tasavvuf

islami ilimlerin tedvini veya sınıflandırılmaya başlandığı dönemlerde müslüman'ın en temel kavlã®, kalbã® ve hâlã® aksiyonu olan zühd'ün, yöntemini, söylemini ve pratiğini kendine konu edinmiş bir dal.. ney'in dalı? åžüphesiz ki islam ağacının bir dalı. fakã®hâ­ler, fıkhã® hükümleri kitaplaştırmış, haâ­disçiler sünnetin hıfz ve tesbitini sağlamış, kelâmcılar akâid meselelerini dizgeleştirmiş, tefsirciler kur'ân ve kur'ân ilimlerin telifini sağlamış ve aynı dönemlerde bütün bu faaliyetlerle zaman ve mekan ve üstelik de yöntem paralelinde tasavvuf ilmi ortaya çıkmıştır.

fıkıhçılar, hadisçiler, tefsirciler vs.. başlangıç itibariyle tâ rasulullah devrine dayanan bir kısım usullere ve kaidelere göre kuran ve sünnet'e müracaat ederek, kendi sahalarında önemli eserler ortaya koydukları gibi, mutasavvıflar da yine kitap ve sünnet'e başvurarak, bu ana kaynaklardan riyâzât, mücahede, murâkabe, hâl ve makamla alâkalı içtihadlar ortaya koymuşlardır.

diğer ilimlerin din'in zahirini tasavvufun ise batınını işlemesi veya birinin şeriatı diğerinin hakikati temsil etmesi gibi yapay ve yanlış bir ayrım çok zaman diğer ilimlerin sahiplerini tasavvufa karşı konumlandırabilmiş, kendini mutasavvıf zanneden, kendine derviş görüntüsü veren sahte zâhidlerin fantezileri ve sapkınlıkları ise temsil ettiğini zannedene değil temsil edilene atfedilmiş, böylece ifrat ve tefrite düşülmekten kurtulamamışızdır. tasavvufu antik yunan'a, hintliye, antik mısır'a havale etmek de "kur'ân sıratı zerdüştlerden, orucu yahudilerden, el kesmeyi babillilerden almıştır" mantığıyla aynı..

ancak, zaman tarikat zamanı değildir, tasavvufun eski dönemlerdeki katı veya münzevi uygulanırlığını bu zamanın hükmü neshetmiştir, orası ayrı.
devamını gör...
kâl ilmi değil hâl ilmidir.

(yani konuşmayla yazmayla söylemeyle anlatmayla anlaşılacak olacak bir iş değildir. hatta ben buna sözlükte yazmayı okumayı da dahil edeyim. hâl ilmidir. yani yaşamak lazımdır. hissetmek lazımdır. onunla hallenmek lazımdır. o zaman anlaşılırdır, tasavvuf.)
devamını gör...
islam inanışındaki yeri birçok şüpheye neden olmuş yaşama biçimidir. özellikle bilgiye ulaşmadaki usül farklılığı, akıl ve nakil ehli tarafından ağır eleştirilere tabi tutulmuştur ki birçok açıdan bu eleştirilerin haklı olduğunu görebiliriz. "bireysel" bir tecrübe olması nedeniyle her mutasavvıf tasavvufu kendince tarif etmiştir. bu nedenle ortak bir tarifinin olduğunu söyleyemeyiz.
ayrıca şeyh mürid ilişkileri, kitab'a ve hadislere ters düşen aforizmalara sahip olması bu yaşam biçimini zora sokuyor gözümüzde.
devamını gör...
yıkıcıların asla içine sızmaması gereken yaşama biçimi. maalesef yapıcılar, yıkıcıların oyununa zaman zaman gelmekte ve tasavvuf kavramının içi boşaltılmaya çalışılmaktadır. daha özenli ve dikkatli olunması gerekir bu konuda.
devamını gör...
şeyh efendi bir gün bir imtihan yapmaya karar verir. çantasından ufak ufak kesilmiş kağıtlar ve aynı sayıda kalemi çıkartıp derişlerine dağıtır. ve mübarek dudaklarından şu sözler dökülür;

- şimdi herkes elindeki kağıtlara tasavvuftan beklentilerini yazsın.

herkes nasibince ve meşrebince birşeyler yazar kağıtlara, kimisi cennet, kimisi aşk isterken kimisi de ufacık kağıtlara uzunca cümleler sığdırmaya çalışmaktır. zaman dolunca şeyh efendi kağıtları teker teker okur ve doğru cevabı kimsenin veremediğini görür. aslında doğru cevabı kimsenin veremeyeceğini zaten bilmektedir ama bugünkü dersin konusu budur. doğru cevaba en çok yaklaşan "hiç" yazmıştır. şeyh efendi kafasını kaldırıp "hiç" yazana şöyle bir bakar ve eh manasına kafasını sallar. doğru cevap nedir peki? ya da bir doğru cevap var mıdır? şeyh efendi açıklar; doğru cevap birşey beklememektir, dervişlerin aslında yapması gereken birşey yazmadan kağıdı ve kalemi şeyh efendiye geri vermektir.

(bkz: based on a true story)
devamını gör...
tasavvuf iki kelimeyle anlatılabilecek bir kavram değil . marifetname'de ibrahim hakkı hazretleri en alt mertebesinden en üst noktasına kadar tasavvuf olgusunu ve tasavvuf ehlinin yaşantısını anlatır .merak edenler okusunlar .
devamını gör...
tohumu adem zamanında atılmış, filizleri nuh zamanında oluşmuş ve ibrahim zamanında çiçek açmıştır. üzümleri musa zamanında yetişmiş ve isa zamanında olgunlaşmış ve muhammed zamanında ise saf bir şarap haline gelmiştir. (bkz: beyazıd-ı bistami)

edit: "deyin ki: "biz Allah'a, bize indirilene (kur'an'a), ibrahim, ismail, ishak, yakub ve yakuboğullarına indirilene, mã»sâ ve isa'ya verilen (tevrat ve incil) ile bütün diğer peygamberlere rab'lerinden verilene iman ettik. onlardan hiçbirini diğerinden ayırt etmeyiz ve biz ona teslim olmuş kimseleriz.(bakara-136)"
devamını gör...
kalbin huzurunu gösteren bir aracıdır tasavvuf. biz nasıl havayı görmüyorsak ve bilim aslında havada birşeylerin olduğunu söylüyorsa; tasavvuf da görmeyip yok dediklerimizi bize göstermeye çalışır.
devamını gör...
günümüzde mihverini kaybetmiş zaten başlangıç noktasında da mihverini kaybedeceği çok belli olan, temeli yüzyıllar öncesine dayanan islami yaklaşım biçimi. burada islami kelimesini mecburen kullandığımızı bildirmek isteriz. daha çok uzakdoğu mistisizmi ile karışık insanları uyuşuk varlıklara çeviren, karl marx'ın ters açıdan bakarakta olsa doğru bir şekilde tarif ettiği dini anlayış, marx'ın ifadesiyle "afyon"...

ben tamaen kişisel tercih olduğu ve kişilerin kendi başlarına ne halt ederse edebilecekleri fakat bunu örgütlenmeye götürdükleri zaman işin suyunun çıkacağına inandığım usulen yanlış gidiş.

vusülsüzlüğümüz usulsüzlüğümüzdendir, dedirten akımların genel adı...

isteyen atom çekirdeği ve samanyolunun dönüşünden etkilenerek kendi etrafında dönebilir ve bunu bir zikir olarak kabul edebilir. hatta samimi ise Allahta bunu bir ibadet olarak kabul edebilir. fakat bunu örgütlü bir yaşam biçimine çevirirseniz olayın ruhbanlık boyutuna hideceği açıktır. abdulkadir geylani dünyadaki her müridine yardım edeceğini tahhüd ediyor. eğer samimi bir mülsümansa benim, abdulkadir geylaninin böyle birşey söylediğine inanmam mümkün değildir. zaten kendini savunacak durumda olmadığı için abdulkadir geylaniyi değil onun takipçilerini eleştiriyorum.

devamını gör...
tasavvuf saflaşmaktır yani Allah sevgisi dışındaki bütün herşeyi kalpten atmaktır. tasavvufun temeli tabiki şeriata dayanır. tasavvuf ve şeriat birbirinden bağımsız düşünülemez şeriat temeldir tasavvuf onun üzerine bina edilir şeriat temeli olmayıpta tasavvuf binası yapmaya çalışanların yaptıkları şey mutlaka birgün başlarına yıkılır. bazı kötü örneklerden yola çıkarak tasavvufun hepsini inkar edenler veya islamdan başka birşey olduğunu idda edenler acaba sahte para görünce bütün paraları inkar ediyolarmı veya birkaç sahte doktor var diye bütün doktorkarı inkar ediyolarmı. buradaki ölçü tasavvuf ehli insan tasavvuf ehli olmayanları imani açıdan eksik göremez tasavvuf ehli olmayanlarda tasavvuftakileri küçümseyemez onlara farklı gözle bakamaz
devamını gör...
sahaflar'a beyazıt meydandan girince sol köşede sahaf muzaffer ozak yazan dükkanın kapısından gelen güzel gül kokusu. kapıdan bir bak tasavvuf nedemek o vakit anla...
devamını gör...
bir adamın iki çocuğu olsun, biri halter çalışsın diğeri normal hayatını sürdürsün. sonunda halter çalışan 250 kilo kaldırır, diğer kardeş 50 kiloyu zor kaldırır. demişti bir sohbetinde (bkz: mustafa kara).
şehvette 250
makamda 250
malda ve parada 250
kilo kaldıracak adamı yetiştirmektir.
devamını gör...
tevhid ve marifet nuru ile kalbin temizlenmesidir. ayrıca hulasa-tut- tasavvuf isimli eserin sahibi muhammed fevzi bin şerif-il batã»mã® hazretleri tasavvuf kelimesinin herbir harfi'nin ayrı manalara delalet ettiğini ifade etmektedir. bunlar "tâ: tevbe'ye sâd:kalbin safâ'sına yani temizliğine vâv:velayet'e fâ: fenâ fillah'a."dır.
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar