Bugünün Beğenilenleri

evde yeşil soğan yetiştirmek

şu anki soğan fiyatlarını bir kenara bırakacak olursak her mevsim, her gün yapılabilecek işlerden. üniversitede okurken biri kocaman olmak üzere 3 saksım vardı. sırf yeşil soğan ekmek için kullanıyordum. daha fazla olsaydı daha fazla yapardım. sürekli şuradan buradan aldığınız yeşil soğanın evinizde de yetiştiğini görünce mutlu oluyorsunuz. böyle şeyleri seven biriyseniz tabi.

eğer yapacaksanız tavsiyem toplu olarak satılan tohumluk, fındık kadar ufak soğanlar yerine bildiğimiz soğanları ekmeniz. ayrıca fide vermiş olması vakit kazandırır. çünkü fide vermemiş soğanın sırf azıcık bile olsa fide vermesi için 2, 3 ve hatta 4 hafta kadar beklemeniz gerekebiliyor. fide verdikten sonra da 1 hafta 10 gün içinde uzuyorlar. uzadıktan sonra da yeşil kısmını kesmek yerine beyaz yerinden kesin. yeşil kısmından kesince ucu kesik olarak yetişiyor bir dahakine. ancak beyaz yerden keserseniz ucu sivri olarak geliyor. sulama olarak ise 2-3 günde bir su verseniz yeter.

aşağıda annemlerin 1 ay önce ektiği soğanlar var. ancak orta saksıdakiler sarımsak. karışmasınlar.

devamını gör...

bilinç altınızı elletmeyin

una su çalarak, mayasızlıktan maya yaparak ekmeğimizi ellediler, elletmeyin dediler bir vakit. kutsal bir kitap gibi her dokunuşta üç kere öpüp alnımıza koyduk ekmeğimizi, yan baktırmadık, helal olsun dedik yürekten; her cihetten. sonra bilinç altımıza şarkılar, filmler, hikayeler yüklediler. dinleyip okudukça beyaza alkış tutup siyaha çaputlar bağlamaya başladık. ekmek? durumu iyi, elletmedik. fakat bilinç altımız sayıklıyor, tek görüp çift şaşıyor. biz böyle değildik, insan idik beşerden göçer, mertlikten sürgün edilir olduk. bir şeyler ters gidiyor. peki ya ekmek? tasalanma elletmedik. ne diyordum? bilinç. altı. yedi. sahi ne diyordum?

işmarlarla istismar altına alınan bilincinizi elletmeyin, onu mahfuz edin.
-ekmek?
*küflere gebe...
devamını gör...

vatanını seven chp'li zillet ittifakına oy vermez

mevlüt çavuşoğlu ifadeleri.
chp'linin chp'ye oy vermesi bile vatana ihanet seviyesine gelmiş. ''bize oy vermeyenin anasını avradını...'' diyecekleri gün yakındır galiba.

--- alıntı ---

"chp'li arkadaşlarımızda da bu anlayışı görüyoruz. biz adaylarımızı bu titizlikle belirledik. bu seçimde kimin hangi ittifaka oy vereceği de önemli. bizim ittifakımız milletin aklı, karşı ittifak zillet ittifakı. zillet ittifakının içerisinde pkk var, dhkp-c, tikko var. ne kadar terör örgütü varsa o ittifakın içinde. vatanını seven milliyetçi chp'liler böyle bir ittifaka oy vermez."

--- alıntı ---
devamını gör...

peak

google'a sordum iki sonuç var 1 oyun firması 2 reklam şirketi çıktı.
2. şık daha yakın gibi .
o ne biçim reklamdı hakkaten ya. bi de son durup bekliyolar bayaa.
devamını gör...

bilgisayar

hayatımda ciddi manada ilginç bir yeri olan cihaz. neredeyse konum olarak birinci derece akrabam sayacağım ama nedenleri var anlatayım:

bundan bla bla yıl önce bir köy evinde dünyaya geliyorum. düşünün televizyon bile yok o köy evinde elektrik varken. lakin o köy evine benim doğduğum gün bilgisayar denen aygıt giriyor. bunun da hikayesi var da o başka zamana artık. yıllarca kimse kullanmıyor o bilgisayarı. ben 4-5 yaşına geldiğimde açıp oynamaya başlıyorum. bilgisayar üzerinden hiçbir eğitim programı olmadan okumayı, çıkarmayı ve toplamayı öğreniyorum. yıllarca belirli bir hastalık yüzünden özel eğitim alıyorum. sonra ortaokulda tekrardan okula gidiyorum.

bakıyorum ki ne bir resim çizme yeteneğim var, ne çok güzel müzik söyleyebiliyor, ne de çok güzel futbol oynayabiliyorum. tam bir faciayım yani o yaştaki çocuğa göre. dersler fazla çalışmadan da hallediliyor ama milletin beğenisi derslerle kazanılamıyor tabi o yaşta. aslında hiçbir zaman. her neyse ben de bu bilgisayarın karşısına geçiyorum. oyun oynarken kafamda şimşekler çakıyor. ulan diyorum. bu bilgisayarla neler yapılabilir acaba? sonra diyorum ki ben bilgisayarın her şeyini öğreneceğim. işte ilk blogumu açıyorum o zamanlar. daha 6. sınıftayken. sonra oyunlara hile kodları yazmaya başlıyorum. ardından dos kodlama öğreniyorum. onun da ardından geliyor bir şeyler işte.

liseye gidiyorum. dünyanın en karanlık liselerinden birine. a tipi kapalı cezaevine. zaten beni tanıyanlar nereden bahsettiğimi biliyordur. havuz, halı saha, kapalı voleybol sahası, fitness, okçuluk için saha gibi her şey var ama vakit yok. burada bilgisayardan 4 sene uzak kalıyorum. psikolojim alt üst oluyor. sonra bir gün üniversite başlıyor ve ben tekrar bilgisayarla buluşuyorum ve bu sefer en sevdiğim şeyi iş olarak yapmaya başlıyorum. yani birçok kişi bağımlılık diyor ama ben hiç de mutsuz değilim bundan. sonuçta hiçbir zaman oyun oynama cihazı gibi bakmadım bilgisayara. daha çok yön veren birisi gibi baktım. bir dost...
devamını gör...