Geçen Ayın Favorilenenleri

dünya sözlük yetimlere bayramlık etkinliği

--! spoiler !--

şimdiye kadar ''on beş'' kişiden toplamda 1770 liralık* bir meblağa ulaşıldı. Allah kabul etsin...

--! spoiler !--

“o halde yetime haksızlık yapma ve yüzünü ekşitme, yardım isteyeni de hangi çeşit olursa olsun boş çevirme!”

arkadaşlar merhaba, malumunuz ramazan yaklaştı. uzun susuzluklar, açlık sancıları, duman krizleri, bunaltıcı sıcaklar eşliğinde bu farkındalık ayını geçireceğiz inşallah. peki ya bereket? peki ya şefkat? peki ya merhamet? göz açıp kapayıncaya kadar bayrama varacağız, lakin tek varan biz olmayacağız. biz ailelerimizle bayramlaşırken bundan mahrum olanlar, sevgiye muhtaç çocuklar da zaman çizgisinde ramazan bayramı'na ulaşacak ama onlar için bayram çoğu zaman sevinçten çok hüzün, hicrandan çok hasret, birliktelikten ziyade yalnızlık oluyor.

evvelce ihtiyaç sahibi okullar için kitap topladık, afrikalı çocukların katarakt ameliyatı için kermes yaptık, bilmediğimiz diyarlarda kurban kesilmesi için birlik olduk, yardım amaçlı çeşitli etkinlikler düzenledik, aynı zamanda kuraklıktan kırılan bir bölgenin imkanları mütevazı ahalisi için su kuyusu açmak üzere bismillah dediğimiz ve halen yavaş ama rahmetle ilerleyen bir bağış toplama sürecindeyiz. bu bayram şöyle yirmi-otuz yetimin yüzünü güldürsek ne güzel olmaz mı? ben bu meselenin kefaletini de vebalini de sorumluluğunu da üzerime seve seve alırım. tesadüfen tanıştığım ufak bir dernek hakkında gerekli araştırmayı yaptım, çalışmalarını gözlemledim ve sizlerin de desteğiyle onlar üzerinden kimsesiz çocuklara bayramlık giyisi-ayakkabı-harçlık ulaştıralım istiyorum.

dileyenler lütfen bana 1 haziran'a kadar ulaşsınlar, şimdiden herkese teşekkür ederim hem sözlük hem yavrucaklar namına. 5 lira, 20 lira, 50 lira, 200 lira farketmez. herkes bütçesi ve niyeti ölçüsünde katkı yapsa yeter. bir çocuğun yüzünü güldürmenin, gözyaşını dindirmenin nasıl hayırlı bir hareket olduğunu biliyoruz. bir vesile bazen bin nimete dönüşür.
devamını gör...

dünya sözlük ideolojik dağılımı

sol cenah: akp şöyle yapmadı mı?, böyle etmedi mi? rant, şike, atatürk, kemalizm lololo...
sağ cenah: 28 şubatta siz..., hdp ile birleştiniz pkk'lı, vatan hainleri, beka beka, kahrol laik düşünce lololo...
milliyetçi kesim: çıkarına neresi uygunsa, biz de yaparız, biz de ederiz, hişşş orada durun, lololo...
ırkçı kesim: türkün türkten başka dostu yoktur, kürt pkk, turan, altarın oğlu tarkan lololo...
kuran yeterciler:hadisler hep uyduruk, kuranda her bişi var, akıl akıl rasyo ol raskalnikov, islamoğlu aslında lololo...
ehli sünnet velcemaat: nass kardeşim, ayet var, hadis var, hatim indirelim hadi, kafirsiniz, yanacaksın, lololo...
tarafsızlar: alayınız mal, hepiniz yanlış, bişi diyorum bir dinleyin, aga kime diyorum, lololo...
deist kesim: sanane benim dinimden, ben sana garışıyom mu?, zorla mı?, az aklınızı kullanın, lololo...
ateist kesim: müslümanlar şöyle, şu müslümanlar, ah müslümanlar, ulan müslümanlar, yav müslümanlar, lololo...
aman ali rıza bey kesimi: aaa öyle mi demiş, zaten o hep böyle, amaan ona güvenme, boşver bpşver senin adın çıkar lololo...
troll kesim: hiçbir şey bilmiyorsunuz, sadece ben biliyorum, ben ne biliyorum ki, bırakın ya, hikayeler, lololo..
işid kafası: dinden çıktın, peçe şart, tekfir edilsin, Allahın lağğğneti üstüne, loloo...

yeter ya.
devamını gör...

27-28 nisan 2019 güneydoğu zirvesi

26 nisan gece 12 suları ataşehir'de pek de mübarek olmayan bir mekanda büyük ev ablukada konseri deneyimlerken "fahri geldik" mesajını almamla başlıyor hikaye. caddede araba bakınırken; kuzeybatı istikametinde 4 adam, 1i ziyadesiyle şortlu. bağırıyor şort adam "burdayız !" derhal el çantamla mahalle intikal ediyorum. klasik tayfa değişen bi şey yok sadece sırrı abinin 1,5 gün sonraki düğüne hafif kirli sakalla gitmek için jiletlediği mübarek sureti dikkatimi çekiyor. ısınma esprileriyle yola revan oluyoruz. adıyaman'a düğüne gideceğiz el hak ama yanına bir şehir daha koymak lazım bu kadar yol tepince. o an dahi kararlaştırılmamış üstelik bu şehir. hele bi gidek de enerjimize göre bakarız diyoruz. bu arada kuyu ile telefondan sürekli dirsek temasındayız şehir belli olunca o da oraya geçip muhteşem ev sahipliğini deneyimletecek biz istanbul serserylerine. mistaka garibim ise son anda çıkan aksilikler yüzünden hiçbirimizin gelemeyeceğini sanıyor.

istanbul il sınırını geçmemizle önceden hazırladığım 2000ler hit kopkop şarkılarını veriyorum orta halli vasıtamızın hoparlörlerine. son seste biraz cızırtı yapıyor ama fast and furious sırrı abi ziyadesiyle memnun old school apaçi şarkılarımızdan. outkast - hey ya'yı her uykusu geldiğinde bi daha çaldırıyor bi 300 km daha dinçiz.

kurban olduğum rabbimin bize vatan diye bahşettiği cennet memleketimiz git git bitmiyor. tem'den çıkıp e-5'e dalıyor, sahibinden izin isteyip yol kenarında çağla topluyor, özellikle de benim gibi konya'nın ötesine geçmemiş charlar* iç anadolu'nun kel tepelerinden sonra heidi'nin koşturduğu çayırlara benzeyen müthiş güzellikleri hayranlıkla izliyor.

kilometrelerin gerçekten de devasa uzaklıklar olduğunu anlayan ekip nihayet gezmek için en yakın şehir olan urfa'da mutabıklaşıyor. ciğer künefe bunlar diğer entrylerde övülecektir. balıklı göl ve eski şehirde sadece gezmekle kalmıyor bazı istanbul serserylikleri de yapıyoruz ve hamd olsun kurşunlanmadan siverek'te dâr-ül kuyu'dayız. bütün bir gününü profesyonel insan mahcup etme etkinliğine harcayan kuyu reis evde de kendi elleriyle etli çiğ köfte yoğurarak silahsız eylemini katmerliyor. ertesi gün yine bazı zararsız teröristliklerimizle siverek'i turluyoruz. sırrı abinin sen dayaklıksın tehditleri üzerine kuyu da daha fazla iyilik yapmasam iyi olacak galiba bu işin sonu kötü deyip 34 plakalıları anayola çıkarıp uzay mekiklerini atmosferden çıkaran bir yakıt modülünün haklı gururu ama bir o kadar da mütevazılığıyla bizden ayrılıyor.

adıyaman'a kadar yol boyunca urfa türküleri. yine detaylarının diğer entrylerde bulunacağını düşündüğüm türlü uçarılıklar... ve tayfa meskun mahalle giriş yapıyor. müthiş bir şaşkınlık yaşayan mistaka heyecanla beylik tabancasına sarılıp havaya 3 el ateş ediyor.* halayın h sini bilmeyen gop çocukları 5 dakikada ortama ayak uyduruyor. daha bi dünya yol bizi beklediği için damadımızı yeni hayatına uğurlayıp kornaya asılarak tek başımıza bir konvoy olarak adıyaman'dan ayrılıyoruz.

anlatarak bitmez. gebze'ye geldiğimizde geriye bir sürü mühürlü muhabbet, gerçek hayat trickleri, unutulmayacak anılar kalıyor. belki de rabb teala sevindirmek istediği kullarını türlü vesilelerle böyle bir araya getiriyor.

daim olsun.
devamını gör...

27-28 nisan 2019 güneydoğu zirvesi

istanbul'dan mistaka'nın düğünü amacıyla yola çıktığımız ve hala geri dönüş yolunda 1200 kilometre milyon milyar ışık yılı yolumuzun olduğu gümbür gümbür şamataya devam ettiğimiz zirvedir. detaylı açıklamaların ileride yapılması düşünülmekle birlikte, zirvenin kuyu'nun oldukça üstün ve bizleri mahçup eden misafirperverliği eşliğinde urfa ve siverek'i de içerdiği haberleri kulislerde dolaşıyor. zirveye katılanlar arasında derviche moderne, iki kişinin bildiği sırrı, eyjafjallajökull diyemeyen izlandalı, fahrettin fahrenheit, monsieur noir'in yer aldığı söyleniyor...
devamını gör...

suriyeliler gönderilsin mi kalsın mı referandumu

faraziye refarunduma verilen isim bile, suriyelilerin kişilik haklarına duyulan saygının boyutunu ortaya koyuyor. hayvan gönderiliyor sanki, bu nasıl çirkin bir üsluptur?

böyle bir referandumun olası sonuçlarına gelince, mütemadiyen böğürtülerini duyduğumuz "suriyeli istemezük"çülerin öngörülerinden farklı olarak, halkımız kardeşlerinin ülkede kalmasını isteyecektir. çünkü bilirsiniz, bizim ülkemizde sesi en çok çıkanlar, toplumun genelini temsil etmekten en uzak olanlardır.
devamını gör...

sözlükten biriyle buluşmak

hamd olsun şimdiye kadar tereyağından kıl çeker gibi söktüğüm böbrek ve karaciğerlerle büyük bir servetin sahibiyim. yalnız bu aralar kaval kemikleri ve bilimum kemikleri sağlam biriyle buluşmam lazım. israil'den kemik erimesi olan bir hastamız için kemikleri hiç kırılmayacak biriyle buluşmam lazım. sağlam olanlar yeşillendirsin. şehir , ülke v.s önemli değil. biz sizi buluruz.
devamını gör...

dünyaitiraf.com

bambaşka bi başlığa bambaşka bir tanım girmek üzereyken soluğu burada aldım.
merhamet başlığına girilen tanımdan ilhamla "ilkokul öğretmeni" için bir şeyler karalamak istedim. sonrasında aklıma cağnım hocam geldi. acep şimdi ne yapıyordur diye google'dan bi aratayım dedim ve maalesef bi kaç ay evvel vefat etmiş olduğunu, belediye cenaze ilan sayfasından öğrendim.
mekanın cennet olsun iyiler iyisi öğretmenim. o merhametli, cana yakın, güler yüzlü, efendi kişiliğin hala gözümün önünde.
seninle son karşılaşmamız bundan 15 sene önceydi, ben üniversiteyi bırakmış ve bi mobilya atölyesinde çalışmaya başlamıştım, sen de koltuk yaptırmak için atölyeye gelmiştin, tanımamıştın beni. ben de öyle üstüm başım toz, boya, kir içindeyken sana kendimi tanıtmaya utandım, biliyordum son okuttuğun sınıftan fatih der demez beni tanıyacaktın. o zamana kadar babamla ne zaman karşılaşsan beni soruyordun, selam söylüyordun.
ben hayatta sevdiklerine hep vefasız davranmış biri olarak, seni çok sevsem de o gün bi elini öpüp sarılamadım. kusura bakma. nur içinde yat canım öğretmenim.
devamını gör...

bir karakterin hikayesi

yıllar öncesinden yazmış olduğum bir hikayeydi. kitap yazmaya heves ederken. aradan uzun zaman geçti. bir kısmını önceden yazdım, bir kısmını sonradan ekledim ve hala devam ediyor.

not: pek hoş bir hikaye değil.

--- alıntı ---

kitapları bilir misiniz? mevcut dünyadan sıyrılmış, en ücra noktalarda var olan, karakterlere ev sahipliği yapan, uçsuz bucaksız hayallerin diyarı olan kitaplar… her insan da bir kitaptır aslında. kimileri kendi kitabının baş karakteri olur, kimileri de yan karakter olarak bitirir kitabını. her insan kendi kitabının karakteridir yani. bu yazıda da bir karakterin başından geçenler anlatılacaktır.

kitaplarda karlı, sisli bir gece vakti başlar bütün hikayeler. başka bir mevsim yokmuş gibi, her gece kar yağıyormuş gibi… bu karakterin hikayesi ise güneş batmaya yüz tutarken başladı. yağmurlu bir gün bile değildi hatta. bol rüzgarlı, fırtına gibi bir günde açtı gözlerini hayata karakterimiz. tam da kendi hikayesi gibi bir gündü, kendi kişiliği gibi…

doğarken ağlamamıştı bile küçük karakter. yaşıyordu, sağlıklı olmasına sağlıklıydı ama ağlamıyordu. farkını belli etmişti daha ilk zamanda bile. sarıp sarmaladılar, verdiler annesinin eline. gözleriyle gülüyordu adeta küçük bebek. gözlerini, kokusu, şefkati melekleri kıskandıracak annesine dikmişti. hafifçe sırıtmaya başlamıştı sanki. sonra da yüzünü kaplayan bir gülümseme belirivermişti.

hemşire de, yanı başındaki babası da şaşırmış ve sevinmişlerdi bu duruma. “ismi umut olsun” dedi annesi. “doğar doğmaz gülen oğlumuza daha iyi bir isim konulamazdı” dedi babası, annesinin koyduğu ismi destekleyerek. henüz 4 yaşındaki, ismi furkan olan abisi de öpmüştü küçük kardeşini yanağından. daha şimdiden sevmişti ufaklığı. hep birlikte döndüler bahçeli, güzel evlerine.

aradan 7 yıl geçmişti. her şey yerli yerinde ve güzeldi. aileye yeni bir bireyin eklenmesi, hem huzur hem de mutluluk getirmişti. abisi, kardeşini kıskanmayı bırak, onunla oynuyor, eğleniyor, koruyordu. bu da ailenin neşesini daha çok arttırıyordu.

baba, bir muhasebe şirketinde müdür yardımcısı olarak çalışıyordu. anne ise eski bir türkçe öğretmeniydi. 2. çocuğa hamile kaldıktan sonra, başta izin almış, sonra tamamen bırakmıştı mesleğini. bir gün babanın, firmanın başka bir şehirdeki şubesine gitmesi gerekmişti. birkaç gün kalınacağından ve annenin de biraz bunalmış olmasından dolayı ikisi beraber gitmeye karar verdiler. böylece kendilerine biraz vakit ayırıp, dinlenmiş olacaklardı. hazırlanmaya başladılar, çocuklar ise tek akraba olan amcaya bırakıldı. çocuklar, başlarda ağlayıp sızlansalar da sonrasında razı olurlar ve ebeveynler yola koyulur. aslında istiyorlardı çocuklarını yanlarına almayı ama sanki "böylesi daha iyi olur, zaten birkaç gün kalıp döneriz" diyordu içlerindeki bir his. işin tuhaf kısmı ise ikisinde de aynı his vardı. "vardır bir sebebi" diye düşünüp, öyle davrandılar. hem okula gidiyorlardı, mecburlardı yani biraz.

birkaç saat geçer üstünden, güneş binanın karşısındaki yeşilliklere yaklaşmıştır artık, batmak üzeredir. abi kardeş aynı takımda yer alıp, diğerleriyle birlikte maç yapmaktadır. ufaklık kaleye geçmiş, abisi de forvete geçip golleri adeta inci gibi dizmektedir. tabi kalelerinde oluşan her pozisyon da gol olmaktaydı. küçük kardeş kurtarmakta güçlük çekmekteydi ancak abisi işini çok iyi yaptığı için pek de sorun olduğu söylenemezdi.

bir vakit amcanın hızla dışarı çıktığını görür, kaledeki küçük aslan. ancak “geliyooor” sesini duyunca maça odaklanır. yine kurtaramaz topu, abisi kızar kendisine. bizimki de üzülünce abisi pişman olur ve yanağından öpüp “boşver bir şey olmaz” der. maç biter. 17-12 kazanmıştır abi-kardeşin takımı. abisinin eli, kardeşinin omzunda keyifli keyifli içeri girerler.

yengelerinde dikkatten kaçmayan bir yüz değişikliği vardı. normalde çok sert, dediğim dedik olan kadın, sanki biraz tedirgin olmuş gibiydi. sormaya çekindikleri için de bir şey demezler ve televizyonun karşısına geçip çok sevdikleri bugs bunny’i izlemeye başladılar. bir ara telefon çalar, yenge hızlı adımlarla gider ve kaldırır ahizeyi. yengenin yüzü bembeyaz kesilmiştir. konuşmadan, bir şey demeden kapatır telefonu da. çocukların yanına gelip “hadi geç oldu gidin yatın” der. abi kardeş ise hem saatin geç olmamasından dolayı hem de çizgi film izlemek istedikleri için itiraz edecek gibi olur, ancak yengenin sert ifadesini görünce onu dinlemeyi tercih ederler. nasıl karşı çıkarlardı ki! zaten gayet sert olan kadın kaşlarını da çatmıştır fakat değişik bir yüz ifadesi ile birlikte.

sabah olmuştur artık. çocuklar maçın da yorgunluğuyla deliksiz bir uyku çekmişlerdir. kalkıp kahvaltı için mutfağa giderler ancak oturma odasında yengenin boynunun bükük olduğunu görürler. bir anlam veremezler başta. yenge farkeder geldiklerini ve yumuşak bir ses tonuyla konuşmaya başlar.

- kahvaltı hazır, oturup yiyin.

- sen ve amcam yemeyecek misiniz?

- biz yedik. amcanızın da bir işi çıktı, evde değil.

abi ve kardeş şaşırmıştı bu duruma. yengenin sesi hiç olmadığı kadar yumuşaktı. anlam veremeseler de kahvaltı için masaya oturdular. sonrasında ise sadece televizyon izleyerek geçirdiler günü. yenge, dışarıya çıkmalarına izin vermemişti.

ertesi gün abiyi yanına çağırdı yengeleri. küçük kardeş umut’un canı sıkılmıştı biraz bu duruma. oyuncaklarıyla oynarken çağırmıştı abisini. oyunları da yarıda kalmıştı. abi biraz sonra geldi, yüzünü yıkamış gibiydi. küçük kardeşin oyuna devam etme teklifini reddedip, odaya çekildi. rahatsız etmesin diye de sıkı sıkı tembihledi. içeri geçip kapıyı kilitledi. umut da “kızdırdım mı acaba” diye düşündü ama abisinin kızmasına sebep olacak bir neden de bulamamıştı. geçip televizyon izlemeye başladı tekrar.

aradan birkaç gün geçmişti. furkan bu süre içinde umut’a kızgınmış gibi görünüyordu. tersliyordu hep onu, bütün oyun tekliflerini reddediyordu. ne olduğunu sorduğunda ise hep aynı cevabı alıyordu : ”işine bak, boşver”. ayrıca anne ve babanın tatilden dönme vakti de gelmişti. abisine soruyordu bunu her seferinde, fakat abisi “bilmiyorum” deyip, uzaklaşıyordu.

birkaç gün boyunca da ziyaretçiler eksik olmaz. bir ara da mevlit okutulur, amca da bu sırada sessizce gözyaşı döküyordu. bazı kadınlar ise bir kenara geçmiş, muhabbet edip sırıtmaktadırlar. umut anlamıştır artık durumu. anne ve baba gitmişti, bir daha dönmemek üzere… artık onlar, sadece hayallerde ve rüyalarda yaşayacak iki kahraman olmuşlardır. şimşek çaktığında korkudan yanlarına gidip yatabilecekleri, rahatsız edecekleri ebeveynler yoktur. yatmış numarası yaptıklarında, onları yatağına taşıyacak baba gitmiştir. hastalandıklarında yatağına su getirip yanında bazen ağlayan anne, melek; üzüldüğünde veya sıkıldığında seninle oynayacak, seni teselli edecek baba da bir süper kahraman olmuştur artık. tıpkı masallardaki gibi, hiç var olmamışlar gibi…

--- alıntı ---

devam edecek...
devamını gör...

karadeniz bölgesi

sadece fotoğrafları bile insanı büyülemeye yeten bölge. açıkçası türkiye'de gidip de görmek istediğim bir tek burası var. hatta memleketim olan mardin'e ömrüm boyunca gitmemiş olduğum halde oraya gitmeye tercih ediyorum* neyse fotoğraflar aşağıda. cennetin dünyadaki gölgesi desem abartmış olmam heralde.











devamını gör...

eğrelti otu

her fikrimiz uyuşmaz ama poncik iyidir iyi. onun bakış açısını anlıyorum ama desteklemek zorunda değilim. herkesin hayata bakış tarzı başkadır ki poncik bambaşkadır. poncikten zarar gelmez poncige saldıran varsa ondan gelir. saatlerce konuşsan bile tek kelime kötü ters bir davranışı olmamıştır. br insan sırf ideolojik olarak farklı bakıyor, olaylara sizin yaklaştığınız perdeden pencereden bakmıyor diye dusman olmaz ki. arada bir nüans var poncigin yaklaşımında anlamak icin bakmak lazım yakmak değil.
devamını gör...

metrobüste bir kadının üstüne boşalan adam

tacizin, tecavüzün, şerefsizliğin dinle, ideolojiyle alakası olmadığını bize kanıtlamış adamdır aynı zamanda ama gel gör ki, eğer bu adamın herhangi bir cemaatle veya akp ile bağlantısı çıksaydı, ekşi sözlükte islama saldıran haysiyetsizleri görecektik. nedense şuan ne atatürk ne de laiklik hakkında tek bir eleştiri dahi göremiyoruz. ekşi sözlüğün ne kadar iki yüzlü bir ortam olduğunu bir kez daha görmüş olduk bu sayede. umarım bu şerefsiz ömür boyu hapis cezası alır.
devamını gör...

eğrelti otu

güzel evinde bizi keklerle, böreklerle, şahane yemeklerle, her şeyden önemlisi güler yüzüyle, insanı evinde hissettiren sıcacık samimiyeti ve hoş sohbetiyle ağırlamış pek kıymetli insan. yazılacak çok şey var ama böylesine mütevazı bir insanı mahçup etmek de istemiyorum. * iyi ki sizi tanımışım. jan'ın şu güzel pozunu da izmir hatırası olarak buraya iliştiriyorum.

devamını gör...

çözüm sürecine karşı çıkmış chp'li

oy için teröristlerle işbirliği yaptıkları gerçeği suratlarına çarpılınca, toplumun temel bir sorununu çözmeye yönelik ortaya atılan iyi niyetli bir süreci örnek gösterirler hemen. çözüm sürecinde birtakım hatalar yapılmış olabilir, ama bunların hiçbiri oy toplamak gibi onursuz bir menfaat uğruna yapılmadı. devşirecek herhangi bir çıkarınız kalmadığında, tıpkı eskisi gibi birbirinizi yemeye devam edeceksiniz. tüm kalbimle inanıyorum buna.
devamını gör...