tüp mide ameliyatı

mide dikey olarak kesilerek büyüklüğü üçte birine düşürülerek yapılan bir mide küçültme ameliyatıdır.
operasyon sonunda mide tüp şekline benzediği için bu isim verilmiştir.
devamını gör...
kapalı ameliyat yöntemiyle midenin yüzde 80''ini kesip çıkarılmasıdır.bu ameliyattan sonra insanlar sınırlı besin tüketiyorlar. fakat zamanla eğer dikkat etmezsen mideyi genişletip yine kilo alabiliyorsun.tüm mesele aslında boğazı tutmak.
devamını gör...
açık kalp ameliyatıyla eş değer tehlikelere ve zorluklara sahip ameliyattır. bunu ben değil, doktorum söylüyor.

bundan bir süre önce #6631655 no'lu yazımda başlık vukû bulmadan önce, gerçekleşmesi için çabalamamdaki sebeplerimi ve stresimi uzun uzun anlatmıştım. şimdi ise (günler sonra oturup yazmaya ancak fırsat bulabildiğim için) ameliyatın ne olduğunu ve sonrasında neler yaşandığına kısaca değinmek istiyorum. merak etmeyin, yazının devamı "ay beni şöyle kestiler, buram böyle acıdı ühü ühü!" gibi saçma sapan ağlak bir içeriğe sahip olmayacak.

şimdi öncelikle şunu bir belirteyim; midenin yüzde bilmem kaçı, beşte şu kadarı, üçte o kadarı alınıyor gibi şeyler yok. arkadaşlar mideniz 200 ml kalıyor. yani hastanın midesi ister 1 litre olsun, ister 5, o ameliyattan çıktığında hastanın midesi 200 ml kalıyor.


işlem hasta yatar pozisyondayken yapılmadığı için sizi önce bir güzel kollarınız, bacaklarınız ayrı ayrı bağlıyorlar ve kasıklarınızdan da bağlayıp sedyeye sabitliyorlar. vitruvius adamı gibi oluyorsunuz, ondan sonra da narkozu verip 45 derecelik açı ile kaldırıyorlar ve işlem için gerekli hazırlıklar yapılıyor.

açık bir oprasyon olmadığı için karna açılan dört ya da beş delikten içeriye giren araçlar mideyi belirlenen ölçüde, yani ağızdan midenin sonuna kadar uzanan borunun çapını baz alarak kesiyor. çok çok aşırı obez hastaların anatomik avantajları sebebiyle beş delik kullanılıyor ama ben dört ile paçayı kurtardım. ilk delik kameraya ait ve göğüs kafesinin hemen bittiği noktada, zaten en hızlı iyileşen de bu. ikincisi midenin hemen üstünde, mideyle yan yana duran dalağa zarar vermemek için onları birbirinden ayıran aparata ait. üçüncüsü karaciğerin olduğu hizada yani ikinciye paralel, kesme işlemi esnasında ortaya çıkan sıvıları temizlemek için kullanılan aparata ait ve kesilen parça da bu delikten çıkarılıyor, ameliyattan sonra da diren yine bu delikten içeri giriyor. dördüncü ve sonuncu parça ise göbek deliğinin hemen üstünde ilk delikle aynı hizada, ucu elektrikle ısıtılmış kesici aparata ait.

söz konusu operasyonu duyan insanlar ilk etapta karna kocaman bir kesik atıldığını sanıyor ama durum öyle değil, yukarıda açıkladım. asıl kesik içeride!

ameliyattan sonra taburcu oluncaya dek su da dahil, tek bir damla bir şey içmenize izin verilmiyor. sürekli serum, hoşlanmadığım tek durum kollarımı delik deşik eden serumlardı, çünkü tek damar yolu ile iş çözülmedi bende bu yüzden de her iki kolumu da kullanmak zorunda kaldık.

ameliyat sonrasında asıl zorluk başlıyor. ilk yirmi gün sadece sıvı tüketiyorsunuz. mideyle birlikte açlık hormonunu da aldıkları için aç olsanız da olmasanız da sürekli doktorun tavsiye ettiği sıvıları, tavsiye edilen şekilde içmek zorundasınız. bana söylenen ve benim yaptığım şuydu; uyanık olduğum süre içinde yarım saat aralıklarla kahve fincanı kadar su tüketimi ve öğünlerimde de yine kahve fincanı kadar elma suyu ya da yarı yarıya sulandırılmış hazır ayran...

elbette ki bu çok zor bir dönem, özellikle de taburcu olduktan sonraki ilk hafta! çünkü vücudunuz ciddi bir iyileşme döneminde ve siz onu düzgün besleyemiyorsunuz, haliyle ayılıp bayılmalara hazırlıklı olun. panik yapmayın, bunlar normal süreç. yediğiniz serumlar, antibiyotikler vücuttan atılmaya başladıkça biraz daha normalleşiyorsunuz. tabi ne kadar normal denebilirse...

şu anda püre dönemindeyim. sabahları kahvaltı olarak yediğim tuzsuz iki yemek kaşığı lorun daha yarısına gelmeden tıkanıyorum. iki yemek kaşığı loru yaklaşık bir saatte tüketebiliyorum. yaklaşık bir aydır vitaminsiz kalmamdan dolayı ciddi derece halsizim ve bu son iki gecedir uykularımı bölen eklem ağrıları yaşıyorum. hepsi geçici, sürecin doğasında var. kolay değil cayır cayır kestiler. şu anda bile yazarken, dinlene dinlene yazdığım halde kollarımda derman kalmadı. aslında daha çok şey anlatacaktım ama cidden yoruldum. başka zaman devam ederim.

her neyse, tehlikeli evet sonuçta işin içine bıçak giriyor, can pazarı ama zerre kadar pişman değilim. şimdiden nimetlerini alıyorum ve çok şükür Allah'a ameliyat esnasında altına imza attığım risklerin hiçbiri gerçekleşmedi. önümüzdeki iki aylık çetrefilli süreci de alnımın akıyla atlattım mı gerisi inşallah daha kolay geçecek.

ilerleyen günlerde sevdiğim konularda, daha güzel yazılar yazmak istiyorum ama benden şimdilik bu kadar. zaten bu yazımı bile istediğim gibi toparlayamadım. yoruldum uyumam lazım.
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar