tekasür

bir ali emre şiiri.

--- alıntı ---

kötü ve yorgunlar.
adına sığmayan kentlerin geçimsiz kalkanına sinerek yaşıyorlar. çoklar.
çoklukla övünüyorlar.
kırışık buruşuk her şeyleri.

sözlükleri hep yanılgıya sarkan zengin falcıların, özenle yontulmuş totemlerin, kara tahtaların, elleri ütüsüz sahafların, bankerlerin arasındalar.
albümlerde arama yapıyor, tevatür zar ve takım tutuyor, yalnızlıklarını sivilceli sınıf başkanlarına, yurtlardan kovulmuş çiçekçi kızlara bırakıyorlar.

kavakların gölgesinde yahut reklâmların eşliğinde, sevinçle intiharlar deneyen kadınları var.
ki yalnızca tırnaklarını ve konuşkan uşaklarını seviyorlar onlar.
saçları yanlış bir uzamayla büyüyor; o zift tutmuş yüzlerine dokundukça kanayan.

çocuklarıyla konuşacak iki çift lafları yok.
ve kilere dönmüş ekranların alnacında kalın bir atkıyı,
yüne ve ışığa boğulmuş avuçlarını içlerine paylaştırsalar da kolay uyuyamıyorlar.
kâğıda, demire ve zırhlarına düşkünlüklerini gizlemiyorlar.
oysa hiç güzel bir şeye kalkmıyor parmakları.
ve günahlarını ve korkunç derin gözlerini ve cüzdanlarını, götürüp tarihe boşaltıyorlar hınçla.

bir de elçilere kulak asmıyor ve yumruklarını ısırıyorlar!
teraziyi doğru tutmuyor ve dövüşüyorlar…
alkol ve sidik kokusu var döşeklerinde.
yanlarında taşıyorlar baltalarını, mutantan tabutlarını, yaldızlı ve murdar kümbetlerini…
yürekleri; unutulmuş, ölü bir kardan adam gibi.
cisimlerine atlas fistan geçirip köçeklerin, yılışık rakkaselerin, müzelik heriflerin terinden savrulup biriken ucuz günahları kapışmaya pek tutkunlar.

eltilerini çekiştiriyorlar; patronlarını, komşularını.
kitapların, makbuzların arasına saklanmış takılarına, uygar ve ölçüsüz bir sevinçle yaklaşarak…

korkuyorlar.
korkuyor ve acımadan sürekli öldürüyorlar!

soğuk ve kirli düşlerinin üzerine, iri göz kapaklarına doğuyor güneş.
kumarbaz ve hainler!
küstah ve kibirli ve unutkan.
ve gök soluğunu tutuyor, arzın sinesinde büyüyerek devinen kıyameti duydukça.

kaçıyorlar şimdilik.
kendilerinden; kendi gövdelerinden bir irin fırlayacakmış gibi suratlarına!

--- alıntı ---

devamını gör...
ali emre'nin harika bir şiiri.

kötü ve yorgunlar.
adına sığmayan kentlerin geçimsiz kalkanına sinerek yaşıyorlar. çoklar.
çoklukla övünüyorlar.
kırışık buruşuk her şeyleri.



sözlükleri hep yanılgıya sarkan zengin falcıların, özenle yontulmuş totemlerin, karatahtaların, elleri ütüsüz sahafların, bankerlerin arasındalar.
albümlerde arama yapıyor, tevatür zar ve takım tutuyor, yalnızlıklarını sivilceli sınıf başkanlarına, yurtlardan kovulmuş çiçekçi kızlara bırakıyorlar.

kavakların gölgesinde yahut reklâmların eşliğinde, sevinçle intiharlar deneyen kadınları var.
ki yalnızca tırnaklarını ve konuşkan uşaklarını seviyorlar onlar.
saçları yanlış bir uzamayla büyüyor; o zift tutmuş yüzlerine dokundukça kanayan.

çocuklarıyla konuşacak iki çift lafları yok.
ve kilere dönmüş ekranların alnacında kalın bir atkıyı,
yüne ve ışığa boğulmuş avuçlarını içlerine paylaştırsalar da kolay uyuyamıyorlar.
kâğıda, demire ve zırhlarına düşkünlüklerini gizlemiyorlar.
oysa hiç güzel bir şeye kalkmıyor parmakları.
ve günahlarını ve korkunç derin gözlerini ve cüzdanlarını, götürüp tarihe boşaltıyorlar hınçla.
bir de elçilere kulak asmıyor ve yumruklarını ısırıyorlar!

teraziyi doğru tutmuyor ve dövüşüyorlar...
alkol ve sidik kokusu var döşeklerinde.
yanlarında taşıyorlar baltalarını, mutantan tabutlarını, yaldızlı ve murdar kümbetlerini...
yürekleri; unutulmuş, ölü bir kardan adam gibi.

cisimlerine atlas fistan geçirip köçeklerin, yılışık rakkaselerin, müzelik heriflerin terinden savrulup biriken ucuz günahları kapışmaya pek tutkunlar.
eltilerini çekiştiriyorlar; patronlarını, komşularını.
kitapların, makbuzların arasına saklanmış takılarına, uygar ve ölçüsüz bir sevinçle yaklaşarak...

korkuyorlar.
korkuyor ve acımadan sürekli öldürüyorlar!



soğuk ve kirli düşlerinin üzerine, iri gözkapaklarına doğuyor güneş.
kumarbaz ve hainler!
küstah ve kibirli ve unutkan.
ve gök soluğunu tutuyor, arzın sinesinde büyüyerek devinen kıyameti duydukça.

kaçıyorlar şimdilik.
kendilerinden; kendi gövdelerinden bir irin fırlayacakmış gibi suratlarına!


devamını gör...
mal ve evlat çokluğuyla övünmek.

"sizi tekasür'le (o çoklukla, mal ve evlad çokluğuyla) övünmek (o kadar) oyaladı ki, nihayet kabirleri ziyaret ettiniz (ve artık ölmüş olanlarınızı dahi sayarak gururlandınız)!" [tekâsür, 1-2]
devamını gör...
tekasür, çokluk yarışı ve çoklukla övünmek demektir. kevser suresinden sonra mekke'de inmiştir. 8 (sekiz) ayettir. cahiliye arapları, mal, evlat ve akrabalarının çokluğunu bir gurur ve şeref sebebi sayarlar, hatta bu hususta yaşayanlarla yetinmeyip kabilelerinin üstünlüğünü geçmişleriyle de isbat etmek için kabirlere gider, ölmüş akrabalarının çokluğuyla övünürlerdi. surede onların bu tutumu eleştirilmekte ve gerçek üstünlüğün ahirette oraya çıkacağı belirtilmektedir.
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar