theodore kaczynski


--- alıntı ---

theodore john kaczynski (unabomber) (d. 22 mayıs 1942, chicago, ıllinois), abd'li paket bombacısı. harvard ãœniversitesinde okumuşŸ ve matematik üzerine doktora yapmışŸtır. o yıllarda harvard ãœniversitesinde askeri amaçlar için kullanılan bir esir konuşŸturma makinası sık kullanılıyordu ve ted kaczynski'nin bu olaylardan dolayı ruh sağŸlığŸının etkilenmesi söz konusu olarak öngörülmüşŸtür.
teknolojiden nefret etmesi

kimse ted kaczynski'nin o dönemlerde neden teknolojiden rahatsız olduğŸunu anlamıyordu. teknolojiden nefret ettiğŸi için ormanın ortasında bir kulübe inşŸaa edip orada yaşŸamını sürdürmüşŸ ve kargo paketlerinin içine bombalar yerleşŸtirip ortak noktası olmayan insanlara yollamışŸtır. ilk iki bombası sadece 3 kişŸinin yaralanmasına sebep olmuşŸtur. her seferinde bombaları daha etkili ve ölümcül olmuşŸtur. fbı'ın dikkatini ilk bir uçağŸa yolladığŸı bombayla çekmişŸtir. (düzenek hatası sebebiyle bomba patlamamışŸ, sadece uçağŸın kargo bölümünde yangına sebep olmuşŸtur.)

ayrıca yaklaşŸık 30 sayfalık bir manifesto hazırlamışŸtır. bu manifestoda teknolojinin insanlık üzerindeki olumsuz etkilerinden bahsetmişŸtir. ayrıca sanayi devrimini de insanlığŸın başŸına gelen felaket olarak nitelendirmişŸtir. (theodore kaczynski'nin manifestosu wikisource'de bulunmaktadır.)

teknolojiden nefret etmesinin sebebleri arasında psikologlar tarafından kobay olarak kullanılması ve cihazların yan etkisine maruz kalmasının da etkisi olduğŸu söylenmektedir. bombalarıyla hedef aldığŸı kişŸilerin çoğŸu tanımadığŸı ünlü kişŸilerdir.

kayıp olduğŸu yıllar ve yakalanması

bir aralar 6 yıl boyunca ortadan kaybolmuşŸ ve bomba saldırılarını kesmişŸtir. artık fbı ajanları davadan çekilmişŸ, öldüğŸünü ya da vaz geçtiğŸini düşŸünmüşŸlerdir. 6 yılın sonunda daha güçlü bombalarla geri dönmüşŸtür. (ãœnlü psikologları, üniversiteleri ve bilim adamlarını hedef almışŸtır.)

ağŸabeyi (david kaczynski) ted kaczynski'den şŸüpheleniyordu. yakalanması için devletin ayırdığŸı ödül 50.000 $'dan 1.000.000 $'a kadar çıkmışŸtı. fbı'ın telefonları susmak bilmiyor, herkes ted kaczynski'nin komşŸusu, arkadaşŸı, kardeşŸi olduğŸundan emindi. sonunda fbı robot resmini çıkarmışŸtı ve yakalayacaklarından emindi. eylül 1995'de ted kaczynski'nin evini kuşŸatmışŸlardı ve bir korucu kapıyı çalıp üstünü atlamışŸtı. göz altına alındıktan sonra mahkemede avukatları ruh sağŸlığŸının bozuk olduğŸunu anladı ve idam cezasından ömür boyu hapis cezasına dönüşŸtürdü. ted kaczynski halen bir mahkum olarak yaşŸamını sürdürmektedir.

--- (alıntı) ---

devamını gör...

--- alıntı ---

theodore john kaczynski (unabomber) (d. 22 mayıs 1942, chicago, ıllinois), abd'li paket bombacısı. harvard üniversitesinde okumuş ve matematik üzerine doktora yapmıştır. o yıllarda harvard üniversitesinde askeri amaçlar için kullanılan bir esir konuşturma makinası sık kullanılıyordu ve ted kaczynski'nin bu olaylardan dolayı ruh sağlığının etkilenmesi söz konusu olarak öngörülmüştür.
teknolojiden nefret etmesi

kimse ted kaczynski'nin o dönemlerde neden teknolojiden rahatsız olduğunu anlamıyordu. teknolojiden nefret ettiği için ormanın ortasında bir kulübe inşaa edip orada yaşamını sürdürmüş ve kargo paketlerinin içine bombalar yerleştirip ortak noktası olmayan insanlara yollamıştır. ilk iki bombası sadece 3 kişinin yaralanmasına sebep olmuştur. her seferinde bombaları daha etkili ve ölümcül olmuştur. fbı'ın dikkatini ilk bir uçağa yolladığı bombayla çekmiştir. (düzenek hatası sebebiyle bomba patlamamış, sadece uçağın kargo bölümünde yangına sebep olmuştur.)

ayrıca yaklaşık 30 sayfalık bir manifesto hazırlamıştır. bu manifestoda teknolojinin insanlık üzerindeki olumsuz etkilerinden bahsetmiştir. ayrıca sanayi devrimini de insanlığın başına gelen felaket olarak nitelendirmiştir. (theodore kaczynski'nin manifestosu wikisource'de bulunmaktadır.)

teknolojiden nefret etmesinin sebebleri arasında psikologlar tarafından kobay olarak kullanılması ve cihazların yan etkisine maruz kalmasının da etkisi olduğu söylenmektedir. bombalarıyla hedef aldığı kişilerin çoğu tanımadığı ünlü kişilerdir.

kayıp olduğu yıllar ve yakalanması

bir aralar 6 yıl boyunca ortadan kaybolmuş ve bomba saldırılarını kesmiştir. artık fbı ajanları davadan çekilmiş, öldüğünü ya da vaz geçtiğini düşünmüşlerdir. 6 yılın sonunda daha güçlü bombalarla geri dönmüştür. (ünlü psikologları, üniversiteleri ve bilim adamlarını hedef almıştır.)

ağabeyi (david kaczynski) ted kaczynski'den şüpheleniyordu. yakalanması için devletin ayırdığı ödül 50.000 $'dan 1.000.000 $'a kadar çıkmıştı. fbı'ın telefonları susmak bilmiyor, herkes ted kaczynski'nin komşusu, arkadaşı, kardeşi olduğundan emindi. sonunda fbı robot resmini çıkarmıştı ve yakalayacaklarından emindi. eylül 1995'de ted kaczynski'nin evini kuşatmışlardı ve bir korucu kapıyı çalıp üstünü atlamıştı. göz altına alındıktan sonra mahkemede avukatları ruh sağlığının bozuk olduğunu anladı ve idam cezasından ömür boyu hapis cezasına dönüştürdü. ted kaczynski halen bir mahkum olarak yaşamını sürdürmektedir.

--- (alıntı) ---

devamını gör...
"insanların isyan etmesine yetecek kadar rahatlarının kaçtığı bir durum yaratılmalı." diyen adam.

not: evet rahatımız oldukça kaçmış durumda, orda, burda, her yerde. belki bu bizi yepyeni bir arayışa sokar. yeni arayışlara girmiyorsak, az daha az daha dibe vurmamız gerekiyor demektir. şu anki halimizden daha da kötüye gitmek için elimizden gelen ardımıza koymuyoruz zaten.
devamını gör...
theodore john kaczynski (unabomber) matematikçi, anarşist teorisyen ve eylemci...
şöyle de psikopatik fotoğrafı vardır:
http://
devamını gör...


--- alıntı ---

21. Yüzyılın Arifesinde Ani Bir Manifesto

Aşırı toplumsallaşan insan topluma psikolojik bir tasmayla bağlanır. Aşırı toplumsallaşma insanlığın, bireye yaptığı en büyük zulümdür.

Muhafazakarlar aptaldır: Bir yandan geleneksel değerlerin yıkılmasından dolayı sızlanırken, diğer yandan da teknolojik ilerleme ve ekonomik gelişmeyi içtenlikle desteklerler.

Toplumda kelimelerle bir etki yaratmak, çoğu birey ve küçük grup için olanaksızdır.

İnsanların çoğu önemli oranda uygunsuz davranışlarda bulunur. Yalan söylerler, önemsiz hırsızlıklar yaparlar, trafik kurallarını çiğnerler, işlerini asarlar, birbirlerinden nefret ederler ya da başka birini geçmek için sinsi hileler yaparlar. Aşırı toplumsallaşmış bir insan ise bunları yapamaz; ya da yapsa bile kendi içinde bir utanç ve öznefret duygusu geliştirir.

Ve bugünün toplumu da, bizi, önceki bütün toplumlardan daha toplumsallaştırmaya çalışıyor. Nasıl yiyeceğimizi, nasıl spor yapacağımızı, nasıl sevişeceğimizi, çocuklarımızı nasıl yetiştireceğimizi bile uzmanlardan öğrenir hale geldik.


Çağdaş insanın eli kolu bir kurallar ve düzenlemeler ağıyla bağlanmıştır. Kaderi, kararlarını etkileyemeyeceği kadar uzak kişilerin eylemlerine bağlıdır. Bu durum teknolojik açıdan ilerlemiş toplumlarda gerekli ve kaçınılmazdır. Sistem işleyebilmek için insan davranışlarını sıkı sıkıya
düzenlemek zorundadır.

Sistem insani ihtiyaçları doyurmak için varolmaz, varolamaz. Aksine, sistemin ihtiyaçlarına uymak üzere düzenlenmesi gereken insan davranışıdır. Bunun sistemi yönetiyormuş gibi gözüken ideolojiyle hiçbir ilgisi yoktur.

Eğer büyük devlet babanın hayatınıza şu anda fazla karıştığını düşünüyorsanız yanılıyorsunuz, siz asıl devlet, çocuklarınızın genetik yapısını düzenlemeye başladığında görün olacakları..

Bizim önerdiğimiz olumlu ideal Doğa'dır. Yeni, Vahşi Doğa: Yeryüzünün, insan yönetiminden, denetiminden ve müdahalesinden bağımsız olarak canlılarıyla birlikte varlığını sürdürmesi ideali. Doğa birçok nedenden ötürü tam anlamıyla mükemmel bir teknoloji karşıtı idealdir. Doğa teknolojinin tam karşıtıdır.




Endüstriyel Sistem Yıkılmalıdır

Sanayi devrimi ve sonuçları insan soyu için bir felaket oldu. Bu sonuçlar "gelişmiş" ülkelerde yaşayan bizlerin yaşamdan beklentilerimizi oldukça arttırırken toplumun dengesini bozdu, yaşamı anlamsızlaştırdı, insanları aşağılamalara maruz bıraktı, yaygın psikolojik acılara (Üçüncü Dünya'da fiziksel acılara da) yol açtı ve doğal dünyayı şiddetli zarara uğrattı. Teknolojik ilerlemenin devam etmesi durumu daha da kötüleştirecek; insanları daha büyük aşağılamalara maruz bırakıp, doğal yaşamda daha fazla zarara sebep olacak; büyük olasılıkla daha fazla bozulmaya ve psikolojik acılara yol açacak; belki de "gelişmiş" ülkelerde bile fiziksel acıların artmasına neden olacak.

Endüstriyel teknolojik sistem, devam edebilir veya yıkılabilir. Eğer devam ederse, sonunda psikolojik ve fiziksel acılar daha düşük seviyelere inebilir, ancak uzun ve acı dolu bir alışma döneminden sonra ve insanlarla diğer pek çok yaşayan organizmayı işlenmiş birer ürün ve çark dişlilerine indirgemek pahasına. Üstelik, sistem devam ederse, sonuçları kaçınılmaz olacak. Sistemi, insanların saygınlığı ve bağımsızlığını elinden almayacak bir şekilde yenilemenin veya değiştirmenin bir yolu yok. Eğer sistem çökerse, sonuçları yine çok acı verici olacak. Ancak, sistem büyüdükçe çökmesinin sonuçları da daha dehşetli olacağından, eğer çökecekse en kısa zamanda çökmesinde fayda var.

Biz bu nedenle, endüstriyel sisteme karşı bir devrimi savunuyoruz. Bu devrim şiddetli veya şiddetsiz olabilir; hemen gerçekleşebilir veya birkaç on yıla yayılarak görece daha aşamalı olabilir. Bunların hiçbirini şimdiden bilemeyiz. Bu, POLİTİK bir devrim olmayacaktır. Amacı ise hükümetleri değil, bugünkü toplumun ekonomik ve teknolojik temelini yıkmak olacaktır.

...

--- alıntı ---

devamını gör...
ahmaklar gemisi


bir zamanlar, bir geminin kaptanı ve ahbapları denizciliklerini çok beğenir ve kendilerine çılgınca hayran olurlarmış. bir gün kaptan, ününe ün katmak için geminin yönünü kuzeye çevirince işler biraz karışmış.
gemi daha yüksek enlemlere ulaştıkça, yolcular ve mürettebat giderek rahatsız oldu ve aralarında tartışmaya, içerisindeki bulundukları koşullar hakkında şikayet etmeye başladılar.
“titriyorum” dedi usta gemici, “bu kadar kötü bir yolculukta daha önce hiç bulunmamıştım. güverte buzla kaplı; gözetleme yerindeyken rüzgar ceketimi bıçak gibi kesiyor; ön yelkene camadana vururken neredeyse parmaklarım donuyor; ve tüm bunlar için ayda 5 şilin alıyorum.”
“bunun kötü olduğunu mu düşünüyorsun!” dedi kadın yolcu. “soğuktan geceleri uyuyamıyorum. bu gemideki kadınlar erkekler kadar battaniye alamıyor. bu adil değil!”
meksikalı gemici sözü kesip konuşmaya katıldı: “¡chingado! ben, ingiliz gemicinin aldığı maaşın sadece yarısını alıyorum. bu iklimde kendimizi sıcak tutmak için bol yiyeceğe ihtiyacımız var ve ingilizler daha çok alıyor. en kötüsü, zabitler sürekli emirlerini ispanyolca yerine ingilizce olarak veriyor.”
“herkesten daha çok şikayet edecek nedenim var.” dedi amerikan yerlisi gemici. “eğer soluk benizliler atalarımın topraklarını yağmalamasaydı, bu gemide, buzdağlarının ve kutup rüzgârlarının arasında olmayacaktım. hoş, sakin bir gölde kanoyla gezinecektim. tazminatı hak ediyorum. en azından, kaptan bana barbut oynatmam için izin vermeli ki biraz para kazanabileyim.”
lostromo söz aldı: “dün, birinci zabit bana “ibne” dedi. isimler takılmadan eşcinsel ilişkiye girme hakkım var.”
bu gemide kötü davranılan sadece siz insanlar değilsiniz,” diyerek yolcuların arasındaki hayvansever araya girdi. sesi öfkeyle titriyordu. “geçen hafta ikinci zabiti geminin köpeğini iki kere tekmelerken gördüm!”
yolculardan biri üniversite profesörüydü. ellerini ovuşturarak hiddetle söylendi, “bunların hepsi korkunç! ahlaksız! ırkçılık, seksizm, türcülük, homofobi, işçi sınıfının sömürülmesi! ayrımcılık! toplumsal adalete sahip olmalıyız: meksikalı gemici için eşit maaş, bütün gemiciler için yüksek maaş, amerikan yerlisi için tazminat, kadınlar için eşit battaniye, eşcinsel ilişki hakkı ve köpeği daha fazla tekmelemek yok!”
yolcular “evet, evet!” diye bağırdı. mürettebat “hay hay!” diye bağırdı. “ayrımcılık! haklarımızı talep etmeliyiz!”
kamarot boğazını temizledi.
“hepinizin şikayet etmek için iyi nedenleri var. fakat bana göre gerçekten yapmamız gereken şey gemiyi döndürmemiz ve güneye doğru gitmemiz, çünkü eğer kuzeye gitmeye devam edersek er geç batacağız. sonra maaşlarınızın, battaniyelerinizin, eşcinsel ilişki haklarınızın size yararı olmayacak, çünkü hepimiz boğulacağız.”
fakat kimse onu dinlemedi, çünkü o sadece bir kamarottu.
kaptan ve zabitler, kıç güvertedeki makamlarından tartışmayı izliyor ve dinliyordu.
birbirlerine gülümsediler ve göz kırptılar. kaptanın el hareketiyle üçüncü zabit kıç güverteden indi. yolcular ve mürettebatın toplandığı yere ağır adımlarla yürüdü ve onların arasında durdu. çok ciddi bir ifade takınarak konuştu:
“biz kaptanlar kabul etmeliyiz ki bu gemide mazur görülemez şeyler olmakta. şikayetlerinizi duyana kadar bu kadar kötü bir durum olduğunu anlayamadık. bizler iyi niyetli insanlarız ve sizler için en iyisini yapmak istiyoruz. ancak kaptan oldukça eski kafalı ve kendi bildiği yolda ilerler. somut değişiklikler yapmadan önce biraz kışkırtılması gerekebilir. benim şahsi fikrim, eğer gayretle protesto ederseniz – fakat her zaman barışçıl ve geminin kurallarını ihlâl etmeden – kaptanın ataletini sarsar ve gayet haklı olarak şikayet ettiğiniz problemlere çözüm getirmeye zorlarsınız.
bunu söyledikten sonra üçüncü zabit kıç güverteye doğru yol aldı. gider gitmez yolcular ve mürettebat arkasından, “orta yolcu! reformcu! liberal! kaptanın yardakçısı!” diye bağırdı. fakat yine de söylediği gibi yaptılar. kıç güvertenin önünde buluştular. kaptanlara hakaretler savurdular ve haklarını talep ettiler: usta gemici “daha yüksek maaş ve daha iyi çalışma koşulları istiyorum,” diye haykırdı. kadın yolcu “kadınlar için eşit battaniye” diye haykırdı. meksikalı gemici “emirleri ispanyolca olarak almak istiyorum.” diye haykırdı. amerikan yerlisi gemici “barbut oynatma hakkı istiyorum.” diye haykırdı. lostromo “ibne olarak adlandırılmak istemiyorum.” diye haykırdı. hayvansever “köpeğin daha fazla tekmelenmesine hayır.” diye haykırdı. profesör “devrim, hemen şimdi.” diye haykırdı.
kaptan ve zabitler aceleyle bir araya toplandı ve birkaç dakika görüştü. bütün bu süre boyunca birbirlerine göz kırptılar, gülümsediler ve birbirlerini doğrularcasına kafalarını öne eğdiler. daha sonra kaptan kıç güvertenin önünde durdu ve büyük bir cömertlik göstererek, usta gemicinin maaşının ayda 6 şiline yükseltileceğini; meksikalı gemicinin maaşının ingiliz gemicinin üçte ikisi kadar olacağını, ve ön yelkene camadana vurma emrinin ispanyolca verileceğini; kadın yolcuların bir battaniye daha alacağını; amerikan yerlisi gemicinin cumartesi akşamları barbut oynatabileceğini; lostromonun gizlice eşcinsel ilişkiye girdiği sürece ibne olarak anılmayacağını ve mutfaktan yemek çalmak gibi gerçekten ahlaksız şeyler yapmadığı sürece köpeğin tekmelenmeyeceğini duyurdu.
yolcular ve mürettebat bu imtiyazları büyük bir zafer olarak kutladı. fakat ertesi sabah, tekrardan memnuniyetsizlik hissettiler.
usta gemici “ayda altı şilin çok düşük bir ücret ve hâlâ ön yelkene camadana vururken parmaklarım donuyor” diyerek homurdandı. meksikalı gemici “hâlâ ingilizlerle aynı maaşı veya bu iklim için yeterli yiyeceği alamıyorum” dedi. kadın yolcu “biz kadınlar hâlâ kendimizi sıcak tutacak kadar battaniyeye sahip değiliz” dedi. diğer yolcular ve mürettebat da benzer şikayetlerde bulundu. profesör onları kışkırttı.
konuşmalarını bitirdiklerinde, kamarot, bu sefer diğerlerinin duymamazlıktan gelemeyeceği kadar yüksek bir sesle konuştu:
“köpeğin mutfaktan bir parça ekmek çaldığı için tekmelenmesi, kadınların eşit battaniyeye sahip olmaması, usta gemicinin parmaklarının donması gerçekten korkunç; ve lostromonun istediği halde neden erkeklerle ilişkiye giremediğini anlamıyorum. fakat buzulların şu an nasıl kalın olduklarına ve rüzgârın nasıl daha fazla sert estiğine bakın! bu gemiyi geriye, güneye doğru çevirmemiz gerekiyor. eğer kuzeye gitmeye devam edersek, buzullara çarpacak ve batacağız.
“ah, evet,” dedi lostromo, “kuzeye doğru gitmeye devam etmemiz gerçekten korkunç bir şey. fakat neden tuvalette sevişmek zorundayım? neden ibne olarak anılmam gerekiyor? diğer herkes gibi iyi biri değil miyim?”
“kuzeye doğru ilerlemek korkunç” dedi kadın yolcu. “fakat görmüyor musun? tam da bu nedenle kadınların kendilerini sıcak tutmak için daha çok battaniyeye ihtiyacı var. hemen şimdi kadınlar için eşit battaniye talep ediyorum!”
“tamamen doğru” dedi profesör, “kuzeye doğru yol almak hepimiz için büyük sıkıntılar yaratıyor. fakat yönümüzü güneye doğru çevirmek gerçekçi olmaz. zamanı geri çeviremezsin. durumumuzun üstesinden gelmek için iyi hazırlanmış bir yol bulmalıyız.”
“bak” dedi kamarot, “kıç güvertedeki bu dört kaçık adamın yollarına devam etmesine izin verirsek, hepimiz batacağız. eğer gemiyi tehlikeden uzaklaştırırsak, daha sonra çalışma koşulları, kadınlar için battaniye ve eşcinsel ilişki hakkı için endişelenebiliriz. ama önce bu gemiyi çevirmemiz gerekiyor. eğer bir kısmımız birlik olur, bir plan yapar ve biraz cesaret gösterirsek, kendimizi kurtarabiliriz. çok fazla insana gerek yok – yedi veya sekizimiz yeterli. kıç güverteye saldırabilir, bu delileri gemiden atabilir ve gemiyi güneye çevirebiliriz.”
profesör sesini yükseltti ve sert bir şekilde “şiddete inanmıyorum. ahlaksızca.” dedi.
lostromo “şiddet kullanmak etik değil” dedi.
kadın yolcu “şiddetten çok korkuyorum” dedi.
kaptan ve zabitler herşeyi izliyor ve dinliyordu. kaptanın bir işaretiyle üçüncü zabit ana güverteye indi. yolcuların ve mürettebatın arasına kadar geldi ve gemide hâlâ bir takım sıkıntılar olduğunu söyledi.
“epey ilerleme kaydettik” dedi. “fakat daha fazlası gerçekleşmeyi bekliyor. usta gemicinin çalışma koşulları hâlâ sert, meksikalı hâlâ ingiliz ile aynı maaşı alamıyor, kadınların hâlâ erkekler kadar battaniyesi yok, amerikan yerlisi’nin cumartesi geceleri oynattığı barbut ellerinden alınan toprakları için değersiz bir karşılık, lostromonun eşcinsel ilişkiye tuvalette girmesi adil değil ve köpek hâlâ kimi zaman tekmeleniyor.
“bence kaptanın yeniden harekete geçirilmeye ihtiyacı var. eğer hep birlikte başka bir protesto gerçekleştirirseniz işe yarayacaktır – şiddetsiz olduğu sürece.”
üçüncü zabit geminin kıç tarafına doğru ilerlerken, yolcular ve mürettebat arkasından hakaretler yağdırdı. ama yine de ne dediyse yaptılar ve başka bir protesto için geminin kıç güvertesi önünde toplandılar. çılgınca bağırıp çağırdılar, yumruklarını savurdular ve hâttâ kaptana çürük yumurta attılar (ustalıkla yana çekildi).
kaptan ve zabitler şikayetleri dinledikten sonra aceleyle bir araya toplandı. konuşmaları süresince birbirlerine göz kırptılar ve sırıttılar. daha sonra kaptan kıç güvertenin önüne geldi ve usta gemiciye parmaklarını sıcak tutsun diye bir eldiven verileceğini, meksikalı gemicinin ingiliz gemicinin dörtte üç maaşı kadar maaş alacağını, kadınlara bir battaniye daha verileceğini, amerikan yerlisi gemicinin cumartesi ve pazar geceleri barbut oynatabileceğini, lostromonun karanlıktan sonra alenen eşcinsel ilişkiye girebileceğini ve kimsenin kaptanın özel izni olmadan köpeği tekmeleyemeyeceğini söyledi.
yolcular ve mürettebat bu büyük devrimci zafer karşısında çok mutluydu. fakat ertesi günle birlikte tekrardan memnuniyetsizlik hissettiler ve aynı eski sıkıntılar hakkında söylenmeye başladılar.
kamarot bu sefer sinirleniyordu.
“sizi ahmaklar!” diye bağırdı. “kaptanın ve zabitlerin neler yaptıklarını görmüyor musunuz? bu gemiyle ilgili yanlışın ne olduğunu düşünemeyesiniz diye battaniyeler, maaşlar ve köpeğin tekmelenmesi hakkındaki saçma şikayetlerinizle sizleri meşgul etmeyi sürdürüyorlar – gemi kuzeye doğru daha da ilerliyor ve hepimiz boğulmuş olacağız. eğer sadece bir kaçınız aklını başına toplar, bir araya gelir ve kıç güverteyi basarsak, bu gemiyi çevirebilir ve kendimizi kurtarabiliriz. fakat tüm yaptığınız, çalışma koşulları, barbut oynatma ve eşcinsel ilişki hakkı gibi önemsiz küçük konular hakkında ağlaşmak.”
yolcular ve mürettebat öfkelendi.
“önemsiz!!” diye ağladı meksikalı, “ingiliz gemicinin sadece dörtte üçü kadar maaş almam sence adil mi? önemsiz mi?”
“benim sıkıntıma nasıl saçma diyebiliyorsun?” diye bağırdı lostromo. “ibne olarak anılmanın küçük düşürücü olduğunu bilmiyor musun?”
“köpeği tekmelemek ‘önemsiz küçük bir konu’ değil!” diye haykırdı hayvansever. “zalimce, insafsızca, vahşice!”
kamarot, “pekâlâ” dedi. “bu konular önemsiz ve saçma değil. köpeği tekmelemek insafsız ve vahşice. ibne olarak anılmak küçük düşürücü. fakat gerçek sorunumuzla karşılaştırıldığında – geminin hâlâ kuzeye gidiyor olduğu gerçeğiyle karşılaştırıldığında – sizin şikayetleriniz önemsiz ve saçma, çünkü eğer bu gemiyi derhal çeviremezsek hepimiz boğulacağız.
“faşist!” diye haykırdı profesör.
“karşı devrimci!” dedi kadın yolcu.
tüm yolcular ve mürettebat birbirlerinin ardından konuşmaya katıldı. kamarotu faşist ve karşı devrimci olarak suçladılar. onu bir kenara itip maaşlar, kadınlar için battaniye, eşcinsel hakları ve köpeğe nasıl davranılması gerektiği hakkında söylenmeye devam ettiler. gemi kuzeye doğru yol almaya devam etti. bir süre sonra iki buzdağı arasında parçalandı ve herkes boğuldu.
devamını gör...
üniversitede yardımcı profesörlük görevinden istifa ettikten sonra montana'ya yerleşerek ormanın içinde bir kulübede yaşamaya başlamış, yaşamını tamamen kendi kendine sürdürmenin yollarını aramış.

devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar