toplu taşıma

adının toplu sıkıştırma olarak değiştirilmesi gerektiğini düşündüğüm çiledir.
dışardan baktığınızda vay be bukadar insanı buraya nasıl sığdırmışlar diye düşünürsünüz,içindeykende nasıl bindiyseniz öyle kalırsınız hareket edemezsiniz.hele mesai çıkışı ve okulların dağılma zamanıysa tam bir işkence ya anlamadığım bir şeyde şu işi gücü olmayan normal teyzeler amcalar ne diye bu araçların en kalabalık olduğu sattleri seçerler.yarım saat önce gitsen ne olur sanki.
devamını gör...
enteresan bir kavram. toplu taşıma araçlarını bir devlet olarak düşünürsek; içerde taşınan insanlar halk, şoförler devlet yöneticileri, bilet kontrolcüleri ya da bilet kesen kişiler ise kolluk görevlileridir. burada devlet yöneticilerinin yani şoförün üzerinde de bazı güçler vardır. mesela birileri aracın güzergahını belirler, duraktan hangi saatlerde hareket edeceğine ve nereye ne kadar zamanda ulaşacağına karar verir. içerde halkın nasıl davranması gerektiği önceden belirlenmiştir. aracın içinde uyulması gereken birtakım kurallar vardır ve birçoğu yazılı olmasa bile, hatta kimse bunları dile getirmese bile bu kurallar aracın yolcuları tarafından yerine getirilir. burada demokratik bir ortam vardır. size, istediğiniz araca binebilirsiniz ve istediğiniz durakta inebilirsiniz derler. fakat, ancak belirlenmiş güzergahlar üzerinde inebilirsiniz. sizin için belirlenmiş olan durakların herhangi birinde inme özgürlüğünüz vardır. istediğiniz araca binme özgürlüğünüz de vardır elbette. ancak bütün araçların şoförleri yine sizin için önceden belirlenmiştir. diğer bir özgürlüğünüz ise, araç içinde istediğiniz yere oturabilmenizdir. nereye oturacağınızı kendiniz seçersiniz. bütün koltuklar aynı yere gittiği sürece, nereye oturduğunuzun onlar için bir önemi olmayacaktır. aracın içinde yapılacak hareketler, içerdeki insanlar tarafından, aracın sahipleri adına kontrol edilir. aykırı bir tip içerde huzursuzluk çıkardığında, aracın sahiplerine gerek kalmadan, diğer yolcular tarafından kontrol altına alınır. yolcuların olduğu bölümde görevliler yoktur. görevliler burayı zaman zaman kontrol etseler de, bu alan yolculara terkedilmiş gibi görünmektedir. fakat yolcular bu alanın kendilerine ait olmadığını, herzaman kontrol edildiklerini, belirlenmiş davranış kurallarının dışına çıktıklarında cezalandırılacaklarını bilirler. aracın klimasını açıp kapatmak, aracın hızını ayarlamak gibi kararlar ise şoföre bırakılmıştır. ancak bazen içerden gelen talepler doğrultusunda bu kararlar değişebilir. içerdeki yolcular genel olarak şoförü sevmeseler bile, gidecekleri yere ulaşmak için ona mecbur olduklarını bilirler. yolcular zaman zaman kendilerine kötü muamele eden şoföre karşı harekete geçebilirler. onu şikayet ederler, hatta dövebilirler. sonra halkın talepleri dikkate alınarak aracın şoförü değiştirilir. ve bazıları, şoförün burada bir gölgeden ibaret olduğunu, onu belirleyen gücü değiştirmedikçe hiçbir şeyin düzelmeyeceğini iddia ederler. içerde çeşitli tartışmalar yaşanadursun, araç hep aynı yöne gitmeye devam eder.
devamını gör...
bilmiyorum hep bana mi denk geliyor ama ne zaman toplu tasima araclarini kullansam yuzde 32,457 ihtimalle bilimum kavga, trafik kazasi, kusan cocuk, bozulan arac, sultan ahmet gulhane arasindaki tramway hatti koptu diyerek tum yolculari istasyonun disina acilan kapdan indirdikten sonra yoluna devam eden trol vatman ve hatta bunlarin kombinasyonlariyla karsilasiyorum. evet, evet sanirim sorun bende.
devamını gör...
daha başlangıç düzeyinde literatürde bile kaybettiğimiz sistemdir. yine de hatırlatmakta fayda var, insan taşınmaz; dolayısıyla bu noktada kullanılması gereken kavram "toplu taşıma" değil "toplu ulaşım"dır. her ne kadar reel ölçekte yaşadıklarımızı açıklaması bakımından toplu taşıma kavramı daha gerçekçi olsa da, artık insanca bir toplu ulaşım talebinin vaktinin geldiğini düşünüyorum.
devamını gör...
sıkıştırılmış hayatlar bütünü. tek nefes, tek koku. koridor ve cam kenarı, sonra boylu boyunca koridor insan kalabalığı. camlara yapışmış nar renkli yanaklar... istif olma durumu.
devamını gör...
Allah'ın beni sınaması için bir başka sebep perdesi. hâşâ isyan asla değil rabbim sağlık vermis binip gidiyoruz lakin günde 3, 4 saatim otobüs ve metrolar da geçince artık sabır böyle zorlanıyor epey.ozellikle insan faktörü. o insan faktörü...
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar