tahtaya vurmak

Allah korusun denip 3 kere gerçekleştirilen eylemdir. duyulmuş bir olayın başa gelmesini savuşturmak için yapılır. en çok bilinen batıl inançtır. birine nazar değmemesi için de tütütü maşallah deyip vurulduğu sıkça görülür ama özü eskiden çok eskiden meşe ağacının büyüklüğü , görkemli yapısı yüzünden bir güce sahip olduğuna inanılmasıyla alakalıdır. yerliler yardıma ihtiyacı olduklarında bu yönteme başvururlarmış.
devamını gör...
gerçekleşmesi istenilmeyen bir hadise dillendirildiğinde üç kere tahtaya vurulması, ses çıkartmak suretiyle kötü ruhların bu istenilmeyen hadiseyi duymalarını engellemek amaçlıdır. çünkü bu hadiseyi duyan kötü ruhlar, size musallat olup o hadiseyi başınıza getirtmek için çabalarlar. bu, eski türk şaman geleneğidir. aklıma gelen başıma geldi veya bir şeyi kırk kere söylersen olur deyimleri de yine bununla alakalıdır. eski türkler, aklınıza gelen kötü şeylerin başınıza gelme sebebi olarak kötü ruhları görürler.
devamını gör...
kökü pagan inançlarından gelen bir eylemdir.

"bitkilerin bize ruhsal mutluluk veren renk, koku ve güzelliklerinin yanında, gizemli özellikleri de var elbette. morötesi ve kızılötesi ışınları seçip duyamadığımız frekansta sesleri duymak, yıldızlar ve ayın hareketlerinden etkilenmek, acıyı algılamak gibi. kök dokularındaki sinirsel merkezle yaşar, dinlenir, uyuyup uyanırlar, duygusal iletişim kurabildikleri de düşünülür. şüphesiz ki hücresel düzeyde bir ana algılama tüm canlılar arasında paylaşılmaktadır. mistikleri deva inancına göre insan ve hayvanların ruhları varsa, elbette bitkilerin de vardır. buna da çiçeğin deva’sı denir. deva, sanskritçede ışık varlık anlamındadır. bu inanışa göre doğanın işleyiş planı gereği vazifelendirilmiş yüksek varlıklar bulunmaktadır. her şeyin birbiriyle irtibatlı ve düzende yürümesi için doğa ruhları görevlidir. keltler, şamanlar, kızılderililer, slavlar gibi daha birçok eski topluluklarda da bu güçlerle bağlantı kurabilme, ulu ağaçlarla düşünsel iletişim sağlama, onların şikayetlerini dinleme ve önerilerine kulak verme gizemli bir öğreti olarak ele alınıp uygulanmıştır. bu inancı benimseyenler doğanın işittiğini düşünüyorlardı. kuzey amerika yerlilerinin, ege’deki helen uygarlığının ve keltlerin mistik ağacı meşe idi. meşe ağacına çok sık yıldırım düştüğünü gözlemleyen insanların büyük kısmı tanrılarından birinin yıldırımla yere inerek meşe ağacında oturduğu kanısına varmışlardır. helenler ise meşenin yıldırım tanrısı olduğuna inandılar; bu ağacın gövdesine vurarak şanssızlıklarına karşı tanrıları ile iletişime geçebildiklerini düşündüler. günümüzdeki toplumların çoğunda yaygın olan ve üç kez tahtaya vurarak korunmayı sağlama amacını güden batıl inancın kaynağının kökleri onlardan kalmadır. eski toplumların çoğunda ağaç kültü önemli bir yere sahipti. göktürklerde, yakut ve uygur türklerinde kayın ağacı ve karaçam kutsaldı. her şamanın özel bir ağacı bulunurdu ve şaman ile ağacı arasında gizli bir bağ kurulmuştu. uygurların türeyiş efsanesinde ise kayın ağacının ortasından çıkan beş güzel çocuğun en küçüğü böğü tekin, uygur hanı olmuştu. kırım türklerinde çınar, anadolu’da ladin, köknar, yörüklerde karadut ağaçları kutsaldı. batı sibirya kavimlerinde de kutsal ağaç sedirdir. mısırlıların mistik ağacı incir, almanların ise dişbudak idi. zeytin ise elbette hep özeldir ve her zaman yeşilliğini koruyarak 500 yıldan fazla yaşayabilir. en uzun ömürlü ağaç 4900 yaşam sürdürebilen diken kozalaklı çam ağacı türüdür."
devamını gör...
aklımıza kötü bir şey geldiğinde ya da bu kötü şeyi dile getirdikten sonra tahtaya vurmamız bir savunma mekanizması olsa gerek. sanki yapılan davranıştan pişman olunmuş da onarılmaya çalışıyormuş izlenimi veriyor ve sadeceyi bireyi rahatlatıyor.*
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar