su kasidesi

fuzuli nin en güzel kasidesidir. sürekli su kelimesi kullanıldığŸından bu şŸeklide anılır.peygamber efendimiz hz. muhammed(sav) i övmek amacıyla yazılmışŸtır.
devamını gör...
su başını taşlara vurur aranır durur sevgiliyi bulmak için...fuzuli de bu şaheseri yazar.
saçma ey göz eşkden gönlümdeki odlara su

kim bu denlü dutuşan odlara kılmaz çâre su

bunun açıklamasını marmarada mustafa uzundan dinlemek başkadır.
devamını gör...


--- alıntı ---

Dest bûsı ârzûsıyla ger ölsem dostlar

Kûze eylen toprağum sunun anunla yâra su


--- alıntı ---



--- alıntı ---

Dostı ger zehr i mâr içse olur âb ı hayât

Hasmı su içse döner elbette zehr i mâra su

--- alıntı ---



hayranlık uyandırıcıdır. keşke edebiyatçımı daha fazla sevseydim de daha bir hayranlık duyabilseydim. edebiyatçı, lütfen yürü git işine. mükemmel bir fuzulã® eseridir.
devamını gör...
øµø§ú†ù…ø§ ø£ûŒ ùƒùˆø² ø§ø´ùƒø¯ù† ùƒùˆú­ù„ù…ø¯ù‡ ùƒûŒ ø§ùˆø¯ù„ø±ù‡ øµùˆ
ùƒûŒù… ø¨ùˆ ø¯ú­ù„ùˆ ø¯ùˆøªø´ø§ù† ø§ùˆø¯ù„ø±ù‡ ù‚ûŒù„ù…ø² ú†ø§ø±ù‡ øµùˆ
ø¢ø¨ùƒùˆù†ø¯ø± ùƒù†ø¨ø¯ ø¯ùˆø§ø± ø±ù†ùƒûŒ ø¨ûŒù„ù…ø²ù…
ûŒø§ ù…ø­ûŒø· ø§ùˆù„ù…ø´ ùƒùˆø²ù…ø¯ù† ùƒù†ø¨ø¯ ø¯ùˆø§ø±ù‡ øµùˆ
devamını gör...
11.
su kasidesi

saçma ey göz eşkden gönlümdeki odlara su
kim bu denlü dutuşan odlara kılmaz çâre su

(ey göz! gönlümdeki (içimdeki) ateşlere göz yaşımdan
su saçma ki, bu kadar (çok) tutuşan ateşlere su fayda
vermez.)

âb-gûndur günbed-i devvâr rengi bilmezem
yâ muhît olmış gözümden günbed-i devvâra su

(şu dönen gök kubbenin rengi su rengi midir; yoksa
gözümden akan sular, göz yaşları mı şu dönen gök
kubbeyi kaplamıştır, bilemem..)

zevk-ı tîğundan aceb yoh olsa gönlüm çâk çâk
kim mürûr ilen bırağur rahneler dîvâra su

(senin kılıca benzeyen keskin bakışlarının zevkinden
benim gönlüm parça parça olsa buna şaşılmaz. nitekim
akarsu da zamanla duvarda, yarlarda yarıklar meydana
getirir.)

vehm ilen söyler dil-i mecrûh peykânun sözin
ihtiyât ilen içer her kimde olsa yara su

(yarası olanın suyu ihtiyatla içmesi gibi, benim
yaralı gönlüm de senin ok temrenine, ok ucuna benzeyen
kirpiklerinin sözünü korka korka söyler.)

suya virsün bâğ-bân gül-zârı zahmet çekmesün
bir gül açılmaz yüzün tek virse min gül-zâra su

(bahçıvan gül bahçesini sele versin (su ile
mahvetsin), boşuna yorulmasın; çünkü bin gül bahçesine
su verse de senin yüzün gibi bir gül açılmaz.)

ohşadabilmez gubârını muharrir hattuna
hâme tek bahmahdan inse gözlerine kara su

(hattatın beyaz kâğıda bakmaktan, kalem gibi,
gözlerine kara su inse (kör olsa, kör oluncaya kadar
uğraşsa yine de) gubârî (yazı)sını, senin yüzündeki
tüylere benzetemez. )

ârızun yâdıyla nem-nâk olsa müjgânum n'ola
zayi olmaz gül temennâsıyla virmek hâra su

(senin yanağının anılması sebebiyle kirpiklerim
ıslansa ne olur, buna şaşılır mı? zira gül elde etmek
dileği ile dikene verilen su boşa gitmez.)

gam güni itme dil-i bîmârdan tîgun dirîğ
hayrdur virmek karanu gicede bîmâra su

(gamlı günümde hasta gönlümden kılıç gibi keskin olan
bakışını esirgeme; zira karanlık gecede hastaya su
vermek hayırlı bir iştir.)

iste peykânın gönül hecrinde şevkum sâkin it
susuzam bir kez bu sahrâda menüm-çün ara su

(gönül! onun ok temrenine benzeyen kirpiklerini iste
ve onun ayrılığında duyduğum hararetimi yatıştır,
söndür. susuzum bu defa da benim için su ara.)

men lebün müştâkıyam zühhâd kevser tâlibi
nitekim meste mey içmek hoş gelür hûş-yâra su

(nasıl sarhoşa şarap içmek, aklı başında olana da su
içmek hoş geliyorsa, ben senin dudağını özlüyorum,
sofular da kevser istiyorlar.)

ravza-i kûyuna her dem durmayup eyler güzâr
âşık olmış galibâ ol serv-i hoş-reftâra su

(su, her zaman senin cennet misâli mahallenin
bahçesine doğru akar. galiba o hoş yürüyüşlü, hoş
salınışlı; serviyi andıran sevgiliye aşık olmuş.)

su yolın ol kûydan toprağ olup dutsam gerek
çün rakîbümdür dahı ol kûya koyman vara su

(topraktan bir set olup su yolunu o mahalleden
kesmeliyim, çünkü su benim rakibimdir, onu o yere
bırakamam.)

dest-bûsı ârzûsıyla ger ölsem dostlar
kûze eylen toprağum sunun anunla yâra su

(dostlarım! şayet onun elini öpme arzusuyla ölürsem,
öldükten sonra toprağımı testi yapın ve onunla
sevgiliye su sunun.)

serv ser-keşlük kılur kumrî niyâzından meger
dâmenin duta ayağına düşe yalvara su

(servi kumrunun yalvarmasından dolayı dikbaşlılık
ediyor. onu ancak suyun eteğini tutup ayağına düşmesi
(yalvarıp aracı olması bu dikbaşlılığından)
kurtarabilir.)

içmek ister bülbülün kanın meger bir reng ile
gül budağınun mizâcına gire kurtara su

(gül fidanı bir hile ile (meşhur gül ve bülbül
efsanesindeki gibi yine) bülbülün kanını içmek
istiyor; bunu engelleyebilmek için suyun gül
dallarının damarlarına girerek gül ağacının mizacını
değiştirmesi gerekir.)

tıynet-i pâkini rûşen kılmış ehl-i âleme
iktidâ kılmış târîk-i ahmed-i muhtâr'a su

(su hz. muhammed'in (s.a.v) yoluna uymuş (ve bu hâli
ile) dünya halkına temiz yaratılışını açıkça
göstermiştir.)

seyyid-i nev-i beşer deryâ-ı dürr-i ıstıfâ
kim sepüpdür mucizâtı âteş-i eşrâra su

(insanların efendisi, seçme inci denizi (olan hz.
muhammed'in s.a.v) mucizeleri kötülerin ateşine su
serpmiştir.)

kılmağ içün tâze gül-zârı nübüvvet revnakın
mu'cizinden eylemiş izhâr seng-i hâra su

(katı taş, peygamberlik gül bahçesinin parlaklığını
tazelemek için (ve onun) mucizesinden dolayı su
meydana çıkarmıştır.)

mu'cizi bir bahr-ı bî-pâyân imiş âlemde kim
yetmiş andan min min âteş-hâne-i küffara su

(hz. peygamberimiz'in mûcizeleri dünyada uçsuz
bucaksız bir deniz gibi imiş ki, ondan (o
mucizelerden), ateşe tapan kâfirlerin binlerce
mâbedine su ulaşmış ve onları söndürmüştür.)

hayret ilen barmağın dişler kim itse istimâ
barmağından virdügin şiddet günü ensâr'a su

(mihnet günü ensâr'a parmağından su verdiğini (bir
mucize olarak parmağından su akıttığını) kim işitse
hayret ile (şaşa kalarak) parmağını ısırır.)

dostı ger zehr-i mâr içse olur âb-ı hayât
hasmı su içse döner elbette zehr-i mâra su

(dostu yılan zehri içse (bu zehir onun dostu için) âb-
ı hayat olur. aksine düşmanı da su içse (o su,
düşmanına) elbette yılan zehrine döner.)

eylemiş her katreden min bahr-ı rahmet mevc-hîz
el sunup urgaç vuzû içün gül-i ruhsâra su

(abdest (almak) için el uzatıp gül (gibi olan)
yanaklarına su vurunca (sıçrayan) her bir su
damlasından binlerce rahmet denizi dalgalanmıştır.)

hâk-i pâyine yetem dir ömrlerdür muttasıl
başını daşdan daşa urup gezer âvâre su

(su ayağının toprağına ulaşayım diye başını taştan
taşa vurarak ömürler boyu, durmaksızın başıboş gezer.)

zerre zerre hâk-i dergâhına ister sala nûr
dönmez ol dergâhdan ger olsa pâre pâre su

(su, onun eşiğinin toprağına zerrecikler halinde ışık
salmak (orayı aydınlatmak) ister. eğer parça parça da
olsa o eşikten dönmez.)

zikr-i na'tün virdini dermân bilür ehl-i hatâ
eyle kim def-i humâr içün içer mey-hâra su

(sarhoşlar içkiden sonra gelen bat adrysını gidermek
için nasıl su içerlerse, günahkârlar da senin na'tının
zikrini dillerinde tekrarlamayı (dertlerine)
derman bilirler.)

yâ habîballah yâ hayre'l beşer müştakunam
eyle kim leb-teşneler yanup diler hemvâra su

(ey Allah'ın sevgilisi! ey insanların en hayırlısı!
susamışların (susuzluktan dudağı kurumuşların) yanıp
dâimâ su diledikleri gibi (ben de) seni özlüyorum.)

sensen ol bahr-ı kerâmet kim şeb-i mi'râc'da
şebnem-i feyzün yetürmiş sâbit ü seyyâra su

(sen o kerâmet denizisin ki mi'râc gecesinde feyzinin
çiyleri sabit yıldızlara ve gezegenlere su ulaştırmış.)

çeşme-i hurşîdden her dem zülâl-i feyz iner
hâcet olsa merkadün tecdîd iden mimâra su

(kabrini yenileyen (tamir eden) mimara su lazım olsa,
güneş çeşmesinden her an bol bol saf, tatlı ve güzel
su iner.)

bîm-i dûzah nâr-ı gam salmış dil-i sûzânuma
var ümîdüm ebr-i ihsânun sepe ol nâra su

(cehennem korkusu, yanık gönlüme gam ateşi salmış,
(ama) o ateşe, senin ihsan bulutunun su serpeceğinden
ümitliyim.)

yümn-i na'tünden güher olmış fuzûlî sözleri
ebr-i nîsândan dönen tek lü'lü şeh-vâra su

(seni övmenin bereketinden dolayı fuzûlî'nin (alelâde)
sözleri, nisan bulutundan düşüp iri inciye dönen su
(damlası) gibi birer inci olmuştur.)

hâb-ı gafletden olan bîdâr olanda rûz-ı haşr
eşk-i hasretden tökende dîde-i bîdâra su

(kıyamet günü olduğu zaman, gaflet uykusundan uyanan
düşkün (yahut aşık) göz, (sana duyduğu) hasretten su
(gözyaşı) döktüğü zaman,)

umduğum oldur ki rûz-ı haşr mahrûm olmayam
çeşm-i vaslun vire men teşne-i dîdâra su

(o mahşer günü, güzel yüzüne susamış olan bana vuslat
çeşmenin su vereceğini, beni mahrum bırakmayacağını
ummaktayım.)


fuzuli

devamını gör...
"dest bã»sı arzusuyla ger ölürsem dostalar
kã»ze eylen toprağım sunun onla yâre su"
mısrası dilimden düşmeyen, beni hayran hayran düşündüren bir mısradır...
devamını gör...
efendimiz (s.a.v)' e yazılmış mübarek bir naat..

kafiyelerin resu ve rasu olması,
habib i edibe (s.a.v.) yar demesi çok antikadır.

ayrıca kuze eylen toprağım kısmı
yani;
elini öpmek arzusuyla ölürsem toprağımı testi yapıp ona su sunun kısmı çok yakıcıdır..

-efendim fuzuli kerbelada çok susamış
-ee
- o yüzden kaside yazmış suya

diyenlere kulak asmayın. kerbela dicle nehri kenarında sulak bir yerdir.
(bkz: meclis ortamlarında çok bulunan bir tip)
devamını gör...
ilk beş bendini, haddimiz olmayarak ama sadece anlaşılması için, günümüze şöyle uyarlayalım:


su kasidesi

saçma ey göz yaşından, gönlümde ateşlere su
kim bu denli tutuşup ateşe kılmaz çâre su

şu dönen gök kubbe su renginde midir bilmem
ya da göz yaşım mıdır, göğü kaplayan bu su

keskin bakışlarının zevki gönlümü deler de şaşmam
yarları ezip geçen, durmayan bir akar su

ürker yaralı gönlüm, ok kirpiklerin sözünden
sanki azıcık içer, her kimde olsa yara su

sele versin bahçevan, gülizardan çekmesin
yüzünde bir gül gibi, açmaz bin gülizara su

...

devamını gör...
galat-ı meşhur lugat-ı fasihten evladır diyerekten susmam gerekse de, bu şiirin adının "su kasidesi" değil, "su redifli nat-ı şerif" olduğunu demeden geçemeyeceğim.

tanım: lafzı enderûn manası derûn bir na't.
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar