tevbe

insana bahşedilmiş en büyük nimet aslında. basit mantıkla düşünürsek ya tevbe etme şansımız olmasaydı?

rabbim hepimizi gerçek tevbe edenlerden ve bir daha tevbe ettiği günaha dönmeyenlerden eylesin...
devamını gör...
bireysel olduğu gibi toplumsal da olabilir. pişman olduk, nadimiz. "ey rabbimiz, hem kendimize zulmettik hem biri-birimize, bizi affeyle, bize mağfiret eyle".
devamını gör...
trt'deki ramazan programında izlemiştim galiba, hocaya bir genç soruyor:
-pişman olmadan yapılan tövbe kabul olunur mu?
- o nasıl bir şeymiş, diyerek şaşkınlığını belli etmiş hoca
-ben sevgilimle el ele tutuşuyorum, biliyorum günah olduğunu akşam tövbe ediyorum ama hiç pişman olmuyorum.
devamını gör...
dursun ali erzincanlı'nın can yakan şiirlerinden biri.



burda da bazı sözleri ve müziği farklı olan af makamına adlı albümünden ikinci tevbe adlı şiiri.



sözleri:

evladının acısıyla yanan bir anne kalkıp,
uzatırsa dergahına titreyen ellerini;
bu tevbemi sunuyorum o ellerle birlikte.
gecenin bir vaktinde herkes istediğiyle
sevdiğiyle hemhalken
yetim kalmış bir yürek sessiz sessiz ağlarken
bakarsa bir an olsun yıldızsız gökyüzüne
ve melekleri inleten bir edayla seslenip
Allah derse derinden
ve lebbeyk nidaları gelirse göklerinden
o öksüz haykırışa katıyorum tevbemi.

günahları yüzünden mahkum olur ya insan
kimse görmesin diye
görüp gülmesin diye kirlenen ellerini kapatır ya yüzüne
ve günlerce acıyla inim inim inler ya
vicdanından yükselen alev gibi bir sesle
uykusuz gecelerin ışıdığı zamanda
karanlığın gündüze yakın olduğu anda
secdelere kapanıp
ya rabbim ben pişmanım
ben pişmanım ey rahman diyerek geçer ya kendisinden
o pişman baygınlığa sunuyorum tevbemi.

rahmeti yok etmek için yola çıkan ömer'in
kız kardeşine karşı bazen şefkatli abi
bazen güvenli baba hattab oğlu ömer'in
eline bulaştığı kardeşinin kanıyla
sonra aynı ömer'in peygamber nazarını gözleriyle içerken
günahlara döktüğü inci taneleriyle süslüyorum tevbemi
kendisinden başka ilah olmayan sübhan
zalimlerden oldum ki merhamete muhtacım
huzuruna alsan da beni böyle perişan
benim hakkımda olan hükmün başımda tacım

simsiyah ve pis köle diye hakaretler var habeşlinin gözlerinde
güneş batmayı hiç bu kadar istememiştir
çöl serinliğe böylesine hasret duymamış
ve bir taş pamuk kadar hafif olmaya bu denli istememiştir
çünkü bir bilal vardır ortada ve kucağında bir kaya
inkar tekliflerine ızdırap yüklü o dil taptaze bir ruhla cevabı dillendirir:
"allah bir
Allah bir."
kumların üstündeki o simsiyah bedenden dökülen terlerle yıkıyorum tevbemi.

savaştan dönen nazlı nebi
üstü başı toz toprak içinde
o'nu bu halde merhamet timsali kızı fatmatül zehra görünce
gözyaşlarına engel olamaz
bir yandan babacığının yüzünü gözünü siler
bir yandan da anne gibi konuşur
seni yaradana kurban olayım sana böyle ne yaptılar

ey fatıma yakışmasada bu varlık o ismi anmaya
seni her anışta anne dedim
fatıma annem dedim
bir menekşem var şimdi
ismini hüseyin koydum
ona her su verişte
içimin kerbela'sı serinler
sonra sen sanki tebessüm edersin ötelerden
senin o güzel ismine katıyorum tevbemi.

--! can alıcı kısım !--

ah taif! dünya kendi haline bırakılsa dönmezdi
iyice yaklaşarak kavururdu dünyayı güneş kendi haline bırakılsaydı eğer
toprak parça parça bölünür taif denilen noktada
dağlar dümdüz olurdu
o "evet" deseydi eğer.

binbir umutla gelen göklerin sevgilisi
yerlerin efendisi sızıyı yudumladı
ve gök ehli ağladı
o'na atılan her taş sonsuza dek mahsun kalacak
o bir "evet" deseydi
sineler çatlayacak taif yok olacaktı
ama kanlar içinde ellerini kaldırıp "allah'ım" dedi resul

bir anda her şey sustu
israfil doğruldu,
mikail doğruldu,
azrail'de pür dikkat
ve hüzün cebrail'de
melekler ihtisasda işaret bekliyor arş
kainatta tek ses yok
çünkü arşa doğru uzanan bu eller
muhammed'e aitti
ve biliyor ki alem o ne istese olur
sema biliyor ki reddedilmez isteği

"allah'ım" dediyse habib
hele acı içinde, gözlerinde yaş, baktıysa maberaya
kanı donar dünyanın
ukba'nın donar kanı
açıldı son nebi'nin nurdan nur dudakları ve seslendi yar'ine:

"allah'ım haysiyetimi sana şikayet ediyorum
sana şikayet ediyorum haysiyetimi."
kainatı titreten bu şefkat seslenişiyle sunuyorum tevbemi

--! can alıcı kısım !--

kendisinden başka ilah olmayan süphan
zalimlerden oldum ki, merhamete muhtacım
huzuruna alsan da beni böyle perişan
benim hakkımda olan hükmün başımda tacım.

Allah'ım günahkar bir sesleniştir bu
günahların yükselemeyeceği yüce katına
şanın ne yücedir senin ki mülk elindedir
ve sen her şeye kadirsin
kudretin he rşeye galiptir
ve sen çok bağışlayansın

yedi göğü birbiriyle ahenk içinde yaratan sensin
dünya semasını kandillerle süsleyensin
senin ilmin en gizli işlerin bütün inceliğine nufüz eder
sen her şeyden hakkiyle haberdarsın
haberdarsın benden dünümden bugünden ve yarınımdan
bir ömrü işte böyle yele verdim savurdum

şimdi pişman perişan gelip duaya durdum
geçmişi ve geleceği yüreğime aldım da
kendimi avuttum nefsimi unuttum
kalbimin cennetinde nefsime uyan adem
o yüce dergahıma gözleriyle seslenir
ve nuh toplar kalbimde ne kadar duygu varsa
nefsimin tufanından korumaya çalışır
ibrahim'in ateşe atıldığı mancınık yüreğimdedir benim

eyyub bana sabreder
kendisinden başka ilah olmayan sübhan
zalimlerden oldum ki merhamete muhtacım
huzuruna alsanda beni böyle perişan
benim hakkımda olan hükmün başımda tacım...
devamını gör...
hemen hemen tüm dinlerde mevcuttur ancak en kralı islam dinindedir, diğer dinlerde kendini ifşa ederek tevbe eder insanlar bir alt kademesinde papaza söylersin günahını öle tevbe edersin ancak islam dini şöyle emreder; kimseye söyleme günahını şahitlendirme.

aracısı yoktur islam dininde direk uploading.
devamını gör...
bir anlamda, insan olmanın acziyetini her türlü kusurdan münezzeh olan Allah (c.c) a arz etmek suretiyle hataları kabul ederek, günahlardan pişmanlığı dile getirmektir. yaratan ile dikey bağlantı kurmak, eşref i mahlukatlık rütbesi için varlığa reset atmak ve asıl özgürlüğe müşteri olmaktır tövbe etmek.
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar