taha akyol

Allah'ım tez elden akıl fikir verir inşaallah dememe sebep liberal fetişist yazar.

--- alıntı ---
Şimdi tarih boyunca bütün dinler göçebelerin dini olmuştur, şehirli esnafın, bürokratların, saray halkının dini olmuştur, Hıristiyanlık 17'nci yüzyıldan itibaren burjuvaların dini olmaya başlamıştır, İslamiyet de Türkiye'de burjuvaların dini olmaya başlamıştır, büyük değişim budur, o şık- ah evladım ne güzel de yakışmış dediğiniz sevimli türbanlı kız var ya işte bunun simgesi bu. Türban, ihticanın değil, bu yüzden modernleşmenin simgesidir. Defile yapıyor, şık giyinmeye özen gösteriyor, okuyor, keman çalıyor(Başbakanın türbanlı kızı), güzel sanatlar akademisine gidiyorlar. Türkiye'nin İslam tarihinde yaşadığı gelişim bu. Ya da Türkiye'nin devlet olarak değil, toplum olarak başarmakta olduğu değişim bu. İslam artık burjuvaların dini haline geliyor, köylülerin, arkasından bir süre varoşların, tarih boyunca da bürokratların dini olan İslam şimdi Burjuvaların dini haline geliyor. Bu daha yaratıcı, daha entelektüel değeri yüksek, daha estetik hassasiyeti olan İslam demektir. “Siyasal İslam'ın İflası” Olivier Roy, İslam kasvetli bir dindir diyor, Hayrettin Karaman ise “İslama göre düğünün meseleleri “adlı kitabında düğünü anlatıyor. Diyor ki:”Günümüzde düğün artık bir eğlence olmaktan çıkarıldı, yasinlerin, fatihaların okutulduğu bir matem haline getirildi” Dikkat ederseniz muhafazakar ailelerin düğünleri de çok eğlenceli olmaya başladı, 5 yıldızlı otellerde düğün yapıyorlar. Bazıları bunları yozlaşma olarak görüyorlar ben bunları gelişme olarak görüyorum.

“ANADOLU’DAKİ EN BÜYÜK DEVRİM, PİYASA EKONOMİSİNİN ANADOLU’YA GİRMESİDİR”

İslam'ın burjuva dönemi belki de Tayyip Erdoğan ile başladı

Bunu Özal başlattı. Çünkü Özal'ın başlattığı piyasa ekonomisi Anadolu'yu köylülükten ve ortaçağ tipi esnaflıktan iş adamlığına yöneltti, Anadolu'daki en büyük devrim, piyasa ekonomisinin Anadolu'ya girmesidir. Bülent Ecevit'in, ‘Atatürk ve devrimcilik’kitabında kadınlar tek başlarına sokağa çıkamadıklarını anlatıyor, alışveriş yerlerine gidiyorsunuz, çok şık giyimli türbanlı kızları, kadınları görüyorsunuz, çok mutluluk duyuyorum ben Türkiye'deki burjuvalaşma olayında.
--- alıntı ---


http://www.ajans5.com/haber...


devamını gör...
demiş ki;
--- alıntı ---
DAĞDAN inenler, ellerinde silahla, sırtlarında üniformayla geldiler! Örgüt tarafından “elçi” olarak gönderildiklerini söylediler.
Ve yargı onları serbest bıraktı.
Baykal “Artık PKK’lı olmak suç değil” diye tepki gösterirken haklı değil mi?
Öbür tarafta, eline silah almamış 7 genç “dağa çıkmaya hazırlanan örgüt üyeleri” olarak İstanbul’da tutuklandı.
Bu nasıl adalet?! Silahlıyı bırak, silahsızı tutukla!
İstanbul Barosu da diyor ki:
“Salt duvara yazı yazdığı için yıllarca yargılanıp cezaevlerinde tutulan çocuklar gerçeği karşımızda duruyorken, pişman olduklarını beyan etmedikleri halde bu kişilerin TCK’nın 221. maddesinden yararlandırılıp serbest bırakılmaları hukuk devleti ve adil yargılanma ilkeleriyle bağdaştırılamaz”
Haklı değil mi?
Hüküm vermeden önce hukuka bir bakalım.

‘Etkin pişmanlık’
Evvela şunu belirteyim. 2004 yılında TCK Meclis’te görüşülürken “etkin pişmanlık” konusunu düzenleyen 221. maddeye hiç kimse, hiçbir hukuk kuruluşu itiraz etmemişti.
Bütün ceza kanunlarında böyle maddeler vardır.
Bu maddeye göre, başka suç işlememiş bir örgüt üyesi, “gönüllü olarak örgütten ayrıldığını ilgili makamlara bildirirse hakkında ceza hükmolunmaz.”
Hukuken ‘pişmanım’ demesi bile gerekmez!
Duvara yazı yazan bir militan veya üniversitede PKK’yı örgütlemeye çalışan bir kimse polis tarafından yakalanmış ise, bu maddeden istifade edemez, çünkü “gönüllü olarak” teslim olmamıştır, “yakalanmışâ€tır!
İstanbul Barosu’nun yaptığı mukayese ve Baykal’ın sözleri hukuki değil, siyasidir.
“Yakalanan” bir örgüt üyesi, ancak “örgütün dağılmasını veya mensuplarının yakalanmasını” sağlayacak bilgiler verirse cezadan kurtulur.
Habur’da dağdan inenler hakkındaki yargı dosyasında gözüken, bunların “yakalanmışâ€ olmayıp “gönüllü” olarak geldikleridir. Hâkimin bakacağı husus budur ve serbest bırakılmaları 221. maddeye uygundur.
Ancak bunların kendilerini “örgütün barış elçisi” diye göstermeleri, hukuken “örgüt üyesi” sayılmalarını gerektirecek eylemler yapmaları, yeniden tutuklanmalarına yol açabilir; bu ayrı bir konudur.
Hukuk üzerinde laf ederken hukuk diliyle konuşmak gerekir.

‘Sil baştan’
Öte yandan, Habur’da teslim olanları sorgulayıp hukuki işlemi yapmak üzere Silopi’de “çadır mahkemesi” kurulması yanlış olmuştur. Elbette güvenlik endişesini anlıyorum; teslim olan teröristleri tutukevi arabalarına bindirip, kalabalıkların içinden şehirdeki adliye binasına götürmek tam da PKK’nın istediği bir kışkırtma olurdu!
Bundan böyle gelecek olan PKK’lılar, gerektiğinde helikopterle alınıp, güvenli olduğu önceden belirlenen sakin bir ilçedeki adliye binasında sorgulanabilir.
PKK ve partisi DTP’nin “açılım” konusunda iyi niyetli olmadığı açıktır. Her “gelişâ€i “siyasi ajitasyon”a dönüştürüyorlar.
Avrupa’dan gelecek olanlar için aynı “ajitasyon”u İstanbul’da da yapacaklarını açıkladılar!
İçişleri Bakanı ve İstanbul Valiliği buna izin verilmeyeceğini açıkladı. Evet, izin verilmemelidir!
PKK ve DTP kitleler arasındaki duygusal ayrışmayı büsbütün tahrik ederek çatışmayı körüklüyor. Uyguladıkları strateji barışın değil, kitleleri tahrik etmenin stratejisidir.
Ateşle oynuyorlar!
Evet, böyle giderse, hiçbir demokratik hükümet bunu taşıyamaz, “sil baştan olur” ve geçen çeyrek asrı bir daha yaşarız, yazık olur! Herkes aklını başına almalıdır.
--- alıntı ---
bravo.
devamını gör...
neşe düzel e verdiği röportajın bugün ki kısmında çok cesur söylemlere imza atmıştır. işte bir kısmı:

atatürk dini, milli mücadele yıllarında siyeseten kullandı. ' kanuni esasimiz kuran' dır..allah' ın emirlerine uymadığımız için geri kaldık' dedi.

meclis' i öyle bir islami gösterişle açtı ki, atatürk' e göre çok muhafazakar olan karabekir 'bu kadarı fazla' dedi. bunu, ahaliyi kazanmak için yaptı.

milli mücadele' den sonra ise laiklik yolunda ilerledi. 'biz gökten indiği zannedilen kitaplara göre değil, hayatın gerçeğine göre politika yapıyoruz ' dedi.

*
devamını gör...
kırk yıldır sağ sol arası fitne fesat ve münafıklık faaliyetlerini başarıyla yürüten kripto amerikan...namaz kıldığını söyleyip ona itimat eden mallar da var.peygamberin mescidinde de düzenli cemaate gelen münafıklar vardı.
devamını gör...
kendisi değişim güzeldir ve iyidir diyen lakin ama hala daha köşe çemkirmelerine devam eden birisidir...zatı şahanelerindeki kadim erbakan düşmanlığı son gündemde epey ortaya çıkmıştır ha zaten kendisi orta malıdır.yani tayyip erdoğan'ın ya da numan kurtulmuş'un erbakan'ı büyük olarak görmesi vesayet oluyor ama tayyip erdoğan menderes ve özal'a atıfta bulunduğunda o vesayet http://olmuyor.ne menem bir şeydir bu vesayet? adamdan adama göre değişir mi ne?

ayrıca ona buradan tavsiyemdir.madem yaşı gelen bir kenara çekilmesi gerekiyor sen de bir kenara çekil de yeni muhafazakar demokrat havari oğlun senin yerine çemkirmeye başlasın.üstelik bunu eğitimini bile almış amerikalarda.

yıkıl şimdi beyni büzülmüş ve sulanmış fitne odağı.

edit:moderasyon ayıp oluyor.yukarıda inançlara hakaret varmış.gösterin bana ve sözlük ahalisine. kullanılan kelimeler özenle seçilmiştir .
devamını gör...
alıntıdaki yazısının alt metinlerinde müslüman idarecilerin yaşamlarına ve serencamlarına dair ciddi ipuçlarını bulabileceğiniz ikiyüzlülük sembolü karanlık sağcı köşe azarı...

--- alıntı ---
tatilden pazar günü döndük ve eşim Tülin’le birlikte akşam Dışişleri Bakanı ahmet davutoğlu’nun kızı meymune’nin düğününe katıldık. Nemli, boğucu şehir havasından uzak, Hatice Sultan korusunda ferah bir akşam...
Sare ve Ahmet Davutoğlu ile Ayşenur ve Dursun Topçu misafirleri karşılıyor.
Düğüne muhafazakâr bir ‘iklim’ hâkim. Fakat bir ‘taşra’ düğünü değil, muhafazakâr bir ‘burjuvazi’ düğünü.
Ben ‘burjuvazi’yi olumlu anlamda kullanırım daima.
Hem Türk müziği, hem Batı müziği çalıyor... Masa düzeni, sandalyeler, örtüler, çiçekler, ışıklar birinci sınıf... Hanımlar tesettürlü veya başı açık, şık ve zarif. Erkekler bakımlı...
Düğün çok kalabalık fakat ‘curcuna’ yok, tertip, düzen gayet iyi.

modern müslüman
Masamızı kolayca bulduk. Turgut Özal’ın bakanlarından Vehbi Dinçerler ve eşi bizden önce gelmiş.
Vehbi Dinçerler’le özal’ın başlattığı değişimi konuşuyoruz. Söz “modern müslüman” kavramına geliyor, tam o sırada bu kavramın sahibi fıkıh profesörü Hayrettin Karaman’ı görüyorum; “Hocam tam lafın üstüne geldiniz” diyorum.
Davetliler arasında Diyanet İşleri Başkanı Prof. Ali Bardakoğlu ve eşi de var. Düğüne dini değil sivil kıyafetle gelmiş, yanına gidip saygılarımı sundum.
Düğünde içki servisi yok; bunu da normal buluyorum; çünkü düğün özel bir etkinliktir. Gerek Davutoğlu’nun gerek hükümet görevlilerinin bütün resmi etkinliklerinde içki servisi yapılmaktadır.

Referandum ve CHP
Vehbi Dinçerler’le ‘referandum’ sohbeti yapıyoruz. Diyor ki:
- Ben aktif ‘evet’çiyim. Fakat bu defa durum yüzde 67 evet çıkan 2007 Referandumu gibi değil. Yüzde 55 evet çıkarsa çok büyük başarı olur. Ben yüzde 51’e de razıyım.
Dinçerler’e göre, referandum sürecinde tartışmaların konusu yargı olursa ‘evet’ler artar. Hükümet hakkında güvenoyu gibi algılanırsa, herkes kendi partisine bakacağı için ‘hayır’lar artar.
Dinçerler, Kılıçdaroğlu ile CHP oylarının yüzde 28’e çıkabileceği görüşünde. Ben de “Bu havayı sürdürebilirse yüzde 30’u bile bulabilir” diyorum.

Gül ve YÖK reformu
Cumhurbaşkanı Gül’le masamızın önünden geçerken karşılaşıyoruz. Sözü YÖK’e getiriyorum. “Sistem yanlış, Cumhurbaşkanı karışmamalı” diyor:
- Yanlış ama Anayasa emri, tabii atamaları yapıyorum. YÖK’ün görüşlerini de dikkate alıyorum çünkü Cumhurbaşkanlığı’nın bu konuda YÖK’ten başka uzman kuruluşu yok...
Gül, baştan beri rektör seçimlerinde Cumhurbaşkanı’na verilen rolü ve YÖK’ün merkeziyetçi yapısını yanlış bulduğunu anlatıyor, YÖK reformu için referans olabilecek bir araştırmayı hatırlatıyor:
- 2005 yılında YÖK’ün hazırladığı ‘Strateji Raporu’ çok iyi bir çalışma. Aslında bu yönde bir YÖK reformu lazım ama başka sorunlar ağır basıyor, YÖK sistemi otuz yıldır sürüyor.
2005 Strateji Raporu’nun Erdoğan Teziç döneminde uluslararası akademik sempozyum verilerine göre hazırlandığını, gerçekten çok iyi bir çalışma olduğunu belirtmeliyim.

Kurtulmuşâ€™a ilgi
Düğünde SP lideri Numan Kurtulmuş ve eşi Sevgi Kurtulmuşâ€™la da masamızın önünden geçerken karşılaştık. Şahsiyetli duruşundan dolayı kendisini kutladım.
Sevgi Kurtulmuş iktisat doçenti iken 28 Şubat’ta üniversiteden atılmış bir bilim kadınıdır.
Sohbet ettik. Numan Bey her zamanki gibi hem şahsiyetli hem mütevazı...
Erbakan’ın çocuklarının laflarını sordum, o konuda konuşmuyor, o düzeye inmek istemiyor.
Başarılar diledim...
Kurtulmuşâ€™a Cumhurbaşkanı Gül de ilgi gösterdi.
Düğün kalabalığında Numan Kurtulmuşâ€™a çok belirgin bir sempati var, birçok kimse yanına gitti, kucakladı, sohbet etti.

Gelin profesör olacak
Nikâh töreninden sonra gelin Meymune ve damat Talha masaları dolaşıyor. Birbirine yakışan, güler yüzlü, sevimli iki genç.
Davutoğlu’nun büyük kızı Safure, Boğaziçi’nde doktora yapıyor, babası gibi profesör olacak. Boğaziçi mezunu olan Meymune’ye ne yapacağını soruyorum, onun da niyeti akademik kariyer:
- Amerika’ya gideceğiz, orada akademik kariyer için başvuracağım...
Çiftleri kutlayıp mutluluklar dileyerek düğünden ayrılıyoruz.
--- alıntı ---


http://www.haber5.com/dugun...
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar