Bu Ayın Favorilenenleri

sevgili olmanın haram olarak algılanması sorunsalı

ortada bir sorunsal yok, yalnızca nefislere ağır gelen şeyler var. bu olayda büyük gaflet içinde olduğumuzu düşünüyorum. ne fıkıh hocasıyım ne fetva makamıyım. kur'an'a-hadise göre yanlış düşünüyorsun diyen lütfen düzeltmekten çekinmesin beni. benim bildiğim dinimizde mahrem bellidir, namahrem bellidir. ikisi arasındaki fark ve sınırlar da kesindir. bunun ortası yok. dolayısıyla sevgili adı altında nikahsız olarak karşı cinsle yapılan el ele tutup sinemaya gitmekten yalnız kalmaya kadar cümle işin hiçbir tutar tarafı yoktur. islam, fıtratı en temiz şekilde korumayı amaçlar. niyeti ciddi olanın yolu usulünce evliliktir. flört gibi kavramlar batıdan dünyamıza bunca yüzyıllık türk-islam tarihine son 50 senede çok hızlı şekilde bir düşman gibi sızmış. öyle bir çağa gelmişiz ki 19-20 yaşında evlenirsen tepki görüyorsun ama 19-20 yaşında sevgililik adı altında her türlü naneyi yersen problem yok (!). bunları kimseyi kınamak için demiyorum, kendimin de çok günahı vardır Allah affetsin. ben yalnızca uyarıyorum, çoğunluğa bakıp da normal olan buymuş demeyiniz diye.

edit: aşağıdaki bir tanıma binâen, şimdi bir insanı sevmek ayrı, sevgili olmak ayrı olaylardır. bunu bir kenara yazalım. bir insanın el ele gezmesi, sevgili olmak niye yanlıştır anlamaya çalışalım; hadi kendimize soralım ve dürüstçe cevaplayalım, tertemiz el değmemiş, kimseyle bir şey yaşamamış bir insanla mı evlenmek isteriz yoksa 4 tane sevgili geçmişi olan kişiyle mi ? geçmişte sevgilisi olan ve ayrılıp başkasıyla evlenen kişilerin çoğu keşke geçmişte hiç o kişiyle bir şeyler yaşamamış olsam diyordur. sevgililik kavramı toplumumuzun temeline döşenmiş bir dinamit gibi. bir diğer mesele "el tutmaktan hallenmek" basit bir kavram. her el ele tutuşan daha kötü bir yola gitmeyebilir fakat taviz tavizi doğurur lafını burada da görüyoruz. neticede ateş ile barut meselesi söz konusu. biz niye böyle bir tehlikeye kapı açalım ki ?
devamını gör...

venezuela'nın son ahvali üzerine

öncelikle eklemeliyim ki, kim venezuela bahsine chavez'e pislik atarak başlıyorsa o kişinin tıyneti hakkında aklımda üç ihtimal beliriyor. sömürgeci hayranı bir salatalık olabilir, su katılmamış bir salak olabilir, size ezberlerini bilgi diye yutturmaya çalışan bir hacivat olabilir.
başta söylemeliyim ki chavez gibi halkçı bir lider dünya halklarının başına çok az gelebilecek enternasyonalist kalbi insan sevgisiyle dolu, halkının onurunu bedeller ödemek pahasına göze almış büyük bir insandır. yöntemlerinde sayısız hata ve eleştiri elbette bulunabilir. fakat venezula hakkında konuşuyorsak gün o gün değildir.
kendisini saygı ve sevginin en güzel haliyle yad ediyorum.

marks'a göre yaşadığımız çağ hala insanlık öncesi tarih olarak adlandırılır. büyük dünya devrimlerinden sonra insanlık tarihi yazılmaya başlanacaktır. isterim ki, öyle bir çağa ulaşmış olalım ve halklar özellikle devrimci mücadelede baskın bir önderliğe ihtiyaç duymayıp, kollektif aklın getirdiği güçle yollarını doğru bir şekilde çizip yürüsünler. fakat daha öyle ileri bir zamanda olmadığımızı üzülerek saptıyorum. chavez'den sonra ülkenin başına geçen maduro, gençliğinden beri işçi mücadelesinin merkezinde yer almış devrimci bir kadroydu. iktidarının ilk yıllarında halkçı yönünde bir sapma olmadığının tespitleri de gözümde açıktır. gün maduro'yu da eleştirecek gün de değildir. fakat kendisinin dünyanın en alçak sömürgeci yaptırımları karşısında chavez kadar iyi bir önderlik örneği gösteremediğinin de venezula halkı tarafından bu kirli saldırıları savuşturduktan sonra idrak edilmesi gerekiyor.
venezuela'nın son ahvali üzerine yazılabilecek sayfalarca yazılacak şey vardır elbette. fakat elimden geldiğince özetleyeceğim.

maduro'nun ülkeyi demir yumrukla yönettiği üzerine çok kirli bilgiler yayılıyor. mesela bunlardan birisi, bir anayasa mahkemesi hakiminin cezaevinde olduğu. bu hakim beyi youtube'de araştırsanız göreceksiniz ki, elinde taramalı tüfekle helikopterden bina tarayan bir teroristtir. yine cezavinde olduğu ve muhalefet lideri olduğu söylenen kişi de, halkın üzerine ateş açmış bir cia ajanıdır.
aylardır venezula'da halkın ilaç ve gıdaya ulaşımda büyük sıkıntılar yaşadığı doğrudur. fakat bu sıkıntının temelinde iki yüzlü dünya emperyalist ülkeleri vardır. büyük ambargolarla halk açlığa mahkum edilse de, onurunu katık ediyor, insanca eşit bir ülkenin yolunda yürümekten vaz geçmiyor venezuala'da.

ülkenin son ahvalinde, abd'nin kirli yüzü bir kez daha ortaya çıkmıştır. abd eskiden dünya halklarının başında iyilik meleği rolü yapan bir azraildi. ve halklar artık uyandı ki, azrail'in can dağıttığı görülmemiştir. abd artık halklara pislik atarken, iyilik meleği kostümünü giyme gereği bile görmüyor. öz hali olan azrail haliyle dayatıyor ölümü. fakat artık halkların geldiği bilinç düzeyinde abd bir azrail değil, zayıflamış bir azrailimsidir.

venezuala'nın son halinde beni en çok hayal kırıklığına uğratan konu, avrupa birliğinin olaya hoyratça yaklaşımıdır. onlar da yenilecek ve bu iki yüzlü ab liderlerinden halkları gereken hesabı soracaktır. zaten fransa örneğinde olduğu gibi buna çoktan başladılar.

onuruyla dövüşen hiç bir halk yenilmez. venezuela halkı da bunu bir kez daha, 21. yy'nin ilk çeyreğinde dosta düşmana bunu ispat edecektir.
devamını gör...

bilinen en eski aşk şiiri

mö. 2037 ila 2029 yılları arasında sümer dilinde yazılmış tablettir. ırak’ın güneydoğu kesiminde yer alan nippur antik kenti’nde bulunmuştur. dünyanın bilinen en eski aşk şiiridir. istanbul arkeoloji müzesinde sergilenmektedir.

sümer inancına göre toprağın bereketini ve döl yatağının verimli olmasını sağlamak amacıyla kralın yılda bir kez bereket ve aşk tanrıçası inanna yerine bir rahibe ile evlenmesi kutsal bir görevdi. bu şiir, büyük olasılıkla kral suşin için seçilmiş bir gelin tarafından, yeni yıl bayramını kutlama töreninde söylenmek üzere kaleme alınmıştı ve ziyafetlerde, şölenlerde müzik, şarkı ve dans eşliğinde söyleniyordu.

kadından şair çıkmaz diyenlere duyurulur.*

damat, kalbimin sevgilisi
güzelliğin büyüktür, bal gibi tatlı
aslan, kalbimin kıymetlisi
güzelliğin büyüktür, bal gibi tatlı

damat, seni okşayayım
benim değerli okşayışlarım baldan tatlıdır
yatak odasında bal doludur
güzelliğinle zevklenelim
aslan seni okşayayım
benim değerli okşayışlarım baldan tatlıdır
damat benden zevk aldın,
anneme söyle, sana güzel şeyler verecektir.
babam sana hediyeler verecektir.


sen, beni sevdiğin için,
lütfet bana okşayışlarını,
beyim tanrım, beyim koruyucum,
tanrı enlil’in kalbini memnun eden şusin’im
lütfet bana okşayışlarını

devamını gör...

sürekli kavga halinde olan yazarlar

tanımlarında sürekli bir şeylere, bir yerlere, birilerine laf atmak, mesaj vermek , sataşmak ve karşılık bulurlarsa kavga çıkarmak derdinde olan yazarlar.
bir kere kıvılcım çakıp ateşi tutuşturdular mı onlarca başlıkta ve tanımda birbirleriyle atışır dururlar, derken yancıları da devreye girer ve kavga büyür.

yahu kardeşim kavga etmeden sataşmadan hiç bir şey yazamıyor musunuz, duramıyor musunuz. spor, sanat, eğlence, bilim,teknoloji , haber bir sürü konu var. insanlar bilgi alışverişi için , vakit geçirmek için , belki birileriyle etkileşimde olmak için buraya geliyorlar , yazıyor okuyorlar.

birileri gelip her tanımında başlığında hükümete veya başka partiye çatar , birileri gelir sünnete hadise çatar, birileri gelir cemaatlere şunlara bunlara çatar , her konuyu görev edindiği bu işlere uydurmak için kullanır. tanım yapması gereken başlık hiç ilgisi olmadan gelir buraya ezberlerini döker.

burası hiçbir partinin , siyasi görüşün ; hiç bir cemaatin , hiçbir oluşumun resmi/gayri resmi sitesi değildir , kimle ne derdiniz varsa gidip onların sitelerinde ya da kendi kişisel hesaplarınızda dökün içinizdeki ifrazatları.

yahu zaten çok vaktim olmuyor bu ara ama yöneticisi olduğum sözlükten soğutuyorsunuz beni lan . ben sizden sıkıldım bıktım, eminim benim gibi sıkılan yazarlar da çoğunlukta.

not: bu yazı bir dünya sözlük yazarı tarafından yazılmıştır, yönetimin resmi görüşü olmayıp, ilgisi ve bilgisi yoktur.
devamını gör...

kadın nickiyle abazanları trollemek

zamanında yaptığım ve çoğu kişinin de yaptığıdır.

2007 yılında mynet sohbet'te 'tugce15' nickiyle çok kişiyi düşürdüm ağıma.

hatta bunlardan biriyle 2 ay sevgili oldum. adam 35 yaşındaydı. beni annesine anlattığını, 18 yaşıma bastığım gün evleneceğini söylüyordu. artık durumdan öyle korkmuştum ki ' babam seni öğrendi, beni okuldan aldı, çok dövdü' yalanını söyleyerek konuşmayı bitirmiştim.

giderken bana ' hoşçakal hayallerimin prensesi' demişti swh. daha öyle seven çıkmadı beni.
devamını gör...

tasavvufun yanlış anlaşılmaya müsait yönleri

cahil i cühela nın okumadan, bilmeden atıp tutması.
tasavvuf, yani ehli tarik şeriattan bir kıl miktarı kadar dahi ayrılmaz. şeriata uymayan hiç bir şey tasavvufa da uymaz. tasavvuf şeriat çizgisinin haricinde değildir. ilham ve keşif şeriatta sadece ve sadece kişinin kendisi için bir delil ifade eder. başkası için etmez. tasavvuf ehli zannederek soytarılara bakıp eleştiri getirirseniz yanılırsınız.

bu arada gaybı Allah'tan ve Allah'ın bildirdiği kadar bildirdiklerinden başka kimse bilemez.

tasavvuf nedir diye merak eden imam ı rabbani hazretlerinin mektubatını okusun. zamane soytarılarını değil. tasavvufa ve ehli tarik kimselere müşrik diyenler ise cehennemdeki yerine alışmaya başlasın. çünkü müslümana kafir diyen kafir olur.
hamiş: imam ı rabbani ağır gelir anlayamazlar diyenler oldu. o halde idris şah'tan başlayabilirsiniz
devamını gör...

17 şubat 2019 geleneksel 5. derin sözlük süleymaniye zirvesi

valla ifşaata sebebiyet vermemek için sürekli teyakkuz halinde olmamız gerekiyordu... dedikki geçen ay gittigimiz mekanın civarlarında birtakım muhafazakarlar leblebi boza yapıp, ardından sevdalı sevdalı gazoz içiyormuşcasına dolaşıyor, bunu sıradan bir ziyaret olarak değerlendiremeyiz burada bir ulak harekatı söz konusu olabilir.

ve mistakanın olaya el atması ile keşfini yaptığımız new mekan * uzun yıllar derin zirve konseptimizi koruyacak gibi.. Zira böyle girişe sahip bir mekana potansiyel bir neo-islamcı baskını asla kümkün değil. heh heh heh hadi bakalım

nihayetinde diliminin tanesi 200 gram olan yalova sütlüsü ekibe zor anlar yaşattı. ilk defa böyle bir lezzete tanıklık etmeleri ve bünye kabullenmesi uzun sürdü. (gelemeyen arkadaşlara da bi güzellik yapılacak.) lakin unutulmamalıdır ki yalova sütlüsü yemek herkese nasib olmaz :)

bir ara fahrettin fahrenheit ile iki kişinin bildiği sırrı yı kıskaca alıp konuşmasını sabote ettiğimiz de vakidir. son anda farkedişi ardindan yaşanan diyaloglar için kelimeler kifayetsiz, lakin abinin "bana mı gülüyonuz ulan" tepkisi unutulmayacak cinsten. ve şaka yapmiyorum gençlere açık kapı birakmayacak kadar şık giyinmişti. bunu vurguladigimizda "bizde cadde çocuğuyuz olm" cevabını aldık. bu arada altını çizeyim, abi iyi ki susmadı ve ısrarla konuşmaya devam etti. zira hani o bana mı gülüyonuz lan tepkisinden sonra sırrı abinin, hacım fırsatını bulmuşken konuşayım yaklaşmı oldukça beklenen bir hareket oldu, zira hakikaten herkesin cumlesini yarida kesip konuştugumu farketmeye basladim abi. fahrettin ise tam karşımdan o aradaki eslerde cümleye giremeyişimi gördükçe tabii mevzu şekillendi. 5 veya 6 kere denedim heralde. :)

monşere gelince, bu adam konuşunca vallahi psikolojik olarak bir küçülme, büzülme, böyle ne bileyim "sen kimsin ki lan padhre, niye varsın olm bu dünya da.." hislerine düçar oluyorum. ınsan karşılıksız bu kadar mı çevik ve üretken olur. neyse daha fazla konusmak istemiyorum, rabbim nazarlardan korusun.

mistakaya sozumu birkac ay sonra söyleyecegim, zira evleniyor. simdiki masumane ve üreticisine menfi çıkar sağlamayan fikirlerinin evrilip evrilmemesine bakarak analizi yapacağız. zira evlilik, insana küçük bir bahçe kiralatıp, sonrasinda tanzim satış noktasına pazarlama hayali kurdurabilir. aman dikkat. *

bu arada fahrettin ve monark, mekan sahibinin " birde bu masamızı dener miydiniz" testine maruz bırakıldılar. kapanışıda monark ile yenikapı semalarına kadar süren bir muhabbet ile yaptık.

Allah gelenlerden razı olsun, katılan katilamayan cumle gardaşlarımızın ayaklarını sabit kılsın inşaallah.
devamını gör...

hayattan alınan en önemli ders

hayatta hiçbir şey sana ait değil, sadece eşlik ediyorsun kendine.
beynine geçmişi düşünmemeyi öğret. ilk geçmişi düşünen kaybetsinli oyunlar oyna.
geleceği kafanda kurmak kendine yapacağın en büyük kötülük. kuruntular enerjini keserek kötü bir enerji veriyor sana, hayatı yaşamanı engeller o.
Allah’ı unutma. en önemli şey Allah hayattaki.
aslında şu anda öldün. oyuna lag girmesi gibi yaşadığın hayat. sönen yıldızları binlerce yıl sonra görmemiz gibi.
ailene vakit ayır, insanlara yardım etmeyi prensip edin ve kibar ol. bencilce isteklerin peşinde koşma.
yaşamak çok kolay. yaşamın zorluğu 1. level, 9 leveli üzerine sen koyuyorsun. hayatı zorlaştıran kendinsin. mesela uyuşturucu ilaç alsan hiçbir şey umrunda olmuyor. değişen dışardaki durum değil senin bakış açın. olay sadece hormonal. yani sana zor gelen hayat aslında zor değil. umursadıkların önemli değil.
devamını gör...

kürtlerden nefret etmek

(#17161) Allah razı olsun ne güzel yazmış monark. ben de üstüne bir kaç bir şey eklemek istedim. bu durumun sebebi kasıtlı olarak ülkeyi bölmeye çalışan medya ve propaganda. normalde şu yazacaklarımı yazmamam gerekiyor ama bu düşünceler doğduğumdan beri içeride sıkışmış durumda ve artık çıkmak istiyorlar. arada ezildim kaldım. içeriden ezileceğime dışarıdan ezileyim. belki de burada yazacağım son tanımlarımdan biridir bilemiyorum. hem ailemi hem beni kapsayan bu kadar özel bir meseleyi böyle ortamda paylaştıktan sonra durabilecek miyim bilmiyorum. bu yazı çok çok uzun olacak peşinen söylüyorum.

pkk'nın nasıl başladığını biliyor musunuz? zamanında beyaz toroslar ve askeri araçların önüne türk bayraklarını asarak gelip halkı alıp götürdüler. bir daha o kişilerden ne haber alındı ne bir şey. kimi zaman da gelip dışkı yedirdiler halka. kimi zaman insanları köylere toplayıp çırılçıplak soydular. dağda koyunları otlatan çobanı "teröristleri gördün ama yerini söylemiyorsun" diyerek döve döve öldürdüler. "yok öyle şey" diyorsunuz değil mi? "bizimkiler hayatta yapmaz öyle şey" diye bir de üstüne küfrederek karşı çıkıyorsunuzdur bana. ben de size şunu sorayım. halk neden chp'den nefret ediyor? neden chp geleceğine "akp gelsin" diyor? sebebi hainlikten değil mi? daima dış mihrakların söylemlerine kulak vermekten ve o fikirleri türkiye'ye getirmeye çalışmalarından değil mi?

bazılarınız bunları kabul ediyordur fakat "sadece kürtlere değil, tüm halklara zulmedildi" diyorsunuzdur. doğrudur, hak veririm. fakat diğer halklara bunu "hükümet" adı altında yaptılar. öyle değilse de halk öyle olduğunu düşündü. kürtlere ise devlet adı altında geldiler. kürt halkının büyük çoğunluğu cahildi, hala öyle. bunları gördüklerinde gördükleri şey devletti. ancak size şunu söyeyeyim; bunları yapan ne devletti ne chp. bunları yapan ülkenin içine konuşlanarak halkları parçalamak isteyen ajanlardı. tıpkı arabistanlı lawrence gibi. * ancak sorun kötü niyetli olmayan kişilerin bunları bildiği halde kılını kıpırdatmamasıydı, seyirci kalmasıydı.

işte bu sırada kürtler ile türklerin arası da medya ve propaganda yoluyla açılması için uğraşılıyordu. türklere karşı kürtler "hain, hazıra konan, bedevi" olarak nitelendiriliyordu. kürtlere karşı türklerin canavar ve zalim olduğu anlatılıyordu. kürtlere dışarıdan destek veriliyordu bu sırada. "özgür olun, zulüm bitsin" deniliyordu. sonunda da pkk kurulmuş oldu. ardından planlar yere serilmiş ve olayların büyümesi daha da kolaylaşmıştı. unuttuğum veya uzun olmasın diye yazmadığım çok detay var. çok önemli de değil.

şimdi size kürtlerin neden pkk'yı desteklediğini veya pkk'dan nefret etmediğini ve devletin tarafında yer almadığını anlatayım. birinci sebep yukarıda. ikinci sebep ise yaşadıkları olaylar. bu tür olayların haddi hesabı yok. sadece kendim lise döneminde yaşamadığım ırkçılık kalmadı. okuduğum lise çemberlitaş anadolu lisesi. tam kültürel ve sosyal bir bölge. elit kesimin çok olduğu bölge. bir anadolu lisesinde bile yaşadım bunları düşünün. "en iyi kürt ölü kürttür" mü dersiniz, tahtaya "kürdüz öleğee kadar" yazıp beni işaret edip gülmelerini mi dersiniz... neyse. bunlar benim yaşadıklarım. bir de ailemin ve akrabalarımın yaşadıkları var. biz 2003'te istanbul'a taşındığımız zaman hangi kapıya gitsek "kürtlere verecek evimiz yok, defolun" sözünü işitiyorduk. kürtçe konuştuğu veya kürt müziği dinlediği için karakola alınıp polislerden dayak yiyen insanlar oluyordu. kaç kere kürtçe müzik dinlerken yanından polis arabası geçti diye insanların müziğin sesini kıstığına şahit oldum.

babam camiye giden birisi. bir gün ya kendisinin ya da başkasının başından geçeni anlattı. birisi abdest alırken demiş: "valla seninle her gün burada namaz kılıyoruz ama kürt olduğun için seni sevmiyorum". bunun dışında babam askerlik anılarında yaşadığı şeyleri anlattı mesela. insan üzülüyor ister istemez. kardeşim bolu'da lisedeyken ülkücülerden defalarca dayak yedi. sonunda kendini korumak için solculuğa yöneldi. bunlar sadece bizim başımızdan geçenler ve daha hatırlayamadığım çok şeyler var.

işte bunun gibi olaylardan dolayı insanlar travmalar yaşadı ve yaşıyor. devletten nefret ettiler. "pkk olmazsa halimiz harap" diye düşündüler. hala da öyle düşünüyorlar. bunlardan bahseden insanlar olunca hemen susturuluyor, hain ilan ediliyordu ki hala yapanlar var. biri kürtlerden bahsedince "mağdur edebiyatı yapıyor" deyip çocuklara taşlattırır gibi halkın tepkisini onlara yönelttiriyorlar. "türk kürt kardeştir" diye ispatlamaya çalışıyoruz ama hem inandıramıyoruz hem de direk yaftayı yiyoruz. üstelik her iki taraftan. böyle diyen samimi türkler de var ama bizlerin kulağına "türk kürt kardeştir" lafından önce "en iyi kürt ölü kürttür" lafı ulaşıyor arkadaşlar. ırkçı söylemler o kadar çok ki bazen hiç ulaşmıyor bile.

şimdi gelelim aileme ve bana. ailemde de bu tür olaylardan sonra alınganlık başladı. çok şükür az çok bilinçli ve dindar insanlar. ancak çocukluktan beri yaşadıkları bu olaylar onları da sarstı. artık hassaslaşmış durumdalar ve kürt kelimesini duyunca bile irkiliyorlar. türklerden nefret etmiyorlar ama birisi laf söyleyecek olsa o kişiden soğuyorlar. pkk'nın yaptıklarını doğru bulmuyorlar ama "hepsi bilmem ne" de demiyorlar. sanıyorum ki ben de ailem de "hain" damgası yemişizdir şu son cümlemden sonra. neyse. böyle düşünmemelerinin sebebi yaşadıklarının akıllarına gelmesi ve o pkk'nın içindeki kişileri tanımaları.

bir yakınınız, evladınız, akrabanız kötü bir yolda da gitse arkasından atıp tutamazsınız arkadaşlar. "oğlumu çöpe mi atayım" diyen annenin feryadını duymadınız mı? bir akrabanız, kardeşiniz yanlış yaptığında o kadar kolay kesip atamıyorsunuz işte. "hiç gözümü kırpmam öldürürüm" diye atıp tutmayın boşuna. sıkıysa babanızı, anneninizi, kardeşinizi veya evladınızı bu sebepten öldürdüğünüzü düşünün. o zaman da gözünüzü kırpmadan yapabilecek misiniz? çok şükür ailemden pkk'lı çıkmadı hiç. ancak içlerinde kuzenim var. ben şahsen sevmiyorum ama öldüğünü görürsem üzülürüm. "keşke bu yola girmeseydi" diye.

şimdi ben de ailem de pkk sempatizanı mı olduk? sırf bu yüzden vatan millet düşmanı bilmem ne çocuğu muyuz? niye empati yapmak yerine at gözlüklerimizi çıkarıp bakmıyoruz etrafa? defalarca bizimkiler ile konuştum "türkler iyi insanlar, medya kürtleri kötü gösteriyor. bu yüzden kürtleri sevmiyorlar" diyorum. ancak etraflarında "kürtleri seviyorum" diyen bir türk duymamışlar ya da çok az duymuşlar. haliyle bir kırgınlık yaşıyorlar ve kürtçülüğe meyletmiş durumdalar. hdp'yi de sizin gördüğünüz gibi görmüyorlar. kürtlerin temsilcisi sanıyorlar. ne kadar anlattıysam boş.

işte geldik en özel kısıma. çok rahatsızım bu durumdan ama anlatıp izah edecek kimsem yok. çünkü hemen hain damgasını yiyorsunuz. küfürler havada uçuşuyor sinirleriniz tepenize çıkıyor ama anlatamıyorsunuz. geçenlerde sırf bizimkilerin fikirlerini yoklamak için "bir türk ile evlenmek istesem karşı çıkar mısınız" dedim. "yok" dediler ve gerçekten öyle düşünüyorlar. çünkü kardeşim bir türk aday gösterdiğinde türk olduğundan ötürü karşı çıkmıyorlar. ancak çekinen benim. doğruyu utanarak söylemek gerekirse bir türk ile evlenmeyi daha çok istiyor(d)um ancak ailelerin arasında oluşabilecek olayları düşününce kabusa dönüşüyor her şey. düzeltemiyorsun, elinden gelmiyor. sıkışıyor kalıyorsun. sadece "keşke böyle olmasaydı" demek geliyor işte insanın elinden. fitneyi çıkaranları, diri tutmaya çalışanlara lanet okumaktan başka bir şey yapamıyorsun.

arkadaşlarını evine buyur edemiyorsun sorun çıkacak diye. sonra da kopup gidiyorsun arkadaşın kalmıyor. önceki tanımlarından birinde yazmıştım "keşke at gözlüğü takıp sadece kendimi düşünebilseydim ben de" diye. en azından kafam rahat yaşardım. ne yapalım işte kaderimiz. Allah öyle yazmışsa bizim de boynumuz kıldan ince.

düşündüklerim ve yazmak istediklerim bu kadar değil ama gayretim bu kadar. okuduysanız da okumadıysanız da Allah razı olsun. "şerefsiz bir kürt" bildirdi.
devamını gör...

intihar mektubu

özgür iradem ve açık bir bilinçle bu yaşamdan ayrılırken, son bir sorumluluk yerine getirilmeyi bekliyor: bana ve işimi yapmama huzurlu bir ortam sunan harika ülke brezilya’ya içten teşekkürlerimi sunmak. her yeni günle bu ülkeyi daha çok sevmeyi öğrendim, ruhsal anavatanım avrupa kendi kendini yok ettikten ve ana dilimin dünyası yok olduktan sonra, dünyanın hiçbir yerinde hayatımı bu kadar severek yeniden kuramazdım. ama altmışıncı yaştan sonra tam anlamıyla yeniden başlamak çok özel bir güç gerektiriyor. ve benim gücüm yıllar süren vatansız yolculuklardan sonra iyice tükendi. bu nedenle hayatımı doğru zamanda ve doğru bir şekilde sonlandırmamın iyi olacağına inanıyorum. ki hayatım boyunca tinsel uğraşım en büyük haz kaynağım ve kişisel özgürlüğüm en yüce değerim oldu. bütün dostlarımı selamlarım! hepsine uzun geceden sonra gelen tanın kızılllığını görmek nasip olsun! ben, her zamanki sabırsızlığımla önden gidiyorum.”

stefan zweig petropolis 22.11.1942

edit:
devamını gör...

17 yılda ülkede bir sistem oturtulamaması

pardon ama ne sistemini oturtacak ? devletin zaten az buçuk "ortadoğu mentaliteli" bir sistemi var. akp gibi vizyoner eksikliği aşikar olan bir oluşum, gelip bu yapıyı baştan mı kuracak ? kurabilecek mi hayır tabiiki de.

eğitim sistemi mi? sen ister kabul et ister kabul etme, köpür. eğitimin düzelmesinin tek ve yegane çaresi bilimsel, akılcı eğitimdir. hiç tırı vırı yapma. sen de bal gibi biliyorsun bunun böyle olduğunu, kendine itiraf edemesen de(yahut yediremesen de diyelim, daha açık olalım) ! şimdiiii, dilersen şöyle düşün: yarın öbürgün akp çıksa dese ki "bilimsel ve akılcı eğitim reformunu başlatıyoruz". başlatmasıyla inmesi, yahut isyan çıkması bir olur; bilhassa da muhafazakar akp çevreleri tarafından hem de destek görür bu isyan. yalan mı? iki sanbiyede "çocuhlarımızu gafir ediyüleea " yaygarası kopmazsa insan evladı değilim bak.

tarım ve hayvancılık mı? eskiden akp'ye bu konuda çok kızardım(girilerimi takip edenler bilir). lakin "yarı köylü" bir herif olarak, içeriden halk ve halkın kalitesine bakınca durumun vehametinin daha da farkına vardım. ister inanın ister inanmayın, suçlu "hükümet" değil. suçlu bizzat sen, ben; yani halk. adam sana her ay teşvik verdi, bu verilen teşviklerin emin olun yüzde sekseni ya okey ve pişpirik masalarında, yahut da pavyonlarda bir güzel iç edildi, bizzat o "mazlum ve mağrur anadolulu halkımız" tarafından. hayvan verdi, onları satanlar bile oldu. oysa sana o hayvanları geliştir ve üret diye verdiler. ama o vizyon nerede bu halkta ? söylesene bana ? adam kısa günün kârı cebine bakıyor. zira kültürü bu. anadan babadan bu şekilde öğrenmiş. çevreden böyle görmüş... birikim ve üretim diye bir şey bilmiyor, bunu tavsiye edene de düşman gözüyle bakıyor.

anasını satayım hep şikayet hep şikayet. hükümet ne yapsın ? "alın lan kültürlenin cahiller" diye kafamıza kitap ansiklopedi falan mı atsın ? sorun sende bitiyor, bende bitiyor.

neyse, çok güzel bir lafı var bir arkadaşın, izniyle söylemek istiyorum: "kerpiçten gökdelen yapamazsın". elindeki malzeme kerpiç, tezek. çeliği betonu geç, tuğla bile yok elinde. yapabileceğin en fazla kerpiçten iki katlı köy evi. yamuk yumuk birşey böyle.

unutmayın, siyasi partiler toplumun ortalamasının bir yansımasıdır. ne bir eksik ne bir fazla. senin toplumun, ancak ve ancak afganistan, orta-afrika, yahut en iyi ihtimalle ortadoğu'nun diğer toplumları seviyesindeyse, siyasi partilerinin farklı olacağını falan mı düşünüyorun ? anlamıyorum.

kabul ediyorum. akp trilyon tane eksiği, noksanı, yamuğu, çürüğü çarığı olan bir oluşum. buna bir itirazım yok. amenna. ki zaten yıllardan beri eleştirdiğimiz konu da bu. amma velakin, tekrar edelim: ortadaki en iyi alternatif de şu an için -ve görünüşe göre uzuuunca bir süre daha- akp.

siyasetin düzelmesini istiyorsanız düzelmeye kendinizden başlayın aslanlar. toplumumuz kim ne derse desin, gayet iptidai bir toplum ! ister kabul et ister kulak tıka. aksini iddia ediyorsan neden 17 senede adam gibi bir muhalefet çıkaramamış bu toplum, onu tartışalım istersen. kabul mü? ama kalbin kırılmayacak ben gerçekleri konuştukça, alınmaca gücenmece olmayacak...
devamını gör...