Bu Ayın Favorilenenleri

eşcinsellere saygı duyuyorum

şu ayrımı yapmak zorundasınız eşcinseller ve eşcinsel ilişki.
eşcinsel olmak fizyolojik bir şey. kaza yaptıktan sonra ostorojen hormonlarında miligramlık oynama olduğu için artık kadınlara değil erkeklere ilgi duyanlar da var. doğuştan bu şekilde yaratılmış olanlar da. hermafrodit olarak yaratılmışlar var mesela. istediğin kadar saygı duymuyorum de. saygı duymadığın şey yaratılış olur. bunun ben xx' in burnuna saygı duymuyorum demenle eş değer bir şey. regl olan ama penise sahip erkekleri nereye koyacaksınız? Allah böyle yaratmış sana ne dediği zaman ne diyeceksiniz?
beğenin beğenmeyin bu insanların yaratılışına saygı duymak onlara insan onuruna yakışan işler verip çalışmalarını para kazanmalarını sağlamak zorundayız. toplum olarak seks ile para kazanmaya itince ve onları yalnızca seks objesi olarak görünce o buğz etmek zorunda kaldığınız ilişkideki günahta sizin de payınız oluyor.
bu şekilde imtihan edilmediğim için şanslı sayıyorum kendimi. kendinizi eşcinsel olarak yaratılmış birinin yerine koyun, kadın ya da erkek. siz bu imtihanın üstüne bir de toplumdan dışlanma, nefret, ölüm fermanı duyacaksınız, niye Allah sizi böyle yaratmış diye. e bunun mavi gözlü sarışın değil diye adam yakan hitler'den ne farkı kaldı? bunun psikolojisinin altından kalkabileceğine inanan varsa büyük konuşsun. unutmayın büyük konuşan konuştuğu ile imtihan olur. sizden geçtiyse çocuklarınız var.
devamını gör...

acı çekiyorum görün beni

"çok mutluyum görün beni" demekten farkı olmayan ifadedir, haldir. hüzün de insan içindir. insanın mutsuzluğunu gizlemek gibi bir zorunluluğu yoktur. ne hissediyorsa paylaşmakta özgürdür. bunu paylaşması birilerinin omzunda ağlama isteğinden değildir. elinde o an o vardır, kendine dair ona sahiptir paylaşmak ister ve paylaşır o kadar.
devamını gör...

türklüğü ile övünen müslüman modeli

üstad diyor ki: ne zaman "bin yıllık tarihimiz!" diye başlayan bir cümle duysam irkilirim.

günümüzde tarih kaynakları maalesef ki geçmişte yaşanan hadiselere ışık tutmak için değil, kitleleri yönlendirmek için hazırlanıp servis ediliyor. hal böyle olunca her milletin kendine münhasır binlerce kahramanlık hikayeleri körpe zihinlere nakşediliyor. ecdadının kusursuz bir adaletle hükmettiği, kimseye zulmetmediği, karıncayı dahi incitmekten çekindiği masallarıyla büyüyen nesiller ise bunu bir gurur vesilesi olarak kabul edip ırkına toz kondurmuyor.

bundan yüzyıl sonra abd'de yetişen bir genç okullarda öğreneceği bilgilerle "biz maddi ve manevi tüm varlığımızla orta doğu'ya barış götürmek için çabaladık" diyecek, ulusunun ne kadar yüce olduğundan dem vuracaktır. tecavüze uğrayan kadınları, işkence gören gençleri, yetim kalan bebekleri, yani yitip giden milyonları ise milletini karalamaya çalışan insanların uydurması addedecektir.

erbablar tarafından objektif kabul edilen kaynaklardan öğrendiğimiz bilgiler ışığında türklerin diğer toplumlara göre daha vicdanlı olduğunu pekala söyleyebiliriz. hatta islam ile müşerref olduktan sonra insanlık tarihi için örnek kabul edilebilecek yönetimler ortaya koyduğu zaten kabulümüzdür. ancak bilinmelidir ki bu şerefli tutum islam'ın izzetinden gelir. zulmün her türlüsünün şiddetle yasak edildiği bir inanışı kabul eden toplumlar tabiidir ki adaletle hükmedecektir. aksi halde aynı coğrafyadan ve benzer kültürlerden gelmiş lakin islam'ı kabul etmemiş toplumların dünya sahnesinde ne gibi barbarlıklar yaptığı ortadadır.

(bkz: cengiz han)

sözün özü: kendi seçimin ve marifetin olmayan bir konuda bu denli göğüs kabartmak müslümanın hali değildir. kavmini dininin önüne geçiren veya denk tutan kişi Allah korusun şirke kadar gider. dikkat edilmesi elzemdir.
devamını gör...

yerlere çöp atmak

doğayı kirletmememiz gerektiğini küçüklüğümüzden beridir hep duyarız ama bir türlü gerektiği şekilde buna önem vermeyiz. yeriz içeriz ardını düşünmeden çöplerimizi etrafa saçarız. millet olarak gerçekten çöp hususunda sınıfta kalmışız.

bakın arkadaşlar bugün gece saatlerinde arkadaşlarla eve gidiyorduk. tam köy yoluna döner dönmez 50 metre ilerideki şey dikkatimizi çekti. iyice yaklaştıktan sonra arabandan indik ve o şeye baktık. yakından bakınca gördük ki bir kirpi. zavallı kirpi bir şekilde kafasını ayran kutusuna sıkıştırmış. zannediyorum bizim eleman onun içinde yiyecek aramış ama başına dert olmuş. biz oradan geçmemiş olsaydık bu hayvancağız kafasını oradan çıkaramaz ve açlıktan ölürdü..

evet arkadaşlar bir çöpten ne olur ki deyip asla yerlere çöp atmayalım. hayvanların hayatını karartmayalım.

beni üzen o anın görüntülerini de paylaşıyorum. video+ resim.

https://twitter.com/ibrahiu...

devamını gör...

toplumuna peygamber geldiği için gururlanmak

tam bir aptal hareketi. hani öyle böyle aptal da degil. bu kafa yapısı irkciligin kökeninde vardır. kendi toplumuyla övünmek, geçmişle caka satmak benzer süreçlerin sonucu oluşur. gecmisi unutmamak, tarihini bilip tarih bilinci kazanmak, kim olduğunu nerden geldiğini ne badireler atlattığını anımsamak ile kuru kuruya söyle böyle toplumuz demek çok farklıdır.

bugün yahudiler de kendilerine sürekli peygamber geldiği icin gururlanmış ancak araplardan peygamber çıkınca zorlarina gitmişti. ulan geri zekali "çok şükür bu kez bize gelmedi" demek yerine nasıl bize gelmez ya mantıgiyla hareket edecek kadar ahlaksız misin? evet öylelerdi. araplar da nitekim kendilerine peygamber geldiği icin böbürleniyor. ancak bilmezler mi peygamber kanı beş para etmez, ahlaksız, çürümüş, artık ısın içinden çıkamayacak kadar onursuzlasmis milletlere gelir. ahlaksız olduğun icin övünmek cidden beyinsiz bir insan işi.
devamını gör...

kore dizisi çekeceklere tavsiyeler

herhalde bir otuz kırk kore dizisi seyretmiş bir birey olarak vereceğim tavsiyelerdir.
1- salak sevimli ama hafif fakir olan fakat güney kore gibi teknoloji devi bir ülkede yaşadığı için samsungun son çıkan telefonunu kullanan hanım kızımız.

2- bu hanım kızımızın başlarda didişeceği ama sonradan kızı deliler gibi sevecek zengin, şımarık mümkünse lg vb. şirketlerin varisi olacak bir erkek başrol. bu başrol. yaklaşık 68 kg ağırlığında ve 185 boyunda olmalıdır. başrol kıza başlarda eziyet etmelidir.

3- zengin oğlanın üvey bir annesi olmalı bu anne inci kolye takıp, badem yemelidir. miras hesapları yaparken esas kız ile esas oğlanın arasını bozmaya çalışır. bu işlevi öz annede yapabilir.

4- öyle bir karakter yazılmalıdır ki, yakışıklılık bakımından başrolden aşağı kalır yönü olmamalıdır, esas kızdan hoşlanmalıdır. ilk bölümlerde başrol erkeğin çektirdiği eziyetlerden dolayı kızı teselli etmelidir. hatta yardım bile etmelidir. ama esas kız buna yinede yüz verir gibi yapmalı ama vermemelidir. izleyiciler bu karakteri çok severler. hatta bir sonraki dramada bu oyuncu artık başrol olur.

5- mutluka esas oğlan kıza ayakkabı giydirmelidir.

6-dizide mutlaka yılın ilk karı yağmalıdır. bu kar yağdığında kızın yanında kim varsa kız ona aşık olacaktır. bazı dizilerde başrolü karıştırıyorsanız bu önemli bir ipucudur.

7- mutlaka bir adet sarılma sahnesi olmalıdır. kız oğlanı, oğlanın annesi yüzünden tam bırakıp gidecekken oğlan "kajima" diyerek kıza sarılır. etraf donar ve zaman o an için yavaşlar.

8- bir diğer kullanacağınız metafor ise oğlan ve kızın yolun kenarlarında karşılıklı kaldırımda parelel bir biçimde birbirlerinden bağımsız halde yürümesidir.

9- ilk bölümleri çok akıcı yazmalısınız ki kızlar beğensin ortalarda zengin aile fettanlık yapsın, sonlara doğru ise olayı iyice drama bağlayın. dizide herkes ağlasın.

10- size güvenen izleyicileri şaşırtın ve berbat bir final yapın. sanki devamı gelecekmiş gibi ama devamı olmaan tarzda.

evet tüm bunlarla bir diziniz olabilir. araya efsaneler, okul, suç gibi detaylar ekleyerek konuyu genişletebilirsiniz. ya da bu unsurların olduğu bir kitap yazsanız zaten büyük bir okuyucu kitlesine ulaşıp köşeyi dönersiniz denemek lazım.
devamını gör...

iki kişinin bildiği sırrı

şahsi işlerimin yoğunluğu ve bazı kişisel sebeplerden dolayı aranızdan ayrılıyorum. kalacaksın sevdiklerinden yoksun , hayat bugün varsın yarın yoksun diyerek dönüş ile düşüşün meziyetleri ve mahrumiyetleri belki de birbirine en çok karıştırılan bilinmeyen bir marazla veda ediyorum sizlere.

mühim olan kimi, neyi, ne için ne kadar bildiğin ve sevdiğin değil, kurtuluş ümidi ile tutunmaya çalıştığın ve mechule sürüklenirken boğulduğun bir girdapta tek yapılabilecek tek şey " beni kendine çek" diye dua etmekten gayrısı değil. aynı olan her şey esasında tek sayılır. aynı düşünüp aynı hisseden tüm ruhların belki bir gün kapkara bir zuhurun aydınlığında tekrar buluşabilmesi umudu ile diyorum. görülebilen her değerin hüsrana uğrattığı bir alemin görünmeyen değerlerinde tekrar buluşabilmek umudu ile hakkınızı helal edin.
devamını gör...

3 ağustos 2019 ankara kadınlar zirvesi

tepemizden uçan kuşların yüzünden bir şair aktivitesi olarak kuş vurmak nedir, incelikleri nelerdir öğrenecektik az kalsın zirvesi. herkesin malumu üzere üniversite okumuş kızların yemek yapamadığı üzerine yapılan sözlük tezlerini ayaküstü çürüttük bu arada, geçmiş olsun.

sarı damacana limonatamızın yanı sıra gizli kahramanımız olan kocaman bir termos çayımız vardı, ona hak ettiği değeri göstermemek olmaz şimdi, teşekkürler gözlüklü limonata. Zirveyi organize edip, bilimum piknik malzemelerini de sırtlanıp sabah erkenden gelip yerimizi ayarlayan müşki hoten hanıma da çok teşekkürler efendim.

zirveye şehir dışından teşrif eden æ ve esrarengiz hanımlara Ankara dünya sözlük derneği kadın kolları olarak fahri hemşerilik payesi verdik, tam bir ankara hayranı olan æ'nin bu durum karşısındaki sevinç gözyaşları gönlümüzü serinletti adeta.* yarım saatte bir masadan fire vermek suretiyle en son başbaşa kaldığımız saf olmayan akıl hanıma sabrı ve vakti için teşekkür ediyoruz. Nöbetten çıkıp uykusuz uykusuz zirveye katılan ama enerjisinden hiçbir şey kaybetmeyen uffbengeldim'e de tıpa ve sosyolojiye giriş dersleri için teşekkürler. Bir sonraki zirve için asmafilizi hanımı takipteyiz, tedariksiz yakalanmamak için şimdiden borcam alıyorum ben bir tane.*

katılan herkesin ayaklarına, ellerine, dillerine sağlık...*
devamını gör...

3 ağustos 2019 ankara kadınlar zirvesi

öncelikle katılmak istemelerine rağmen katılamayan o tan tik, seyyah, kebikec ve taze teyze aliyoni'yi* analım inşallah bir sonraki sefere nasip olur.

istanbul'dan æ ve esra rengiz konuğumuzdu tekrar şehir değiştirmek zorunda olduklarından erkenden uğurladık onları sohbete tam doyamadık. æ ile birbirimizin anti maddesi çıktık etkileşimimizden saf enerji doğdu. Muhabbette kümelenme olmadı hep birlikte konudan konuya atlanıldı. noktalı birgül'ün yazdıkları hislerimize tercüme oldu sağ olsun. bazı yazarlarımız yukarılarda durduk yere garip triplere girmiş olsun başlığımıza hareket katmış eyvallah.

tabii hiçbiriniz ne konuştuğumuzu merak etmiyorsunuz ama adettendir bahsedelim. asmafilizi geyik etiyle güveç yapmanın inceliklerini, kalecik yapımı alkolsüz şarap sunumundaki dikkat edilmesi gerekenleri anlatırken saf olmayan akıl descartes'ın cogito ergo sum çıkarımının ibni sina'nın boşlukta uçan adam metaforuyla bağdaştırmasını, gözlüklü limonata durur mu gazali'nin meşşailik eleştirilerini tadat edip masayı çoşturdu.

uffbengeldim (nöbetten çıkıp gelmesine rağmen müthiş enerjisiyle) en son hipokratı dahi eleştirdi, tüm eleştirdiklerini aklımda tutamadım bile. mona nisa sözlüğümüzün yeni yazarı neden bu kadının tek kaldığını da zirvede gördük zira güzel ve zeki olmanın kaderi genelde budur. mariyya can Mariyya sözlükte yazmasa da zirveye teşrif edip soğanların pembeleşmesi olgusundaki görecelikleri parafiskal grafiğe döküp tak diye önümüze koydu helal olsun adam smith yaşasa alnından öperdi ama namahrem zaten caiz olmazdı. æ en son nurettin topçu'nun dilinin ne kadar sade olduğundan dem vururken topçu ile frankl düşüncelerini birleştiren yeni bir ekol oluşturduğunu söyledi ayrıntılarını iki yıla hakemli dergilerde görürüz. esra rengiz sosyal medya çağının oluşturduğu insan tipolojisi other directed ile sosyolojik tespitlerini yaparken at kestanelerinin kişnememesi, alex turner tipi serserilerdeki samimiyetsizlik ve fuşya rengindeki paçozluktan da konu açıldı elbette.

her şeyden önce muhabbeti ve samimiyeti ile unutulmayacak bir gün oldu. yemekler zaten çok güzeldi ondan bahsetmeye bile gerek yok.

çok da ayrıntı vermeyelim sıkılırsınız.
devamını gör...

3 ağustos 2019 ankara kadınlar zirvesi

zirvelerden hoşlanmıyorum, tanışmayı isteyeceğim yazarlar olsa da sırf bu sebeple katılacağım aktivite değil zirve. fakat bir zirveye katılacak olsaydım muhtemelen o bu olurdu. piknik şeklinde, rahat, doğal, kasıntı hareketlerden, mekanlardan, tiplerden ırak.

insanlar toplaşıp sözlüğün en durgun zamanında eğlenmek için güzel bir aktivite planlamış, eğlencesine tanım yazmış fotoğrafını atmış, sözlüğe az biraz hareket katmış. yani her şeyi de aşırı ciddiye alıp sanki sözlükler hiç gırgır yapılmayan ortamlar gibi niye kıskanalım ki gibi mantıksal çıkarımlar yapmak, zirveleri ille de giriş koşulu fular takmak olan mekanlara hapsetmek istemek yorumlanması güç bir gariplik. lanet olası federaller kokteyllere katılıp kürdan batırılmış minik kanepeler yiyerek ayaküstü holding kurup hisse paylaşıyor olabilirler tabi onu bilemiyorum ama en azından benim sosyoekonomik konumuma denk insanlarda ve ait olduğum kastta gözlemlediğim kadarıyla insanlar yaz gelince yeşillik alan affetmiyor akın akın piknik yapıyor arkadaşlar. inanmazsınız mangal yapan bile var.

hiç ben de orda olsaydım diye aklımdan geçirmiyorum kızlar ama sizi tebrik ederim zirve dediğin böyle yapılır. dedikodumu yaptıysanız tüm dediklerimi geri alıyorum yalnız.
devamını gör...