the favourite

çok şey bekleyerek, zamanımı zorlayıp sinemaya gidip izledim ama uzun zamandır bir film için ilk defa pişman oldum ve de oscar adayı bir film. yunanistanlı yönetmen yorgos lanthimos tarafından çekilmiş, bir yere not edeyim bir daha filmlerini izlemeyeyim. the killing of a sacred deer, bu filminde yönetmeni, beğenilmiş ama tarzım değil. pride and prejudice, the young victoria gibi bir şeyler bekliyormuşum anladım.
devamını gör...
dün sinemada izlediğim film. dogtooth ve the lobster filmlerini oldukça beğenmiş olmama rağmen en son izlediğim the killing of a sacred deer filmini başarısız bulmamdan sonra bu film için beklentim pek de yüksek değildi zaten. fakat fragmanından ve yılın filmi olarak adından söz ettirdiğinden dolayı merakla vizyona girmesini bekliyordum. oyunculuklar gayet başarılıydı ama ne başlayan hikayenin sonunu görebildim, ne karakterlerin derinliği vardı ne de karakter gelişimi.
--! spoiler !--
yahu koskoca sarayda geçiyor film ama ne hikmetse ne saray halkını adam akıllı görebiliyoruz ne sınıf farklarını. sanırsın iki oda bir salon evde üç kadının aşk hayatını anlatıyor. sarayda alabildiğine bir boşluk ve sanki bütün ingiltere krallığını sadece iki kadın yönetiyormuş gibi başka kimse yok. abigail karakteri iyi mi kötü geçmişinde neler yaşamış da bu kadar hırslanmış. ne ara saf bir kadın gibi gelip de o kadar entikaya girip sarah'ın ayağını kaydırıp o kadar otorite manyağı oldu. hep mi içinde vardı sarayda yaşadıkları mı onu bu hale sürükledi hiçbiri belli değil. her şey bir anda oluyor. karakterin duygu ve kişilik ilerlemesini, değişimini adam akıllı maalesef ki göremedim.
sarah karakteri de devletin parasını çalıyor dediler çalmış mı çalmamış mı anlayamadık. kraliçeyi gerçekten seviyor muydu yoksa onu kullandı mı? onun derdi neydi de böyle yaptı?
kraliçe bir anda felç geçirdi. ne ara oldu ne onu tetikledi. bir sahne önce normal bir sahne sonra gözünün biri kapalı ağzı yamuk salyası akıyor..
çiftçilerin vergisinin iki katına çıkarılması gerektiği fakat bu durum sonucunda da ayaklanma olabileceği konusu var bir de. aynı zamanda bir savaşa hazırlanıyor ülke. ama bu konular da sohbetin ilerisine gidemiyor. ne o gerginliği ne o ikilemde kalma halini ne de o zamanki halkın durumunu ve saray içerisindeki bu büyük çatışmaları görebiliyoruz adam akıllı.
filme kötü demek istemiyorum ama film boştu maalesef. ne anlatıyordu, film bana neyi sorgulatıyor, niye izledik bu sorular havada kalıyor.
yorgos abimize olan beklentim git gide azalıyor.


--! spoiler !--
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar