Geçen Haftanın Favorilenenleri

kız babası olmak

bir süredir hayalini kurduğum şey idi. tedirginliğin, psikolojik gerginliğin had safhada olduğu şu zamanda biz, doğum nasıl olacak, hastaneye nasıl gidilecek, doğduktan sonra minicik bedeniyle neler yaşayacak diye kara kara düşünmekten bi hal olurken o, bir çiçek gibi tüm güzelliğiyle, masumiyetiyle açıverdi.

değişik bir şeye benziyor. kip kip bakıyor etrafa. zamanla alışacağız herhalde.
devamını gör...

fenerbahçe'nin yardım kampanyasına destek olup devletinkine köstek olmak

insanları anlamıyorum ya. devletin zor durumda olmasını eleştiri veya alay malzemesi olarak görme arkadaşım. sen türk evladısın. lan oğlum biz zengin bir ülke değiliz. devlet para basmıyor ve evet bu corona süreci ülkemizi ekonomik olarak ciddi anlamda etkileyecek. üretim sürecinin sekteye uğraması sebebiyle belki resesyona bile gireceğiz. tabi bir çok ülke de aynı şekilde.

şimdi devlet bu süreçte mağdur olan insanların mağduriyetini bir şekilde gidermek zorunda. zira sosyal devlet budur. peki bunu nasıl yapacak. devletin parası senin parandan ayrı mı? devletin kasasındaki para senin cebinden çıkan para. vergiyi artıracak veya başka bir şekilde senden alıp mağdur olanlara verecek. devletin maliyesi böyle işler zaten. şimdi devlet bunu yapmak yerine gönüllü olanlardan para alalım demiş ne var bunda.

sen zaten yardım yapmayacaksın. kaldı ki bunu yapmasa mecburen vergiyi artıracak ve senin cebinden para çıkacak. şu durumda bağış kampanyası senin lehine. cahilsin ama artık öğrendin. fenerbahçe için zevkle yardım eden insanlar vardı. eminim o insanlar şu anda milli dayanışma kampanyasını eleştiriyor.
devamını gör...

alıntı ve referans yönetimi programları

akademik çalışmalar için önemli yardımcılardandır. yukarıda da belirttiğim gibi "örneğin sizin hazırladığınız çalışmanın referans ve atıf sistemi american psychological association yani apa olsun. fakat çalışmayı gönderdiğiniz yayıncı chicago sistemini kullanıyor olsun. şimdi onlarca hatta yüzlerce atıf ve kaynakçanızı elle değiştirmek zorunda kalacaksınız. değil mi? hayır, işbu programlar bunu tek bir tuş ile yapıyor." ayrıca bazı programlarda dipnot verilecek eserlerin künyeleri (yazar, kitap, yayınevi adı ve basım tarihi ve yeri bilgiler), proquest, ebscohost yahut worldcat.org gibi akademik tarama sitelerinden kolaylıkla çekilebiliyor. yapmanız gereken tek bir tuşa basmak. teknolojinin nimetlerinden faydalanmak lazım tabii.
devamını gör...

dünya ilan

şovmenlik olarak algılanmazsa sevinirim.

sözlükte corona virüs sürecinde işinden olan, ücretsiz izne ayrılan ve bu süreçte sıkıntıya düşeceğini düşünen bay bayan yazarlar, eğer ihtiyacıniz olursa gida, kira, fatura ulan en olmadı telefon ya da internet faturası ödemesi için özelden bana yazabilirler. afişe etmem kimseye söylemem. o konuda içiniz de rahat olsun. zor günlerdeyiz zorluk sıkıntı nedır bilirim. ben evde oturup maaş alan biriyim herkes bu şansa sahip değil. en azından bunu yapabilirim. lütfen çekinmeyin. yeter ki ihtiyacıniz olsun.
devamını gör...

günün hadis-i şerifi

ebû hüreyre radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, “allah teâlâ şöyle buyurmuştur” dedi: “her kim (ihlâs ile bana kulluk eden) bir dostuma düşmanlık ederse, ben de ona karşı harb ilân ederim. kulum kendisine farz kıldığım şeylerden, bence daha sevimli herhangi bir şeyle bana yakınlık kazanamaz. kulum bana (farzlara ilâveten işlediği) nâfile ibadetlerle durmadan yaklaşır, nihayet ben onu severim. kulumu sevince de âdetâ ben onun işiten kulağı, gören gözü, tutan eli ve yürüyen ayağı olurum. benden her ne isterse, onu mutlaka veririm; bana sığınırsa, onu korurum.”

(buhârî, rikak 38)
devamını gör...

geleceğimizde islam var

fransız filozof roger garaudy'nin henüz hristiyan iken (müslüman olmadan bir sene önce) yazdığı harika eser. öyle ki kitap fransa'da ciddi bir teveccüh görünce bir kısım hazımsız kitabı toplu satın alarak daha geniş kitlelere ulaşmasına engel olmaya çalışmış.

hoşgeldin islam: üstad kitaba ve bölüme "bugün çağımızın en temel ve hayati davası, batı tipi ilerlemenin ve batı tarzı büyümenin intihara sürükleyen mitolojisinin kökten sorgulanıp tartışma konusu yapılması davasıdır. bilimler ve teknikler ile bilgelik arasındaki kopukluğun üzerine kurulmuş bu ideolojinin hesaba çekilmesi davasıdır." diye küçük bir özet ve samimi bir niyet ortaya koyarak başlıyor. islam nazil olmadan önceki şartları ele alarak tarihi süreçlere ve inançlara atıflarda bulunarak inançsızlık için şöyle bir tanım yapıyor; "inançsızlık, nesneleri sanki onlar kökenlerinden, gayelerinden ve anlamlarından bağımsızlarmış gibi görmekten ibarettir." islam toplumunun dünya görüşüne dikkat çekerek orta doğu'da başlayan bu akımın asya'nın doğusunda malaylara, avrupa'nın batısında ispanyollara nasıl ulaştığını ve gönülleri nasıl ve neden fethettiğini anlatıyor.

deruni hayat ve ruhaniyet: üstad bu bölümde hristiyan dünyasının ve dolayısıyla zorbaca dünyaya dayattığı kendi anlayışının ilah'tan, içsellikten ve samimiyetten ne denli uzak olduğundan yakınıyor. ve hatta islam'dan medet umarak; "islam... bizim bizzat hristiyanlığı canlandırmamıza ve sosyal dokunun parçalanması krizini alt etmemize yardım edebilir." diyor.

islam toplumu: üstad, batı'nın "daha hızlı üretmek ve tüketmek" gayesiyle temellendirdiği ve maddeye ve eşyaya taparcasına, onları araç olmaktan çıkarıp amaç haline getirdiği (bkz: materyalizm) dünya düzeninden yakınarak islam ekonomisini ve adaletini savunuyor. hukuka girip kanun koyma yetkisinin Allah'a ait olduğunu açıkça ifade ederek batı tipi demokrasi anlayışının sahtekar doğasını kapitallerin yüzüne vuruyor şöyle diyor; "her türlü vekalet bir sahtekarlıktır. halka vekalet edilemez, halkın yerine geçilemez. demokrasi ya aracısız olur, ya da olmaz." isviçre medeni kanunlarının islam medeniyetinden esinlenerek hazırlandığının altını çizerken kadınlara yaklaşım meselesinde çok eşlilik eleştirilerine "çünkü bizim batılı geleneğimizde tek kadınla evlilik kanunlardadır, çok kadınla evlilik ise gündelik hayatta." diye samimi bir cevap veriyor ve kadın haklarının batı'dan önce islam toplumlarında hali hazırda yaygın olduğunu anlatıyor.

bilim ve iman: üstad, insanlık tarihinde rönesansa kadar ayrılmaz bir bütün olarak gelen bu iki kavramın son iki yüzyılda iğdiş edilişine isyan ediyor. batı'nın kendi başarısıymış gibi övündüğü ve bugün gelinen noktada taptığı bilim anlayışının islam medeniyetlerinden aldıkları bilgiler üzerine kurulduğunu anlatıyor. "avrupa'nın daha okuma yazma nedir bilmediği bir devirde..." diyerek başladığı cümleye islam medeniyetlerindeki kütüphanelere ve buralarda yapılan bilimsel çalışmalara değiniyor ve "kainat içinde bir'in çokluk içinde binlerce sembolle tezahür ettiği bir görüntüdür." diyerek tüm bu temelin imani bir gayesi olduğunu söylüyor. eğitimde, matematikte ve cebirde, astronomide ve coğrafyada, jeolojide ve tarihte, sosyoloji ve tıpta ve felsefede... her alanda batı'nın cahilliğinin ve barbarlığının islam medeniyetinden esinlenerek törpülendiğini söylüyor ve "islam medeniyeti, batı'nın süt annesidir." metaforuyla adeta kitabı özetliyor.

felsefeden tasavvufa: üstad bir filozof olduğu için islam ilimlerinden biri olan tasavvuftan ciddi anlamda etkilenmiş. Belki de tasavvuftaki derunilik ve aşkınlıktır onun şehadetine vesile olan. ibn sina, imam gazali, ibn rüşd, sühreverdi, ibn arabi, abdülkerim cili, celaleddin rumi gibi tasavvuf ehliyle yunan mistizminin etkisinde gördüğü batılı felsefecileri kıyaslıyor. tabiidir ki içindeki samimiyet ve ruhaniyet sebebiyle tasavvufu seçiyor. hatta islam'ın yükselişini kalbinde sakladığı tasavvufa, düşüşünü ise kazandığı bu anlayışı yitirişine bağlıyor; "islam, hz. peygamber'in tebliğ ettiği din olacak mıdır? yani, dini otoriteleri, dogmaları, tekfir etmeleri ve hakimiyet arzusu olan kesinlikle yeni bir din değil, aksine vahdaniyete, Allah'ın aşkınlığına ve bu aşkınlıktan doğup sadece iktidar ve büyüme ihtirasıyla sınırlı kalmayarak bütün beşer toplumunu kucaklayan bir şeriata yürekten bir iman olabilecek midir?

sanattan ibadete: üstad, bu bölümde camilerin insanın ruhuna işleyen manevi havasından, usta mimarisinden, ve ilahi mesajından nasıl etkilendiğini anlatıyor.

şiir ve peygamberlik: üstad, islam'daki şiir anlayışının temelinde fenafillah olduğunu ve batı'yı eğittini söylüyor; "sicilya ve ispanya müslümanları yoluyla ve de haçlıların karışması aracılığıyla islam'ın aşk ve tasavvuf şiirinin nüfuz ve tesiri, batı'da derebeylik kaba sabalığının geride bırakılarak erkekle kadın arasındaki ilişkilerin yeni bir şeklinin düşünülmesine ve ortaya çıkmasına imkan vermiştir."

islam ve geleceğimiz: üstad bu son bölümde tüm kitapta izahatini yapmaya çalıştığı bir dönüşüm gerekliliği üzerinde duruyor. batı'daki ve batı'nın dayattığı eğitim sistemiyle yetişmiş doğu'daki insanların islam'a önyargılı bakışının sebebinde yatan oryantalizmi açıklıyor. Batı'nın kendi sistemini ve dünya görüşünü zorbaca dayattığı İslam dünyasının içine düştüğü entegrizm sorununa değiniyor. modernizm tuzağının ağır sonuçlarına değinerek dünyayı Allah'tan ve vahdaniyetten uzaklaştıran batı anlayışından yakınıyor ve "geleceğimizde islam var!" diyor.

özetle: batılı bir filozofun islam'ı tüm önyargılarından arınmış bir şekilde incelemesiyle elde ettiği bilgilere dayanarak dünyanın ıslah oluşunun yine ancak islam ile mümkün olduğunu savunduğu bir kitap.

kur'an yaratılmış mıdır?
bilmiyorum.
onun kitapların kitabı olduğuna ise
tıpkı bir müslüman gibi inanıyorum.

goethe
devamını gör...

anın görüntüsü

yaklaşık on beş üstüne dışarı çıktım, evin eksiklerini almak için. fatih camiisinin avlusunda her zaman olan kuşlar bu sefer insanın üstüne üstüne geliyor, açlar her hallerinden belli. evde sürekli yem koyduğumuz bir köşe vardı oraya geçen gün karganın teki gelip burnu ile pencerenin camını tıklatıyordu. velhasıl ben hayvanlardan korkan bi insanım fobi işte. iki tur gidip yem aldım onlara üstüme üstüme geliyorlardı. insanlık için küçük benim için büyük adım. aklınızda bulunsun dışarı çıkışınızda mutlaka ufakta olsa yanınıza bişeler alın sokak hayvanları gerçekten çok aç.



devamını gör...

noktalı birgül

yazmaya ara verdiğim, bazen girip gizliden sözlüğe göz gezdirdiğim dönemde dikkatimi celbeden yazar.

malum; çok kalabalık bir sözlük değiliz. böyle olmanın güzel bir tarafı da binlerce yazarın arasında kaybolmamak oluyor. akılda kalabiliyorsunuz şahsınıza münhasır niteliklerinizle. mahlasını unutmamaya çalıştığımı hatırlıyorum.

bizim sözlükte önemli bir boşluğu doldurduğunu seziyorum.
ya da şöyle diyeyim; paylaşımlarıyla anladım ki bizim sözlükte belli alanlara yönelik önemli bir boşluk - yetersizlik varmış da oraya katkı sunuyormuş gibi geldi.

hem bir hanım kişi, hem bir anne, hem bir eş, hem bir ev hanımı, hem bir psikolojik öğretim - iş birikimine sahip olması;
hepsinden önemlisi tüm bu alanlara dair görüşlerini, tüm bu niteliklerini harmanlayıp kıymetlendirerek sunabilme potansiyeline sahip olması çok değerli geldi bana.
sözlükte ekseriyetimizin genç kuşak, bekâr - henüz aile kurmamış, çocuk yetiştirme deneyimine sahip olmamış, ev geçimi - ekonomisi vs. ile pek yüzleşmemiş olmamız hasebiyle paylaşımları burada nadir elementler gibi göze çarpabiliyor.

aile olmanın gerektirdiği asgari mahremiyete halel getirmeden, şahsileştirmeden aile yaşantımızdan kesitler, fikirler, deneyimler sunabiliyor.
yazmadan önce araştırıyor, peşine düşüyor.
kısa kısa yazıverip geçeyim tembelliğinde değil. gerektiği kadar detaylandırabiliyor.
üslubu saygılı, dili yerli. yer yer mizahı kullanıyor, renklendirebiliyor. e daha ne olsun diyesi geliyor insanın.

sözlük okuru olarak uğraşlarından fırsat buldukça yazmaya devam etmesini dilerim.
devamını gör...

erguvan

farsça, pehlevice veya partça'da argavān: kızılımsı mor çiçekler açan bir ağaç, kızılımsı mor renk.
aramca argwānā.
akadca argamannu: erguvan rengi, kızıl mor.

istanbul'dakiler ne yapıyor bilemem de bahçemdeki patlamak üzere.

devamını gör...

yazarların en sevdiği sözlük yazarları

(bkz: müfarakat) ve (bkz: akayas0168) benim dostlarımdır.
(bkz: mahilas)
(bkz: ayran shot)
(bkz: tgrlbb) eskilerden...
(bkz: sevginin olmadığı yerde adalet iş görür)
(bkz: sabırsızneyzen) terk etti gitti buraları.
(bkz: karalayan)
(bkz: bilinç eşiği) ve (bkz: president) sözlüğün değerini yükseltenler.
(bkz: kleopatra) örnek moderatör, istediğim zaman yazabilme güveni veriyor.

başka da sevdiğim yok sanırım. diğer birçok yazara karşı nötrüm. sevmediklerim de var.
devamını gör...

insanı canından bezdiren komşu

Allah kimseye böyle komşu vermesin. Allah bizi bu hallere be bu kişiliklere düşürmesin. sürekli bir kavga gürültü sanki evlerinde değil de kulağının yanında kavga ediyorlar. ne geceleri ve ne gündüzleri. hele bir de akrabaları geldi mi yandın tüm mahalle onları dinlersiniz. keşke sesleri içlerine kaçsa da biraz kafamız dinlense. ya da Allah ım bize ya da onlara hayırlı başka bir ev versin de kurtulalım.
devamını gör...