tanrı'yı insan mı yarattı

tanrı'ya ait insan algısının bir sorusu.

evreni insan yaratmadığı gibi tanrı'yı da insan yaratmadı. ama evrene ait algıyı insan yarattı. evreni de tanrı yarattı. insan da tanrı'nın yarattığı evrene nazar ederek tanrı hakkında bir idrak oluşturdu zira tanrı algısı sadece o'nun yarattığı evren hakkında bir fikir yürüterek oluşturulabilecek bir algı. ibni tufeyl'in hay bin yekzan romanında * vahiyle hiç muhatap olmamış insanın evren algısıyla nasıl tanrı'ya ulaştığı çok detaylı bir şekilde yer yer yunani felsefeden alıntı yaparak anlatılır.
devamını gör...
tersinden bir okuma yaparak bunu söylemenin çok da zor olmayacağını savunanların olduğunu yazmak gerekli. doğayı insanın hükmünden çıkarıp mekanikleştiren 19. yy düşünürleri ve filozofları, birazda mitik tarihin argümanlarıyla bunu söylerler. onlar için bunun açıklaması çok kolay ve basittir.

insanlar yıldırımlardan korktukları için zeus'u, ateşten korktukları için ares'i, okyanustan korktukları için poseidonu tanrı olarak görmüşlerdir. kötü bir şey yaptıklarında zeus'u, aresi veya poseidonu kızdırıp, ceza olarak, yıldırımları, alevleri veya taşan okyanus sularını görmüşlerdir. bu örnek yunan mitlerinden yola çıkarak verilebilir.

daha başka örneklerde verilebilir, mesela hint coğrafyasında, fillerin gücünden korkup fili tanrı bellemiş olabilirler. bunu upanişatlardan veya vedalardaki mitik anlatıdan ortaya çıkarmak mümkündür.

bu tür söylemleri temellendirmek zor değildir. ancak bütün bu bilimin ve düşünce insanlarının en nihayetinde insanın var oluşu hakkındaki yorumlarının mesnetsizliğini de gidermez. onlar boşlukta hiç bir şey yoktu sadece toz bulutu vardı derken, boşluğun içinde bir şey varsa nasıl boşluk oluyor sorusuna veya bir cansız maddeden hiç biolojik bir kalıntının olmadığı bu cansızlıktan nasıl dünya gibi canlılığın yoğun olduğu dönüşüme geçtiklerini açıklayamadıkları gibi...
devamını gör...
insanın tanrıya inanmasının nedenleri arasında doğa karşısındaki güçsüzlüğü, ölüm sonrasında yaşayacağı bilinmezliklerin giderilmesini istemesi, dünyadaki adaletsizliğin son bulacağı düşüncesi gayet tabii bir şekilde bulunur. lakin tanrının varlığı ve yokluğu bütün bunlardan bağımsız olarak da ele alınabilir. dünyada yaptığı iyiliklerin sonucunda ödüllendirileceğini düşünürek inanmak da her zaman çıkarcı bir taraf söz konusudur. çünkü bu şekilde bir inançta, tanrının yokluğu söz konusu bile edilmek istenmez. eğer tanrı yoksa, iyilik yapmanın ya da hiçliğe düşmemenin bir anlamı olmaz bu kişiler için. bu yüzden tanrının varlığının araştırılmasını söz konusu dahi etmezler.

diğer taraftan, islami kaynaklara göre tanrı bilinmek istemiş, insana eşref-i mahlukat sıfatını vermiş ve ilk emri "oku"olmuştur. gelişimine diğer canlılar gibi büyük sınırlar konulmayan insan bugün gezegenler arası seyahati konuşmakta, evrenin her köşesini keşfetme isteği ve bilgi arzusuyla yanıp tutuşmaktadır. kaos ve düzenin çatışmasını, evrendeki yasaları ancak insan idrak edebilir. bu nedenle tanrının en büyük eseri, onu araştırmak ve bilmekte kendini sınırlamamalı, her an evren ile, doğa ile ve diğer yaratılış unsurları ile bağlantı içinde olmalıdır.

hülasa insanın tanrıyı yarattığı fikrine karşı durmak istiyorsak bu fikri yine bilimle, felsefeyle çürütebilmemiz gerekir. ibn rüşd'ün de değindiği gibi akılla ulaşılamayan bilginin inandırıcılığı düşüktür. kişi bu hususta objektif düşünür ve sorgularsa, inanca davet ederken de nazik, baskılıyacı olmaktan uzak, açık görüşlü bir tavır sergiler. anlayışlı olur. bunun aksi davranışlar ise bugüne kadar hep ters tepmiştir vesselam.
devamını gör...
yaptıklarını tanrı edinen insanların aklına gelebilecek soru. hakiki imanı elde eden müslüman bu soruyu aklından bile geçirmez. çünkü bilir ki yaratıcı kendinden çok üstün olmalıdır ve yaratılmamış olmalıdır. kuran-ı kerim'deki en kısa sure ihlas suresini okumak ve anlamak bu sorunun cevabını şüpheye yer bırakmadan verir.
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar