarına ve sözlük kurallarına riayet etmek kaydıyla herkes sözlüğe üye olabilir ve özgürce paylaşımda bulunabilir.

madde 5- dünya sözlük'teki her içeriğin sorumluluğu yazarlara aittir. dünya sözlük, yazarlara ait içeriklerin sorumluluğunu üstlenmez.

madde 6- dünya sözlük buradaki hiçbir içeriğin doğruluğuna dair bir teminat vermez.

madde 7- dünya sözlük anayasası'nda değişiklik yapma hakkı sözlük yönetimine aittir. anayasada yapılacak her değişiklik yazarların bilgisine sunulur.


[ üyelik hakkında ]

madde 8- sözlüğe kayıt olan her kullanıcı iş bu anayasayı kabul etmiş sayılır.

madde 9- her kullanıcı sözlüğe bir mahlas (nick) ile kayıt olur.

madde 10- her kullanıcı tek bir mahlas kullanabilir. birden fazla sayıda mahlas kullandığı tespit edilen kullanıcıların tüm üyelikleri iptal edilir.

madde 11- yazar adayları başlangıçta çaylak statüsündedirler ve belli sayıda tanım girmek kaydıyla sözlük yönetiminin kararına bağlı olarak yazarlığa terfi ederler.

madde 12- çaylaklık statüsündeyken yazarlığın gereklerini yerine getirmeyeceği ve kurallara riayet etmeyeceği tespit edilen yazar adaylarının yazarlığa terfileri yapılmaz ve hesapları iptal edilir.

madde 13- belirlenen mahlaslar küfür ve ahlaka aykırı ifadelerden oluşamaz.

madde 14- yazarlık kaydı keyfi olarak silinemez, gerekçesi kurallar kapsamında yer almalıdır.

[ temel kurallar ]

madde 15- dünya sözlük küfüre cevaz vermeyen bir platformdur. her ne sebeple olursa olsun küfürlü ifadeler kullanılamaz.

madde 16- hiçbir yazara, gerçek ve tüzel kişiye, kuruma, kuruluşa, dine, ırka, mezhebe ve bunların mensuplarına hakaret edilemez, aşağılanamaz, küçük düşürülemez, edebe ve ahlaka aykırı ifadelerde bulunulamaz.

madde 17- içeriklerde gayri ahlaki, çirkin ve kışkırtıcı üslup kullanılamaz, reklam yapılamaz, yasa dışı faaliyetler meşru gösterilemez, terör örgütleri övülemez ve sempatizanlık yapılamaz. uyuşturucu ve pornografik içerikler oluşturulamaz ve bunlar özendirilemez.

madde 18- başlık açmak amacıyla girilen içerikler tanımlanabilir nitelikte olmalıdır. tanımlanamayan, anlamsız ifadelerden oluşan, madde 15, madde 16 ve madde 17 hükümlerine aykırı olan hiçbir içerik başlık olarak kabul edilemez.

madde 19- tanım olarak girilen her içerik başlığı tanımlamalı, en azından başlıkla alakalı olmalıdır. başlığı tanımlamayan, karşılıklı diyalog içeren, diğer tanımlara cevap niteliği taşıyan, madde 15, madde 16 ve madde 17 hükümlerine aykırı olan hiçbir içerik tanım olarak kabul edilemez.

madde 20- yazarlar sözlük dışındaki ortamlarda dünya sözlük aleyhine propaganda ve karalama kampanyası yapamaz, sözlüğün yazılımına dışarıdan müdahalede bulunamaz.

madde 21- tanım girilirken herhangi bir kaynaktan alıntı yapıldı ise muhakkak alıntının kaynağı gösterilmelidir. aksi halde doğabilecek yükümlülüklerden dünya sözlük sorumlu değildir.

madde 22- girilen tanımın sonunda muhakkak noktalama işareti kullanılmalıdır.

madde 23- bir başlığa art arda tanım (flood) ve yinelenen tanım (mükerrer) girilemez.

madde 24- bir tanımda türkçe dışındaki dillerden ifadeler yer alabilir ancak tanımlar tamamen farklı bir dilden oluşamaz.

madde 25- başlıklar soru şeklinde açılamaz.

madde 26- tanımlarda emoji kullanılamaz. ancak yıldız içinde emoji kullanımı serbesttir.

madde 27- özel mesajlar hiçbir sebeple ifşa edilemez.

madde 28- bir yazara ait kişisel bilgiler ve fotoğraflar paylaşılamaz.

madde 29- bir yazarın mahlası kullanılarak başlık açıldığında, ilgili yazar veya yönetimin talebine göre başlık silinebilir.

madde 30- bir yazara ait tanımlara kasten seri şekilde eksi oy verilemez.

madde 31- herhangi bir yazarın kısa bir zaman aralığında sözlüğe yazıp daha sonra sildiği tanımlar, sistem tarafından spam içerik olarak algılanmak suretiyle sözlüğün arama motorlarındaki itibarına ve seo çalışmalarına zarar verdiği için bu kapsamda yer alan aksiyonlar yaptırım prosedürüne dahildir.

[ dünya sözlük yönetimi ]

madde 32- dünya sözlük yönetimi sırasıyla monark, yöneticiler ve moderatörlerden oluşan hiyerarşik bir yapıdır.

madde 33- dünya sözlük yönetimi, dünya sözlük anayasası'nın yürütülmesini sağlamakla görevlidir. bu görevi yerine getirirken kimseye danışmaz, icazet almaz ve sırf bu görevi yerine getirdiği gerekçesi ile sorumlu tutulamaz.

madde 34- dünya sözlük yöneticileri, bu anayasanın yürütülmesi görevini icra ederken keyfi tutumlar sergileyemez, adaletten taviz veremez, kayırmacılık yapamaz, kişisel görüşlerini kararlarına yansıtamaz.

madde 35- yazarlar karşılaştıkları sorunlar için sözlük yönetimine danışma ve sorunun çözüme kavuşturulması talep etme hakkına sahiptir. sözlük yönetimi sorununun muhakkak çözüleceğine dair bir güvence vermez.

madde 36- dünya sözlük yönetimi üyelik işlemleri, üyeliğin sonlandırılması, yazar statülerinde değişiklik yapma, ceza verme, cezayı kaldırma, başlık ve tanımlar üzerinde gerekli düzenlemeleri yapma, silme, başlık canlandırma, kilitleme ve gizleme haklarına sahiptir.

[ ceza hükümleri ]

madde 37- kurallar bölümündeki madde hükümlerine aykırılık durumunda ceza hükümleri uygulanır.

madde 38- iş bu hükümler için yazar, mod veya yönetici ayrımı yapılamaz. herkes kurallara riayet etmekle yükümlüdür.

madde 39- kurallara aykırılık halinde uygulanacak cezalar; uyarı, çaylaklık statüsüne düşürülme, geçici olarak uzaklaştırılma ve hesabın temelli kapatılması olarak 4 şekilde uygulanır. bu cezalardan hangilerinin nasıl uygulanacağına karar vermek, adaleti gözetmek kaydıyla sözlük yönetiminin tasarrufundadır.

madde 40- kurallara aykırı davranan yazara, uyarılmasına rağmen aykırılığı devam ettirmesi (formatsızlıkta ısrar) halinde tekrardan uyarılmasına gerek olmaksızın diğer cezalar uygulanır.

madde 41- sözlük yönetimi; kurallara uygun olmayan, yazım hatalı, imla ve noktalama kurallarına aykırı başlık ve tanımlar üzerinde gereğine uygun şekilde düzeltme yapma, gizleme veya silme tasarrufuna sahiptir. anayasada yazılı olmayan sebeplerle tanım ve başlıklara müdahale söz konusu olamaz.

madde 42- yazarlar kurallara aykırı olduğunu düşündükleri tanım ve başlıklar hakkında şikayette bulunabilirler. sözlük yönetimi bu şikayetlerle bağlı değildir.

madde 43- yazarlar anayasada belirtilenler dışında hiçbir sebeple yaptırıma tabi tutulamaz. yaptırıma tabi tutulan yazara bunun sebebi derhal bildirilir.

[ diğer hükümler ]

madde 44- daha önce karşılaşılmamış yahut net bir hüküm verilmenin güç olduğu meselelerde sözlük yönetimi takdir yetkisini kullanır. bu yetkiyi kullanarak aldığı kararlar, daha sonra alacakları kararlara dayanak oluşturmaz.

madde 45- sözlük yönetimi, sözlükte yazarlara ait kişisel veri veya doğrudan subjektif içerik barındıran tanımlar haricindeki tüm tanımlarda tasarruf hakkına sahiptir. bilhassa interaktif dolaşıma giren gündem ve kültür yorumları ile bilgi içerikli tanımlar sözlüğe mal edilmiş hükmündedir.
devamını gör...

dünya sözlük yetimlere bayramlık etkinliği

--! spoiler !--

şimdiye kadar ''on sekiz'' kişiden toplamda 1970 liralık* bir meblağa ulaşıldı. Allah kabul etsin...

--! spoiler !--

“o halde yetime haksızlık yapma ve yüzünü ekşitme, yardım isteyeni de hangi çeşit olursa olsun boş çevirme!”

arkadaşlar merhaba, malumunuz ramazan yaklaştı. uzun susuzluklar, açlık sancıları, duman krizleri, bunaltıcı sıcaklar eşliğinde bu farkındalık ayını geçireceğiz inşallah. peki ya bereket? peki ya şefkat? peki ya merhamet? göz açıp kapayıncaya kadar bayrama varacağız, lakin tek varan biz olmayacağız. biz ailelerimizle bayramlaşırken bundan mahrum olanlar, sevgiye muhtaç çocuklar da zaman çizgisinde ramazan bayramı'na ulaşacak ama onlar için bayram çoğu zaman sevinçten çok hüzün, hicrandan çok hasret, birliktelikten ziyade yalnızlık oluyor.

evvelce ihtiyaç sahibi okullar için kitap topladık, afrikalı çocukların katarakt ameliyatı için kermes yaptık, bilmediğimiz diyarlarda kurban kesilmesi için birlik olduk, yardım amaçlı çeşitli etkinlikler düzenledik, aynı zamanda kuraklıktan kırılan bir bölgenin imkanları mütevazı ahalisi için su kuyusu açmak üzere bismillah dediğimiz ve halen yavaş ama rahmetle ilerleyen bir bağış toplama sürecindeyiz. bu bayram şöyle yirmi-otuz yetimin yüzünü güldürsek ne güzel olmaz mı? ben bu meselenin kefaletini de vebalini de sorumluluğunu da üzerime seve seve alırım. tesadüfen tanıştığım ufak bir dernek hakkında gerekli araştırmayı yaptım, çalışmalarını gözlemledim ve sizlerin de desteğiyle onlar üzerinden kimsesiz çocuklara bayramlık giyisi-ayakkabı-harçlık ulaştıralım istiyorum.

dileyenler lütfen bana 1 haziran'a kadar ulaşsınlar, şimdiden herkese teşekkür ederim hem sözlük hem yavrucaklar namına. 5 lira, 20 lira, 50 lira, 200 lira farketmez. herkes bütçesi ve niyeti ölçüsünde katkı yapsa yeter. bir çocuğun yüzünü güldürmenin, gözyaşını dindirmenin nasıl hayırlı bir hareket olduğunu biliyoruz. bir vesile bazen bin nimete dönüşür.
devamını gör...

görücü usulü

geçen yine bir görücüye gidiyorum. bana hep şişman, yaşlı, çirkin, psikolojik sorunları olan, hayattan bezmiş falan kız buldukları için yine böyle bir şeydir dedim. anneme ''bak hep böyle güzel, şöyle güzel falan diyorsun ama hiç dediğin gibi çıkmıyor'' dediğimde kızı düğünde halayda gördüğünü ve ismini cismini yerini öğrendiğini bu sefer doğru söylediğini söyledi.
neyse inandık bu sefer ve kızın evine gittik. zaten heyecanlı ve panik atak hastasıyım birde bunun üzerine kız evine gidiyorum. neyse kızın evine doğru yola çıktık. kız 6. katta oturuyor ve asansör çalışmıyor. sıcak havada altı kat çıktık. kapıya geldiğimde kalbim hem yorgunluktan hem heyecandan küt küt atıyor. nefesi başka yerlerimden alıp veriyorum. kapıyı kızın baba annesi açtı. bizi içeriye buyur etti. içeri annem ben ve kız kardeşim geçtik. kanepeye sıralı bir şekilde oturduk. nine de karşımıza oturdu. 1 dk sonra kızın annesi içeri girdi. o da karşımıza oturdu. gözler kızı arıyor ve ortamda derin bir sessizlik. ihtiyar nine ortamı açmak için ''oğlumuz ne iş yapıyor ?'' dedi. annem. ''ingilizce öğretmeni'' dedi. ihtiyar kadın; '' konuşabiliyor mu ?'' dedi. annem ; '' derdini ifade edecek kadar kendini anlatacak kadar konuşuyor'' dedi. ihtiyar kadın ; '' oğlumuza diyorum konuşabiliyor mu '' annem; '' konuş oğlum ablalara ingilizce'' dedi. ihtiyar kadın az biraz daha sesini yükselterek ''hanım efendi !! oğlumuza soruyorum'' dedi.
bende az biraz sesle ingilizce bir şeyler saçmaladım. ihtiyar kadın az biraz sinirlenerek '' oğlum anlat kendini o anlamda dedim'' dedi.
bende '' öğretmenlik mesleği ile iştigal etmekteyim'' dedim. ''iştigal'' ne ya. Allah beni netmesin. iştigal ne !! 40 yaşındayım ömrümde ilk defa bu kelimeyi kullanıyorum.
annem de o ara lafa girip '' gayemiz zat-ı alinizi rahatsız etmek değil, efkar-ı umumiyede kızınız ile oğlumuzun muhabbetini kurmaktır. cevabı müspetiniz kalb-i hazalimizi memnun edecektir'' dedi. ortam bir anda osmanlı da saraydan kız isteme faslına döndü. sanki mısır sarayında tosun paşanın kızını istiyoruz.
neyse ihtiyar nine meyve falan ne istersiniz durumuna geçince heyecanla birde ağzımdan ''armut'' lafı çıktı. armut ne la !! armut nee !! kendimden utandım. bu ülke topraklarında görücü evinde armut isteyen tek damat adayı eminim benimdir.
neyse ki evde armut varmış. ihtiyar kadın kızın annesine ''kalk kızım herkese çay oğlana armut getir'' dedi. 5 dk sonra kız annesi elinde çaylar ve armut ile geldi ikram etti karşımıza oturdu. biz hala evin kızını bekliyoruz. sonra ihtiyar kadın yanındaki kızın annesine dönerek ''kızım da işte ev hanımı ama eli hamarat bir kız'' dedi. o anda annem ve benim içimde öyle bir ''dankkkk'' sesi oldu ki dışarıdan bile duyuldu. meğerse 50 yaşlarında görünen kadın kızın annesi değil kızın ta kendisiymiş. biz şoku belli etmemeye çalışarak olayları 5 dk idare ettik sonra kalktık. yolda eve giderken arabanın hızını 200 km çıkardım ve anneme bakarak ''bana mantıklı bir şey söyle'' dedim. annem kızı düğünde gördüğünü genç çıtı pıtı bir kız olduğunu söyledi. kendisi 6 derece gözlük takıyor. ''anne Allah aşkına sen 6 numara gözlük takıyorsun salonun en gerisinde oturduğunu söylüyorsun kızı nasıl gördün'' dedim. annem de tamam ama ayrıca ayşe teyzeme de kızı gösterdiğini söyledi. hey yavru heyyy. ayşe teyzeymiş. ayşe teyzede ileri derecede katarak var ve mahallede lakabı '' kör ayşedir'' Allah bilir annem o gözü ile düğün salonunda kızı gösterecem diye büfeyi işaret etmiştir kör ayşe teyze ise Allah bilir nereye baktı ne anladı. belki de tarif ettikleri kız diye bir şey yoktu düğün salonunda çelenge bakıp onu kız sandılar. neyse ben bir şey demiyorum umarım kurt binicinin bahtı açık olur.
devamını gör...

islam’da kadına dayak olayı

birkaç hafta önce bir vaizin yorumlarıyla gündeme geldiğinde bu konu üzerine yazabilecek durumda değildim hiç. üstelik tepkimi çekmesine rağmen konuyu istismar edenlerden olmak istemedim, zaten o curcunada tartışmaya katılmak da zül geliyordu. şimdi ilgili beyanlara mecburen değinerek, fakat hiçbir malum kesimin ağzına ortak olmadan, "vaaz" da vermeden, kendimi bu başlığa dair üç beş kelam etmek zorunda hissediyorum.

bir kere, herkesin anlaması gereken şöyle net bir gerçek var: allah resulü kadın dövmemişlerdir. bir hoşnutsuzluk zuhur ettiği zaman küserlerdi ve bir süre küs kalırlardı. bu da dünyanın en ince davranışıdır. ama bir de şimdiki din adına ahkam kesen hayvanlara bakın... neredeyse, "deşarj olmak için dövün" diyor. "çekinmeyin, Allah izin vermiş, patlatın" dercesine, "kadınlar şükretsin ki kocaları onları dövüyor, yoksa kuma getirecek" diyor. şimdi Allah aşkına, kimsenin kimi neyi savunduğu beni ırgalamaz ama, islam ve islamî ölçüler adına çıkıp böyle konuşan birini savunanlara en kısa hayret ifadesiyle sormak istiyorum: "yahu bu nasıl bir şey?" islam'da kadının düşman kadını olduğunda bile dokunulmazlığı vardır. tıpkı çocuk gibi. onlar öldürülmezler. erkeklerin tümden kılıçtan geçirildiği hallerde bile kadınlara dokunulmadığını görürsünüz. bunları bile anlamak çok mu zor, ne tür kadınlarla evlisiniz lan siz?

yine bu sözde "fıkıh uleması" geçinen vaizlerin her türlü çirkinliği yaptığı, iftirayı attığı muhiddin-i arabi hazretleri'ne göre, kadın erkek buluşması dünyada en büyük buluşmadır. bütün tasavvuf ve divan edebiyatında "mecazî visal" olarak görülmüştür. ama bunlarda böyle bir incelik yok. tekme tokat giriştin mi cennette bir kat daha yükseliyorsun zannediyorlar. hayır ben söyleyeceğim mizaç olarak, ama ben söyleyince olmayacak, çünkü malum fakih arkadaşlar ille kıyas yapacak. o zaman, hadis vardır, aynen bu şekilde: "dövdüğünüz kadınla akşam aynı yatakta nasıl yatacaksınız?" (bkz. müslim, cennet bahsi) bunu söyleyince de hemen karşınıza nisa 34’ü çıkarırlar. o bir sınır durumudur. öyle değil mi, bunu bile anlamıyor musunuz? yani hangi ölçünün hangi duruma uyduğunu anlamak için yapacağınız kıyas, bu ölçüleri kullanırken, şurada burada ifade ederken nerede kalıyor?

konuyu uzatmak istemiyorum, anlamak isteyene bu kadarı yeterlidir ama... daha önce başka bir platformda yazarken islam'da erkeğin üstünlüğüne dair bir tartışma olmuştu. o da aynı malum konu.. tabii konu islam'dan açılıyordu ama islam'a göre falan değil, genel olarak konuşuluyordu.* ben şöyle cevap verdim: şeriatta erkek, tasavvufta kadın! şöyle de anlayabilirsiniz: hukukta erkek, hikmette kadın... en azından benim derinleşmeye çalıştığım islamî dünya görüşüne dair muhtelif eserlerde şöyle geçer: erkek fail (yapan) sıfatındadır, kadın ise münfail (yaptıran)... münfail, bu bakımdan failden üstündür. üstünlük zaten böyle bir şey, değil mi? orada niteliğe bakılır. tıpkı bir sultanın bir askerden üstün olması gibi. şimdi bakın, dine bir böyle bakış vardır... bir de sanki dinin rüknüymüş gibi, "namaz kılın" dermiş gibi "karılarınızı dövün" diyen bakış... hangisinin doğru olduğunu da en azından iman ettiğini söyleyen insanlara saatlerce anlatmaya lüzum olmasa gerek! bedahet diye bir şey var. yani hâlâ biraz kaldıysa tabii.
devamını gör...

dünyevi takvim



hepimiz bir zamana göre yaşamaz mıyız hayatı?
hayatımız saniyeler, dakikalar, saatler, günler ve aylarla geçiyor.
zamanla yarıştığımız birbirini kovalayan şu günlerde, biraz olsun zamana renk katabilmek dileğiyle “dünyevi takvim” adını verdiğimiz ve bir sürpriz niteliğinde olan bu çalışma umarız sizleri mutlu eder.
bastırıp kullanabilmeniz için yatay a4 boyutunda hazırladık!
bu çalışmada çok büyük yardımları bulunan we born we play we die adlı yazar arkadaşıma da teşekkür ederim.

https://drive.google.com/op...
devamını gör...

dünyevi 10. sayı

herkese merhaba,

şimdiki duygularımdan mı bahsetsem, hazırlık sürecini mi anlatsam yoksa sizlere uzun uzun teşekkür konuşması mı yapsam? bu konuda nereden başlayacağımı bilemiyorum.

açıkçası bu yola çıkarken de ne yapacağımı ve nasıl yapacağımı bilmeden çıktım. hayatımda ilk kez bir dergi çalışması içinde bulunacaktım. bu yüzden hem heyecanla hem de acemiliğin getirmiş olduğu tedirginlikle devam ettim. her adım daha çok heyecan verici bir güzelliğe doğru yol aldı. bu süreçte güzel insanlarla iletişime geçtim ve samimiyetlerine hayran oldum. gerçek kimliklerimizle var olmadığımız bir ortamda bu derece gerçek duyguları hissetmek çok özeldi. hepinize içtenlikle teşekkür ediyorum.

yine bu süreçte türkiye dergiler birliği bünyesinde kurulan türkiye genç dergiler birliği'ne üye olarak dergimizi daha kurumsal bir noktaya taşıdık. bakalım birlikte daha nice güzel işlere imza atacağız.

tamamlandığı için çok mutlu, dünyevi dergi'nin taptaze 10. sayısını sizlerle paylaşacağım için de çok heyecanlıyım.
uzun süredir gündemimde bu konu vardı; birbirimize cok alışmıştık. üzerimde evladından güzel bir nedenle ayrılan anne mutluluğu, gururu ve hüznü var. şimdi ise sözlüğün gündemine geçme vakti gelmiştir.
ramazanın ilk günü çıkarma gibi bir amacımız vardı şükürler olsun ki gerçekleşek. hepinize hayırlı ramazanlar, keyifli okumalar...

bu yolda beni yalnız bırakmayan ve desteklerini her daim hissetiğim iki kişiye özellikle teşekkür etmek istiyorum. her aşamasında yanımda olup yol gösteren monsieur noir'e, fikirleri ve katkılarıyla müşki hoten'e çok teşekkür ederim.

10. sayı için link: https://drive.google.com/fi...

önceki sayıları incelemek isteyenlere;
1.sayı
2.sayı
3.sayı
4.sayı
5.sayı
6.sayı
7.sayı
8.sayı
9.sayı
devamını gör...

dünya sözlük kararnameleri

karar-1: 3 mayıs 2018 - 00:01 itibariyle nickaltı başlıklarına yazarın herhangi bir tanımı veya sözlükteki aksiyon niteliği refere edilmeden girilen subjektif içerikli tanımlar doğrudan silinecektir.

sebepler ve motivasyon: sözlüğe yeni gelen yazarların, mevcut yazarlar arasındaki nickaltı cancişliği nedeniyle kendilerini yalnız ve yabancı hissetmelerinin önüne geçmek; sözlüğün esas gayesi olan yazılanlar üzerinden interaktivite oluşturma fonksiyonunu yerine getirmek; nickaltı girerek tanım kotasını doldurma gayretinde olanlara prim vermemek; sözlükte kalite standardını aşağılara çeken nickaltı tanımların azalmasını sağlamak.

örnek: bir yazar başlığına ''çok güzel bir arabası olan yazar'', ''iyi yemek yapan yazar'', ''whatsapp mesajlarına bakması gereken yazar'' gibi sözlüğün geri kalanını ilgilendirmeyen veya sözlüğe değer katmayan ifadeler yazılamaz. yazarın sözlükte yazmış olduğu bir tanım üzerinden tebrik, destek veya eleştiri getirmek üzere nickaltı tanımı girilebilir. kişinin sözlükte edindiği sözlük yazarı rolü hakkında bilgilendirme tanımı girilebilir. açtığı başlıklara, değindiği konulara, oylama ve diyalog eğilimleri yorumlanabilir. böylece hem o kişi profili ve onun yazdıkları daha çok kişinin dikkatini çekecektir hem de argüman veya kontr-argüman oluşturma ve beyan etme kültürümüzün gelişmesine mütevazı bir katkı sağlanacaktır.
devamını gör...

peygamberin ilahlaştırılması

innallahe ve melâiketehu yusallûne alennebiyyi.. yâ eyyühellezine âmenû sallû aleyhi ve sellimû teslîma...

bakın bunlar ayet. her cuma hutbede okunan ayet. resûlullah'ı karşısına konumlandırdığınız Allah'ın, resûlullah'a indirdiği kur'an ayetlerinden yani. şekilcilik olarak anlayarak kendinizi kandırmaya da devam edebilirsiniz ama evvela siz, Allah'ın, peygamber aleyhisselatu vesselam'ın ruhaniyetine salât ve selâm emrini yerine getirmek yerine, o'na ismiyle hitap etmenin küfre yakın bir edepsizlik olduğunu, o'na hakaret etmek ve en başta Allah'a itaatsizlik mânâsına geldiğini anlayın. görüldüğü gibi yukarıdaki tanımda "muhammed" diye hitap ediliyor. halbuki salavat bize farzdır; öyle ki Allah dahi nebîlerine salat ve selam eder; bunu da bize emreder! siz ise buna değil de, Allah'ın, kur'an'da resûlullah'a "muhammed" diye hitap etmesine dayanarak bunu örnek alıyorsanız, asıl kendinizi ilahlaştırıyorsunuzdur ki bu sözde ithamlarınızı öz nefsinizde bulmak ihtimali bu durumda aklınızın ucundan bile geçmez. (zaten de geçmiyor)

şimdi siz peygamberin ilahlaştırıldığını iddia ederken, islam'dan yola çıkıyor değilsiniz, bunu bir anlayın. dolayısıyla peygamberi peygamber olarak da anlayamadığınız yerde, ne Allah'a ne resûlü'ne doğru ölçülerle iman edememişsinizdir ki daha sahip olduğunuz bu muharref ilah ve peygamber tasavvuruyla, peygamberin ilahlaştırılmasından söz ediyorsunuz.

sonra; imân etmiyorsanız bile bunu böyle bilin ki, islâm'a göre Allah resûlü, gelmiş-gelecek en üstün insandır; Allah'ın tüm resûl ve nebîlerine, tüm peygamberlerin de kendi ümmetlerine müjdelediği son peygamberdir. o insanlığın gayesidir; yani insan'dan murâd o'dur. insanın yaratılışındaki hikmet, en çok onda görünmüştür. insanlar o'na yaklaştıkça tekâmül etmiş sayılabilirler. insanlar o'na benzedikçe "insan" olurlar. siz ise Allah resûlü'nün de beşer olduğunu söylerken, o'nu kendi hayvanî nefsinize benzetmeye, o'nu kendi sefîl şuur seviyenize indirmeye çalışıyorsunuz. siz, tıpkı kafirler gibi, günün geçer akçesi putlarla dolu aklınıza uymuyor diye, yalnızca velîlerin kerâmetlerini de değil, peygamberlerin mucizelerini bile reddediyorsunuz.

öyle tuhaf bir algınız var ki... şunu olsun anlayın da diğerlerine yol oradan sonra bulunur: sizin tüm zanlarınız hakikat karşısında ne ifade eder? velîlere yahut onların antitezi olan denîlere, ancak kendi seviyemizden bakabiliyoruz biz.. sizin takılıp kaldığınız bu meselelerse ele alınması gerektiği seviyede ele alamadığınız, basit dedikodu ve hakaret seviyesini aşamadığınız, zahirci çıkışlar. zahirci derken de ölçüye mihenge vurmak değil, gidip kendi bulunduğunuz "en dip seviyeden anlamak" mânâsına!

bakın, istemsiz olarak hep reddettiğim bu tipik yanılgıya bir örnek:

"ger bileydi sulbünden geleceğini yezid’in
almadan boşardı havva’yı âdem"


bununla bir de şu bakış arasındaki dağlar kadar farkı sezmeye çalışın hiç olmazsa:

"duyunca makdem-i teşrifin sulb-i pakinden âdem
değişti habbeye bağ-ı cinanı yâ resûlallah."


anlamadıysanız daha da açayım: Allah insanî hakikati bize en kâmil örnekleriyle anlatır; bizi onların yoluna uymaya çağırır. halbuki mesela, melekler insanın yaratılışında evvela niçin yalnızca ondaki kan dökücü, fesat çıkarıcı hasletleri görebildiler? insanda, meleklerin bilemediği, fakat Allah'ın bildiği neydi? Allah, insana neyi öğretti? sonra niçin secde ettiler âdem'e? siz şimdi böylece onu "ilahlaştırdılar" mı dersiniz? hadi deyiniz ki onlar farklı türler... (saçma ama sizden çıkabilecek türden bir argüman işte) kardeşleri ve babası yakup aleyhisselam (çoğu yaşça kendinden büyük ve biri de peygamber olan bu insanlar), niçin secde ettiler yusuf aleyhisselam'a? hâşa, onu ilahlaştırdılar mı?

yok... ne, biliyor musunuz? siz, iddia ettiğiniz gibi hiç de Allah'tan başkasına değil, asıl nefsinizden ötesine itaati bilmiyorsunuz. çünkü Allah, resûlullah'a itaati, ve o'nun hepinizden üstün bir yaratılışa sahip olduğuna imânı emrediyor. siz ise hiç mi hiç bilmiyor ve her şeyden önce inanmayı reddediyorsunuz ki, beşeriyette, melekiyetin üstüne çıkabilen, sizin de tecrübe etmediğiniz ulvî bir yol var; yaratılışımızdaki hikmet bile bu! fakat sizin bu, beşer olmayı daima kendi süflî alışkanlıklarınızla kısıtlayıp derinliği sonsuz hikmetleri dünyaya mahpus olmuş aklınızla daraltma çabanız, "ben sizin bilmediğinizi bilirim" buyuran Allah'a karşı, kendi bilmediğini kabul etmeyen şeytanın hasedine ne kadar da benziyor. evet, ben burada gayet nefsanî bir haset buluyorum; Allah'a ve resûlü'ne, kendi yonttuğu aklın hudutlarına sokmadan tapamayan (burda ne imân ne ibadet geçerlidir artık) bir nefsanîlik!
devamını gör...

sözlükteki yandaş vakıf üyeleri

arkadaş bakınızı vermiş, ben de doldurayım. Allah bunları ne için paylaştığımı biliyor. o kalpleri en iyi bilendir.

ben yandaş vakıf üyesiyim. ilim yayma cemiyeti ile birlikteyim. aynı zamanda yerelde altın çocuk derneği ve anadolu platformu ile çalışıyoruz. yine genç ihh, mttb, kardeşlik birlik, adalet medeniyet, yer yer agd ve tügva ile ortak çalışıyoruz. kendimi ifşa etmek uğruna tüm faaliyetlerimizi yazayım.

iyc ile;

• yetimlerin yatılı kaldığı okullara düzenli ziyaretler gerçekleştirip onlarla beraber oluyoruz ve hediyeleşiyoruz.



• meb ile yaptığımız protokol ile seçili meslek liseli arkadaşlarla görüşüp onlarla maç, piknik, film gibi sosyal faaliyetler gerçekleştiriyoruz.



• öğlen yemek arası veren liselerde cuma namazına gelen öğrenciler yemek yemeye vakit bulamıyor diye çorba dağıtıyoruz.




• sevgi evleri ile protokolümüz icabı yetim çocuklarla bir araya gelip bir nebze hayatlarındaki boşlukları doldurmaya çalışıyoruz.



• bunlara haricen kendimiz için düzenli toplantılar, okuma programları, siyasiler ve bürokratlar ile görüşerek topluma yön verme çabamız mevcuttur. bu doğrultuda ak parti, mhp, saadet ve bbp ile sürekli iletişim halindeyiz. menfaat için değil, islam'a hizmet için!


açd ile;

• filistin'de bir yetimhane açıyoruz ve düzenli yardımlarla oradaki yaralara merhem olmaya çalışıyoruz.

• tanzanya'da su kuyuları açıp düzenli yardımlar gönderiyoruz. orada da bir yetimhane çalışmamız var. bunlar damla damla toplanan paralarla gerçekleşiyor.



https://www.instagram.com/a...

ap ile;

• dil bilmeyen göçmenlere dil eğitimi verip kültürel destek vererek topluma hazırlıyoruz.

diğer sivil toplumlar ile (tek kıstasımız müslüman olmaları ve davaya hizmet etmeleri) bir araya gelip okuldan ve işten kalan zamanlarda ümmet için dertlenip ümmete hizmet etmek için çalışıyoruz.

camiler kışlamız;

yeryüzü bize mescid;

ilahi kelimetullah için sesimiz çıktığınca haykırıyor, bildiriler dağıtıyoruz;


tüm bunlar yalnız Allah için, ümmet için yapılıyor. Allah şahit birimizin cebine bir kuruş para girmiyor, çıkar geçmiyor. hani biz yandaşız ya, sadece kendi çıkarımız için çalışırız, birileri için borozonlar öttürürüz, propaganda ve trollük yaparız ya... belki içimizde bu tarz insanlar var diye tüm bu güzel işleri zan altında bırakıyorsunuz ya... işte sadece bunun günahı size yeter. Allah müntekimdir. hesabı pek çetindir.
devamını gör...

sevgilinin ölmesi

hayat devam ederken yaşamın son bulmasıdır. - bir süreliğine-

bazı bağ vardır, insanların kalıplarına sığmaz, orada karşılığını bulmaz. şimdi yüzünü unutttuğum, önceleri bu unutmaktan büyük utanç duyduğum, şimdi ise unutmanın sıradanlığına, o sıradanlığın sağladığı konfora rehavetle sarıldığım unutuşa alıştığım biri vardı. bazı bağı ancak belgisiz bir zamir belki tanımlayabilir. bir sandalyede otururken tanımıştım onu, ellerini nereye koyacağını bilemeyen insanlara has bir tedirginlik vardı onda. bende de o zamanlar bunları ayırt edemeyen dalgın bir çift göz. bana hep yaşamaktan söz ederdi. uzun yaşamaktan, heyecanlı yaşamaktan, eğlenceli yaşamaktan, huzurlu yaşamaktan, konforlu yaşamaktan, tedirgin yaşamaktan, suçluluk duyarak yaşamaktan, kendinle barışarak yaşamaktan, sakin yaşamaktan, sessiz yaşamaktan, yaşamaktan... öyle ki uykusundan kısıp daha çok ve yoğun nasıl yaşanır planları yapardı. ben uyurken bile yaşamaktan bahseden bir şeyler yazardı. uzun gece sohbetleri, dünyanın kalbindeki kaygılar, hiç bulunmamış bir tür mutluluğu bulmak ümidiyle türlü türlü yaşamlar kurardı. öylesine hayat dolu olmak ki, yarım ölüm diye uykudan bile kaçmaktı onunki. beni durmak bilmeyen bir hayaller silsilesinin içinde bırakarak, sürekli yaşıyor, yaşarken de alternatif hayatları tasarlayıp duruyordu. bir rüzgarın içindeydim, yüzümü yaşama dönmüştüm. onunla çevriliydim, bakacak başka yönüm de yoktu. şikayetçi değildim, benim yerime her türlü yaşamsal kaygı güdülüyor, her türlü hayal kuruluyor her türlü gelecek sıkıntısı benim yerime çekiliyordu. dedim ya ben rehavete kapılmaların insanıyım, kapılmıştım. ne dünyayı kurtarmak, ne iş bulmak, ne toplumun gözünde kendime bir unvan bulmak derdim vardı. rahattım. rahatta bekliyordum. insan ne zaman bu denli gevşese bir şey oluyor. ne zaman o duvarları indirse, ne zaman rehavete bu denli teslim olsa, bir şey oluyor. benden bağımsız hayaller kurulur, müşterek hesaplar açılırken ben bir gaflet dalgasında akıntıda sürüklenirken, şikayetsizce akıp dururken, her türlü sorumluluğumu sırtımdan atmışken, o kadar yaşamı da beraberinde götürerek, öldü. bir başkası yaşasın diye, ölürken bile her yere yaşam bulaştırarak öldü.

o bir başkası yaşadı. çok şükür.

bense bir süreliğine muhatapsız kaldım. muhatapsız kalınca insan kendi varlığını teyit edemiyor. yani varım, o odadayım, birileri geliyor, sarılıyor ama ben anlamıyorum. başkasının rüyasını izlemekle yetiniyorum gibi. oradayım ama bunun farkında değilim. orada değilim ama oradakiler de bunun farkında değil. bir solucan deliği açılmış da başka bir boyuttan olan bitene tamamen kayıtsızca bakıyormuşum gibi.

bir süre herkes gözlerime bakıp beni anladığını söyledi, kimseye güvenmedim bir süre.

insan muhatapsız kalınca kendi varlığından emin olamıyor. bir süre hiçbir şeyden emin olamadım.

sonra? sonra acısı, sonra özlemi, sonra garipliği, sonra yetimliği yavaş yavaş aralanıyor. başka ve daha saçma kederleri oluyor insanın. olan ölene oluyor. onca yaşam arzusu ve sevinciyle hep 25 yaşında ama başka bir gezegende kalıyor. belki diyorum belki, küçücük bir gezegende bir gül yetiştiriyordur, belki diyorum o gülü koyun yer belki diye seyahat edemiyordur, belki o yüzden geri gelmiyordur. belki diyorum, çok canı sıkılıyordur ama gülünü çok seviyor diye uçağa binip gelemiyordur. çöle düşmekten korkuyordur belki. belki yetişkinlerin sayılarla dolu dünyasından ürküyordur. belki kaç yaşında diye sorarlar, belki kaç para kazanıyorsun derler diye bunalıyordur da ondan gelmiyordur. belki gülünü yalnız bırakmaktan korkuyordur, belki ondan gelemiyordur.
devamını gör...

dünyaitiraf.com

bu bayram yalnızdım. ailemin yanına gitmedim. gitmeyişimin temel sebebi olmasa bile büyük bir etken annemin gelişi oldu. ondan kaçtım. şu an herkes farkında. onun gittiği günün akşamı gelerek ilan etmiş oldum bir nevi. konuşurken reddetsem de gerçek bu. ve insanlar beni anlayışla karşılıyor. üzücü ama bu da gerçek.

yarın ve yarını takip eden muhtemelen bir hafta boyunca babamın tarafının düzenlediği gece yahut sabah etkinlikleri var. hepsine katılmam bekleniyor ama bundan rahatsızlık duyuyorum. annemden kaçmışken onların her şeyine katılmam doğru olmaz gibi görünüyor, içime sinmiyor. yine de bunu söyleyecebileceğim, derdimi anlatacağım kimse yok... çünkü annemle aramın bozukluğunu bilmemeliler. çünkü onlar baba tarafı, annemse ters yönde ve annemle aramın bozukluğu onların annem hakkında atıp tuttuklarını büyük oranda doğrular kendi kafalarında. buna gerek yok. annem sonuçta. berbat bir anne oluşu tescillenmiş de olsa anne.

boşanmış bir ailenin çocuğu olmak zor sözlük. denge kurman gerekiyor. iki taraf da fırsat buldukça birbirine sövüyor ama onlar için artık yabancıyken ikisi de senin ailen. bu arada kalmak meselesi yorucu. küçükken de zordu hala zor. büyüdüğümde bunun kolaylaşacağına dair bir inancım vardı boşa çıktı baya üzgünüm bu nedenden ötürü. ne yapmalıyım bilmiyorum. kaçmak istiyorum, kaçacak yerim kalmadı. yaz aylarını sevmemek için bir neden daha.

aile kurumunu sevmemek için de bir neden daha
devamını gör...

davut heykeli

buluştuğumuzda bazen yazardı ne yapıyorsun derdim yaaa git derdi*
bi gün yakın baktım dünya sözlüğe yazıyor
vefatından sonra dünya sözlükteyim ara ara girip sizlerin onun için yazdıklarınızı ağlayarak okuyorum
ben ali doğan şenel yani davut heykelinin nişanlısıyım
hepinize teşekkür ediyor ve onun için dualarınızı bekliyorum.
bizler içinde dua ediniz...
devamını gör...