tesettürlü olmama nedenleri

erkek adam da tesettürlü olur. tesettür setr etmek demektir.örtmek,gizlemek,saklamak.

serveti beyan eden kılık kıyafet giyemezsin !

diz altı şort -don diyerek gezemezsin !

devamını gör...
hemen ardından 'nefsime ağır geliyor' diyerek kendince kaçış yolu bulan kişi söylemi.
devamını gör...
ardından 'önemli olan kalp güzelliği ' klişesini söyleten cümle. **
devamını gör...
'okul var okul bitsin sonra kapanırım' gibi bahaneler üretmeye vesile cümle.
devamını gör...
birde sürekli bitmeyen bir ''yarın yaparım'' takıntımız vardır ki şeytan aldatmacasıdır.şeytanın yarını bitmez.kendi kendini aldatmacadır bir taraftanda...
devamını gör...
'örtü araplar için gelmiş ,oralar çok sıcak olduğu için onların sağlığı düşünülerek istenmiştir. sadece o dönemi kapsar o yüzden böyle çağdaş bir devirde örtü yoktur.' diyerek kendince bahanelere ,kendini aldatmalara vesile cümle. * *
devamını gör...
''orta çağ'da kalmıştır,geri kafalılıktır''diyenler de az değildir.örtü ayeti kur'an-ı kerim'de yok diyenleri de duymuşuzdur. *
devamını gör...
"gördüğünüz üzere kıçı açık geziyorum" diye devam edebilecek cümle. çünkü ancak çıplak biri bunu söyleyebilir, bir de tesettürü sadece kadınlar için ve başı örtmek zannedenler.
devamını gör...
'' saçlarım dökülüyo havasızlıkdan'' gibi önermeler de duymuştum ama beni ilgilendirmez tabi.
devamını gör...
artık bi neden de kalmadı, tek neden müslüman olmayışı olabilir.
devamını gör...
örneğin evet Allahın emri ama yapamıyorum Allah affetsin diyen bir bayanın gayrimüslümlikle itham edildiği başlıklıkdır.
bir alıntı
nefi ye sadrazam kafir demiş
nefide bende sana müslüman diyorum ama ikimizde yalancıyız demiş.
(bkz: allah korusun)
devamını gör...
yani bu kimseyi ilgilendirmeyen mesele ama havasızlıktan saçım dökülüyor mevzuu bana hep abes ve saçma gelmiştir.
kimsenin saçı havasızlıktan dökülmez zira...
şimdi bunu da reddeden zibilyon hatun çıkıcak o yüzden detaylı anlatıcam. reddi havada kalsın maksat!..
meseleye önce klasik edebiyattan başlıcam. benim anneannem, babaannem, büyükhalam (babamın halası), cicianne dediğim babamın yengesi... alayının gençlikte saçı bellerine kadardı. hatta babaanneminkilerin öylesine maaşallahı vardı ki yatalak hasta oluncaya kadar omuzlarının aşşağısından daha kısa hali hiç olmadı. hasta düşünce bakımını kendisini yapamadığı için kestirdi... yoksa onu da kestirmezdi. ve bu kadınlar ömürleri boyu tessettürle yaşamış insanlardı.

üstelik günümüzde bakarsak kapalı kalan saç daha canlı oluyor. neden? ev içinde bile kurtulamadığımız toz'dan, dışarıda devamlı saçların emmek zorunda kaldığı egzos gazından etkilenmiyor bir kere...

hayır , şöyle bir tecrübemde var ki sarığı düzenli sarmam ve kullanmam ile birlikte saçlarım daha dinç bir hal aldı... ki ben 5 yıldır saç problemi yaşayan ve bu nedenle denemediği yöntem kalmamış biriyim. ha artık kendi saçım için doğru olan ürünleri biliyorum lakin bu noktaya gelene kadar yaşadıklarımı yazsam böl kepekli bi roman olur!..

eğer tesettürlü bayanların saç dökülme problemi varsa
1. saç derisinde bir sorun vardır
2. saçlarında bir sorun vardır.
3. ve en önemlisi hatalı bir şampuan seçmiştir.

o ahım şahım markalardansa zeytinyağı-defne sabunu ya da sabun saçlarımı sertleştiriyor diyenler için aynı ürünün şampuanı bütün meseleleri çözecektir.


bundan sonra...


tesettüre girmeyen demesin saçlarım felan bak yazdık

yani bu olmasa da farklı bir doğal ürün deneyin. şampuanlar saçlarınızı heba ediyor.
ve ilk kullanımda çare beklemeyin. önce saçlarınızın devamlı kullandığınız şampuan alışkanlığından kurtulması gerekiyor. kimyasal bağımlılık her canlı hücre için geçerli birşey maalesef.

devamını gör...
ne kapalılar var! diye devamı da olabilen cümledir.
yorum yapmayacağım, zira boşa yazmak istemem.

edit : burda bu cümleyi kuran kişi eleştiriliyor.
devamını gör...
çünkü tesettürü tersimden anlamışım başımı kaparken kıçımı açıyorum. "bakın hem mal var hem de tesettürlüyüm" mesajı vererek erkekleri kandırırken, hem de Allah'ı kandırabiliyorum, öyle zeka akıyor paçamdan.
devamını gör...
Allah'ın emrettiğinin çünküsü olmaz.fakat şeytanın bu konuda mükemmel derece sağdan yaklaşma yeteneği de yok değildir.ama tesettürlü olmanın ya da olmamanın açıklamasının yapılacağı yer belli olduğu için bize bütün cümlelerimizi kurduğumuzdan daha hızlı bir biçimde yutmamız gerekir.

*
(bkz: tebliğ şart)
devamını gör...
nefsin, devamında her türlü bahaneyi üretebileceği cümledir ne yazık ki. bu bahanelere karşı tez olarak hazırlananbir bayan niçin örtünmek istemez? diye bir kitap da var. kitaptan bazı başlıklar:

-örtünmek isterim, ama ikna olmam lazım.
-örtünmem gerekiyor, ama geleceğimi düşünmek zorundayım.
-allah beni başı açık olarak da sever.
-kapalıyım, ama ailem okul için başımı açmamı istiyor.
-fazla açık olmadığım için günah olduğunu zannetmiyorum.
-genç yaşta da kapanmak olmaz ki, yaşlanınca inşallah.
-tekrar açılırım düşüncesiyle kapanmıyorum.
-bazı özgürlüklerimin kısıtlanacağı düşüncesiyle kapanmak istemiyorum.
-kapanmak önemli değil, önemli olan kalbimin temizliği.
-evlenince kapanırım. kızım evlenince kapan.
-kapanırsam, diğer dini vecibelerimi de yerine getirmem gerekecek.
-dinden çıkmadığıma göre başımı açmamda problem yok.
...
devamını gör...
reçel blogda bir kadın yazar bu tercihini şu şekilde dile getirmiş.

--- alıntı ---

tesettürü başörtüsü olarak algılamayan müslüman bir kadınım. yanlış okumadınız; öyle ayetleri okumadığımdan, düzgün anlatanım olmadığından ya da iman eksiliğimden falan değil, baya baya başörtüsü örtmeyi tercih etmiyorum. kafanızda bir müslüman canlanmadı değil mi?

bu ülkede başörtüsü maalesef ki mücadelesi verilen bir şey oldu. o dönemlerin kadınları ve bazı erkekleri gündelik yaşamlarından, eğitimden başlayarak bir çok alanda inanılmaz sıkıntılar yaşadılar ve travmaları oldu. şimdi ben nasıl olur da kendine müslüman diyen bir kadın olarak bu davaya sahip çıkmam ve başörtüsü örtmem? yıllarca omuzlarıma bu haklı davanın travmaları yüklendi durdu. kendi ailemden ve akrabalarımdan başlayarak etrafımda bir çok insanın o dönemlerde yaşadığı sıkıntılara şahit oldum ve daha ortaokul çağlarımda başörtüsü örttüğüm zaman başıma gelecekleri ve bunları nasıl bertaraf edeceğimi dinledim. kimse bunu tercih edip etmek istemediğimi sormuyordu. gerçi o yıllarda, büyüdüğümde ben de başörtüsü takacağımı zannederdim. çünkü “normal” olan oydu, müslüman kadın demek başörtüsü demekti. lise yıllarımın sonlarına doğru başörtüsüne gelen özgürlük alanının genişlemesiyle birlikte artık üniversitede özgür olacağımı ve başörtümü takabileceğimi dinlemeye başladım. kırılma noktasını burada yaşadım. yasaklardan değil, kendi tercihimden ötürü başörtüsü takmak istemediğim gerçeğini uzun yıllar etrafımdaki kimse hazmedemedi. en başta sorgulanan şey “imanım” oldu. müslüman kimliğim, tercihimin ifadesiyle beraber elimden alındı.

yasaklara kadar başörtüsünü örtüp örtmemek meseleyken sonrasında bunu nasıl örttüğün gündeme oturdu. başörtülü kadınların müslümanlık dereceleri kimileri tarafından giydikleri pantolonlarla etek boylarıyla, saçının telinin gözüküp gözükmemesiyle, dinlediği müzikle, okuduğu kitapla ve bitmek bilmeyen pek çok unsurla derecelendirildi. bu mücadele başörtülü kadınların kafalarına göre tesettürü şekillendirmeleri için mi verilmişti, bu ne hadsizlikti? başörtüsüz kadın bu klasmanda müslüman dahi olamadı. öyle ki imanından asla şüphe edilmeyen babamın arkadaşları kendi başörtülü kızlarında kendilerince gördükleri sıkıntıları(!) anlatırken “bizimkiler böyle, seninki zaten…” şeklinde cümleler kurdular ve o “zaten”ler benim ve başörtüsüz müslüman kadınların görünen tek yanı oldu.

üniversite ortamıyla beraber bu “müslüman olamama” hali katlanarak devam etti. bulunduğum ortamlarda alkol alan arkadaşlarımın inancım gereği içmediğimi öğrendiklerinde yaşadıkları şok ve devamında gelen ısrarla içirme çabalarıyla, camide namaz kılmak içim üzerime aldığım örtümden başörtüsüz olduğum anlaşılır anlaşılmaz namaz kılma şeklime kadar bağırmalı “düzeltme” çabası ölümüne kapıştı. mescidin yerini sorduğum vakitlerde tariften önce ya dudak bükme ile kendini gösteren bir küçümseme ya da islam yolunu yeni tercih etmiş yabancı muamelesi gördüm. benimle azıcık dini bir muhabbetin içine giren kendince tam imanlı müslüman kimseler her seferinde dini bilgilerini ve ibadetlerini yarıştırma ihtiyacı hissedip tesettür, başörtüsü ayet ve hadislerini anlatmaya giriştiler. başörtülü bir dostum, müslüman kadının özgürlüğüne dair bir şey ifade ettiğinde; kadının özgürlük alanının ancak babası ve kocası tarafından belirlenen sınırlar içinde olabileceğini düşünenler tarafından karşılaştığı tepki, “önce o başındaki örtüyü çıkar” şeklindeydi ve bu tepkideki hakaret noktası hep ben oldum. çünkü böyle “din dışı terbiyesiz şeyleri” müslüman bir kadın söyleyemezdi ve bu kadın başörtülü olamazdı. tüm bunlar “başörtüsüz kadının yapacağı türden ahlaksızlıklar”dı. ya da dinin uygulanışı ve yorumlanışı hakkında bir yorumda da ben bulunduğumda kocaman büyük harflerle “sanane bizim dinimizden, sanane bizim ibadetimizden!” tepkisi aldım. her halükarda insanlar, müslüman olduğuma ikna olmadı ve ancak kendisinde olanı verebildiklerinden* bana da bol bol kibir, ikiyüzlülük, saygısızlık ve tahammülsüzlük ikram edildi.

herkes bir şeylerde yarım kaldığımı düşünüyor ve tamamlama ihtiyacı duyuyor. ya inancımın hakkını vererek örtünmem gerekiyor ya da örtüsüzlüğümün hakkını vererek inançsız veya prensipsiz yaşamam. ancak kimse benim müslümanlığımın hakkını vermeye yanaşmıyor. sizden rica etsem bana bir kerecik “müslüman” der misiniz?

*albert camus, defterler 2 “insan ancak kendisinde olanı verebilir.”

--- alıntı ---
devamını gör...
başkalarının yaklaşımı ile olması gerekeni yapmama bahanesi türetirken kullanılabilir. biz zaten tesettür sadece başı örten bir bezdir demiyoruz. örtünmek diyoruz, hâl, tavır diyoruz. lütfen kalbinizi örtmeyin, herkes bir şekilde inancını yaşıyor, noksanlığının farkına da varmak lazım ama. eksiğimiz olabilir, zaman gerekebilir. insanların davranışlarının sebep olduğu şeyler yapmamız gereken şeylerin sorumluluğunu üzerimizden atmaz.
devamını gör...
(bkz: namaz kılmıyorum çünkü)
(bkz: oruç tutmuyorum çünkü)
(bkz: faiz yiyorum çünkü)
(bkz: kurban kesmiyorum çünkü)
çünküler artar gider. nefsime ağır geliyor diyene eyvallah, fakat bunu "ayetten anladığım bu", " tesettürün başörtüsü olduğunu anlamıyorum", "olmasa da olur", "toplumda kişilerin davranışları" vs indirgendiğinde, eyvallah diyemiyorum. çünkü söylediklerini zıddıyla düşündüğümde bilerek veya bilmeyerek beni suçlamış ya da yanlış anladığımı iddia etmiş oluyor ki, saygı duymam veya anlamam zorlaşıyor.

tesettür'de robin hoodculuğa gerek yok.
devamını gör...
ben de bu aralar namazımi çok aksatirim. ancak bunun kendi hatam olduğunu bilip tovbe ederim. ha bu benim ozgurluğum mu? evet. ancak tercih etmemeye calişirim. ozgürluk bence iyisiyle kotusuyle hayatta kendi kararlarini verip ona gore yasabilmektir.
devamını gör...
erkeksizlikten hep. erkek yani eş kadının tesettürüdür. tutacan şöyle saçlarından baharı, gözlerinin içine başka hayal girdirmeyecen, dudaklarından tuzu kulaklarından hazzı eksik etmicün. bir gadın çizecen kimselerr yiyemeyeceek.
devamını gör...
hansla hasan meyhanede iciyormus. tabi hasan müslüman adam hemen hans'i müslümanlığa davet eder.

hasan : ya hans sen iyi hoş adamsın ama bir de müslüman olsan on numara olur
hans: yok ben müslüman olmam sizde zekat var malimin kırkta birini veremem
hasan: oo kolay bak ben de müslümanım ama vermiyorum
hans: sizde günde beş defa namaz var çok zor
hasan: oo kolay bak ben de bilmiyorum
hans: bir de siz de bütün gün aç durmak var ben yapamam
hasan: oo ben de oruç tutamıyorum gel sen müslüman ol.
hans: ulan ben zaten muslumanmisim der.

tesetturluyu gören tesettursuz kadın, tesettürlü kadına göre ben tesettürlü değilim çünkü ben zaten tesetturluymusum der.

kaç defa denk gelmisimdir tesettürlü kadınlara bakıp benim sadece basortum yok, yoksa ben bunlardan daha kapaliyim diyen kadına.
devamını gör...
pireye kızıp yorgan yakmaya benziyor..

istediğin kadar açıklama yap..

sonuçta Allah'ın açık emridir
ama senin işine gelmiyordur..
devamını gör...
öncelikle bizene.
tesettürlü değilsin çünkü kimse kabul etmese de nefis için çok ağır bir yük. çünkü aynı nefis sana bu şekilde manifestolar dahi kastırıyor. zaten kimse tesettürlü olmadığı için dinsiz olmaz ama bir emri yerine getirmemiş olur. ve varsa günahı Allah ile arasındadır. sen madem bundan eminsin, bunu kabullendirme ihtiyacı da hissetme. zorla kapanmaya göğüs germiş, kendi seçimini yapmışsın, aferin. ama yaptığın seçimin doğruluğu ya da yanlışlığı senden başka kimseyi ilgilendirmez. kendinle çeliştiğin ve aynı cümleleri farklı şekilde tekrarladığın bu yazıyla sana 10 puan.
devamını gör...
daha evlenme zamanına var o zaman araç olarak kullanirim
devamını gör...
Allah inancım olsa da belli bir din inancım yok. dolayısıyla başımızı örtmemiz gerektiği konusunda emin değilim. emin olup örtene de lafım yok.
devamını gör...
şu diyaloglara şahit oldum:

"beni bilirsiniz yurtdışında yetiştim rahatım kimsenin kıyafeti beni ilgilendirmez ama şu kapalı kadın bildiğin mini etek giyiyor"

"bu kapaliler ciplek garilerden daha cog dikkat cekiyoler"
devamını gör...
özet geçiyorum;
çünkü tesettür müslüman kadının kimliği olmuş ve ben bundan rahatsızım.

başörtüsü takmamanın dünyevi avantajlarına ise pek değinmemiş kardeşimiz. başörtüsü kullanmayarak mağdur olduğundan dem vurmuş.
devamını gör...
bu şekilde başlayan bir cümlenin sonunun hiçbir önemi yoktur.
Allahın emrini yerine getirmiyorumun 'çünkü'sü olmaz.
bu sadece kendi kendini kandırmaktır.

bu şey gibi, namaz kılmıyorum çünkü bazıları namazı riya için kılıyor.
ee yani? onlar bunu bu şekilde yapıyor diye bu emir emirlikten mi çıkar haşa?
devamını gör...
tesettürün ya dinin emri olduğuna inanırsın ya da inanmazsın. eğer inanmazsan dinin emri olmadığına dair hadis, ayet, tefsir vasıtasıyla bir kanaate varır soranlara da bunu açıklarsın nedenin budur. şayet dinin emri olduğuna inanıyorsan ve ona rağmen yapmıyorsan nefsine ağır geliyordur bunun başka bir nedeni olamaz. inanıp yerine getirmediğin için günahkar olursun, tıpkı yalan söyleyen gibi, kul hakkı yiyen, içki içen, namaz kılmayan gibi. haramın helalin  sahibi Allah olduğu için günah yarıştırmasına girmeye gerek yok, o rabbin takdiri.

inandığımız halde yaptığımız günahlar iman eksikliğinden. kim her an dosdoğru, tam bir imana sahip olduğunu iddia edebilir? belki Allah'ın varlığından şüphe etmiyoruz ama onun her şeyi gören olduğunu, zamandan mekandan münezzeh olduğunu arada unutuyoruz. bir kişi inandığı halde günah işleyip sonra yaptım ama haklı sebeplerim vardı diye kılıf peşinde koşmamalı. kalbini tatmin etmeyen her ne ise onun için yardım alsın. kul hakkı yiyorumun çünküsü olur mu? 

genel olarak toplumda pantolon-tunik giyen feracelinin, feraceli çarşaflının( hatta herkes herkesin) eksiğini araştırıyor. ben böyle giyiniyorum ama dini bilgim fazla, faiz yemiyorum, kalbim daha temiz, dedikodu yapmıyorum vesaire vesaire.

günahlarımızı kapıştırmanın bir anlamı yok hepimizin hataları, eksikleri var. hepimizin evvela kendi içimize yönelmemize ihtiyacı var hatalarımızı tespit edip onlardan kurtulmak için çaba göstermeliyiz. yanlışlarımız kilo değil onlarla barışık yaşayamayız.

not: yazdıklarım tesettürün dinin emri olduğuna inanan müslümanlar için.
devamını gör...
tercih meselesidir. zira kişinin dini tercihleri Allah ile kendisi arasındadır, arada başka bir kişi bulunmaz. bu yüzden birinin tesettürüne "yobaz", diğerinin açık saçına "laik" diye bağırmak size zarar verir. bir kişinin (açık olsun kapalı olsun, isterse gayrimüslim olsun) boşu boşuna günahını almaya hiç gerek yok. siz nasıl inanıyorsanız öyle yaşayın, başkasına da dil uzatmayın yeter.
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar