the matrix

özel efektleriyle bir devre* damgasını vurmuş, görsel zenginliğin tavana vurduğu sinema filmi, kaç kez izlediğimi söylesem sözlük ortasında kızılcık sopasıyla kovalanacağımı düşündüğümden açık etmiyorum.
devamını gör...
felsefesinin tamamının matrik serilerinin ilk filminde gayet başarı ile anlatıldığı baş ucu eseri. jean baudrıllard'ın fikirlerinden çok etkilenmiş bir senaryosu vardır bu filmin, ve söz konusu yazarın en meşhur kitabı olan simülarklar ve simülasyon'u yine filmin bir sahnesinde görmek mümkündür. ancak baudrillard wachowski kardeşlerin kendisini anladıklarını ancak çok yanlış anladıklarını bir makalesinde ifade etmiştir.
devamını gör...
matrix de (the matrix), yapay zeka (artificial intelligence) olarak ifade edilen makinelerin dünyayı ele geçirdiği ve insan ırkını sadece bir enerji kaynağı olarak kullanarak, insanlara hayali bir dünya yaşattıkları senaryo edilmektedir.
içinde bulunduğumuz dönemde ikincisinin yayına girmesiyle birlikte geniş izleyici kitleleri tarafından izlenen "matrix", sanal gerçeklik oluşturan bir bilgisayar programının çok gelişmiş bir şeklini ifade etmektedir.

"neo" takma ismiyle anılan filmin başrol oyuncusu, bu sistemin içinde, büyük bir yazılım şirketinde bir bilgisayar programcısıdır. burada yaşadığı ve 20. yüzyılın son yıllarında geçen hayatının gerçek olduğunu zannetmektedir.
halbuki gerçek bedeni 2199 lu yıllarda içi sıvı dolu, dışı zarla kaplı kapsül benzeri bir mekanda tutulmaktadır. burada kendisine ne gösterilirse onu görmekte, ne hissettirilirse onu yaşamaktadır.
aslında bedeni çok farklı bir ortamda ve zamanda olmasına rağmen, kendisini şehir kalabalığı içinde işine gidip gelen, bilgisayar programlarıyla uğraşan bir kimse olarak düşünmektedir.
kısacası "matrix" denilen yapay bir dünyada, kendini gerçek bir hayat yaşıyor zannetmektedir.

gerçeklerin -neo nun hayali bir dünyada yaşadığının- farkında olan "morpheus" adındaki karakter, film boyunca neo ya gerçekleri anlatmaktadır.

örneğin ona şimdiye kadar gördüğü, duyduğu, kokladığı, tadını aldığı, hissettiği şeylerin fiziksel bir gerçekliğinin olmadığını; bunların, beyninin içinde kendisine gösterilen hayali görüntüler olduğunu delilleriyle açıklamaktadır.
devamını gör...
filmin iki kahramanı, bir koltukta yatar vaziyette iken sinir sistemlerine bir bilgisayar bağlandığında kendilerini bambaşka mekanlarda görmektedirler.
bir sahnede, uzakdoğu sporları yaparken, bir başka sahnede ise kendilerini bambaşka kıyafetler içinde çok kalabalık bir caddede yürürken bulmaktadırlar.
neo, yaşadıklarının gerçekliği karşısında, bunların bir bilgisayar tarafından oluşturulan görüntüler olduğuna inanamadığını söylediğinde ise, bilgisayardaki görüntü dondurulmakta ve bu kişi gerçek sandığı dünyanın aslında bir görüntü olduğu konusunda ikna edilmektedir.

filmin bir sahnesinde, gerçekte başına kablolar bağlanmış şekilde, kötü giysiler içinde, oldukça eski bir koltukta uzanan neo, bilgisayar programı yüklendikten sonra, kendisini bambaşka kıyafetlerle bambaşka bir yerde bulmaktadır. kötü görünümlü giysileri değişmiş, saçı uzamıştır. bulunduğu simülasyon ortamında, gerçek halinden tamamen farklı bir görünüme bürünmüştür.
devamını gör...
morpheus : bu inşa, bizim yükleme programımız. herşeyi yükleyebiliriz. giysi, donanımlar, silah, eğitim simülasyonları, ihtiyacımız olan herşeyi.

neo : åžu anda bir bilgisayar programının içinde miyiz?

morpheus : buna inanmak çok mu zor? giysilerin farklı. kolların ve kafandaki bağlantılar gitmiş. saçın değişmiş. åžu andaki görüntün geçici bir benlik resmi. dijital benliğinin zihinsel bir projeksiyonu.

devamını gör...
görsel olarak "ghost in the shell" filmini takip eden zaman zaman kopyalayan bir filmdir, bunu yönetmenler de belirtmiş hatta ghost in the shell'in yönetmeni mamoru oshii'ye the matrix'in imzalı ld'sini göndermişlerdir. hayatında son okuduğu kitap ayşegül tatilde olan insanlar tarafından çok derin bulunan bir filmdir ayrıca...
devamını gör...
neo : bu gerçek değil mi? (koltuğu göstererek)

morpheus : gerçek nedir? gerçeği nasıl tanımlarsın? eğer hissedebildiğin, koklayıp, tadıp, görebildiğin şeylerden söz ediyorsan, gerçek, beyne iletilen elektrik sinyallerinin yorumlanmasıdır.
devamını gör...
morpheus : bu bildiğin dünya, 20. yüzyılın sonundaki dünya. åžu anda sadece beyin etkileşimli bir simülasyonun parçası. buna "matrix" diyoruz. bir hayal dünyasında yaşıyordun. bu, bugünkü haliyle gerçek dünya... gerçeğin çölüne hoşgeldin...
devamını gör...
neo, sokakta yürüyen insanların trafik ışıklarında durduklarını, sonra da yeşil yanınca yürümeye devam ettiklerini görür. hatta kalabalık içinden birinin omzuna çarptığını, vücudunun sarsıldığını hisseder.

morpheus : matrix bir sistemdir neo... içeride, etrafına baktığında ne görüyorsun? iş adamları, öğretmenler, avukatlar, marangozlar. kurtarmaya çalıştığımız insanların zihinleri. onları kurtarana dek, sistemin bir parçası olarak kalacaklar... anlamalısın, bu insanların çoğu sistemden çıkmaya hazır değiller. içlerinden çoğu sisteme o kadar umutsuzca bağlı ki onu korumak için savaşacaklar.

neo'nun gerçekmişçesine etrafa bakındığı bir anda, morpheus "durdur" emri verir ve bir anda etraflarındaki görüntü olduğu şekliyle donar. insanlar oldukları halleriyle kalakalırlar, havuzun akmakta olan suyu durur, kuş havada bulunduğu noktada asılı kalır. bu görüntü üzerinde bir tek morpheus ve neo konuşmalarına devam etmektedirler. neo çok şaşırır, fakat o zaman etrafındaki herşeyin yaşadığı hayalin bir parçası olduğunu, gerçekliğinin olmadığını daha iyi kavrar.

morpheus : durdur.

neo : bu matrix değil mi?

morpheus : sana bir şey öğretmek için tasarlanmış bir program.
devamını gör...
morpheus : neden burada olduğunu anlatayım. bir şey bildiğin için buradasın. bildiğini açıklayamıyorsun. ama hissediyorsun. hayatın boyunca hissettin. dünyada ters giden bir şeyler var. ne olduğunu anlamıyorsun, ama orada beyninde kıymık gibi seni çıldırtan birşey. seni bana getiren şey bu duyguydu. neden söz ettiğimi biliyor musun?

neo : matrix mi?

morpheus : ne olduğunu öğrenmek ister misin? matrix her yerde. etrafımızda. åžu anda, bu odada. pencereden dışarı baktığında görürsün ya da televizyonu açtığında. işe gittiğinde hissedersin... vergi öderken. gerçeği görmemen için dünya, bir perde gibi önüne çekilmiş sanki.
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar