tağut

genelde bir çok kitapta tağŸutun "allah yolundan alıkoyan herşŸey" olduğŸu söylenir. oysa insan dışŸında herhangi bir şŸeyin tağŸut olması, ayetlerdeki özelliklerine bakacak olursak, mümkün gözükmemektedir. yani tağŸut ancak insan olabilir. ki bu insan(lar) da toplumdaki yerleri icabı güç ve mevki sahibidirler.

tağŸutların ã–zellikleri

a- müstağŸnilik: Kendilerini, zengin, yeterli, üstün görmeleri (Bkz. Alak, 96/6-7),

b- zulüm: Haksızlık yapmayı bir hayat tarzı olarak sürdürmeleri (Bkz. Necm, 53/52).

c- Kurdukları sömürü düzenini korumak için ellerinden gelen gayreti göstermeleri; kararlı, bilinçli olarak tuğŸyanı seçmişŸ olmaları (Bkz. Hud, 11/27-32; şžuara, 26/111-116; Nuh, 71/7-25).

d- Fesadı yaygınlaşŸtırmayı bir kazanç vesilesi saymaları (Bkz. Fecr, 89/11-12).

e- Maddi gücü elinde bulundurmak için her türlü haksızlığŸı halkına reva görebilmeleri, istikbarı sürdürebilmeleri için halkın zayıf kalmasına yönelik politikalar icra etmeleri. ã–rneğŸin nüfus kontrolü ve güç kontrolü için bebekleri kesecek kadar canileşŸebilmeleri (bkz. kasas, 28/4).
devamını gör...
genelde bir çok kitapta tağutun "allah yolundan alıkoyan herşey" olduğu söylenir. oysa insan dışında herhangi bir şeyin tağut olması, ayetlerdeki özelliklerine bakacak olursak, mümkün gözükmemektedir. yani tağut ancak insan olabilir. ki bu insan(lar) da toplumdaki yerleri icabı güç ve mevki sahibidirler.

tağutların özellikleri

a- müstağnilik: Kendilerini, zengin, yeterli, üstün görmeleri (Bkz. Alak, 96/6-7),

b- zulüm: Haksızlık yapmayı bir hayat tarzı olarak sürdürmeleri (Bkz. Necm, 53/52).

c- Kurdukları sömürü düzenini korumak için ellerinden gelen gayreti göstermeleri; kararlı, bilinçli olarak tuğyanı seçmiş olmaları (Bkz. Hud, 11/27-32; Şuara, 26/111-116; Nuh, 71/7-25).

d- Fesadı yaygınlaştırmayı bir kazanç vesilesi saymaları (Bkz. Fecr, 89/11-12).

e- Maddi gücü elinde bulundurmak için her türlü haksızlığı halkına reva görebilmeleri, istikbarı sürdürebilmeleri için halkın zayıf kalmasına yönelik politikalar icra etmeleri. örneğin nüfus kontrolü ve güç kontrolü için bebekleri kesecek kadar canileşebilmeleri (bkz. kasas, 28/4).
devamını gör...
tağut nedir, kimdir?


azgın, sapık, kötülük ve sapıklık önderi, zorba, şeytan, put, puthane, kâhin, sihirbaz. Allah'ın hükümlerine sırt çeviren kişi ve kuruluşların tümü. arapça "teğa" kökünden türetilmiş olup kelimenin masdarı olan "tuğyan" Allah teâlâ'ya isyan etmek anlamına gelmektedir.

Allah'ın indirdiği hükümlere muhalif olan ve onların yerine geçmek üzere hükümler icad eden her varlık tağuttur.

tağut, Allah (c.c)'a karşı isyan etmekle beraber o'nun kullarını kendisine kul edinmek gayretinde olandır. bu ise şeytan, papaz, dinã® veya siyasã® lider veyahut da kral olabilir. bu sebepten dolayı bir insanın müslüman olabilmesi için tağutu reddetmesi gerekmektedir.

tağut kelimesi aslında çoğul manâsı taşımaktadır. çünkü Allah (c.c)'ı inkâr eden, bir yerine birçok tağutun kulu olur. bunlardan bir tanesi insanı çeşitli günahlara yönelten şeytandır. diğeri, insanı ihtiras ve arzularının esiri kılan kendi nefsidir. kezâ karısı, çocukları, hısım ve akrabaları, ailesi, arkadaşları ve milleti ile siyasã® ve dinã® liderleri ve hükümetleri gibi diğerleri de bulunmaktadır. bütün bunlar o kimse için birer tağut olur ve o kişiyi kendi arzu ve ihtiraslarına esir etmek isterler. bu pek çok efendilerin kulu olan kimse, tatminine bir türlü imkân olmayan bu tağutlardan her birini ayrı ayrı memnun etmek hayaliyle ömrünü boşa tüketir (mevdudã®, tefhimu'l-kur'an, terc. heyet, istanbul 1986, ı, 176)

Allah teâlâ kur'an-ı kerã®m'de: "andolsun ki biz her kavme "allah'a ibadet edin, tağuta kulluk etmekten kaçının " diye (tebliğ yapması için) bir peygamber göndermişizdir" (en-nahl, 16/36), "iman edenler Allah yolunda cihad ederler, kâfirler ise tağut yolunda savaşırlar" (en-nisa, 4/76) ayetleriyle müminlere tağut hakkında bilgi vermekte ve tağuta karşı takınmaları gereken tavrı açıklamaktadır. alimler de tağut hakkında, ayet ve hadislerden çıkardıkları deliller çerçevesinde yaptıkları yorumlarla bu kavramı tefsir etmektedirler.

bugün yeryüzünde yürürlükte olan rejimlerin hepsi, beşerã® rejimlerdir ve hükümlerini kendileri koymaktadırlar. dolayısıyla da Allah (c.c)'ın hükümlerine muhalefet etmektedirler. o halde bu rejimlerin hepsi "tağut" olarak isimlenir. hatta kitlelere "en cazip ve hüsn-ü kabul gören bir rejim" olarak tanıtılan demokratik ve lâik rejimler de tağut hükmündedir.

her ne şekilde olursa olsun, insanlar tarafından konulmuş ve Allah (c.c)'ın hükümlerine muhalefet eden hükümler "tağut" olarak isimlendirilirler.

Allah teâlâ (c.c) kur'an-ı kerã®m'de; "sana indirilen kur'an'a ve senden önce indirilen kitaplara iman ettik diye boş iddialarda bulunanlara bakmaz mısın? onlar tağutun huzurunda muhakeme olmak (hükümlerine boyun eğmek) istiyorlar. halbuki tağutu inkâr etmekle (tekfir etmekle, lânetlemekle) emrolunmuşlardı. åžeytan onları uzak bir sapıklığa saptırmak ister" (en-nisa, 4/60) buyurmaktadır.

bir kişi Allah (c.c)'a, peygamberlere, ahiret gününe, meleklere, kitaplara ve inanmakla mükellef olduğu bütün hususlara inandığını açıklasa, fakat demokratik, lâik, sosyalist, kapitalist vb. rejimlerden herhangi birinin hükümlerini kabul edip itaat ederse o kimsenin irtidadına (dinden çıktığına) hükmedilir. zira insanları yaratan Allah teâlâ'dan başkası, insanların nasıl idare olunacağı hususunda ve onların sosyal yaşamlarına yönelik hükümler koyma yetkisine sahip değildir. çünkü hüküm koyan insan, o hükme tâbi olmasını istediği insanlardan üstün ve herhangi bir ayrıcalığa sahip değildir. Allah teâlâ katında üstünlük, sadece takva iledir. nitekim kur'an-ı kerim'de Allah teâlâ; "åžüphesiz ki sizin Allah katında en şerefliniz, takvaca en ileri olanınızdır" (el-hucurat, 49/13) buyurmaktadır.

kendisinde böyle yetkiler gördükten sonra, Allah teâlâ'nın indirdikleriyle hükmetmeyip, heva ve hevesleri doğrultusunda hükümler koyanlar aynı zamanda "ilahlık" iddiası içindedirler. dolayısıyla Allah teâlâ'nın hükümleri dışında hüküm koyanlar ve o hükümlere tâbi olanlar da, tevhid akã®desinin dışına çıkıp kâfir olurlar. Allah teâlâ kur'an-ı kerim'de: "allah'ın indirdiği ile hükmetmeyenler, işte onlar, kâfirlerdir." (el-maide, 5/44) buyurmaktadır.

tağutların hükümlerine göre yönetilen beldeler "dâr'ul-harp" durumundadırlar. tağutun hüküm sürdüğü beldelerde yaşayan bütün müminlerin, din Allah'ın oluncaya, Allah'ın indirdikleriyle hükmedilinceye kadar cihad etmeleri farzdır. bu cihaddan kaçıp, tağutun hükmüne razı olanlar ise, ister bilerek, ister bilmeyerek yapsın, kâfir olma durumundadırlar. Allah teâlâ (c.c) bu hususta; "iman edenler Allah yolunda cihad ederler, küfredenler ise tağut yolunda savaşırlar" (en-nisa, 4/76) buyurmakta ve müminin tağut karşısındaki yerini belirlemektedir.

Allah teâlâ, âdem (a.s)'dan, resulullah'a (s.a.v) kadar bütün peygamberleri, insanları tevhid'e, yani Allah'ın varlığına ve birliğine, ortağı olmadığına inanmaya; o'nun koyduğu hükümleri kabullenmeyerek kendi heva ve heveslerine göre hüküm koyma isteğinde olan "tağut"a karşı savaşmaya ve tağut kapsamına giren her şeye kulluk etmekten kaçınmaya çağırmaları için göndermiştir.

nitekim Allah teâlâ bu hususta; andolsun ki biz her kavme, "allah'a ibadet edin, tağuta kulluk etmekten kaçının" diye (tebliğ yapması için) bir peygamber göndermişizdir" (en-nahl, 16/36) buyurmaktadır.

bu tağutlar ibrahim (a.s) döneminde nemrut, mã»sa (a.s) döneminde firavun, resulullah (s.a.v) döneminde de ebu cehil, ebu leheb gibi daru'n-nedve'nin ileri gelenleri ve puta tapan şahsiyetleri olduğu gibi, diğer peygamberler döneminde de, kendilerine gönderilen peygamberlerin getirdiği tevhid akidesini inkâr edip, atalarından kalan inançları devam ettirme inatçılığı gösteren puta tapan kavimler olmuşlardır. günümüzde de heva ve hevesleriyle hükümler koyan ve o hükümleri insanlara dayatan meclisler, hükümetler, devletler vb. gibi kurum ve kuruluşlar da bu tağutlardandır.

gelen peygamberler, gönderildikleri kavimleri tevhid'e çağırdılar. tapmaya devam edegeldikleri putlarının kendilerine ne bir fayda, ne de bir zarar veremeyeceklerini açıkladılar. ancak pek azı müstesna olmak üzere, çoğunluğu peygamberleri yalanladılar, hatta öldürdüler. Allah teâlâ'ya yönelecekleri yerde, atalarından devraldıklarını ileri sürdükleri tağuta yöneldiler. Allah teâlâ bu inkârcı kavimler hakkında; "onlara: â«allah'in indirdiğine uyun.â» denildiğinde, â«hayır, atalarımızı neyin üzerinde bulduksa ona uyarız.â» dediler. ya ataları birseye akıl erdirememiş ve doğruyu seçememiş idiyseler? (bakara 170)" buyurmakta ve nasıl bir çıkmazda olduklarını açıkça gözler önüne sermektedir.

tağutların devri kapanmış değildir. peygamber bulunsun veya bulunmasın, her dönemde tağutlar varlıklarını korumuşlardır. tağut, sadece eski kavimlerde ortaya çıkıp yaşama imkânı bulan bir güç değildir. tağut, bugün de müslümanın en büyük düşmanıdır. tağut, devlet sistemlerini, ahlâki değerleri ele geçirmiş ve onları müslümana zarar verecek bir hale dönüştürmüştür. kısaca tağut, müslümanı dört yanından kuşatmış bulunmakta ve müslümana hayat hakkı tanımamaktadır.

müslüman Allah'ın hükümleri doğrultusunda yaşamak, o'nun koyduğu hükümler dışında konulan bütün hükümleri reddetmek, ilâhlık taslayan bütün güçleri yok etmek için çalışmakla mükelleftir. åžu bir gerçektir ki, Allah (c.c)'a iman edenler, o'nun yolunda tağutla savaşmak zorundadırlar. çünkü tağut bir mümin için her şey demek olan imanını çiğnemek, ona hayat hakkı vermemek ve Allah'ın hükümlerini iptal edip, kendi heva ve hevesleri doğrultusunda hükümler koymak amacındadır. nitekim Allah teâlâ kur'an-ı kerã®m'de; "iman edenler Allah yolunda cihat ederler, küfredenler ise tağut yolunda savaşırlar" (en-nisa, 4/76)

resulullah (s.a.v) de tağut hakkında bir hadis-i şerifinde; "her kim (tağuta karşı) cihad etmeden ve onunla mücadele (ederek hakk'ı hakim kılma) arzusunu ruhunda duymadan ölürse, nifaktan bir şube üzerinde ölür" buyurmaktadırlar." (muhtasar sahih-i müs-lim, hafız münzirã®, hd. no: 103)

bu ayet ve hadis, bir müminin tağuta karşı takınması gereken tavrı en anlaşılır şekilde ortaya koymaktadır. bir mümin; camileri-nin ibadete açık olmasına izin veren, insanları dini inançlarında özgür bıraktığını iddia eden rejimlere karşı çok dikkatli olmak zorundadır. bugün bu rejimler, islâm dünyası için büyük bir tehlike arzetmektedirler. bu rejimlerin hepsi tağuttur. çünkü apaçık ortadadır ki Allah'ın indirdikleriyle hükmetmemektedirler. insanları kendi heva ve hevesleri doğrultusunda çıkarmış oldukları hükümlerle idare etmektedirler. Allah'ın hükümlerini, ortaçağ insanına hitab edebilen, sınırlı, bugünün gelişen ve düşünen insanının gerisinde kalmış hükümler olarak kabul etmektedirler.

bir mü'min, tağutu, yani Allah teâlâ'nın emirleri ve yasakları ile çatışan nefsini, diğer şahısları, önderleri, rejimleri ve ilkeleri red etmedikçe, hakimiyetin yalnız Allah'a ve o'nun düzeni olan islâm nizamına ait olduğunu kabullenmedikçe imanın sembolü olan tevhid kulpuna yapışamaz. Allah teâlâ bu konuda da şöyle buyurmaktadır: "dinde zorlama yoktur. hakikat, iman ile küfür apaçık meydana çıkmıştır. artık kim tağutu inkâr edip de Allah'a (o'nun kanunlarına) iman ederse, muhakkak ki kopması (mümkün) olmayan en sağlam kulpa sarılmıştır. Allah işiten ve bilendir." (bakara, 2/256)

dolayısıyla insanlar için iki yol vardır. birincisi: Allahu teâlâ (c.c)'ya iman etmek ve her türlü ilişkileri (hayatını) islâm'ın hükümlerine göre değerlendirmek; ikincisi, tağuta kalben teslim olmak (iman etmek) suretiyle hevâ ve heveslerine göre yaşamak!.. bu iki inanç ve yaşama biçiminin dışında üçüncü bir durumdan söz etmek mümkün değildir. insanlar kendi iradeleri ile, bu iki yoldan birisini tercih etmekte serbesttirler. buna "kesb" (kendi kazancı) denilir. imam taftazânã®, "insanların sevap ve mükâfat almaya, ceza ve azab görmeye esas teşkil eden ihtiyari fiilleri vardır." (taftazanã®, åžerhu'l ahaid, istanbul 1980, s. 196) diyerek, bu konuda herhangi bir zorlamanın olmayacağına işaret etmiştir.

Allahü teâlâ'nın hükümlerini bir kenara bırakarak, tağut'un huzurunda muhakeme olmak ve onun hükümlerine boyun eğmek, küfrü tercih etmek demektir. nitekim kur'an-ı kerim'de: "sana indirilen kur'an'a ve senden önce indirilen kitaplara iman ettik diye, boş iddialarda bulunanlara bakmaz mısın? onlar tagut'un huzurunda muhakeme olmak (hükümlerine boyun eğmek) istiyorlar. halbuki tağut'u inkâr etmekle (tekfir etmekle, lânetlemekle) emrolunmuşlardı" (en-nisa 4/60) buyurulmuştur. bu ayette tağut'un hükümlerine boyun eğen ve kalben razı olanların, iman iddialarının boş olduğu ifade edilmektedir. ibn-i kesir bu ayetin tefsirinde "allahü teâlâ tağut'un hükümlerine kalben teslim olanların iman iddialarını red etmektedir" diyerek, meselenin özüne işaret eder (ibn kesir, tefsir, beyrut 1969, ı, 519). tağutã® güçler; Allahu teâlâ'nın arzında, o'nun hükümlerine karşı tuğyan eden ve insanların üzerinde ilâhlık iddiasında bulunan otoritelerdir. bunlarla sürekli olarak savaşmak farzdır. bununla ilgili olarak, "iman edenler; Allah teâlâ'nın yolunda cihat ederler. küfredenler ise, tağut yolunda savaşırlar. öyle ise; şeytanın dostlarıyla (tagut güçlerle) savaşınız. åžüphesiz ki, şeytanın hilekârlığı zayıftır" (en-nisa, 4/76) buyurulmuştur. bir mümin tağutã® güçlerle savaşmanın farz olan bir ibadet olduğunu bilmek mecburiyetindedir. bu kelime-i tevhid'in tabii bir sonucudur.

Allahã» teâlâ'nın hükümlerine karşı tuğyan eden siyasi otoriteler insanları, dalaletin karanlığına doğru çekerler. hem bu dünyada, hem de ahirette işkenceye ve azaba uğramalarına sebep olurlar. islâm dininin hükümlerini inkâr eden bütün ideolojiler tağut hükmündedir. kur'an-ı kerim'de; "allah, iman edenlerin velisidir (yardımcısıdır). onları karanlıktan (kurtarıp) nura çıkarır. küfreden-lerin velisi ise tağut'tur. o da kendilerini nurdan (ayırıp) karanlıklara çıkarır. onlar (tağut ve ona tabi olanlar) cehennemin arkadaşlarıdır. onlar orada, bir daha çıkmamak üzere ebedi kalıcıdırlar" (el-bakara, 2/257) buyurulmuştur.

günümüzde Allahü teâlâ'nın indirdiği hükümleri bir kenara bırakarak, "hakimiyet kayıtsız ve şartsız insanındır" sloganına sarılan ve insanların çoğunun rızasına göre kurulduğu iddia edilen siyasã® otoriteler, iktidar haline gelmişlerdir. bu siyasi otoritelerin tağut hükmünde olduğu asla unutulmamalıdır. daha açık bir ifade ile islâm nizamının dışındaki bütün sistemler "tağuti" özellikleri taşırlar. kelime-i åžehadet getiren ve günde beş vakit ezânı dinleyen her mükellef bu mahiyeti asla unutmamalıdır. insanları tağutã® güçlere karşı cihada teşvik etmeyen ve bu uğurda gayret sarfetmeyen kimseler ne kadar ilim sahibi olursa olsunlar, kat'iyyen âdil ve müslüman değildirler. olsa olsa onlar ancak bel'âm'dırlar. dolayısıyla onların fetvaları ile amel edilemez.
devamını gör...
kuranda tağut

kurâ’anâ’da tağut

1- dinde zorlama yoktur. doğruluk sapıklıktan seçilip belli olmuştur. kim tağutâ’u inkâr edip Allahâ’a iman ederse, muhakkak ki o, kopması mümkün olmayan sağlam bir kulpa yapışmıştır. Allah hakkıyla işiten ve bilendir. [ bakara - 256 ]

2- Allah inananların dostudur. onları karanlıktan aydınlığa çıkarır. kâfirlerin dostları ise tağutâ’tur. o da onları aydınlıktan karanlıklara çıkarır. onlar ateş halkıdır. orada ebedi kalıcıdırlar. [ bakara - 257 ]

3- kendilerine kitaptan bir pay verilenleri görmedin mi? onlar cipt ve tağutâ’a inanıyorlar ve inkâr edenlere : â“bunlar iman edenlerden daha doğru yoldadır.┠diyorlar. [ nisa - 51 ]

4-åžunları görmüyor musun ki, kendilerinin, sana indirilene ve senden önce indirilene inandıklarını sanıyorlar da hakem olarak tağutâ’a başvurmak istiyorlar. oysa kendilerine onu (tağutu) inkâr etmeleri emredilmişti. åžeytanda onları iyice saptırmak istiyor. [ nisa - 60 ]

5-iman edenler Allah yolunda savaşırlar. küfredenler ise tağut yolunda savaşırlar. o halde şeytanın dostlarıyla savaşın. çünkü şeytanın hilesi zayıftır. [ nisa - 76 ]

6-de ki; Allah katında yeri bundan daha kötü olanı size haber vereyim mi? Allah kimlere lanet etmiş ve gazap etmiş, kimlerden maymunlar, domuzlar ve tağutâ’a ibadet edenler yapmışsa, işte onların yeri daha kötüdür ve onlar düz yoldan daha çok sapmışlardır. [ maide - 60 ]

7-andolsun biz her kavme: Allahâ’a kulluk edin, tağutâ’tan kaçının diye elçi göndermişizdir. onlardan kimine Allah hidayet etti ve kimine de sapıklık hak oldu. yeryüzünde gezinin de bakın, yalanlayanların sonu nasıl olmuş. [ nahl - 36 ]

8-tağutâ’a kulluk etmekten sakınan ve Allahâ’a yönelenlere müjde var. müjdele kullarımı. onlar ki sözü dinlerler ve onun en güzeline uyarlar. işte onlar Allahâ’ın kendilerini doğru yola ilettiği kimselerdir ve onlar akl-ı selim sahipleridir. [ zümer - 17,18 ]
devamını gör...
Allah'a ve dinine muğayir düzen kuran, kurduğu düzeni işletmek için zulmeden, zulmettiği insanlar ile Allah arasına setler çeken kişi,parti,dernek,banka,devlet,düzen vb. tuğyan içinde olan kimse.
devamını gör...
tâğã»t, sözlük anlamıyla sınırı aşan demektir. kuranda kullanıldığı şekliyle kelime; şeytan, nefis, putlar, sihirbazlar gibi çeşitli şekillerde yorumlanmıştır. kısaca insanları azdıran, saptıran şeylerin hepsini ifade eder.
devamını gör...
putun diğer bir şekli olabilir. örneğin Allah'ın yerine kendisini koymayı çalışan tağuttur. tapılmayı isteyen tağuttur.
devamını gör...
80'li yılların moda kelimesi. bağrında nice şifreleri barındırmıştır. ali şeriati gibi, islamı alternatif ideolojik düzlem olarak algılayanların güncel anlamlar yüklediği kelimedir.
devamını gör...
1990ların başı. hepsi şu an müteahhit ve ak parti milletvekili olan bir grup islamcı genç fakülte önünde eylem yapmaktadırlar. sert tonda kaleme alınan metin gayet erkeksi bir sesle okunduktan sonra slogan atılmaya başlanır. o dönemin gözde sloganı gırtlak patlatılırcasına haykırılır. o slogan, kahrolsun tağutlar'dır. o sırada, eylemi gayet ilgiyle ve takdirle izleyen ihtiyar bir hanımnine gençlerden birine yaklaşıp şöyle der: ah be yavrum ne güzel müslüman müslüman gelmişsiniz bir araya. iyi ama tavuklardan ne istiyorsunuz. var be. ne günlerdi.
devamını gör...
sahabeyi kiramın çocuklarına ilk öğrettiği kelimelerden biri:"amentü billah ve kefertü bi't-tağut"tur.(allah'a iman ettim tağutu red ve inkar ettim sözüdür.)
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar