Bu Haftanın Favorilenenleri

muhafazakar gençlerde yükselen batılılaşma temayülü

bu her zaman vardı.
cumhuriyet dönemi romanlarında bunu görürsünüz. karakterler doğu-batı arasında sıkışmış ve karar verememektedir. o zamanlar niyayetinde batılılaşma devlet eli ile oluyordu ve modernite ve pozitivizm olarak maddiuyyun olarak bize dönüyordu. bu belki devlet eli ile zoraki olarak olduğundan kişiler ikilemi daha çok yaşıyordu.

şimdi ise yine devlet var ama sözüm ona dindarların iktidarı. yine dünyaya meyil var.şatafat var ve söylem ise şu. müslüman da zengin olacak canım. neden hep onların olsun ki? hadi devletten biz de faydalanalım fikri bir mecburiyet ve helallik algısı ile birlikte gelişti. kendine fetvacılar da buldu. her şey hazır olmuş oldu böylelikle.

maddi dünyevileşme manevi yalnızlığı da getirdi kendisi ile birlikte. çünki altında bir ahlak ve imani tefekkür ve tevekkülden uzak maddileşme egoları şişirdi. kendi zenginliğine helallik ve caiziyet arandı. ben kazandım-a götürdü. manevi dinamikler boşalınca bu sefer belki de vicdani tatmin olarak bu maneviyatı dolduramayan görünüşe önem verildi. binalar...okullar...yurtlar. dışı süslü ama içeride bundan 20-30 sene öncesinde olmayan imkanlar ancak yetişenler özür dilerim affınıza sığınırak yazıyorum "tırt". slolganist.

yazmadan da edemeyeceğim. bu tür şeyleri söylemek ve yazmak zor şu zamanda. ancak yazmak zorundayım çünki kendimi gençlere karşı sorumlu hissediyorum. toplumun manevi dinamiklerinden olan sivil toplum kuruluşlarını ehl-i zındıkanın oyunu ile yapılan kötüleme. müspet cemaatlerin hepsinin önünü bir şekilde tıkama. onları dünyevileştirme. siyasileştirme.menfi propagandai siyaset. insanları cemaatlerden soğutmayı netice verdi hain 15 temmuzla beraber. şüphesiz 15 temmuzu planlayanlar ve yapanlar bunu da hesap ederek yaptılar ve netice verdi. şu an sekülerizm... dindar kemalizm...yeşil kemalizm. başörtülü bacılarımızın kıyafetlerinde gezen kemalizm resimleri hep bunların neticesi. meydan boşluk kabul etmez.

bunlarla birlikte devletçilik fikrinin artması. devletimiz yeter. diyanetimiz yeter algısı. maalesef gençlere yetmedi ve yetmiyorda( diyanetin kendi içindeki fikri çıkmazları şu an açmıyorum bile).

igençlerin dünyaları gidiyor. ahiretleri gitmesin be dostlar. yalnızlaşan insanı sekülerizmin kucağına oturtuyoruz.
burada bence cemaatlere ve devleti idare edenlere iki büyük vazife düşüyor.

1- cemaatler siyasi bir partiye angaje olup asıl hizmetlerini terketmeyi bırakacak. lillah için olan hizmetlerine dünyevi hiç bir şeyi alet etmeyecek
2-devlette cemaatlerin siyaset arenasına çekip oy deposu olarak kullanmayacak. liyakete bakacak.
3- biran önce devleti idare edenler onlarca yayın organları var ve medyayı kullanarak sivil toplum kuruluşları olan cemaatlere olan önyargıları kıracak yayınlar yapacak.

bu ve bunun gibi şeyler yapılır mı bilmiyorum. büsbütün ümitsiz değilim ancak dindarların-kemalistlerle iktidarı hengamı olan günümüzde tv yayınlarında hep negatif bir yayın politikası var 15 temmuzdan bu yana. tabiri caizse bizim taraf ipin ucunu kemalizme vermiş ve maalesef onların ipinde oynuyoruz. sağ cenahtan elbette bir kaç kişi çıkıyor ama onlar da mertçe konuşamıyor. konuşturmuyorlar. bu sefer takiye başlıyor. başka arızalar peşpeşe geliyor. sosyal medyada da konuşamıyorsunuz. linç başlıyor. ben otuzaltı yaşındayım. hiç bir zaman hele dindarların iktidarında bu kadar açıkça fütursuzca kemalizme kayan gençleri görmedim. hele son iki üç yılda müthiş bir değişim var.

toplumda kendi içinde tuhaflaşıyor. sarhoşlaşıyor. ne yapacağını şaşırıyor. afallamış şekilde. baştakilere yolunuz yanlış da diyemiyor. onur meselesi var. öbür tarafa da kızamıyor çünki bizimkiler öbür tarafla dostluk yapıyor.

evet ehl-i zındıkanın oyunu tutmuş gibi görünüyor ancak cenab-ı hakkın da bir oyunu olacak. bize düşen kemal-i ihlas ile dua edip müspet hareket etmek. islamiyete ve manevi hayatımıza kasteden ehl-i zındıka komiteleri ile uğraşmak varken birbirimizle uğraşmamak (özellikle siyasi tercihler sebebiyle) ve kuvve-i maneviyemize destek olmak.

şimdi ben bunları yazdım. ehl-i iman bildiğim kardeşler sırf iktidarı eleştirdim diye benimle uğraşırlarsa yazım amacına ulaşmamış olacak ve uyardığım şey başımıza gelmiş olacak.
-sırf müsbet ve ehl-i sünnet cemaatleri ehl-i zındıkaya karşı savundum diye (cemaatlerin sadece kusurlarını görüp hasenatını görmeyen ehl-i iman kardeşlerim bana gelip uğraşırlarsa yine uyardığım şey başımıza gelecek)

kıymetli kardeşim. birbirimizle uğraşacak vaktimiz yok. ihlasla hakka hizmet edelim. evlatlarımızın manevi hayatları, ebedi hayatları tehlike de.

he sen yine bana sataşırsan başım gözüm üstüne. sen benim ahiret noktasında kardeşimsin. farklı düşünebilirsin. bu benim kardeşliğime mani olmaz. sen beni farkımdan dolayı hain-düşman görsen de ben seni kardeş olarak biliyor ve görüyorum. varsın sen öyle görmeyiver.

seni seviyorum.
devamını gör...

ülkedeki mimari kabızlık

eski doğanbey köyünü gezince ve bu köydeki şahaser diyebileceğimiz evleri görünce, tamamen ortaya çıkan kabızlıktır. şöyle fotoğraflarla meramımı daha iyi anlatacağımı düşünüyorum.





yukarıdaki gibi evler, herhalde her türk insanının hayalini süsleyen evler. oturmayı bırak, görünce bile insanlara farklı duygular yaşatan evler. birde aşağıda ki fotoğrafta görülen evler var. tamam ihtiyaç sahipleri için dizayn edilmiş yapılar ama bu kadar abes bir rezillik olmamalıydı. tamam dünya için çalışacağız ama ahiret kısmını da unutmayacağız azizim. aşırıya kaçmamak lazım dünya hayatı için.

devamını gör...

19 yaşındaki kızın sevgilisi tarafından öldürülmesi

ülkeyle mi alakalı bir konu yoksa tüm dünyada mı durumlar aynı bilmiyorum ama son günlerde internette gezinmek, haberlere göz ucuyla bakmak bile ızdırap veriyor. ne zaman internete girsem korku filmlerini aratmayacak cinayetler, türlü sapıklıklar, dehşet vahşet. birinin bunlara dur demesi gerekirken, ülkece silkinip kendimize gelmemiz gerekirken her geçen gün hayal gücümüzü daha da zorlayacak vahşet haberleri ortaya çıkıyor. aldatma var vesaire diyenler olmuş, çok ilginç değil mi arkadaşlar ne zaman bir kadın kocası veya sevgilisi tarafından öldürülse sebebi hep aldatma oluyor. ben bu zamana kadar ilişki içerisinde olduğu erkek tarafından öldürülüp veya şiddet görüp aldattı iddialarına hedef olmayan hiçbir kadın görmedim. hangi erkek zaten çıkıp da "öldürmek istedim, öldürdüm" der ki zaten. bu ülkede namus, onur, şeref kelimeleri pek bir sempati topladığı için her psikopat erkeğin vazgeçilmezleri arasındalar. kaldı ki bu habere konu olan yaratığın hiç de cinnet geçirmiş, istemeden cinayet işlemiş gibi bir hali yok. aldatıldığı için cinnet geçiren hangi insan 2 gün boyunca kızın evinin önünde nöbet tutar, öldürdükten sonra anı ölümsüzleştirmek ınstagram postu paylaşır? 17 saat boyunca kızı eve kilitleyip bir kaç saatte bir kabloyla boğup, ölecek raddeye geldiğinde bırakıp ayıltan ve düzenli aralıklarla buna devam eden bir caniden bahsediyoruz. tüm bunları da geçtim hiç ama hiç kimse aldattı diye öldürülmeyi hak etmez. şunu bir aklımıza sokalım. erkeklik onurunun da bilmem neyin de canı cehenneme. hiçbir şey bir insanın canından daha kıymetli değildir. aldatma gibi bir durum varsa kendisi bunun hesabını verir zaten kendi vicdanına da, öbür tarafta da. ruh sağlığı yerinde hiçbir insan sırf gururu incindi, kalbi kırıldı diye başkasının canını almayı düşünmez. hiçbir hayat sizin onurunuzdan, gururunuzdan daha değersiz değil. bir insanı sırf gururunuzu zedeledi diye öldürmeniz onun hayatını değersiz gördüğünüz, kendinizi ve onurunuzu onun hayatından daha üstün gördüğünüz anlamına gelir. olaya dini, ahlaki açıdan bakarsak inançlı bir insan başka bir insanın canını Allah'tan başka kimsenin alamayacağının farkındadır zaten. 19 yaşında, hayatının en güzel yıllarında bir gencin hayatı elinden alınmış, ailesinin değerli çocukları ellerinden alınmış, dostlarının biricik dostları ellerinden alınmış. bu saydıklarımdan hiçbiri olmadığımız için bir kaç satır karalamak hiç zor gelmiyor ama kendimizi onların konumunda bulduğumuzu hayal ettiğimizde bile dünyamız kararıyor. o yüzden rica ediyorum böyle katliamları namus, ahlak, onur, şeref diyerek normalleştirmeye çalışmayalım, mağdurda suç arayarak vicdanımızı rahatlatmayalım. yarın bu kızın yerinde herhangi birimiz de olabiliriz, canımızdan çok sevdiğimiz insanlar da olabilir. eğitim şart. böyle canilerin yetişmemesini istiyorsak, başkalarının canının yanmamasını istiyorsak tek yapmamız gereken şey yeni nesilleri eğitmek. vicdanı, ahlakı, insanlığı öğretmek. her öldürülenin arkasından kulp bulmak yerine kendimiz ve bizden sonra gelecek nesiller için dersler çıkarsak halimiz çok farklı olurdu diye düşünüyorum.
devamını gör...

sevgiyi öğretmek

şahsen, bir ailenin çocuğuna bırakacağı en önemli miraslardan biri olarak düşünüyorum. sevgili aileler, çocuklarınızın gelecekten kendilerine sevgili veya eş olarak doğru insanları seçebilmesi, sağlıklı ilişkiler kurabilmesi için onlara sevginin ne olduğunu öğretin. sevgiyle psikolojik/fiziksel şiddetin birbirinden tamamen ayrı olduğunu ve aynı kalıplara sığdırılamayacağını gösterin. onlara sevgiyi öğretin ki sevgi sözleriyle gözlerinin kapanmasını önleyin. onlara ihtiyaçları olan sevgiyi göstermek demek, onları; onları sevdiğini sandıkları herhangi birine aşırı bir bağlanma hissetmelerine ve yanlış şeyler sezinledikleri anda uzaklaşmalarına yardım etmek demek. yani günümüz koşullarında bu onların hayatlarını kurtarmak demek.

ancak aşırı kısıtlamaların ve lüzumsuz üzerine titremenin sevgiye dahil olmadığını unutmayın.
devamını gör...

kelenderis

zannetmiyorum ki ölümü düşünmediği fazla zaman olsun. inanan da inanmayan da ölümü düşünüyor. ebediyet ile alakalı saplantılı düşünceleri olanlar da, yok olacaklarını söyleyenler de bir gün öleceklerini biliyorlar. herkes bir şekilde ölüm fikrini bedenine kabul ettirmeye çalışıyor, kimi din yolu ile kimi felsefe ile yapıyor. gelin bu anlamsız tartışmaları bir kenara bırakıp dota, age of empires falan oynayalım. daha güzel olmaz mı?
devamını gör...

19 yaşındaki kızın sevgilisi tarafından öldürülmesi

tahmin ettiğim gibi aldattığı için öldürülmüş kız. öldürmek kesinlikle yanlış ona sözüm yok lakin aldatılmak ağır bir sınav. herkesin tahammül seviyesi aynı olmuyor.aldatilinca gebersin gitsin diye beddua edenler her yerde aralarındaki tek fark bunu eyleme dokemiyor. benim canımı sıkan asıl mesele ahlaki korozyonun hiçe sayılması. insanlar ben de dahil her haltı yiyip dünya bana güzel özgürüz havasında dolaşıyoruz. yine söylüyorum öldürmek yanlış ve çok büyük hata ancak ahlaksızlık da bu kadar hiçe sayilmamali.
devamını gör...

sözlük fıkraları

monarkın biri bir gün çaylaklarından birini imtihan etmeye karar verip yanına çağırır.

- git bana şurdan bir metre sözlük al gel.
+ ben çaylak mıyım ki bir metre sözlük alacakmışım!
der çaylak.

monark bu akıl dolu cevabı beğenip kendisini doğrudan mod yapmaya karar verir. birazdan panele girip mod yapacakken şakayla karışık tekrar sorar:

- neden bana bir metre sözlük almadın?

çaylak kendinden emin bir şekilde cevap verir:

- sözlük metre ile satılmaz, kilo ile satılır!
devamını gör...

muhafazakar gençlerde yükselen batılılaşma temayülü

tekaül mühüb.

bursa’da ihl’lerde başörtüsü yasağının olduğu zamanlar… her okulun önünde günlük gösteriler. 28 şubat taze. hizbullah olayı yeni patlamış. okullarımızı salmışız, her Allah’ın günü bir okulun önünde protesto örgütlüyoruz. ve kendimize ve örtüsünden dolayı okuluna alınmayan kızcağızlara o kadar inanıyoruz ki.

eşref ziya, yusuf meral, hakan aykut, taner yüncüoğlu, otuzunda mısın kırkında mısın… (bkz: kültür park)ta destek için düzenlenen konsere geldiler… 15-20 kişi izleyenlerin arasına dağıldık, konseri provoke edecek, arada tekbir, tevhid ve benzeri sloganlarla konserin ruhuna yakışacak şekilde milleti coşa getirecek, diğer gün okul önlerinde iman tazelemiş bir şekilde, daha kalabalık bir kitlenin katılımını sağlayacaktık.

dilipak bir konuşmayla açılışı yaptı. yusuf meral çıkıp yeni çıkardığı kasetten bir parça okudu ve reklamını yaptı. taner yüncüoğlu bayraktır başörtüsü’yle fitili ateşledi. arada tekbiiirrrr çekerek parçanın ruhuna nüfuz etmek istediysek de katılım tırttı ve sivil polislerin kamera kayıt arşivindeki yerimizi genişletmekten öte bir işe yaramadı.

ardından eşref ziya çıktı ve ağlama karanfil çalmaya başladı. çalmaya başlamasıyla da yüzlerce çakmak ortaya çıkıp süzüldü. mal mal bu durumu izledik. yanımda hasan vardı. “abicim, bir aydır okulu asmışım. babam müteahhit, altımda passat var ve tadını çıkarmam gerekirken her sabah okul önlerinde polisten küfür, dayak yiyorum. ne için? ağlama karanfile çakmak yakmak için…” dedi ve teşhisi koydu: “yavşaklaşma temayülü.”

eşref, parçayı tamamlamadan çıktık. temayül onlara, yavşaklık bize kaldı.
devamını gör...