suriyeli sorunu

türkiye'nin en büyük paydaşlarından olduğu sorun.

ensar mensar tantanalarına inananlar, o yaklaşım ve kafalarda olanlar; eksinizi verin ve başka tanımlara geçin, aşağısını okumanıza gerek yok.

neden en büyük paydaşlarından biriyiz? çünkü farklı amaç ve müstevli gazları ile ülkedeki karışıklığı biz körükledik. kamplarımızda softa militanlar yetiştirildi, silahlar sevk edildi ve bizim saf halk olarak bilmediğimiz pek çok şey yapıldı. zannettik ki, 2 saate şam'da cuma namazı kılacağız. öyle olmadı.

esed yönetimindeki suriye, dünyanın başbelası israil için büyük engeldi. o dönemki çatışmaları ve suriye'nin israilin adi planlarının, işgalciliğinin ve kimi noktada zulmünün önüne geçtiğini incelemekte fayda var. tabii, tarihin gördüğü en puşt devletlerden biri olan israil ne yaptı? suriye'yi parçalaması ve güçten düşürmesi gereğini anladı. bunun için de birilerini bizimkileri gazlamaya yönendirdi. biz de gaza geldik, hayret zira çok itidalli ve akılcı dış politikalarımız vardır. kafamıza göre rus uçağı falan düşürmeyiz, peşine de ben emrettim nolmuş gibi süper demeçler vermeyiz . neyse. kimse esed sütten çıkmış ak kaşıktır demiyor; elbet zulüm vardı. fakat kuzey suriyede bir şeyler feci ters gitti. sonuçta, 3.5 milyon suriyeliyi esed türkiyeye ittirdi. 35 milyar dolar harcadık, 9 milyar evro vericez size dediler siz bakın bunlara; avrupa da 2 milyar verdi mi vermedi mi bilinmez; safterok türkiye kucağında yarısı diyeyim hadi fasarya, çeyreği teröre değin problem olmaya hazır 4 milyon arap, bunların bütçe yükü ve sosyal sorunları ile kaldı. bir de teşvikler, sağlık hizmetleri bilmem ne.

neyse fazla uzatmaya gerek yok. bu sorun 5 yıl sonra ayakta kalmış olursak, şimdiden de fazla, bayağı bir sarsacak ülkeyi.
devamını gör...
olayın özeti şu:
avrupa bir kaç milyar euro verecez bunları tutun der. bizim yöneticiler oo iyi para. bunun yarısını cukkalar yarısıni bu suriyelilere kızılaykart falan çıkarırız. halk tepki gösterirse onlar bizim din kardeşimiz onlar muhacir biz ensarız deriz.
devamını gör...
suriye bugün çok korkunç bir hale getirildi. kimse işin sonunda ne olacağını kestiremiyor. hiçbir suriyeli ülkelerinde yaşanılanları hak etmedi. hiçbir insan yaşadığı ülkeyi, evini bırakmak zorunda kalmayı hak etmez.

suriye'yi bırakıp zengin, parası, diploması olan bugün herhangi bir ülkede yeniden düzen kurmaya başlayan suriyeliler bir nebze şanslılar. kendi başlarına barınma, beslenme gibi öneml ihtiyaçların dışında keyfi isteklerini karşılayabiliyorlar.

suriye'yi bırakıp beş kuruş parası olmayan, tek göz evde sülalece yaşayan suriyeliler var. ucuz iş gücüyle çalışıyorlar, dileniyorlar. barınma, beslenme ihtiyaçlarını karşılayamıyorlar. bir kısmı kötü şartlara sahip kamplarda yaşıyorlar. özellikle bu sınıfın çocukları çok kötü halde. istanbul'da metrobüslerde mendil satan, dilenen suriyeli çocukların hali acımaktan daha vahim bir durumda.

türkiye'de ne kadar suriyeli olduğu bilinmiyor. resmi kayıtlarda olanların sayısı dahi inanılmaz fazla. bir de kayıt dışı olanlar var.

türkiye'ye girişleri sırasında gerekli önemler alınmadı. düzensiz, sistemsiz, kontrolsüz halde ülkeye girdiler. haliyle sonrasında olan biten de yine düzensiz, kontrolsüz bir halde. bu açıdan devlet eksik, yanlış politika işledi. bu ülkeye ilk defa savaştan kaçan insanlar gelmiyor. hem yakın osmanlı tarihinde hem de cumhuriyet döneminde örnekler var. kamplardan ziyade köy/kasaba sistemiyle bir düzen oturtulabilirdi.

asimile olmalarını beklemek çok güç. sonuçta şuan korkunç bir savaş altında olsa da bir ülkeleri var. kaybolup, unutulup gitmesi mümkün olmayan kültürleri var. otur bizim gibi yaşa diyemezsin ki. komşu ülkeyiz ama toplum olarak farklıyız. türkiye'de suriyelilerin farklılıklarını kabul etmek zorundayız. ülkedeki mevcut sayılarını da. vatandaşın bu mevzuyu tartışması bir şeyi değiştirmez. çözüm devletin elinde. ülkedeki suriyeliler için yeni, mantıklı bir politika bulmak zorunda.

ülkeden gönderilsinler, gitsinler demekte biraz saçma kalıyor. temeli çok boş bir istek.
devamını gör...
yüz binlerce genç, tutkulu, öfkeli, aşağılanmış, sömürülmüş, suriyede ölümden zor bela kurtulmuş, türkiye'de fuhuş yapmış veya yaptırmış, öteki, ''din kardeşleriniz'' eğer suriye'ye geri gönderilmezlerse, yakın bir gelecekte milli arap mafyası sorunu olarak karşınıza çıkacaklar.
(bkz: scarface)

sadece mafya olsa gene iyi. başka tatlı sürprizler de olabilir, eşeğin aklına karpuz kabuğu düşürmek istemiyorum ama tek bir şey söyleyeceğim; arap ülkeleri, çin, rusya vb. doğu ülkelerinin göçmeni dediğin kesim; muhafazakar milliyetçi olur.

o halde, davutoğlu döneminin suriye'deki silahlı örgütlerden yana olan politikasını destekleyenler kına yaksınlar.
devamını gör...
geçen gün otobüsle giderken, arabaya binen kadınlı erkekli bir grup şoföre saldırdı. en arkada ve ters yönde oturduğum için olaya çok sonradan vakıf olabildim ama en son, şoförun arabayı durdurduğunu ve saldırganlarla beraber dışarı çıktığını fark ettim. erkek bir saldırganla şoför birbirlerinin boğazına sarılmış vaziyetteyken, başka bir saldırgan kadın da şoföre vurmaya çalışıyordu. tüm bunlar olup biterken otobüsteki güzide yolcuların hepsi ama hepsi oturdukları yerden olayı izlemeyi tercih etti. olay bittikten ve saldırganlar kaçtıktan sonra neden bilmem kadının biri otobüsteki erkeklere müdahele etmedikleri için bağırmaya başladı ve şoföre su verdi. "neden olayın başında yapmadın bunu?" diye sormak istedim kendisine ama neyse konumuz bu değil.

orada kolunu kıpırdatmadan olayı izleyen, o koca popolarını yerden kaldırmayan tüm yolcular neyse, "suriyeliler gitsin ülkeleri için savaşsın" diyenler de o benim gözümde. biz ne zaman bu kadar bencil ve duyarsız bir hale geldik? yanıbaşımızdaki insanların uğradığı zulümleri, "ülkemizin atmosferinin bozulduğu" gerekçesiyle görmezden gelmeye, hafife almaya başladık? okula ücretsiz taşınan suriyeli çocuklara nefret kusar olduk? aklım almıyor bu pervasızlık ve bencilliği... içimizdeki merhametsizler yüzünden başımıza gelebilecek musibetleri düşünüp kahroluyorum... suriyelileri "üçüncü sınıf vatandaş" olarak gören insanlarla aynı ülkenin havasını soluduğum için kalbim titriyor...

bana bu satırları yazdıran şeyse olay bittikten sonra içindeki pisliği acımasızca kusan bir kadının sözleri oldu: "bu suriyelilerin Allah belasını versin". kadın apaçık bir şekilde iftira attı, bir milletin hakkına girdi, yalan söyledi. saldırganlar suriyeli değil çingeneydi çünkü... o suriyeli düşmanlığınızda boğulun, çırpınırken uzattığınız eli tutacak kimseyi de bulamayın inşallah...
devamını gör...
biraz empati, biraz vicdan ve biraz da milletin galeyanına gelmekten yalan haberlere direncimizi arttırarak bunun bir sorun olmadığını görebiliriz.

suriyelilere bakış açısının kötü olmasının iki sebebi var birincisi müslüman olmaları ikincisi ise yaşam tarzlarının bizim gibi olmaması. hala iddia ediyorum ülkeye 3 değil 6 milyon ukraynalı gelse hiç kimse bunu sorun etmeyecekti.

hükümetin/ devletin yanlışları oldu mu evet oldu ama bizim de doğrumuz o kadar az ki her türlü körüklemenin önünde durup alev gibi parlıyoruz.
devamını gör...
her konuda olduğu gibi bu konuda da sloganlarla düşünüyoruz maalesef. mantıklı bir şekilde akledip, araştırıp okuyan, sonra bir yargıya ulaşan insan sayısı ne kadar az... aklıselimle, sükunetle düşünelim: sevilmediğiniz, insanların sizden hoşlanmadığını bildiğiniz bir yerde yaşar mıyız? suriyeliler aleyhlerindeki düşüncemizi bilmiyorlar mı sanıyoruz? şunu anlayalım, bu insanlar çaresizlikten burada. hepsi de dilenci değil. burada iş kuran, yayınevi açan, lokanta açan, vergi veren suriyeliler var. bizse bu adamlara lanet ederek elimize geçen sevabı da hiç ediyoruz. evet ülkelerinde kalıp savaşmalarını beklerdik tamam ama çoğu yapmadı. bunu da yapan bir kısım var zaten gerçi ama savaş uçaklarına, bombalara, füzelere karşı savaşmak da kolay değil, anlayalım bunu. kime karşı savaşacakları da ayrı bir soru. ışidle mi, esadla mı, ypg ile mi savaşsınlar? yoksa özgür suriye ordusuna mı karşı savaşmalılar? bunlar kolay sorular değil.

şurada suriyelilerle yapılan bir röportaj var, belki ilgi çeker diye bırakıyorum:

devamını gör...
4 milyona yakın savaş kaçkınının hiçbir kurala kaideye bağlı kalınmaksızın,hiç kimseye sorulmaksızın getirip bir ülkeye yerleştirilip ülkenin demografik,ekonomik,sosyal yapısının alt üst edilmesi sorunudur.

getirilen 4 milyon savaş kaçkını etiyopya'dan değil mozambik'ten kaçsaydı,arap değil somalili olsaydı da aşağı yukarı aynı tepkilerle karşılaşırlardı.tabii bunda kültürel kimlikleri,münasebet geçmişleri bir miktar pay sahibi olabilir.ama bütün bunlar koskoca bir ülkeyi bunlar narına "ırkçı" filan ilan etme cürreti ve yetkisini kimseye vermez.

bir de "onlar da istemiyorlar burada kalmayı" "emine el bilmemkimin tecavüze uğraması" "aylan'ın boğulması" gibi şeyler üzerinden kapkara rezil bir vicdan sömürüsü ile 37 milyar doları gasp edilip aylardır reyhanlı'da kilis'de huzurları,afrin'de fırat kalkanı'nda evlatlarını yitirmiş insanları hala utanmadan sıkılmadan ırkçı ilan etmeye haksız ilan etmeye çalışıp yüzsüzlük yapan arapperestlerin tavrı eklenince ortaya çıkan tablo ortalama insanı çileden çıkarmaya yetiyor da artıyor bile.

atalarımız'ın bir tabiri vardır.yörük sırtından kurban kesmek diye.pek sevgili?! arapperestlerimiz ensarcılık-muhacircilik'i devletin kesesi yerine kendi keselerinden oynarlarsa,evlerinde beslerlerse ortada böyle bir sorun kalmayacak.ama ülkede asalak pozisyonunda yaşayan 4 milyonu zorla finanse etmeyi istememek zalimlik değildir.zalimlik olarak görüp hönküre hönküre ağlayacak olanlara da peçete imkanı verilir.
devamını gör...
gettolaşma süreçleri başlamadan önce önü alınsaydı bir işe yaratabilirdi.
tüm demogojilere kulak tıkayıp katı kurallarla yönetim sağlamak zorunda. aramızda hayatları ile hiç temas etmemiş, mevcut ekonomik durumu zerre etkilenmemiş olanlar ensar geyiği döndürmeye devam edebilir. edecektir de zaten. bunların ekserisi her ay hesabında ortalama 4000 lirayı trink gören memur tayfa onları geçiniz.
asıl mecburen enformal çalışma hayatında tutunmaya çalışanlar ve bölgesinde kayıt kuyut olmaksızın aynı hizmeti ucuza sunan suriyeli esnafla rekabet eden esnaf ne diyor ona bakacaksınız. kiraların artışı nedeniyle daha fazla direnemediği için 18 yaşındaki oğluna sen de çalış demek zorunda kalan fatihli babaya soracaksınız.
üstüne bir de neden birden bire türedikleri belli olmayan kırgız, afgan ve ıraklı mülteciler var. kendi içimizde hiçbir sorun gerçekten çözülmeden yaşayıp gidiyorduk. mülteci konusunu da aynı liyakatsiz gevşeklikte çözmeye çalışınca her şey arap saçına döndü. * suriyeli sorunu diye bir şey yok aslında yönetememe sorunu var.
devamını gör...
gayet iyi yönetiliyor.

yani plan birilerinin tam istediği gibi gidiyor.

yerinden yurdundan kopmuş yol yordam bilmeyen milyonlarca insan türkiye'ye salındı. dünyanın neresinde böyle bir şey yaparsanız o toplumda huzursuzluğa neden olursunuz. bu bilinçli bir şekilde ilerled,.

bu toprakların insanlarına yüzyılardır yükleyemedikleri ırkçılığı hamdolsun ince ince işlemeye başladılar.

10-15 sene sonrasında ise burada büyümüş suriyeli çocuklar, kendilerince haklı nedenlerle bizlerden nefret edecekler.

peki sonrasında neler olacak sizce?

ab mi bizi kandırdı olacak? suriyeliler mi bizi kandırdı olacak? bm mi?

ne diyordu ünlü ekonomisyen berat albayrak;

"cumhurbaşkanımız ay'a kadar 4 şeritli yol yapacağım dese, vallahi inanırız"

o yüzden, he (bkz: sevap)tır sevap..
devamını gör...
iki fareyi kafese koyup, kafesin tellerine elektrik verirseniz kafes içerisindeki fareler birbirleriyle kavga etmeye başlarlar. (ne yazık ki deney ismini bulamadım).

işsizliğin arttığı, ekonominin kötü yönetildiği, hergün haber kanallarında tecavüz, saldırı, intihar haberleri görülen ülkede dolayısıyla yerli nüfusun suriyelileri bir sorun olarak görmesi olabildiğince doğaldır. bunun yanında şehirleşememiş, savaş psikolojisinden çıkamamış, herhangi insani seviyede toplumla ilişki kuramayan suriyelileri düşününce onların bir sorun olması gayet haklıdır.

yanlış bilmiyorsam benzer bir durum pakistan'da olmuştu, afgan mülteciler alındıktan yıllar sonra mafyalaşmaya başlamıştı. ortada ülkenin geleceğini güvenlik başta olmak üzere birçok alanda önemli derecede etkileyecek bir durumun empatisi yapılmaz.
devamını gör...
süleyman soylu'ya göre ortalama bir suriyeli bir türkiye vatandaşından daha az suç işliyor. kendisinin ıki gün önceki açıklamasını okumanızı öneririm.
devamını gör...
bir öngörüde bulunayım. tutarsa havamız olur. iki bilemedin üç yıla bizzat reis tarafından önemli kısmı kapı dışarı edilerek ortadan kaldırılmaya çalışılacak sorun. en azından istanbul özelinde bir yaptırım uygulanacak.

esnaf olan, nitelikli meslek sahibi olan, yer yurt mal mülk edilenlere de maddi külfetlerle büyük şehirlerden yol almaları için ne gerekiyorsa yapılacağı kanaatindeyim.

iktidarı kaybetmemek adına türlü manipülasyonu meşru gören güç elde avuçta bir şey kalmadığını görünce kendisine güveni sonsuz mültecileri de şaşırtacak. bilmem nerelere karşı pazarlık kozu elimizde benzeri sair geyikler de dahil söylüyorum.

3 sene önce burada ekonomik daralmayı, yaklaşan krizin emarelerini anlatırken gülüp geçenler, evvelallah bir şey olmaz yaklaşımını dillendirenler de suriyeli kardeşlerimiz de beklesin görsün süreci.

bir tane müslümanın canı yanmasın o ayrı lakin konu koltuk kavgası olunca istikametin savrukluğu, davanın nasıl kifayetsizleştiğini en çok da destekleyenler olarak gördük şu son birkaç yılda. inşallah kalp kırmadan cebre varmadan hallederler.
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar