the red pill

matrix'in kırmızı hapı. gerçekler acıdır ve acıtır felsefesi ile yapılmış olup olacak olanları gösterir.
mavi hap gibi toz pembe göstermez olayları.
devamını gör...
belki de gündem olması gereken en önemli konulardan biridir. modern dünyada cinsiyet kavramları üzerine güzel fikirler barındıran akım. cinsiyetçi değiliz, pozitif ayrımcılığa karşıyız.
devamını gör...
bu mecrada bu öğreti hakkında pek bir bilgi yok gördüğüm kadarıyla.

yaklaşın hele anlatacağım. özellikle erkekler gelsin.

membağını meydana getiren temel düşüncelerin oluşmasından bu yana yaklaşık 3 yıl geçti bu öğretinin.

kısaca, özellikle çağdaş zamanlarda hortlayan feminizm, kadın hakları vs. türevlerinin ne mal olduğunu, erkeklerin kendi doğal konumlarını kendilerine tekrar kazandırmanın yollarını, kadınların toplumdaki hak ettikleri yerlerinin ne olduğunu öğütleyip, erkekleri içinde bulundukları umursamazlıktan çıkarıp gün geçtikçe ezilip baskılanmaya çalışıldıklarının farkında olmaya çağıran; bazı kadınları da oldukça rahatsız eden pek önemli bir öğretidir bu the red pill.

kadın şöyle ezildi böyle ezildi, kadın hakları özgürlük, dilediğim gibi giyinirim sen kendine hakim ol bakma, bekaret zarı beyinde olur, ben geçmişimde dilediğimle seviştim her haltı yedim, şimdi 30'uma yaklaştım, bekarete önem vermeyen yobaz olmayan elit ve zengin bir beyle evlenmeliyim bu benim hakkım, istediğim yerimi açıp gösteririm bakana da tacizci derim, marketlerde satılan saçma sapan bir eşyadan kıllanıp sokaklarda eylem yaparım cinsiyetçiliğe hayır derim, ben özgür bir bireyim daha önce 5 tane erkeğin altına yattım onların organlarını yüzüme gözüme sürdüm, ama ben kültürlü zengin beni seven bir beyle evlenip anne olmak istiyorum vs. vs. aklınıza gelen ne kadar melanet garabet düşünce ve kişilik tarzı varsa işte tüm bunların dayatmalarına
sessiz kalan ve kabullenen erkeklerin kendilerine gelip bu kadınların; mesnetsizce sözde hak arayışlarının, kendi hedonik tavırlarının pisliklerini örtbas etme çabalarının, erkeklerin zaaflarından yararlanarak toplumda hak etmedikleri bir noktaya gelme arayışlarının, binbir türlü şeytanlığı yaparken dışarıdan dünyanın en masum zatı sıfatına sahip görünüp rol yapmalarının önüne geçip toplumu fesada uğratan tüm bu davranışlara bir dur deme vaktinin geldiğini erkeklere tebliğ eden müstesna bir öğretidir bu.
hassaten son yüzyılda bu yanılsamalarla oluşan karanlık tortuyu silip temizlemek için erkekleri kendi doğalarında bizatihi olan gerçek tümleşik hislerini yeniden bulmaya çağırır.


şimdilik başlığa yazdığım ilk entry bu olsun. buraların canlanması için bu öğreti hakkında bilgiler yazmaya farklı entry'lerde devam edeceğim.
farkındalıkta ve takipte kalın değerli yazarlar.
devamını gör...
bir aralar çok okuyordum redpill'ci yazarları ancak artık hayata dair verdikleri tavsiyeler dışında çok da umrumda değiller. yani aynı anda 86 kadını birden idare etmek gerekiyormuş da, kadınlara kötü davranmak gerekiyormuş da, asla ve asla evlenmemek gerekiyormuş da, şöyle yaparsan kız tavlarsın, böyle yaparsan tavlayamazsın da vs vs. bana saçma geliyor. meriç falan değilim, kızlarla pek işim olmaz. ancak artık hayata dair verdikleri tavsiyeler dışında bu öğretiyi çok da ciddiye almıyorum.
devamını gör...
bizim kadar makul ve sağduyulu* olmasalar da yine de ortak amaç ve çıkar çerçevesinde buluşabileceğimizi düşündüğüm düşünce biçimi.
devamını gör...
bu öğretinin bu sözlükte şu ana kadar fazla tartışılmamış olmasının sebebi çok büyük ihtimalle sözlüğün çoğunluğunun dini hassasiyeti olan kişilerden oluşması ve verdikleri evlenene kadar çok sayıda kadınla birlikte olun tavsiyesinin tepki yaratması. koskoca akımda bir tek bu noktaya takılıp söyledikleri bir sürü doğru şeyi es geçmek sağlıklı bir davranış değil.

batı kaynaklı feminizmin güçlenip artık batı'daki erkeklerin tepesinin tasını attırmasını gülerek izliyorum. kusura bakmasınlar ama durumları acıklı olduğu kadar komik. zamanında hor gördükleri islam'ın kadın-erkek ilişkileri hakkında söylediği çoğu şeyin aynısını söylemeye başladılar. "bunlar zaten kur'an'da yazıyordu" tiye alınan bir cümle oldu ama söylemeden duramayacağım:

bunlar zaten kur'an'da yazıyordu...

neyse bugün başta feminizm olmak üzere bir sürü farklı akımın da etkisiyle batı'da ve batılılaşmış doğu ülkelerinde kadınların sürdüğü belli bir yaşam tarzı var: feminist ol ya da feministim demesen de feminist gibi yaşa: evlenmek için çoğunlukla 30u bekle, 30 yaşına kadar belli sayıda erkekle birlikte ol, o erkeklerle de sevişmenin içerisindeki her bir haltı ye yani çok afedersiniz çişlerini iç kendini kırbaçlattır burada yazmaya terbiyemin müsade etmediği şeyleri yap ondan sonra bu geçmişine rağmen adamın biri senle evlenip çocuğuna anne yapsın. yahu şaka mısınız nesiniz? hangi erkek böyle bir kadına beyaz gelinlik giydirmek ister? ama adamlar çaresiz. bazıları o kadar bıkmış ki ailesizliği bile tercih edebiliyor. bu bir dram. bu kadınla evleniyorsunuz ve 3-5 yıl sonra kadın sudan bir sebeple boşanma davası açıyor ve çalışmıyorsa da fahiş miktarlarda nafaka ödüyorsunuz. hani kadın erkek eşitti?

batı'da durum böyle ama maalesef dünya'nın büyük bir kısmı batılılaşmış durumda. feminizm batı ile sınırlı değil bütün dünyaya az ya da çok yayılıyor. arkadaşlar üzülerek söylüyorum ki maalesef ama maalesef bir kadının sizle evlenmeden önce başkasıyla olmadığından kesin olarak emin olmanın hiçbir yolu yok. ben müslüman bir erkek olarak bu yaşıma kadar zina yapmadım ama bugün evlenmeye kalkarsam maalesef evleneceğim kadının geçmişinden kesin olarak emin olma şansım yok. burada bir müslüman gibi yaşayan kadınları tenzih ediyor ve onları töhmet altında bıraktığım için af diliyorum ama bir kadın size iffetli olduğunu söylüyorsa elbette böyle olabilir ama maalesef bundan kesin emin olmamızın yolu yok. sadece red pill'de okuduklarım değil yakın arkadaşlarımdan da duyduğum kan donduran bir gerçek var: çok dindar ve muhafazakar sandığınız ve kesinlikle güvenilir gördüğünüz; evlenmeyi düşündüğünüz o kadın aslında sandığınız gibi iffetli olmayabilir. artık internet çağında yaşıyoruz, sosyal medya var. bir kadının erkek arkadaş bulma süresi bir iki saat. kızlık zarı bozulmadan her bir haltı yapmak da mümkün; kızlık zarı bozulsa da dikimi gayet kısa ve artık çoğunlukla başarılı bir operasyon.

bu yüzden the red pill bu sözlükte daha çok konuşulmalı. günümüzde ezilen erkeğin bütün sorunlarına değinen bir felsefe bu.
devamını gör...
pek popüler bir akım. erkeklere kadınların stratejik tuzaklarına düşmemeyi, bunun için de "alfa" olmayı öğretiyor. kırmızı hapı yutup, hepsi aşırı fit, gelişkin vücutlu oluyorlar. hapı yutunca 4 dil öğreniyorlar, bilimsel çalışmalar falan derken gönül ilişkilerinin tüm yüklerinden azade oluyorlar. ilişki yükü taşımayıp kadın nazı çekmedikleri gibi bu hap sayesinde edindikleri karşı konulmaz cazibeyle de kimi isterlerse onu elde ediyorlar. ilişki yok, elde etme var, entelektüel ve fiziksel gelişim var. bir hap satın alıyoruz, vapurda satılan ürünler gibi bitmeyen eşantiyonlar geliyor yani.

bana sorarsanız tıpkı feminizm gibi yanlış yorumlanıp amacından başka şeylere alet edilen bir şey bu red pill. eşitlik arayışı iken öfke ve nefret maşasına dönüştü aynı feminizm gibi. önceleri erkeklerin kabul görerek güç elde etme, kadınların da menfaatleri için kullanmalarına karşı bu türlü suistimallerin karşısında olmak için ortaya çıkmışken şimdi ben üstün bir erkeğim, şöyle alfayım böyle starım istediğimi yaparım, hiçbiriniz umurumda değilsiniz diyen bir şiddet argümanına çevrildi. devrin trendi bu tabi önce bir mağduriyet ve mağdurları ve sonra onları o mağduriyetten çekip çıkaran süper kahraman akımlar, kişiler falan. varlık sebebi düşmanlık olan hiçbir şey yaşayamaz sonsuza dek sayın kırmızı hapçılar.
devamını gör...
the red pill felsefesi türkiye'de çoktan öldü. daha doğrusu erkekler, kadınlardan maksimum verimi alarak cinselliğe ulaşmak için gerekli taktikleri öğrendikten sonra the red pill'ciler ile mgtow taraftarları atışırken immanuel tolstoyevski namıyla maruf ekşi sözlük yazarı red pill'i adnan oktar'ın evrim teorisine yaptığı gibi itin götüne soktu ve çıkardı. red pill'cilerin söyleyebileceği bir şey kalmadı.

ben immanuel tolstoyevki kadar eğitimli ve meramını daha beynelmilel kaynaklardan verilerle destekleyerek oluşturduğum donelerle sunma kapasitesine sahip değilim. sonuçta adam podcast yapıyor ve on binlerce takipçisi var. sadece şunu söylemek isterim ki tüm red pill felsefesinin amacı kadının cinselliğini elde ederken, ona on iki yaş kız çocuğu muamelesi yaparak, bunu gerçekleştirmek. türkiye gibi ülkelerde cinselliğin erkekler açısından ulaşılması zor ve maliyetli oluşuna bazı yazılarımda değinmiştim. aslında red pill bekar, cazibeli olmayan ve orta-alt sınıf erkeklere yeni bir çözüm getirmiyor. onları kendisine sporla, sanatla, özbakım ve becerileri geliştirmeye dair tüyolarla kendilerine çeki düzen vermeye davet ediyor ki bu iyi bir şey. ancak özünde yine red pill'in savunduğu %80-%20 seçilimi teorisine göre alfa erkekler birden fazla kadınla tabak değiştirme suretiyle ilişkiye giriyorlar. sonuç itibariyle yumurtaları azalan kadın mevcut betalardan birisine kapılanarak, kucaktan kucağa oyununu bitiriyor. yine seçilim alfa cima eder, beta öder düzenine göre işliyor.

öte yandan red pill, kadının gereğinden fazla talep gördüğü ve cinselliğin sunumunu yüksek masraflı , geri dönüşü oldukça külfetli olan asya tipi zihniyetle, isviçre medeni kanununa dayanan evlilik müessesine iyi darbeler vuruyor. mesela elinde oynayacak pek kozu olmayan mgtow ben bu oyunda oynamam deyip kenara çekilerek kendisini kadın erkek ilişkilerinden soyutlarken, red pillciler ben bu düzenin çarkına çomak sokarım diyorlar. kadının cinsel piyasa değerinin düşeceği beklentisi, emlak balonu bir gün patlar diyenler kadar boş bir ümide dayansa da gözünü açan erkekler az bir zararla hatta sıfır zararla kendilerini kurtarıyorlar. sağolsun 3. dalga feminizm, mee too hareketi, netflix felsefesi ve istanbul sözleşmesi gibi on binlerce yılın klasik erkek egemenliğini iğdiş edip dönüştürmeye çalışan ve onları zihni bakımdan androjen yaratıklara dönüştürmeye çalışan unsurlar de red pill'in izinden gidenlerin ekmeğine yağ sürüyor. klasik dindarların din elden gidiyor ve ahlak kalmadı diyerek istanbul sözleşmesinden çıkmaya yönelik talepleri kendi içerisinde tutarlı ve haklıdır. böyle giderse on sene içerisinde klasik cemaatlerde bile gördüğünüz o ablalar, dindar tercihe ulaşana kadar, hatta dindar hayatı yaşarken bile hayli çapraşık ve çeşitli cinsel tecrübelerin içerisinden geçecekler.
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar