tiyatro

aslında hep icra etmek istediğim sanattır. aslında minik bir skeç yazmama rağmen lisede edebiyat hocam beni oyuna dahil etmemiştir. kendisini sevmediğimi bildiği için sevmezdi beni. canı sağolsun. uzun zamandır bir oyun izleme imkanım da olmuyor. özledim valla.
devamını gör...
hayatın, yaşayanlara yansıtılarak sahnelenmesidir. sen, senden uzak bir şekilde belki bir baba, belki bir doktor belki bir çaycı, belki de bir polis olarak rol yapıp kendinden ayrı bir kimlik olarak, yaşamı oynuyorsun.

tiyatro izlemek mi güzel oynamak mı diye soran olursa, oynamanın zevkinin çok farklı olduğunu söyleyebilirim.

tiyatro, hayatı oynamaktır
tiyatro, kendini ifade etmektir (oynayana müthiş özgüven veriyor),
tiyatro, yaşamın minyatürüdür.
devamını gör...
tayyare kültür merkezinde hiç adetim olmayarak gittim. salonda saydım 7 kişiydik, bilet 3 tl (kırk bile yapmıyor 21 tl izleyici hasılatı) fakat 15-16 oyuncu iki buçuk saat hiç ciddiyetlerini bozmadan oyunlarını oynadılar, oyun sonunda hepsi de büyük bir kalabalığı selamlıyormuş gibi gülümseyerek bizleri selamladılar. öyle ki onlar selamlarken utandım ben de ayağa kalktım. eğlenceli ve gayet ucuz olmasına rağmen neden hiç rağbet yok anlayamadım.
devamını gör...
9.
tematik tanım: oyuncuların seyirciler önünde gösterdiği, yaptığı gösteri sanatı
klişe tanım: hayatın aynası
gerçek: çok çok uzun bir hikaye.
devamını gör...
ankara'daki sözlük yazarlarıyla buluşup sakız çiğneyerek izlemeyi planladığım sanat dalı.

genç osman'ı izlemeye gidelim, tolga tuncer adındaki herif delikanlıysa bana da laf etsin.... *
devamını gör...
11.
çocuksu, heyecan içinde bir heyecan, korku soslu, üstüne pişmanlık ve katmerli bir utangaçlık rendelenmiş bir heyecan. hayalin hayal lambasından, alaaddin'in sihirli lambasından buharlaşan cin gibi buharlaşması. evet vakit ''tamam'' olmak için yol alıyor. menzile doğru durmaksızın, dursa hayat duracak...
sıradışı his silsilesi, can simidi olan kelimeler düğümlenir boğazımda. katrana bulanmış gırtlak gibi donuk ve bataklık. ses tellerim titriyor heyecanıma eşlik ederken. harfler sabırsız, kelimeler hırçın, cümleler bendini aşan bir sel dağı.
hayat ve tiyatro, tiyatro ve hayat...

nefes almak, yaşamak, dokunmak, hissetmek, görmek, işitmek, anlatmak...
hayata dokunmak.

dünyanın farklı coğrafyalarında inancından, fikrinden, dilinden, renginden dolayı zulüm gören insanların acısının yüze yansıması. mimiklerin insani tepkisi.
zulmün doğurduğu insancıl refleks.

''geçen akşam hayata dokundu, parmak uçlarım...''
devamını gör...
tanzimatla beraber ülkemize giren sanat dallarındandır.

yalnız şöyle bir durum var ki 20 yıl boyunca yani şinasi şair evlenmesi'ni yazana kadar bu tiyatrolar hep gavur dillerinde gösterilmiş ve halkımız ne anlatıldığını bilmediği halde gidip izlermiş.* bunların başlıca sebebi olarak şunlar söylenir:

1- tiyatronun toplumumuz için yeni bir sanat dalı olması ve hem göze hem kulağa hitab etmesi
2- batıya tartışmasız bağlanmış aydınlarımız(!) açısından bakıldığında tiyatronun batı medeniyeti mahsulu olması
3- batıyla bir şekilde ilişki kurmuş ailelerin veya onlara özenen ailelerin avrupai giyiniş tarzını benimsemeleri özellikle kadınların orada gördükleri elbiseleri ve ev dekorasyonunu kendi hanelerinde de istemelerindendir.
devamını gör...
türkiye'de pek oturmadı sanki bu sanat.

başka ülkelerde ne kadar tabana yayılmıştır bilmiyorum ama bizde çok az insanın aklına tiyatroya gitmek, tiyatroyu takip etmek gelir. gündemimizde böyle bir şey yok.
devamını gör...
tiyatroya gitmeyi, izlemeyi severim ama doğruya doğru sevmeme rağmen vakit ayırıp da her fırsatta gidiyor da değilim, ayda yılda bir.
açıkası tiyatronun bir ülkenin ve o ülke insanlarının medeniyet, gelişmişlik ve entelektüel birikiminin göstergesi kabul edilmesine de bir anlam veremiyorum. nihayetinde seyirlik bir sanat türü yahu bu kadar abartmamak lazım.
her önüne gelen tiyatrocunun da kendini en birinci aydın, entelektüel, ultra kültür hazinesi olarak görmesi de ayrıca sinir bozucudur. demek istediğimi en güzel anlatacak sözler bir hababam sınıfı tatilderepliğinden gelsin ; her bıyıklı öğretmen olsaydı dedem üniversiteye profesör olurdu.
devamını gör...
sevemediğim sanat dalı.. aşırı sıkılıyorum tiyatro'ya gidince... ama tepkili olduğum tiyatrocular sanırım.. böyle dünya'nın en ulvi işini yapıyor havaları beni deli ediyoooor.
devamını gör...
tiyatrodan nefret edenlerin ekseriyetinin ortak kisilik ozelligi; samimiyetsizliklerinden oturu hayatlarinda zaten tiyatro yapmalaridir.

not: 3 dakikada 3 eksi arkadas amma gocunan varmis :))
devamını gör...
nerden başlasam bilemiyorum. herkes bir tarih tutturmuş gidiyor. m.ö 3000 diyen de var, 5000 diyen de. adam sanki müzayede de açık arttırma refleksini yaşıyor. bundan bir kaç yıl önce, ülkemizin mümtaz şahsiyetlerinden ve tiyatronun duayeni kabul edilen(!) müjdat gezen işi milyonlara kadar götürdü. oldu olacak, kutsal metinlerde yer alan insanın yaratılması ve şeytan'ın kovulmasına kadar götürebiliriz. melekler seyirci, baş karakter adem ve aktif yan karakter şeytan. bir kesim seyirci, biri iyiliği, öbürü ise kötülüğü temsil ediyor. senaryo mu? onunda kime ait olduğu belli. kader, irade, akıl ve içgüdü. e onu da ilahiyatçılara sorun kardeşim.
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar