türk sorunu

#haber  #özgürler 

gülay göktürk'ün yazisinda degindi milliyetçilerin ortaya çıkarmaya çalıştığı sorun.



--- alıntı ---
neden kürtler'in haklarına kavuşmaları türkler için bir sorun olarak görülüyor?

bu sorunun cevabı yakın geçmişte yaptığımız başka bir tartışmaya götürüyor beni.

hatırlarsınız, üniversitelerde türban yasağının sürmesini savunanlar, ellerinde hiçbir tutarlı argüman kalmayınca, şöyle bir gerekçe atmışlardı ortaya: başörtülülerin üniversitelerdeki varlığı, başörtüsüzler için manevi bir baskı ve tehdit oluşturuyor; onları rahatsız ediyor. o yüzden yasak sürsün...

buradaki kilit kelime tehditti...

evet, gerçekten de bir tehdit algılaması vardı. ama burada tehdit altına olan şey, başörtüsüzlerin hakları ya da özgürlükleri değil, o zamana kadar sürdürdükleri üstünlükleri, imtiyazlı konumlarıydı.

korku ya da tedirginlik bu imtiyazlı konumu kaybetme ve "eşitlenme" korkusundan geliyordu.

şimdi, kürt sorunu çözülürken "türk sorunu" yaratılabileceğinden söz edenlerin hissettikleri rahatsızlığın altında da -bilinçli ya da bilinçsiz- aynı korku yatıyor. cumhuriyetin birinci sınıf vatandaşı olarak doğmuş ve öyle yaşamış olanlar, bu imtiyazlı durumu -bu alanda da- kaybetme ihtimalinden rahatsız oluyorlar.

durmadan "biz kürtler'le zaten hep kardeş gibi yaşadık, kardeş gibi hissettik. nedir problemleri?" diyorlar.

evet, kardeştiniz. ama kim demiş, ailelerde bütün kardeşler eşittir diye? anne-babalar çocuklarına eşit muamele eder diye?

onlar hep ailenin "ezilen" kardeşi oldular. despot "baba" onlara hep sizden farklı davrandı. evet, sizi de pek şımarttığı, el üstünde tuttuğu söylenemez ama onlar öz oldukları halde üvey evlat muamelesi gördüler hep. ve siz bu duruma ses çıkartmadınız, seyretmekle yetindiniz. bu durumdan hoşnut oldunuz, bu durumdan kendinize bir pay çıkarıp daha iyi, daha değerli olduğunuz zehabına kapıldınız.

ve belki de şimdi bu imtiyazı kaybetmekten; aile içinde eşitlenmekten korkuyorsunuz.

türk sorunu dediğiniz sorun bu olmasın?

kürt sorununun çözümünün çok boyutlu bir mesele olduğunu; problemin sadece devletin takıntılarından kaynaklanmadığını; toplumun ikna edilmesi diye büyük bir mesele olduğunu hep söylüyoruz.

ancak, kavramamız gereken nokta, toplum içindeki direncin sadece "deklare" türk milliyetçilerinden gelmediği... kendini milliyetçi olarak tanımlamayan geniş bir kesim de devletin on yıllar süren ayrımcı politikalarını belki farkında bile olmadan içselleştirmiş durumda. bu kesim "ne mutlu türküm diyene" diye bağırmıyor belki. bu sloganın dağlara taşlara yazılmasına da karşı.

ama kürtler'in haklarının verilmesini türk tarafının lütfu olarak görme konusunda devletle birleşiyor. hak taleplerinin genişlemesini "evdeki yanaşmanın" haddini bilmemesi, şımarması ve çok şey istemesi olarak görüyor.

zannederim işin en zor tarafını da bu "gizli milliyetçiliğin" deşifresi ve yenilmesi oluşturuyor.
--- alıntı ---
devamını gör...
murat belgenin, savasa cocuklarini sorgusuz sualsiz gonderen insanlarin, "baris" denilince buna karsi cikmasi, sokaklara dokulmesi seklinde ozetledigi sorun.
kurt sorununda anlayissizlik ne yazik ki devletten degil, devletin yarattigi, halka sirayet eden bu yaklasimlardan kaynaklaniyor.
devamını gör...
açılımda karış tarafın samimi olmadığı farkedilince milliyetçi kesimin eze eze haklı çıktığı durumunun simgesidir. keza burda işçi asgari maaş alıp tam prim öderken doğuda 10 çocuk doğurup yeşil kart ve para yardımı alığ babalar gibi yaşama gerçeği açılımı kapanıma dönüşterecek kadar sert bir tokattır
devamını gör...
yanlız ve güzel ülkemizin doğusundan gelen her şehit haberine müteakip ülkemizin batısında oluşan durumdur bu, maalesef eskiden kürd kökenli vatandaşlar rahatsızken şimdi kendini türk olarak addeden vatandaşlarda rahatsız, eskiden türklerle bir arada yaşamak istemiyorum derken kürd kökenli vatandaşlarımız,şimdi kürdlerle bir arada yaşamak istemiyorum diyen vatandaşlarda mevcut...

sorunun çözümü yanlız ve güzel ülkemizin destansı hüzünler yaşatan tarihiyle beraber, sımsıkı sarılması gereken Allah yolundadır...
devamını gör...
gerek ülke sınırları içinde, gerekse yurt dışında yaşayan türk'lerin; zihin dağınıklıklarından ve hedef belirsizliklerinden ötürü ortaya çıkan sorundur ve bu yönüyle aslında "kürt sorunu"ndan çok da farklı değildir "türk sorunu"... zirâ her iki sorunlu kesim de, çözümsüzlüğü körükleme konusunda yarışmaktadırlar.

pekã® nedir türk sorunu?

türkiye'yi kendi öz vatanı kabul edip, benimseyip; kürtleri ise bu ülkenin misafirleri, sığıntıları olarak görmektir türk sorunu...

türküyle, kürdüyle ve diğer ırklarıyla tüm anadolu insanını bir bütün olarak görememektir türk sorunu...

kürtleri, "bu adamlara rahat batıyor" cümlesiyle değerlendirip, yaşadıkları zorlu ve sıkıntılı yaşamı görmezden gelip, onları kaderleriyle başbaşa bırakmaktır türk sorunu...

taşeron örgüt pkk ile, tüm kürtleri yargılamaktır türk sorunu...

ilkokula kadar girmiş olan ingilizceye duyarsız kalmak, ancak kürtçeyi duyduğunda tüyleri diken diken olmaktır türk sorunu.

yabancı dil ile eğitim yapan üniversiteleri görmezden gelmek, ancak anadilde eğitim yapmak isteyen kürtleri hain ilan etmektir türk sorunu...

"çanakkale cephesinde ve istiklal savaşının diğer cephelerinde türk - kürt omuz omuza savaştık" demekle iş bitmiyor! bu söylemi, dilden fiile geçirmek lazım..! "kürt sorunu" derken birazda bunları düşünün lütfen...

yaftalama heveslisi olanlara peşinen küçük bir not:

ne kürdüm, ne türküm, ne çerkezim ne de başka bir ırktanım! ırkçılık güden zavallıların oyununa kapılmayacak kadar -çok şükür- akıl sahibiyim.

atam hz. adem, o hangi ırktan ise ben de o ırktanım... o kadar.

kendimin seçemediği bir özellik için (türk, kürt, çerkez, laz) ne sevinirim, ne de üzülürüm..!
devamını gör...
ahmet türk e atılan yumruklar,polislerin bdp li vekillere ayar vermesi derken türkiye de bir türk sorunu başlayacağını varsayabiliriz..asıl mesele kürt sorunu kürt sorunu diye başımızı yiyenlerin şimdi ne yapacakları.
devamını gör...
(bkz: dövlet bize bahmıyyy) makele başlığı ile cüneyt özdemirin özetlediği sorun.

twitter'daki 'kürtatasözleri' başlığını tıkladığınızda karşınıza buz gibi bir türk faşizmi çıkıyor: alay edenler, seviyesiz milliyetçi 'veciz'ler döktürenler...

birkaç gündür sosyal medyada kürtatasözleri diye bir başlık var. insan ilk başta hevesle bu başlığı ‘tıklayıp’ çok da bilmediği bir kültürün güzel sözlerini öğreneceğini düşünüyor. oysa o başlığın üzerine tıkladığınızda karşınıza buz gibi bir türk faşizmi çıkıyor. ‘dövlet bize bahmiyy’ gibi kürtlerle çocukça dalga geçenlerden tutun da ‘hayali kürdistan olanın mekânı kabristan olur’ gibi ilkokul 3. sınıf seviyesinde milliyetçi vecizelerden vecize beğenin.

hatta bununla da kalmayıp ‘bunların ne atası oldu ki sözü olsun lan’ seviyesinde ‘naif’ bir algının binlerce örneğini görüp ürperiyorsunuz. işte böyle bir coğrafyada yaşıyoruz. bu ırkçı türklerle aynı havayı soluyor, aynı şehirlerde aynı sokaklarda dolaşıyoruz. ‘çoğunluk’ onlar. geçen aylarda hükümetten görüştüğüm çok çok çok üst düzey bir isim “kürt sorununun çözümü için kürtleri değil türkleri ikna etmemiz gerekiyor” dediğinde şaşırmamıştım.

kürt atasözleri gibi naif bir başlığın altında bile binlercesi olan bu sıradan faşizmi karşımda görünce teşhisin doğru olduğunu bir kez daha anladım. bu algı sadece yıllardır süren pkk ile devletin mücadelesinden, verilen şehitlerden, zorunlu askerlik hizmeti nedeniyle terörle mücadele kapsamında zorunlu olarak görev alan erkeklerin bilinçaltından kaynaklanmıyor. bu süreci yıllardır aynı savaş diliyle takip eden medyamızın da emeğini yok saymamamız gerekiyor! bu küfürler yıllardır medyanın tek tek manşetlerle, köşeyazıları ile türk insanının bilinçaltına taşıdığı ırkçı suyun eseri.

bugün sokağa çıkıp ‘çoğunluğu’ çevirip sorduğunuzda pek çoğu için kürt eşittir pkk demek. aşırı türklük pompalamasının sonuçları bunlar. pek çoğu için türkiye türklerindir! hatta türkün türkten başka dostu yoktur. åžu dost meselesini bir kenara koysak da türkiye türklerindir nakaratını tekrar ettiğimiz sürece türkiye hiçbir zaman tam olarak türklerin olamayacak.
devamını gör...
yıllar evvel gülay göktürk'ün yazısıyla başlık açılmış ve kürt sorunu yani kürt milliyetçiliğine karşı sebep-sonuç ilişkisi babında doğmuş bir ifade. iki türlü milliyetçilik vardır; biri kültürünü ve tarihini sevmek, sahip çıkmak diğeri ise kendi milletinden başka tüm milleti küçük görmek. birincisi öz manası iken ikincisi tamamen algıya göre şekil alan ve aslında bariz ırkçılığa varan bir açılım. zira bu yüzden kürt siyasi hareketi olarak adlandırılıyor. diğer türlü milliyetçilik duygusu öz manadaki milliyetçilikten kabul edilebilir. fakat siyasi hareketlenmeye girildiğinde ise bunun altından özerk bir devlet de çıkar, kürdi bayrak da çıkar. aslında bana kalırsa tanımlama konusunda en başta bir hata yapılıyor. kürtler ayrı bir millet değil, bizim milletimizden doğan etnik bir topluluk. lazlar gibi, gürcüler gibi, çerkesler gibi. bu kabul edildiğinde yıllardır yaşanan cepheleşme söz konusu olmayacaktır. türk sorunu, bu duruma karşılık zorlama bir tanım olmuş sanki "siz nasıl kürtleri sorun olarak görüyorsanız biz de sizi öyle sorun görüyoruz" gibi. bu bir çözüm ya da uzlaşma tanımlaması değil, bariz inatlaşmadır. türk sorunu türkiye topraklarında konuşuluyorsa ülke içindeki bölünmeler eleştirilirken bir yandan da kabul görmüş gibi oluyor. oysa bunun adı ulusal sorun olsa ya da daha kucaklayıcı bir tanımlama olsa belki de adına türk, kürt denilmeye gerek kalmayacak. velhasıl; sorunlara topluluğa özel isimlendirme yapıldığı müddetçe asla aynı bayrak altında kardeşlik duygusu sağlanamaz diyorum.

işbu; tanım ilgili makalenin dışında şahsi fikirlerle yazılmıştır. arz ederim.
devamını gör...
türkler anadolu'ya geldiklerinde (1045 öncesi-dandanakan)* dağınık halde idiler zaman içinde anadolu'!ya yayıldılar 1071 -malazgirt sonrası beylikler resmi olarak anılmaya başladı.
dandanakan'nı yazmamın nedeni dandanakan sonrası anadolu'ya girişin çoğalması malazgirt ile yerleşik olunmasıdır. malazgirt'te anadolu'da değildir ,ön asya'dadır.

doğu imparatorluğu gelen türklere ve çingenlere tarım-hayvancılık ve el işleri yaptıkları için (epeyde hint kökenli göçer geldi bu arada)anadolu'ya ve balkanlara ( çingenler balkanlara geçtiler azda olsa türk vardı ) yerleşmelerine müsaade etti .
anadolu binlerce yıldır yunan-roma ülkesi idi türkler ne yaptılar imparatoru suistimal edip devletler kurdular anadolu'da , osmanlı ise kendine yurt veren toprak veren doğu imparatorluğunu yıktı.
bir anlamda bizans'a ihanet etti mi diyelim. her kavim ve ulus fırsatı yakalarsa kendi devletini kurmaya çalışır, kurar kurmaz mesele o değil ...

bugün en gelişmiş ülkelerde başta amerika (teksas) ,fransa (korsika) ,ingiltere (galler,iskoçya , k. irlanda katolikleri ), kanada (kebek) ayrılıkçı akımlar var,italya'da kuzey ligi (*) hala ayrılma peşinde ,ispanya (bask -katalonya) ....
hindistan aynı ırktan olmalarına rağmen islam-hindu karşıtlığına dayanamadı üçe(3) ayrıldı. (pakistan-bengladeş- hindistan)
yüzyıllarca çin ile beraber türklere harşı oyunlar içinde olan uygurlar ayrılmak istiyor çin'den. ırak üçe bölündü . türkiye ve amerika (sair emperyalistler) suriye'yi bölmeye çalışıyor hala.

anlayacağınız ulusların kendi kaderini tayin hakkı vardır bu hakta güce dayanır kuvvetli olan devletini kurar.ankara hükümeti (m.kemal) istanbul hükümeti -saray nezdinde hain ve çapulcu idi.
anlayacağınız insan ve uluslar var oldukça sorun sürecek.

her ulus kendi devletini kuracak, kurmaya çalışacak , yaşatmak için uğraşacak bir devlet yıkılacak yerine diğeri kurulacak tarih boyunca böyle olmuştur...
bu arada yıkılan devletler in hepsi istisnasız iktidarda olan işbirlikçiler ve aptallar yüzünden yıkılmıştır ...

yani akıllıyı seçerseniz daha uzun yaşarsınız.
devamını gör...
kimin mesele ettiğini anlayamadığım sorundur. anadoluya ilk girdiğimiz yüzyıllarda haçlılar sorun ederdi. osmanlı’nın son yüzyılında da bi paylaşım sorunu olarak avrupalı devletler böyle bi sorunu zikrediyorlardı. neden buradakilere dert oldu anlamadım.
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar