Geçen Haftanın Favorilenenleri

yedi numara

yayınlandığı dönemin atmosferi ile beraber değerlendirildiğinde riskli bir iş olması, devlet kanalında yerli dizi izleyicisinin pek de alışık olmadığı daha ileri bir çağın absürt mizahını yerellik motifleriyle zenginleştirip hikayeleştirmesi ve sürpriz oyuncu kadrosunun beklenmedik performansıyla üzerinden 20 yıla yakın zaman geçse de özlenen, evladiyelik yapım.

youtube'da kayıtlı eski bölümlerini izledikçe geçen zamanda nelerin değiştiğini daha net fark ediyor insan.

maziye özlemden mülhem romantizme savrulmadan bu değişimi anlatabilmek zor biraz.

en basitinden türdeşlerinden en önemli farkı kadrolu bir kötü karakter içermeden, her bölümünde devingen senaryolarıyla iyiliği, safiyaneliği, masumiyeti anlatmasıdır. ekonomik krizlerle kıvranan türkiye'de şehirli ve taşralı öğrencilerin bir arada yaşayabileceklerini anlatan bir ütopya.

keza bu dönemin şartlarında böyle bir dizi çekilse, dört genç kız ve üç erkek aynı motiflerle bir çatı altında yaşasa siyasi hastalıklarımız nüksedecek ve çoğumuz topluma şehirli kızlarla taşralı erkekleri bir arada yaşatmanın normalleştirilmesi projesi olarak yorumlarız.

birçok sahnesinde eğitim sistemi, ekonomik şartlar, çevre kirliliği v.b. yapılan göndermeler ve taşlamaları hazmedemeyenlerimiz çıkar. büyük resmi gören sosyal medya uzmanları, tetikçi köşe yazarları senaristi, yönetmeni, yapımcıyı hatta oyuncuları irdeleyip dizi öncesi hayatlarındaki falsoları, siyasi söylemlerini araştırarak gün yüzüne çıkarırlar.

çekildiği dönemden bugüne geldiğimizde ise siyasi saiklerden istikametle yüceleştirilip milat belirlenmiş dizilerin aksine büyük bir okuldur. çağlar çorumlu, demet evgar, ilker ayrık gibi seneler sonra ekranların ve beyaz perdenin önemli isimleri olan onlarca oyuncuya küçük rolleriyle ilk defa bu okulda rastlarız.

toparlayacak olursak; tanpınar "ancak zaaflarımızı seven bizi hakkıyla sever, meziyetlerimizi herkes zaten kabul eder" der. yedi numara da birbirimizi zaaflarımızla sevdiğimiz dönemin ruhunu taşır.

birçok sahnesinde acemilikleri, çekim hatalarını fark ederiz lakin kusurlarına rağmen izleriz. defalarca izlesek de haydar'ın dehasına tezat bönlükleri, recep'in varyemezliği, vahit'in sevimli asabiyeti, zeliha'nın evhamları ve felaket senaryoları, rüya'nın melankolik halleriyle ilerleyen organik hikayelerinde kendimizden izler bulma gayretimiz yaşamı kusurlarıyla, zaaflarıyla kabullendiğimizi hatırlattığı içindir.
devamını gör...

ateşböceklerinin mezarı

cocuklar için savaşın ne anlama geldiğini tüm çıplaklığı ile gosteren animedir. gercek bir hikayeden uyarlanmıştır. fakat gercek hikayede abi ölmez.
en acıkli anime olarak kabul ediliyormuş. daha da acıkli olan, bu hikayenin farklı zamanlarda, coğrafyalarda, birkac ufak degisiklikle yasanmaya devam ediyor olmasıdır. suriye, elele tutusup sınırı gecmeye calisan ana babasiz vatansız, yasamlari kisa ama ölümleri uzun ateş böceklerinin mezarı yazık ki. fakat sadece yaşamayı istemis olmalarını bir suç ve utanç gibi sırtlarına yükleyen, suriyeli sığınmacıları hayvandan dahi aşağı gören ve ülkelerine gram faydası dokunmayan oksijen israfları bu filme methiyeler düzmüş...en acıklı "anime" ye.
devamını gör...

arog

cem yılmazın caravaggio nun narsist tablosuna gönderme yaptığı filmdir.. taşo ile arif arogandan sürüldükten sonra yabana gezerken bir su kenarına gelirler.. su kenarında medeniyet kurma konusunda aralarında bir tartışma yaşanır.. taşo bu sırada bencilce sanane arkadaş istediğim yere kurarım medeniyetimi diyerek bencilce konuşur.. tam bu sırada anılan tablodaki kişi gibi suya bakmaktadır.. arif de kendisine tablonun da ismi olan narsist yakıştırmasını yaparak oradan uzaklaşır..
devamını gör...

zaman yolcusu uzaklar

ntv'de yayınlanan ve güney kore ile japonya'yı anlatan belgesel. geçen şans eseri tv'de reklamına denk geldim. anime ve manga dünyasıyla alakalı bölümüne ancak izleyemedim. sonra dedim yüklemişlerdir daha bir ton bölümü varmış. işin ilginci türk televizyonlarından beklenmeyecek derecede de doyurucu bir içeriğe sahipti. adamlar studio pierrot'a gitmişler daha ne yapsınlar? şu an youtube'da yüklü yedi bölüm görünüyor.
devamını gör...

bir turnusol olarak toplumumuzda aile hekimliğinin aşağılanması

şaka gibi. nasıl bir döneme geldik bilmiyorum ama bu ülkede pratisyen hekime yok gözüyle bakılıyor. eskiden doktor olduğunu söylemek başlı başına karşı tarafın sana ve mesleğinin kudsiyetine saygı duyması şeklinde karşılanırken şimdilerde ilk soru “ne doktorusun?” hatta biraz daha ilerisi “yan dal’ın ne?” sorusu oluyor.

bu meslek daha ne kadar aşağılanır bilmiyorum ama anadolunun biraz daha az kentleşmiş kesimlerinde görev yapan arkadaşalar mesleklerini duyanların onlara büyük bir sevgi gösterdiğinden bahsediyor. bu da benim geleceğe yönelik umudumu biraz olsun tazeliyor.

doktor mutlu olsun ki hasta da mutlu olsun. mutluluk verdiğiniz kadar mutlu olursunuz; karşınızdaki de doktorluktan önce bir insan. ara ara hatırlatmakta fayda görüyorum.
devamını gör...

giritli şükrü

hakkında pek dwtay ve çalışma bulunmayan 19yy hattatlarından giritli şükrü



bu levhasında siyah mürekkeple, "koruyup gözeten Allah’ın bağışlayıcılığına tevekkül ettim" anlamına gelen arapça “tevekkeltu bi mağfırati’l-muheymini” ve kırmızı mürekkeple “o bağışlayıcıdır, merhamet sahibidir” anlamına gelen arapça “huve’l-ğafûru zu’r-rahmeti” ibarelerini birbirinin arasından geçirerek yazmıştır. (ssm) sakıp sabancı müzesinde yer almaktadır. Ayrıca osman hamdi bey in "kuran okuyan hoca" isimli eserinde de dikkat çekmektedir.
devamını gör...

aileyi aile gibi hissetmemek

herkesin zaman zaman içinde bulunduğu durum ama bazılarının hep içinde bulunduğu durum.

yanında babası yaşında olan adamlarla sevgili olan kadınları görünce yargılıyorsunuz ama yargılamayın, ben de yargılardım çok küçükken ama o kadınların neler yaşadığını büyüdükçe anladım. başında bir baban olup, babalık yapmaması, öz evladına ağza alınmayacak küfürler etmesi sonra öz kızını imansız diye suçlaması hangi günaha giriyor? öz kızına buraya bile yazamayacağım or.... vb gibi hakaretleri eden öz babanın ibadeti kabul olur mu? hangi cennet kabul eder onu?
peki kızında bırakacağı yaralara ne olacak? kim saracak bu kızın yaralarını. bu kız, bu gece öz babasını sildi. daha önce yapmalıydım ama merhametliydim. senelerce sever diye bekledim hep evlatlık yaptım maddi manevi katkıda bulunmaya çalıştım ama olmadı. artık merhametli olmak yok ama merhametsizlik de yok. Allah'a havale ediyorum günahıma giren, hakkımı yiyen herkesi. benim Allah'ım büyüktür, adaletlidir.


şu an ağlıyorum. ben bunları hak edecek hangi günahı işledim diye düşünüp ağlıyorum. bu yazdıklarım çok kötü şeyler. inşallah kimse yaşamaz. lütfen erkek yazarlar, çocuklarınıza çok iyi baba olun.
devamını gör...

30 yaş üstü bekarların e devlet üzerinden eşleştirilmesi

aradığınız eş kriterlerini seçiniz?

cinsiyet seçiniz

*erkek - kadın

şehir seçiniz?

*adana
...
...
*bursa

maddi durum seçiniz?

*alt gelir gurubu
*orta gelir gurubu
*üst gelir gurubu

eğitim durumu seçiniz?

*cahal
*ilkokul
*lise
*lisans ve üstü

karakter ve genel durum seçimi yapınız?

*gururlu
*kıskanç
*iyi aile çocuğu
*it kopuk ve babadan zengin şımarık
*güçlü, kaslı, karakter sahibi ve de mümin
*hanımcı

şu kişiyle eşleştirildiniz: muhalefetül lügateyn

bu kişiyle flört etmek için talip ol ya da başka talih ara
devamını gör...

güzel kızların yemek yapmayı bilmemesi

yemek yapmak zor bir şey de sanki orta ve makul zekaya sahip her insan hiç kimseden öğrenemezse internetten pekala öğrenip yemek yapabilir birkaç kez denedikten sonra da zamanla daha iyi olur. bu ya güzel kıza ulaşamayan erkeğin güzel kıza mundar deme bahanesi ya da çirkin kızların piyasa yapma çalışması.

en nihayetinde güzel kız bulduysanız bunu dert edip kaçırmayın. çirkin kızlara gelince size verebileceğim pek bir önerim yok.
devamını gör...

kışla beraber minibüs arka dörtlüsünde başlayan savaşlar

havaların soğuması ve cüsseyi arttıran paltolara bürünmekle artarak ivmelenen savaşlar.

kazakların, kabanların daha da irileştirdiği bedenlerin arka dörtlüde rahat bir yolculuk için verdikleri omuz savaşları günden güne kızışıyor.

arka dörtlülerde arada bir ellerini öne alıp büzüşerek oturan fedakar kişiler savaşın seyrini değiştirse de şu günlerde entrika ve iç hesaplaşmalar gırla.
devamını gör...

eldiven

"odysseus yalnız babasını buldu bakımlı bahçenin içinde. çapalıyordu ihtiyar adam bir ağacın dibini, entarisi eski ve yamalı ve pimpisti, yamalı sığır derileri bağlamıştı bacaklarına, sıyrıklardan korunmak içindi, dizlik yerine, ellerinde eldiven vardı dikenler batmasın diye, başında da soğuğa karşı keçi derisi bir takke..." homeros.

- eldivene ait bilinen en eski bahsediş homeros'un odysseia adlı destanındadır.
- mısır firavunu tutankamon'un (iö 14. yüzyıl) mezarında da keten eldivenler bulunmuştur.
- ortaçağda, avrupa'da soylular ve din adamları değerli taşlarla bezeli, zengin işlemeli kumaş ve deri eldivenler kullanırlarmış.
- eski bir sanatsal bir üretim olan eldiven yapımı 1834'te fransız xavier jouvin'in eldivenlerin ele tam oturmasını sağlayan kesme kalıbını bulmasıyla bir sanayiye dönüşmüştür.
devamını gör...