felaket sıcak bir günde dolmuşa bindim önde ki çift camlar kapalı duruyorlar. camı açmalarını rica ettim pencere kenarında bayan oturuyordu açılmıyor dedi. oğlanda rica edince bir uğraşayım ayıp olmasın diye bir yüklenmesin mi pencereye. pencerenin açılmasıyla oğlanın dirsek kızın burnuna girdi. oğlan kızın burnunu falan kontrol ediyor bende kusura bakmayın falan diyorum ama koptum içimden inene kadar zor tuttum kendimi kahkahayı koyvermemek için.
devamını gör...
yanimdaki teyzenin telefonumdan oynadigim temple run oyununa karisip ;
- napacan o altinlari ,kos kos nereye kadar . diamond dash var onu oyna o daha guzel.
demesi beni baya bir dumur etmistir.
devamını gör...
+ sen evli misin?
- yok değilim okuyorum ben.
+ evlenme sakın bak bana mahvettim hayatımı bunların uğruna.
-öyle demeyin ya.
+yok yok sakın evlenme..!
devamını gör...
arkadaşlarla bindiğimiz metrobüsün kaza yapması. bir kaç kişinin kafasının gözünün dağılması. ve suçu bize atmaları.
-çok güldünüz ondan kaza yaptık.
yaşlı bir teyze
devamını gör...
yanımda üniversiteyi yeni kazanmış, molalarda unutulmak gibi bir korkusu olan, ilk defa tek başına yolculuğa çıkan bir öğrenci... bende de yılların rahatlığı, endişe etmesin diye, "korkma bir şey olmaz. molalarda beraber takılırız." diyorum. otobüs duruyor. inip bu genç kurbanımızı da beraberimde her gittiğim yere götürüyorum. lavabo, sonra akşam namazı için mescit hatta biraz da gezdiriyorum. sonra telefona bakıyorum bir sürü cevapsız çağrı. bir bakıyorum babam: "nerdesin sen, otobüs seni bekliyormuş." diyor. meğer on dakikalık bir molayı yarım saat sanmışım. otobüse yaklaştıkça muavinlerin gözlerinden çıkan ateşe karşı ellerimle yüzüme kalkan yapasım geliyor falan... yanımdaki zavallım da utanç içinde, otobüse bindiğimizde müthiş, derin bir sessizlik ve öfke dolu bakışlar... neyse ben yine teselli etmeye devam ediyorum. "vardır bir hayır, bak akşam namazını kıldık."*
devamını gör...
bir sohbet girişimini cinayete çevirmeye çalışan iç anadolu'nun bağrından kopup gelen şişman gençtir..

yaşadığım en dumur olaydı.

lan bana ne ki ya "yolculuk nereye?" diye soruyorum sonunu düşünmeden. başka da bir şey diyemedim zaten.
devamını gör...
metrobuse bindim. karsiya geciyorum. ayaktayim tabi. ben oyle kosturup iteleyip yer kapmayi hic beceremem cunku. neyse bi kadin hararetli hararetli telefonda konusuyor. bi baktim gomleginin 4 dugmesi acilmis. ama epey bi acilmis yani. arkadan adamlar huff hatuna bak filan diyorlar bi yandan. konusmasinin bitmesini bekledim. usulca yanina yaklasip, sey gomleginizin dugmeleri acilmis dedim sessizce. kadin sanane gerizekali benim tarzim boyle belki de dedi. bakakaldim oylece! hic bisey diyemedim! ve dugmelerini kapatmadan altunuzade'de indi tarz abla!!!
devamını gör...
aşağıda anlatacağım hadise taksim metrosunda geçmiştir. muhabbetteki kurbanlar; kot pantalon reklamında oynadığı iddia edilen arkadaş ile masum yolcudur. tamamen spontane gelişmiş yaratıcılık örneklerindendir.

-geçen ki kot pantalon reklamından sağlam bir şey kazandın mı?
+efendim, anlayamadım abi
-yahu geçenki kot pantalonu reklamı diyorum, oğlum o kadar reklamlara çıktın, artık meşursun.
+abi ne diyorsun sen yahu
-pardon yanımdakini tanıyor musunuz?
&yok hayır, tanıyamadım
-nasıl tanımazsın yahu, şöyle iyice bak!
& yine tanıyamadım, kim ki
-televizyon reklamlarına çıkıyor ya, kot pantalonlu
& evet, şimdi gözüm ısındı.
- oğlum kaç defa söyleyeceğim; dandik firmaların reklamlarında oynuyorsun!

devamını gör...
otobüsün demirbaş kişileri olur bilirsiniz. yıl içinde birlikte gidip gelirsiniz, servis misali bir gün gelmeyince merak edersiniz ama ne tanışmışlığınız vardır ne konuşmuşluğunuz. bir gün bu demirbaş kişisi zöynk diye yanıma geldi ve;

-selam ben bilmemne. ya sen çok değiştin, saçların kızıldı, kilo verdin epey güzelleştin.
başımı ders notlarından kaldırdım, "heaaoe? teşeakküer edearim" gibi bir şey çıktı ağzımdan. o neydi gız?

gün gelir de o kişiyle evlenirsem bu entry'mi editleyeceğim!
devamını gör...
bir cumartesi akşamı evimden çıkıp uzak diyarlarda bulunan halı sahaya gidip ter dökecektim.

zıpkın gibi delikanlıyım o zamanlar. hehe. *

biletim olmadığından ve kartım boş olduğu için şoföre emirgan parkı'nın yanındaki biletçiden bilet alıp alamayacağımı sordum. o da "atla" dedi bindim otobüse. otobüste kimsecikler yok.

emirgan parkı'na bir durak kala çantamı koltukta bırakıp şoförün yanına gittim ve "abi çantam koltukta emirgan'dan bilet alacağım sakın gitme." dedim. o da "tamam" dedi. tam ben bileti almış para üstünü elime alırken otobüs hareket etti.

"lan n'oluyo?" demeye kalmadan arkadaki otobüse atladım ve ağzımdan şu kelimeler döküldü:

"abi, öndeki otobüsü takip et !"

şoför haklı olarak "taksi mi bu?" dedi. ben de "çantamı götürüyor abi aynı güzergahtasınız, yakala." dedim.

adam da tamam deyince meydan durağında otobüsü çantamı kaçıran otobüsün önüne kırdık.

çantada da şort, don, tozluk, krampon, havlu var. hehe.

hemen otobüse atlayıp beni neden beklemediğini sordum.

pis pis sırıtıyor ve "çantanı niye arabada bıraktın yav hehe" gibisinden bir şeyler söylüyordu.

çantamı aldım, inerken bana bilet atmadığımı söyledi. sinirlendim yanına gittim ve önüne kıran otobüs şoförüne verdiğimi söyleyip otobüsten indim.

bu da böyle bir anımdır.
devamını gör...
uzun mesafe yolculukarından birisindeyim.arkamda yaşlı bir teyze ve torunu var.kuulluğum bozulmasın mahiyetinde çıkarıyorum pilli empiüçümü ve arkama yaslanıp suratımı cama dayıyorum.işte o an önüme bir şeyler düşüyor.kaldırdığımda önümde bir çift kol.teyze kanepeyle birlikte bana sarılmış sağ olsun.kolları alıp teyzeye veriyorum.10 dakika geçiyor tekrar düşüyor kolları yine teyzeye veriyorum en sonunda torunu müdahil oluyor da teyzenin bir kaç girişimini de o engelliyor sağ olsun.işte bu olayın etkisiyle kaç yıl geçti aradan uyurken hep tedirgin olurum.
devamını gör...
bi sabah fındıkzade'den tramvaya bindim neyse, ağzına kadar dolu bende kapı dibindeyim, aksaray istasyonuna geldik arkalardan bir bayan inmek için geldi kapı ağzına, inerken bende indim yol verdim, insanlık yapalım dedim, inerken akraba olmaya gerek yok diye düşündüm, neyse hatun indi, şak adamın biri bindi, şlak benim indiğim yere bindi tam da, yerde kalmadı tramvayda, baktım dayıya dedim ki " dayı bu yaptığın yakıştı mı sana, mübarek öküz gibi adamsın" adam da tık yok sanki duvara konuşuyorum, sonra içeri doğru bağardım "sıkışalım lütfen biraz" demeye kalmadan makinist kapıyı kapatma düğmesine bastı, bende ayağımı soktum araya " ileri doğru baktım makiniste le kol yapıyorum aynadan izliyor beni, adamda ise hala tık yok, sinirlendim iyice kapıya patlattım bi tane, dayıya da okkalı bazı laflar söyledim yolcu ettim hepsini.
devamını gör...
2 sene önce metrobüs hattında yaşadığım olaydır.

kadıköy-söğütlüçeşme de inicem ve yavaşça yaklaşıyoruz durağa. tam karşımda kelli felli beyaz türk olduğunu tahmin ettiğim bir amca. bindiğinden beri bana ve o sırada okuduğum ahmet altan kitabına bakıyor. bakmanın yetmediğini anlıyor ve beni gözleriyle yemeye başlıyor. bunun da yetmediğini farkedince metrobüs te sesli sesli söylenmeye başlıyor. cumhuriyetten atatürk ten bahsediyor. kurtuluş savaşından falan. ben hiç amcayı takmıyorum. anlıyor sanırım ve telefonla birini arıyor. yolculara derdini anlatamıyor tam, kendinden biri lazım sanırım. karşıdaki cevap veriyor mu vermiyor mu bilmiyorum, amcamız kendi kendıne de söyleniyor olabilirdi. menemen den bahsediyor. orada öldürülenlerden ne kadar haklı olduklarından. her cümlesinde atatürk geçiyor ve buna azami gayret gösteriyor. yüzü kıpkırmızı. yolcular bize bakıyor. ben de kıpkırmızı oldum mu bilmiyorum. ama bir haftaya yakın şoku atlatamadığımı hatırlıyorum. yaşadığım ülkeye lanet okuyorum. metrobüsten iniyorum kimsenin yüzüne bakamıyorum. kim ne hissetti düşündü bilemiyorum. yeniden lanet okuyorum, yine yeni yeniden.
devamını gör...
şehirler arası yolculuk yaptığım zamanların ilk zamanlarnda, o zaman üşenmez yolculuk yastığı bulundurdum. mola yerine geldik, ben indim, otobüse bir daha bindiğimde yastığım koltuğumda yoktu. yanlış otobüse bindiğimi sandım, indim tekrar bindim, ama haır doğru otobüs idi, ama yastığım yoktu. en sevdiğim yastığım filan değildiyse de, yastıksız uyuyamadığım günlerdi. ben de böyle yerleri gökleri ararken arkamda oturan teyzede yastığımı gördüm. teyzem almış yastığımı koymuş başını cama beni seyrediyor. dedim teyze ben yastığımı alabilir miyim acaba? dedi ki sen çok uyudun biraz da ben uyuyacağım yastıkla. şimdiki aklım olsa bir kaç söz söylerdim ama o zaman kalakaldım. bir şey diyemedim. sonra teyze insafa geldi ve yastığı verdi sanırım. bu kısmını hatırlamıyorum ama yastık elime bir şekilde geçti.
dumur mu? bence evet .
devamını gör...
geçen yıl metrobüste yaşadığım olaydır.

cevizlibağ durağında saat 17:40 sularında konuşlandım, zincirlikuyu yönüne gidecek metrobüsü bekliyorum. o da ne, boş bir metrobüs geliyor. bindim, metrobüsün içi aynen vatan şaşmazlı metrobüs reklamı gibi. üstelik sonradan da herhangi bir kalabalıklaşma olmadı, zincirlikuyuya kadar norveç refah seviyesinde gittik. sebebi hikmeti hala bir sır.
devamını gör...
bizim üniversitede kampüs içi ücretsiz servis hizmeti gibi bişi var.şimdi olay ücretsiz olunca haliyle suyunu çıkarıyoruz yaklaşık otuz beş bin öğrenci.kalabalıktan her defasında bir daha binmem asla binmem!! gibi laflar etsek de yine yürümeye üşenip biniyoruz çoğu kez.yine böyle bir talihsiz biniş doluluktan binemeyip merdivende kalmam ve şoförün kasten yaparcasına ani manevralarla yola devam etmesi.yanımda bir oğlancık var.merdivenlerin ortasındaki tutunma demirine paralel şekilde bir bacağını üst merdivene koymuş.o sırada ani bir dönüş oluyor ve ben elimi demire atıyorum. hayır attığımı zannediyorum.bir gariplik var çünkü.yok canım elimin demir kokmasından nefret ettiğimi duyup yetkililer kot kumaşıyla kaplamış olamazlar tututnma demirlerini.şimdi iki seçeneğim var dönüş tamamlanıp dengemi sağlayıncaya dek o tarafa bakmayacak ve hiçbir şey olmamaış gibi davranacağım ya da özürlenip o kadar kişinin içinde bağışlanma dileneceğim.ilki makul olanı ancak suratım elvermiyor.hayatımın utancı olarak tarihe geçiyor.o beş dakikalık yol kilometreler oluyor.lafı niye bu kadar uzatıyorum sanıyorsunuz.şu an bile domatese bağladım.allahım affet bir daha binmiyciim.

(bkz: aniden domates gibi olmak)
devamını gör...
-amcacım 1 öğrenci uzatır mısınız?
+uzatmam, kaç yaşında adamım ben, utanmıyor musun bana bir şey emretmeye, kalk kendin uzat.

sanırım amcam, birine kızmıştı. hıncını benden çıkardı.
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar