Bu Haftanın Favorilenenleri

sevgilinin ölmesi

hayat devam ederken yaşamın son bulmasıdır. - bir süreliğine-

bazı bağ vardır, insanların kalıplarına sığmaz, orada karşılığını bulmaz. şimdi yüzünü unutttuğum, önceleri bu unutmaktan büyük utanç duyduğum, şimdi ise unutmanın sıradanlığına, o sıradanlığın sağladığı konfora rehavetle sarıldığım unutuşa alıştığım biri vardı. bazı bağı ancak belgisiz bir zamir belki tanımlayabilir. bir sandalyede otururken tanımıştım onu, ellerini nereye koyacağını bilemeyen insanlara has bir tedirginlik vardı onda. bende de o zamanlar bunları ayırt edemeyen dalgın bir çift göz. bana hep yaşamaktan söz ederdi. uzun yaşamaktan, heyecanlı yaşamaktan, eğlenceli yaşamaktan, huzurlu yaşamaktan, konforlu yaşamaktan, tedirgin yaşamaktan, suçluluk duyarak yaşamaktan, kendinle barışarak yaşamaktan, sakin yaşamaktan, sessiz yaşamaktan, yaşamaktan... öyle ki uykusundan kısıp daha çok ve yoğun nasıl yaşanır planları yapardı. ben uyurken bile yaşamaktan bahseden bir şeyler yazardı. uzun gece sohbetleri, dünyanın kalbindeki kaygılar, hiç bulunmamış bir tür mutluluğu bulmak ümidiyle türlü türlü yaşamlar kurardı. öylesine hayat dolu olmak ki, yarım ölüm diye uykudan bile kaçmaktı onunki. beni durmak bilmeyen bir hayaller silsilesinin içinde bırakarak, sürekli yaşıyor, yaşarken de alternatif hayatları tasarlayıp duruyordu. bir rüzgarın içindeydim, yüzümü yaşama dönmüştüm. onunla çevriliydim, bakacak başka yönüm de yoktu. şikayetçi değildim, benim yerime her türlü yaşamsal kaygı güdülüyor, her türlü hayal kuruluyor her türlü gelecek sıkıntısı benim yerime çekiliyordu. dedim ya ben rehavete kapılmaların insanıyım, kapılmıştım. ne dünyayı kurtarmak, ne iş bulmak, ne toplumun gözünde kendime bir unvan bulmak derdim vardı. rahattım. rahatta bekliyordum. insan ne zaman bu denli gevşese bir şey oluyor. ne zaman o duvarları indirse, ne zaman rehavete bu denli teslim olsa, bir şey oluyor. benden bağımsız hayaller kurulur, müşterek hesaplar açılırken ben bir gaflet dalgasında akıntıda sürüklenirken, şikayetsizce akıp dururken, her türlü sorumluluğumu sırtımdan atmışken, o kadar yaşamı da beraberinde götürerek, öldü. bir başkası yaşasın diye, ölürken bile her yere yaşam bulaştırarak öldü.

o bir başkası yaşadı. çok şükür.

bense bir süreliğine muhatapsız kaldım. muhatapsız kalınca insan kendi varlığını teyit edemiyor. yani varım, o odadayım, birileri geliyor, sarılıyor ama ben anlamıyorum. başkasının rüyasını izlemekle yetiniyorum gibi. oradayım ama bunun farkında değilim. orada değilim ama oradakiler de bunun farkında değil. bir solucan deliği açılmış da başka bir boyuttan olan bitene tamamen kayıtsızca bakıyormuşum gibi.

bir süre herkes gözlerime bakıp beni anladığını söyledi, kimseye güvenmedim bir süre.

insan muhatapsız kalınca kendi varlığından emin olamıyor. bir süre hiçbir şeyden emin olamadım.

sonra? sonra acısı, sonra özlemi, sonra garipliği, sonra yetimliği yavaş yavaş aralanıyor. başka ve daha saçma kederleri oluyor insanın. olan ölene oluyor. onca yaşam arzusu ve sevinciyle hep 25 yaşında ama başka bir gezegende kalıyor. belki diyorum belki, küçücük bir gezegende bir gül yetiştiriyordur, belki diyorum o gülü koyun yer belki diye seyahat edemiyordur, belki o yüzden geri gelmiyordur. belki diyorum, çok canı sıkılıyordur ama gülünü çok seviyor diye uçağa binip gelemiyordur. çöle düşmekten korkuyordur belki. belki yetişkinlerin sayılarla dolu dünyasından ürküyordur. belki kaç yaşında diye sorarlar, belki kaç para kazanıyorsun derler diye bunalıyordur da ondan gelmiyordur. belki gülünü yalnız bırakmaktan korkuyordur, belki ondan gelemiyordur.
devamını gör...

hepimiz aynı gemideyiz

aynı gemideyiz ama yıllarca biz geminin altında gittik. yukarı güvertede kur an okuyanlara, kadeh tokuşturanşara yalvardık. ne olur bizi köpek balıklarından ( enflasyondan) boğulmaktan ( faizden) soğuktan ( tekelleşmeden ) kurtarın diye yalvardık.

şimdi güvertedekilerin de su altına girme tehlikesi ortaya çıkınca gemi hepimizin oldu.

köylüyüm, tarımla uğraşıyorum. 44 yıldır krizdeyim.

canımın çektiğini yiyemedim, giyemedim.
devamını gör...

döviz alıp kur yüksekliğinden şikayet etmek

burada ciddi bir tezatlık yok mu yahu? adam çatır çatır almış dövizleri, sonra gelmiş vay döviz şöyle yüksek vay ülke gidiyor cart curt.

burada mesele siyaset değil, dövizin yüksek veya düşük olması yahut da ülkenin yakın gelecekteki olası ahvali de değil. mesele şu: sen neden paranı dövize yatırdın? çünkü döviz yükseliyor ve senin amacın da kar elde etmek. madem amacın kar elde etmek ve madem bu amaçla paranı dövize yatırdın; o halde neden kurların yükselmesinden şikayet ediyorsun? salak mısın sen? zarar mı etmek istiyorsun? ya gerçekten salaksın ya da eleştirmek için eleştiren bir zihniyetin ürünüsün.

ister siyasetçi olsun ister işadamı ister sıradan bir vatandaş, eğer parasını dövize yatırmış ise ve çıkıp da yükselen kura vidi vidi yapıyor ise bunların hepsi yalancı sahtekarlardır. kur seviyesi yükselince döviz bürosuna kanatlanarak uçan insanların kur yüksekliğinden şikayet etmeleri son derece komik.

-allah kahretsin şu hale bak, dolar olmuş 6 lira. ülke batıyor ulan batıyor.
+bey, dolar 7 lira olmuş.
-7 mi lira olmuş? hanım şu senin birikmişleri getir de dolara çevirelim belli ki 8, 9 gidecek bu.
-tamam bey getireyim hemen. vah vah ülke gidiyor vay başımıza gelenler.
+ne hale geldi ulan memleket!! hanım çocukların kumbarasını da getir.
devamını gör...

rızkımızı amerika değil allah veriyor

dolar almış başına giderken, geçim derdi ile kaygılanan yurdum insanına sık sık hatırlatmamız gereken cümle. abicim sen elinden geleni yap, alın terini dök, Allah’a tevekkül et; sonra da karşılığını Allah’tan bekle. kafire bile çalıştığının karşılığını veren Allah, senden niye esirgesin?

hatırlatayım: alın teri > dolar
devamını gör...

börek açabilen erkek

mesleği aşçılık filan değilse sıkıntılı erkektir.

erkek dediğin önüne gelen böreği yer kalkar. biz babamızdan böyle gördük.
devamını gör...

müslüman genç aşık olur mu sorunsalı

çok da güzel aşık olur. şöyle ;
--- alıntı ---

bizim yüzümüz kızarır
biz uzaktan sevmelerde birinciyiz
genç kızlara başlarımızı çevirip bir bakamayız
bir bakarsak usulca elimizden kayar
ve parçalanır kristal gençliğimiz
biz kristal gençleriz madam
kolayca tuz buz oluruz

--- alıntı ---
devamını gör...

eşinin altınlarını hibe ederek türkiye ekonomisine destek olmak isteyen mısırlı

niye yapıyorsun bunu sorusu sorulduğunda "kardeş türk halkına olan sevgimden dolayı sizler müslümanların umudusunuz" cevabını veren mısırlı.

kuveytte imamlık yapan seyyid muhammed mustafa eşinin ziynet eşyalarını alarak türk büyükelçiliğine gitti ve bunları hibe etmek istedi. fakat türk büyükelçiliği ticaret müşaviri atilla uğur başbuğ bu ince düşünceden dolayı teşekkür ederek yardımı kabul etmelerinin mümkün olmadığını söyledi. mustafa da bunun üzerine türk lirası alarak kuveyt'te türk ürünlerini tüketeceğini söyledi.



haber
devamını gör...

yaşıyla küs olmak

bayramda yaklaşıyorken acilen barışmak gerekir. değiştiremeyeceğiniz şeyler için üzülerek sadece hüzün miktarınızı arttırırsınız. ruhunuz yaşlanmasın.

devamını gör...