Dünün Beğenilenleri

dünyaitiraf.com

canım sıkıldığında norveç tren hatları canlı yayınlarını izliyorum. sonra izlerken bu olayı doğu ekspres tren hattına yapmamış olmaları canımı sıkıyor yeniden. yine de kendini akışa bırakmak, bembeyaz örtülere dalmak, istasyonlarda o bekleyiş ile demlenmek bir nebze olsa da rahatlatıyor. tavsiye de edilir:
devamını gör...

kadınların kendi ayakları üstünde durmak için okumak istemeleri

evvela tanımımı yazayım, kaidesini yerine getireyim sonra yazacaklarım var tanımı:
herkesin kendi öz iradesiyle gerçekleştirdiği istemedir. neticede herkesin hayatına kimse karışamaz.

kadınlarla ilgili bu tartışma hiç bitmiyor. okumak istiyorlar mı? okumayı niye istiyorlar? çalışıp ne olacaklar? iş hayatında ahlaksızlık edip erkekleri de günaha sokuyorlar, çalışmasınlar erkeğin ekmeğini elinden alıyorlar. çalışmasınlar çünkü boşanmaların yegane!!! sebebi çalışmalar. çalışmasınlar çünkü.... çalışmasınlar da çalışmasınlar. hayır o kadar argümanlarından eminler ki kadınların neden okumak istediklerini de bir tek onlar bilirler. en iyi sosyolog da onlar, en iyi psikolog da onlar. kadın kim ki? kadın olmayı, kadının ne istediğini, neyi neden istediğini de onlar bilirler.

saçma sapan sebep sonuç ilişkilerinizi köşeye koyalım, bir soğusunlar, siz de soluklanın.

bakınız bir kere şu kadın-erkek dilini bırakırsak, olayları önce insan çerçevesinden bir değerlendirirsek bilimsel olarak da, ahlaki olarak da daha doğru davranmış oluruz.

okumak şu an pek de öyle sizin iddia ettiğiniz üzere isteğe bağlı bir şey değil. devrin, dönemin dayattığı bir şey okumak. insanlar üzerine ne kadar düşünerek çocuk yapıyor sizce? ben konuyla ilgili uzun süredir okuyan, çalışan bir insan olarak cevaplayayım: hiç. bu hiç düşünülmeden yapılan çocuklar hiç düşünülmeden okula gönderiliyorlar. çünkü devrin konjonktürü bu. ekonomik gereksinimi bu. kimsenin aksi bir şey düşünmeye vakti yok, olsa bile bunu düşünecek iradesi de yok. ekonomi bunun üzerine kurulu. çocuk yapılacak, hastaneler, belli harcamalar, eğitim sektöründe dolaşan paralar olacak. harcama kalemlerinin kontrol altında tutulması için böylesi gerekiyor, çoğunlukla da bu yüzden herkes çocuğunu okula gönderiyor. çocuklar önce bu yüzden okumak istiyorlar. çünkü herkes böyle. sonra çocuk kendi iradesiyle ne zaman okumak istiyor? bizim okullar hakikaten okul mu mesela? üniversite dediğin kurumu bitirip hayatında tek bir sayfa metin yazmamış insan dolu memleket. bunlar okumuş mu? sistemin çarkına dişli mi olmuş?

okumayıp zanaatçi olmayı, okumayıp mesleki yeterliliğini geliştirip iş kurmayı teşvik eden bir sistem mi var? kadın/erkek diye ayırmadan konuşuyorum bunu. yok. öyle bir sistem yok. gelir adaletsiz, herkes bir şekilde okuyup bir masa başında köşe tutmak derdinde. ve bir kişinin aldığı para yetmiyor. yet-mi-yor.

kendi ayaklarından ziyade, iki farklı ayakla daha ayakta durabilmek için de çalışmak gerekiyor. çocuk yapmak ve o çocuğu da sisteme dahil etmek için de çalışmak gerekiyor.

henüz entelektüel ihtiyaçlara girmedim. ben entelektüel gerekçelerle tekrar tekrar okuyorum, ama özel kaynaklarla, hakikaten alanımın bilimi ile temas ederek okuyorum. ama çoğu kadının entelektüel kaygıya vakti yok. iki asgari ücretle hayatta kalınabiliyor ancak. hayatta kalmak için okudular mesela çoğu.

ve bu sistem erkek eliyle kuruldu. kendi kurdukları sistemi "boşanmalarına" sebep oldu diye kadınlara yıkmaya çalışan bir takım insanlara laf anlatmaya çalışmak...
devamını gör...

gelecek partisi

bugün itibariyle kuruluş başvurusu resmen yapılan ahmet davutoğlu'nun partisi.
yarın düzenlenecek basın toplantısı ile partinin programını ve kurucular kurulunu açıklayacakmış.
haber

logoso da yeşil renkli çınar yaprağı ,


böylece aylardır ortada dolaşan isimler ters köşe oldu. gp ile genç partiyi ve ismi nedeniyle yeşiller ve sol gelecek partisini andırıyor , bir de yakın gelecek mi uzak gelecek mi , gerçekten gelecek mi acaba ?
devamını gör...

fernando muslera

benimle aynı maçı izlemiş olanlar da hak verecektir. dün oynanan psg maçında kurtardığı net iki şut, açıyı kapatarak auta atılmasını sağladığı iki pozisyon, erken açılarak rakibi bozduğu bir atak ile farkın müthiş noktalara ulaşmasını engelleyen karakterli ve profesyonel kalecidir kendisi. ardışık gollerden sonra oyundan düşmemesi, tepkileriyle defansın moralini bozmaması, son anlarda bile gayet motive duruş sergilemesi de hakeza takdire şayandır. herif zaten maşallah cimbom'u buralara neredeyse tek başına aldığı hatta çevirdiği karşılaşmalarla getiren kişidir, on tane hatalı yese laf söylemek haddi yine yoktur galatasaraylıların.

şüphesiz ki takımın, taraftarın, hocanın son altı yıldaki en büyük talihidir bu adam...
devamını gör...

gençlik ve spor bakanlığının aleyna tilki'ye ödül vermesi

30 altı 30 diye bir zımbırtı kapsamında, sahip olduğu vizyon sebebiyle ödüle layık görülmüş aleyna kardeşimiz. ödülü bizzat bakan bey vermiş ve şöyle demiş:

burada da görüldüğü gibi gençlik en büyük gücümüz. gençlerimizin altına imzasını attığı tüm işlerde, güçlerini, potansiyellerini ve zenginliklerini her zaman görüyoruz. bu anlamda 30 altı 30 programının ödül töreninde, bulunduğu sektörde, ilgilendiği alanda öne çıkmış, lider konumuna gelmiş gençlerimizin başarılarına şahitlik etmekten büyük mutluluk duyduğumuzu da ifade etmek istiyorum.

(bkz: ya ben lan neyse bir şey demiyorum)
devamını gör...

sezai karakoç

aksiyon kelimesini muazzam tanımlamıştır:

“gerçek aksiyon, meydanlarda yapılan şamatalar, bağırışlar, yürüyüşler, duvarlara ve yerlere yazılar yazmalar ve daha kötüsü tabanca patlatmalar, kavga döğüşler değildir. gerçek aksiyon, inanç, ahlak, düşünce, bilim ve sanat planında ortaya konan, uzun çalışmaların ve süreli sabırların yemişi eserler, durumlar ve oluşumlardır. yeni bir insan tipini doğurmaktır. asıl aksiyon, çok bilinçli, bilgiyle yüklü, kültürle güçlenmiş, disiplinli ve uzak görüşlü davranışlardan doğar.”
devamını gör...

fernando muslera

2019 - 2020 şampiyonlar ligi'nin en çok isabetli kurtarış yapan kalecisi olmuştur. (33 kurtarış)

düşünün galatasaray tunuvada en çok gol yiyen 3. takım bir de. kendisi olmasaydı şampiyonlar ligi rekorunu kırardık sanırım.
devamını gör...

şırıngalı çikolata

2 gündür ve bundan sonra haberlerde sıkça duyacağımız yeni kabusumuz ; basit plastik bir şırınganın içinde satılan sıvı çikolata .

2 günde biri ankara biri diyarbakır'da 2 çocuk bu şey yüzünden hayatını kaybetti. böyle uyduruk kaydırık şeyler bakkallarda ve hatta okul kantininde bile satılabiliyor. ucuz ve ilginç olduğu için de çocukların gözdesi anlaşılan. eskiden diş macunu gibi tüpte satılırdı bu çikolata.
mevcut tehlikesi bir yana çocukların şırıngaya aşina olması da ayrı bir sakınca .

haber

devamını gör...

matrix

bilimkurgu filmleriyle hiç ilgisi olmayan, hiç sevmeyen biri olarak açıkçası beğendiğime şaşırdığım film. yani beğenmek de ne kelime. kabul ediyorum; abartıldığı kadar varmış gerçekten.
millet milyonuncu defayı izliyo sen yeni mi izledin diye hemen rererörörö yapmayın sevmiyorum bilimkurguyu kardeşim napiyim. imdb listesindeki filmlerin hepsini sırayla izleme niyetiyle izledim bunu da. filmi izlemeyen de film hakkında söylenmeyen söz de kalmamıştır bence. ben sevdiysem herkes sever. söyleyeceklerim bu kadar.
devamını gör...

yoğun kar yağışlı gün sabahında okullar tatil oldu mu diye haberleri izlemek

saat sabahın 7'si. bilgisayar yok, akıllı telefon yok. okulun tatil olup olmadığını haberlerde öğreniyorsun. tatil olan iller tek tek söylenirdi

"izmir, uşak, muğla, antalya....... ve adana'da eğitime bir gün ara verildi"

-hani bursa?
+bursa yok oğlum hadi okula.
-ya nasıl yok ya nasıl yok? ulan kar görmemiş yerler tatil ediliyor bursa yok.
+çok konuşma hadi.
devamını gör...