Bu Haftanın Favorilenenleri

mahmut derviş

mural’i ile şiire anlam katmanın ne demek olduğuna dair ince bir dem vurmuştur. altını çizelim bakalım: şiirimin toprağı Allah’ın kelamı dizesinin.


“...
ne yolculuk başladı ne de yol bitti
ne arifler kavuştu gurbetlerine
ne de garipler hikmetlerine
bildiğimiz tek çiçek dağ laleleri
o halde en yükseğine gidelim muralların:
şiirimin toğrağı yeşil ve yüksek
şiirimin toprağı Allah’ın kelamı
ve ben uzağım uzak
bu şafak vakti
...“
devamını gör...

anın fotoğrafı

geçen sene japon eriği dikmiştim. ağacı kontrol edeyim dedim bir de ne göreyim bana sürpriz yapmış. meyve vermiş :) şunu da itiraf edeyim bu vesileyle. dikmiş olduğunuz ağacın meyve vermesi ve dikmiş olduğunuz bir ağacın gölgesinde oturmak çok güzel bir duygu.

devamını gör...

fenerbahçe'nin yardım kampanyasına destek olup devletinkine köstek olmak

insanları anlamıyorum ya. devletin zor durumda olmasını eleştiri veya alay malzemesi olarak görme arkadaşım. sen türk evladısın. lan oğlum biz zengin bir ülke değiliz. devlet para basmıyor ve evet bu corona süreci ülkemizi ekonomik olarak ciddi anlamda etkileyecek. üretim sürecinin sekteye uğraması sebebiyle belki resesyona bile gireceğiz. tabi bir çok ülke de aynı şekilde.

şimdi devlet bu süreçte mağdur olan insanların mağduriyetini bir şekilde gidermek zorunda. zira sosyal devlet budur. peki bunu nasıl yapacak. devletin parası senin parandan ayrı mı? devletin kasasındaki para senin cebinden çıkan para. vergiyi artıracak veya başka bir şekilde senden alıp mağdur olanlara verecek. devletin maliyesi böyle işler zaten. şimdi devlet bunu yapmak yerine gönüllü olanlardan para alalım demiş ne var bunda.

sen zaten yardım yapmayacaksın. kaldı ki bunu yapmasa mecburen vergiyi artıracak ve senin cebinden para çıkacak. şu durumda bağış kampanyası senin lehine. cahilsin ama artık öğrendin. fenerbahçe için zevkle yardım eden insanlar vardı. eminim o insanlar şu anda milli dayanışma kampanyasını eleştiriyor.
devamını gör...

aşk ile ölmek

aşık olduğun zaman , yeni bir hayat başlar. aşk , insanı öldürür.toprak gibidir. toprağa attığın tohumu da toprak öldürür. aşk da sineye girdiği zaman insanı öldürür. masivasını , enesini , benliğini, gururunu , kibrini, hasedini, münafıklığını , nankörlüğünü öldürür. insanlık dışı hal ve hareketlerini yakar yıkar ; insanın gönlünü safi kılar. toprağın öldürdüğü tohumun içinden yeni hayat fışkırdığı gibi gerçek hayatta insanın ölümünden sonradır. mehmet dumlu- k.s-
devamını gör...

umre

umre efendimizin sünnetlerinden biridir. ayrıca kâbe'yi görüp orada ibadet edebilmenin kestirme yoludur. zira hac çok pahalı ve kurada çıkıp çıkmayacağı belli değil. yıllar boyu oralara gitmeyi hayal eden bir insana hayır gitme demeye hakkımız yok. sizin için kâbe belki taştan bir binadan ibaret olabilir ama insanlar bu aşkla yanıp tutuşuyor. şimdi buna şirk diyen de çıkar, neyse.

benim bir kez umre yapmış olanlara tavsiyem ise kudüs'e gitmeleridir. ziyaret edilmesi gereken üçüncü mescidi görmemek, oradaki kardeşlerimize manen de olsa destek olmamak büyük bir eksikliktir.

ayrıca, umreye gitmeyin, fakir fukaraya yardım edin demek de kurbanla ilgili mevzudan farksız. ibadet ibadettir, onu kaldırıp yerine başka bir şey koymak kulların işi değil.
devamını gör...

karantina günleri

dışarıdan ekmek almamak için evde ekmek yapılmaya başlandı, canı sıkılanın aklına hamur işi bir şey geliyor hop onu yapıyoruz, canı sıkılan bir mutfağa gidiyor bir şeyler bulup geliyor derken tam anlamıyla önüne geçilemeyen kilo artışları olmaya başladı. iki haftada bu kadar olduysak ben mayısa kadar halimizi düşünemiyorum rahat rahat dışarı çıkabileceğimiz zamanda ya kilolardan çıkamayacağız ya da top gibi etrafta yuvarlanan insancıklar olacağız.
devamını gör...

maske ile ağzı kapatıp burnu açıkta bırakmak

bir üst versiyonu maske ile çeneyi ve gıdıyı kapatıp ağzı ve burnu açıkta bırakmak'tır. sanırım bu defa virüsler "aa gıdısı bile yok ne kadar da fit bir insan bizim bunla işimiz olmaz" diyerek uzaklaşıyorlar kişiden. yoksa sigara içmek için, rahat konuşmak için ya da sırf zevkine maskeyi elleyerek çeneye indirmenin bir mantığı olamaz değil mi? sonra aynı maskeyi geri geri yukarı çekerseniz kendinizi enfekte etme ihtimaliniz katlanıyor da bildiğim kadarıyla, ondan yani.
devamını gör...

gözyaşı şişesi

eskilerin zarif adetlerindendir.
eskiden insanlar sevdiklerinin hasretinden yanıp kül oldukça bu şişelere gözyaşlarını biriktirip sevdiğine verirmiş. seni herşeyden, kendimden bile çok seviyorum demenin başka adıdır.
devamını gör...

talan dünya

alper gencer'in yazdığıdır, başına gelenlere güvenenler için...

"sabra meşgale taşıyan bir karınca misali bütün yorgunluğumu bir peşinat olarak say yaşadıklarımıza. arta kalan borcumu bir ara nefesim kesilinceye dek ağlayıp kapatırım. her şey güzel başlar. çünkü başlamak bitmenin en uzağında görünür, oysa yanı başındadır. herkes güzel başlar. uzunca bir şarkıya yetecek kadar bir iç çekişle, topu topu iki nefes arasında salınan bir sarkaca atlar gideriz yakınlara. bütün tahminler mutsuz sona oynanır ama ben sonlara inanmayan bir adamım, yani başlangıçlara… ne önceye yetişiyor elim, ne sonraya… ve ölünce olacaklar için sebepleri zihnimden kazıtmam birikiyor ha! birikiyor şu köşe başında birlikte güldüğümüz, şu balkondaki sigara, şu ellerin ellerimde gittikçe birikiyor ha! dönüp mazime baktığımda, yaşanan onca şeye kendimi kattığımda, yani her defasında açıldığım o denize yüzdüğüm gemilerle battığımda; dünyanın yalanlığı ikimiz arasında her daim boğdurulacak bir şeydir ha! öyledir. çünkü hep olmayacak şeylerin yazıldığı bir oyunun bitmeyen provası ve elbet seni bir türlü unutamıyor olmamla düşen irademin muhtevası aynıdır. boştur. bir yere varmaz. boş olmakta ve bir yere varmamakta rakip de tanımaz ha! bunun için dünya ilk elden çıkarılacak bir şeydir bizim için. öyledir. öyledir."

buraya göre tanım dünyanın ilk, elden çıkarılacak şey olmasıdır. anlaşılan dünyanın talanlığı da seninle bir uzaklaşmış olmamıza dahil ha,... nasıl, talan mı dünya.
devamını gör...

yanlış üslup doğru sözün celladıdır

padişah rüya görür ve yorumlatmak ister. rüya tabir eden biri gelir ve;

“‒maalesef şerdir pâdişâhım!” der. “uzun yaşayacaksınız; ama ne yazık ki gözlerinizin önünde bütün yakınlarınızın birer birer ölüp sizi yapayalnız bıraktıklarını göreceksiniz.

padişah kızıp felaket tellallığı yaptığı için zindana attırır. başka tabirci gelir ve bir müddet düşünerek, tane tane anlatır;

‒hayırdır pâdişâhım, hayırdır!” der. “bu rüyâ, bütün yakınlarınızdan uzun yaşayacağınızı ve daha nice seneler ülkenizi huzur ve saâdetle idâre edeceğinizi gösterir.

ve bunu duyduğuna mutlu olan padişah tabirciye bir kese altın verir.

tabiciye aynı şeyi söylediğini hatırlatan birine ise tabirci;
‒elbette aynı şeyi söyledik; fakat öyle zaman olur ki, ne söylediğinden ziyâde nasıl söylediğin ve kime söylediğin daha mühimdir.”

--- alıntı ---

işte, ifâdedeki üslûp farkı dolayısıyla aynı mânâyı ifâde eden sözlerin, muhâtapta meydana getireceği müsbet ve menfî neticeleri gösteren, ibretlik bir kıssa. bu kıssadan alınması gereken hisse ise; hakkı söylerken, sözü, muhâtabın hissiyâtını dikkate alarak, ince düşünüş, firâset, nezâket ve zarâfetle söylemenin ne derece ehemmiyetli olduğudur.

hazret-i mevlânâ, bir sözün, söyleyenin kullandığı üslûba göre muhâtabında çok farklı tesirler meydana getirdiği husûsunu, bir teşbihle şöyle anlatmaktadır:

söz vardır, keskin kılıç gibidir; dostluğu keser, öldürür. kalpte tedavisi imkânsız yaralar açar. gönül bahçesindeki yeşillikleri, sevgi çiçeklerini hazan mevsimi gibi kurutup öldürür.

bir söz de vardır ki, ilkbahar mevsimi gibidir. her tarafı süsler, güzelleştirir, sayısız faydalar sağlar.


--- alıntı ---
devamını gör...

insanın kendini tuhaf hissettiği an

böyle tarif edilemez tam olarak bu duygu hissetmek gerekir. küçücük bir çocuk daha tam konuşamıyor anca yürüyor bir yaşında bebiş. odaya girdiği an neşe saçıyor etrafa içten kahkaha atıyor seninle oynuyor ama böyle geliyor yanına sana sarılıyor daha öpmeyi tam bilmiyor ama o küçücük masum dudaklarını yanağına deydiriyor ve sonra kafasını omzuna koyuyor. sana güveniyor o küçücük elleriyle boynuna koşulsuz bir sevgi ile sarılıyor. insanın içi bir tuhaf oluyor. sıcacık oluyor kalbin. sevgi ile dolup taşıyor. işte o anda tam olarak hissettiğin huzurun ve duygunun tam tarifi yok. tuhaf ama muhteşem bir duygu.
devamını gör...

dünyaitiraf.com

sinir katsayım tavan yapmış hırsımı alacak yer arıyorum. hayatta yapacağın en büyük hata benimle emir kipinde konuşmak. konuşamazsın. konuşturmam. sen istiyorsun diye bende istemek zorunda değilim. yaşam çizgim belli, benim yaşam çizgime uymuyorsa bir şey onu yapmam. daha da bir şey demeye lüzum yok sanırım.
devamını gör...