Dünün Favorilenenleri

noktalı birgül

yazmaya ara verdiğim, bazen girip gizliden sözlüğe göz gezdirdiğim dönemde dikkatimi celbeden yazar.

malum; çok kalabalık bir sözlük değiliz. böyle olmanın güzel bir tarafı da binlerce yazarın arasında kaybolmamak oluyor. akılda kalabiliyorsunuz şahsınıza münhasır niteliklerinizle. mahlasını unutmamaya çalıştığımı hatırlıyorum.

bizim sözlükte önemli bir boşluğu doldurduğunu seziyorum.
ya da şöyle diyeyim; paylaşımlarıyla anladım ki bizim sözlükte belli alanlara yönelik önemli bir boşluk - yetersizlik varmış da oraya katkı sunuyormuş gibi geldi.

hem bir hanım kişi, hem bir anne, hem bir eş, hem bir ev hanımı, hem bir psikolojik öğretim - iş birikimine sahip olması;
hepsinden önemlisi tüm bu alanlara dair görüşlerini, tüm bu niteliklerini harmanlayıp kıymetlendirerek sunabilme potansiyeline sahip olması çok değerli geldi bana.
sözlükte ekseriyetimizin genç kuşak, bekâr - henüz aile kurmamış, çocuk yetiştirme deneyimine sahip olmamış, ev geçimi - ekonomisi vs. ile pek yüzleşmemiş olmamız hasebiyle paylaşımları burada nadir elementler gibi göze çarpabiliyor.

aile olmanın gerektirdiği asgari mahremiyete halel getirmeden, şahsileştirmeden aile yaşantımızdan kesitler, fikirler, deneyimler sunabiliyor.
yazmadan önce araştırıyor, peşine düşüyor.
kısa kısa yazıverip geçeyim tembelliğinde değil. gerektiği kadar detaylandırabiliyor.
üslubu saygılı, dili yerli. yer yer mizahı kullanıyor, renklendirebiliyor. e daha ne olsun diyesi geliyor insanın.

sözlük okuru olarak uğraşlarından fırsat buldukça yazmaya devam etmesini dilerim.
devamını gör...

maske kullanmanın beş kuralı

maske kullanımına dair, dünya sağlık örgütü’nün sitesinde yayınlanan kurallar şöyle:

1- maske takmadan önce ellerinizi sabunlu suyla yıkayarak veya alkol içeren el temizleme jeli sürerek temizleyin. maskede delik veya yırtık olup olmadığını kontrol edin. genelde beyaz kısmı içte kalan kısımdır.

2- ağzınızı ve burnunuzu tamamen kapayacak şekilde maskeyi takın. yüzünüz ve maske arasında aralık kalmamasına, çenenizin altına inmesine iyice yüzünüze oturmasına özen gösterin.

3- kullandığınız süre zarfında maskeyi ellemekten kaçının. eğer boş bulunup ellerseniz ellerinizi yine sabunlu suyla yıkayarak veya alkollü el temizleme jeliyle temizleyin.

4- maskeniz nemlendiğinde değiştirin. kullanılmış maskeleri asla tekrar kullanmayın. tek kullanımlık olduklarını unutmayın.

5- maskeyi çıkarırken ön kısmını ellemeden, arkadan öne doğru, lastikli kısmından tutarak çıkarın. maskeyi hemen çöpe atın ve ellerinizi yine jelle veya sabunlu suyla yıkayarak temizleyin.
devamını gör...

korku

stefan zweig'in kısa romanı.
evliliğinde heyecan kalmayan ve farklı heyecanlar arayan bir kadının kocasını aldatması, sonrasında pişman olması ve bu durum açığa çıkacak diye korkmasını konu alıyor.

"korku cezadan çok daha beterdir. çünkü ceza bellidir. ağır da olsa hafif de, hiç bir zaman belirsizliğin dehşeti kadar, o sonsuz gerilimin ürkünçlüğü kadar kötü değildir."
devamını gör...

iskan politikası

osmanlı pek çok iskânı pek çok farklı sebeple yapmış.
fetih yerleşimi için, maraza çıkaran için, vergi de neymiş diyen için, yaşadığı yerde bir sebeple mağdur olan için, zulüm görüp toprağını kaybeden - farklı bir idarenin taassubu altında ezilip kaçmak zorunda kalanlar için vs...

türkmenler, çingeneler, çeşitli dinlere mensuplar, alevi - şiiler, rumlar, ermeniler, türlü türk - müslüman kafkas halkları, mübadiller - balkanlardan geri dönmek durumunda kalan muhacirler vs...
devamını gör...

avukatlar günü

5 nisan'dır.
avukatlık özellikle son 3 yıldır ülkemizdeki en zor mesleklerden birisi haline gelmiştir ve bu zor günlerde sizi savunan birilerinin olması çok değerlidir.
"l*n bedava mı savunuyor sanki" dediğinizi duyar gibiyim, bazen canları bazen meslek hayatları pahasına savunuyorlar. bazısı da özel avukat olmasa da elinden geleni yapmaya çalışıyor.
ve üstelik bazısının para da verseniz savunmayacağı dosyalar oluyor.
varsa eğer avukatınızı arayıp kutlayınız, çok mutlu oluyorlar.
yoksa da avukat arkadaşınız falan vardır onları arayın.
devamını gör...

laz

bunların öğleden sonra kafalarının çalışmadığına inanmazdım ama bir olay yaşadıktan sonra ikna oldum.

olay o kadar saçma ki neresinden başlayacağımı bile bilmiyorum. arkadaşım para istedi ailesinden. ailesi trabzonlu ve laz. direk diyalog vereyim okunaklı olsun hem. siz diyaloğu laz diliyle düşünün ben aklımda kaldırınca o dilde yazacam.

oğul: baba bana 350 lira lazum.
baba : e gönderelim oni.
ogul: babaa sende internet pankaculugu var midur?
baba: vardur da.
oğul: oradan gir de pana 350 lira gönder.
baba: ula var da sifreyu bilmeyrum.
ogul: baba nasıl bilmezsun?
baba: haçan oni deden bilur ben sadece kart şifresu bileyrum.
oğul: dedemi ara bana dön da.


dedeyi arar döner.

baba: usagum şifreyi ogrendum ama giremeyrum.
oğul: haçan nedur da sorun?
baba: usagum senle konuşurken nasıl gireyum?.
oğul: baba kapat da gir da.

telefon kapandı. babası tekrar aradı.

baba: usagum girdum ama şifre istedi tekrar.
oğul: baba o tek kullanımlık sifredur mesaj gelmiştir sana.
baba: usagum anneni ara da öyle yapalum.

anne arandı. tek tek komut veriyoruz.

oğul: baba girdun mi?
baba: girdum da gondereyrum da bu kart havaleye kapalıymış.
oğul: baba dur biz telefondan barkod sistemi ile gireceğiz. sen şifre gelince söyle bize.
baba: tamam da.
oğul: baba girduk şifre nedur?
baba: deden bilir oni.
oğul: baba sana geldi şifre.
baba: haçan konuşurken nasıl pakayum şifreye da. annesi ara.

tekrar annee arandı. ancak bu kez de şifrenin süresi doldu..

oğul : baba şifre nedur? (bu arada biz ikinci kez girdik yeni sifre lazım).
baba: şifre şu. 137483 vs
oğul: baba o eski şifre yenisini söyle.
baba: haçan bu panka şifreyi neden kabul etmedu.
oğul: baba tekrar istedik.
baba: o pankaya güvenme sen dur dedeni arayayım atsın sana.

dede aranır. dede sonra bizi arar.

dede: uşak para göndereceğim ama kart bende değil babanda.
torun: dede internet bankacılığindan gönder da.
dede: haçan benim kart şifresi biliyorum internet pankaculugu baban bilir da dur oni arayayım.

baba tekrar aranır. yalnız ben kafayı yedim gülmekten artık enerji kalmadı bende.

baba arar.

baba: deden şifre sorayi?.
ogul: evet da internet pankaculugu.
baba: haçan annen yazdı oni bir kağıda dur anneni çağırayim.
oğul : baba
baba: uşak söyle.
oğul: yanımdaki arkadaş bana para gönderdi.
baba: ha usagum şimdi de ona mı göndereceğiz para ne diye boyie yaptun da.
oğul: baba gerek kalmadu.
baba: he tamam o zaman. ona biz sonra gönderiruz.
oğul : selam söyle usaklara.

telefon kapandı. parayı veb gönderdim kendi hesabımdan. dedim bu parayı bana gönderme hediyen olsun bu parayı hak ettin sen.
devamını gör...

insan

insan nedir ki, tanım nesnesini küçümseyen ki, ile okunması tavsiye olunur.

şöyle efradını cami ağyarını mani tanım gibi tanım ararken denk geldim. savaş kılıç, bu soruyu tanım isteğiyle tanımın reddi ve tanım nesnesinin küçümsenmesi arasında gidip gelen ama daha ziyade ikincisinin kıyısına vuran bir soru olarak tanımlamış. soru da tanımlanırmış yani.

"ikindi vaktine and olsun ki insan hüsran içindedir" ilahi haberine istinaden insanı hüsrana mahkum varlık olarak nitelemiş. ya da öyle niteleyenler mi varmış neymiş Allahu alem. neyse ki iman edip salih ameller işleyenler birbirlerine hakkı ve sabrı tavsiye edenler bu mahkumiyetten azadedir, aynı ilahi haber uyarınca.  yerine getirilmesi gereken şartlar ağır ancak hüsran daha ağır.

insanı insan yapan şeylerden biri de messi'nin penaltı kaçırabilme ihtimalidir diyor sonra, kendilerini bu tespitten ötürü tebrik ediyor ve arttırıyorum insanı insan yapan şeylerden biri de doksan dokuz tane yalnızlığa sahiplik etmesidir. didem madak öyle saymamış mıydı ah'lar ağacında. messiyle ilgisi... olmasa da olur.
devamını gör...

ne gelir elimizden insan olmaktan başka

edip cansever şiiri. okunulası dizeleri ise,

"...bir oyun başka olamaz oyundan gibi
bir söz başka olamaz sözden gibi
bir şey başka olamaz bir şeyden gibi
tam öyle gibi, varıyor gibi bir mutluluğa
ne gelir elimizden insan olmaktan başka
ne gelir elimizden insan olmaktan başka
ne çıkar siz bizi anlamasanız da
evet, siz bizi anlamasanız da ne çıkar
eh, yani ne çıkar siz bizi anlamasanız da."

şair şu ehhh kısmında biraz sinirlenmiş olabilir. hatta "ehhh yetti be artık" bile demiştir bence. öyle hissettiriyor okurken. yine de nazik bir kızma biçimi, on üzerinden yedi buçuk.
devamını gör...

lebid bin rebia

lebid b. rebiâ (ö. 40 veya 41) tarihlerimiz hicrî demiştik.

cahiliyye dönemine de şahitlik etmiş muhadramundan muallaka sahibi tek müslüman şair. müslüman olduktan sonra şiiri bıraktığına dair birtakım söylentiler mevcut. o şiiri bıraksa bile şiirin onu bırakabileceğine pek ihtimal veremiyorum. zira hazreti peygamber aleyhissalatu vesselam bir şairin söylediği en doğru söz buyurmuştur lebid'in şu sözüdür;

 ألا كل شيئ ما خلا الله باطل
و كل نعيم -لا محالة - زائل

"iyi biliniz ki Allah'tan başka her şey batıldır. her nimet de şüphesiz zevale mahkumdur."

lebid b. rebia peygamber övgüsü alarak en fazla, şiiri zirvede bırakmış olabilir. yine de şiiri bırakmış mıdır Allah bilir.
devamını gör...

saç tıraşı için berbere muhtaç olan insan

şu corona mevzuu patlayınca, berber tükkanlarının kapatılması ile iyice gün yüzüne çıktı bu mevzu. hayret ve dehşet içinde berberlerin kapatılmasının doğuracağı toplumsal çalkantı hakkında konuşulanları takip ediyorum.

şimdi gençler, bir kere erkeğin güzeli çirkini olmaz. saç dediğin şey de fazla kalabalık etmemesi gereken bir şeydir, tırnak gibi düşünebiliriz. ayrıca bir makine alıp kendi saçını kesebilmek temel yaşam becerilerinden biridir. komik olmayın.
devamını gör...

çocukluk dönemi sanrıları

ördekleri dişi, kazları erkek sanırdım.

bir de bir yılbaşı öncesi, otobüsle okula giderken pencereden satılmak üzere dolaştırılan hindileri gördüğümde yanımdaki arkadaşıma "aaa kekliklere bak!.." demiştim de, arkamdan kerli ferli bir adam "evladım sen hiç hindi yemedin mi?" demişti. acımasızlığın dereceleri olduğunu öğrendiğimde ilkokul dördüncü sınıftaydım.
devamını gör...