türkçe ezan

bir dönem yurdumuzdaki minarelerden yayılmışŸtır. şŸöyle ki;

şžüphesiz bilirim, bildiririm:
tanrı'dan başŸka yoktur tapacak,
şžüphesiz bilirim, bildiririm
tanrı'nın elçisidir muhammed
haydin namaza, haydin felaha
namaz uykudan hayırlıdır

burada insanın kafasında ister istemez soru işŸaretleri uyanmaktadır. neden bütün sözcükler tercüme edildiğŸi halde kurtuluşŸ anlamına gelen "felah" sözcüğŸü olduğŸu gibi bırakılmışŸtır.

birileri, halkın birşŸeylerden haberdar olmamasını mı istemektedir?
devamını gör...
bir dönem yurdumuzdaki minarelerden yayılmıştır. şöyle ki;

åžüphesiz bilirim, bildiririm:
tanrı'dan başka yoktur tapacak,
åžüphesiz bilirim, bildiririm
tanrı'nın elçisidir muhammed
haydin namaza, haydin felaha
namaz uykudan hayırlıdır

burada insanın kafasında ister istemez soru işaretleri uyanmaktadır. neden bütün sözcükler tercüme edildiği halde kurtuluş anlamına gelen "felah" sözcüğü olduğu gibi bırakılmıştır.

birileri, halkın birşeylerden haberdar olmamasını mı istemektedir?
devamını gör...
bu donemi anlatan cızme adli bir film vardir.izlemeyenlere izlemelerini tavsiye ederim.rize/ikizdere de cekimleri yapilmistir.
devamını gör...
bu halka bir eziyettir. ve halka dayatılmaya calışılan fakat kabul edilmeyen herşey gibi sonunda direnememiş ve demokrat parti zamanında kaldırılmıştır.* * *
devamını gör...
bazı cenabet bünyelerde rahatsızlığa yol açacağından yalnızca 'esselatü hayrin minel nevm' *kısmı türkçeye çevrilmemiştir.
devamını gör...
zaten türkçe'dir ezan. buyrun:

bir hacı amca hacca gider, döner. hal hatır sorulduğunda, "çok zorlandık evladım, hiç anlaşamadık insanlarla, bir tek ezan türkçe'ydi." cevabını verir. *
devamını gör...
parola... ezanın bir tabiri caizse parola olması sebebiyle ta en baştan zaten değiştirilip türkçe okunmaması gerekirdi.. şu an orjinaline dönmesiyle doğru yapılan uygulama olmuştur.. islamın evrenselliğine düşürülen gölgedir.. dünyanın herhangi bir yerine gittiğimiz de ezanı arapçasından ne olduğunu anlarız, bizi namaza davet ettiğini biliriz. fakat ezanı türkçe okumak ve bunu savunmak islam alemine vurulmuş bir darbedir... vesselam...
devamını gör...
devletin laik olmadığının kanıtıdır. hangi laik ülkede devlet işleri din işlerine karıştırılır ki bu kadar?
devamını gör...
imam-ı rabbani hazretleri ezanın arapçaya en yakın dil olan farsça dahi okutulmasına müsade etmemiştir...

ezanın evrenselliğine aykırıdır...
devamını gör...
arapça bilmeyen dindarların günde beş vakit dinledikleri ezandan neler anladıklarını çok merak ediyorum. hayır örneğin müzikte derler ki dil yoktur o yüzden ritm de insanı cezbedebilir. dinde böyle bir yorumda bulunmak mümkün değildir. yani gerek ezanın türkçe okunması gerek kuran'ın türkçe çevirisini okumak ve arapçasına gerek duymamak islam açısından ne derece sakıncalıdır tartışılmalıdır. eğer tartışılmıyorsa "insanlar dinde neler geçtiğini anlarlarsa dinden soğumaya başlayabilirler" diyen bünyelere destek olmuş olunur bence.
devamını gör...
bunu savunanların temel felsefesi "birşey anlamıyoruz" oluyor. anlasalar sanki koşa koşa camiye gidecekler ya neyse.
ayrıca yasak değildir. isteyen türkçe, arapça, farsça, ingilizce ... ezanlar okuyabilir (kanun nezdinde tabii) ama dini bir simgedir. nasıl ki transparan başörtüsü olmaz, türkçe ezan da olmaz.
devamını gör...
günümüze ulaşamayan bir diğer inkılap da kılık kıyafet devrimi'nin içindeki şapka kanunu'dur. bu kanun ilga edilmemiş, ancak artık metruk hale gelmiştir. bir de çarşafın yasaklanıp başörtüsü-manto kombinasyonu'nun kullanılması vardı, o devam ediyor ama böyle giyinen kadınlar devlet dairelerinde çalışamıyor veya üniversitede öğrenci olamıyor.
devamını gör...
ismet özel'in amentü şiirinden halkın tepkisiz kaldığını anladığımız, tasvip edilmeyesi günler.
(...)
insanın
gölgesiyle tanımlandığı bir çağda
marşlara düşer belki birkaç şey açıklamak
belki ruhların gölgesi
düşer de marşlara
mümkün olur babamı
varlık sancısıyla çağırmak:
ezan sesi duyulmuyor
haç dikilmiş minbere
kâfir yunan bayrak asmış
camilere, her yere

öyle ise gel kardeşim
hep verelim elele
patlatalım bombaları
çanlar sussun her yerde

çanlar sustu ve fakat
binlerce yılın yabancısı bir ses
değdi minarelere:tanrı uludur tanrı uludur
polistir babam
cumhuriyetin bir kuludur
bense
anlamış değilim böyle maceralardan
ne godiva geçer yoldan,ne bir kimse kör olur
yalnız
coşkunluğu karşısında içlendiğim şadırvan

(...)
devamını gör...
ezanı kuranla karıştıran saftiriklerin deli gibi karşı çıktığı şey. kuran'ın bile türkçesi varken ezan'ın türkçesine bu derece karşı çıkmak da ilginç bir şey.
devamını gör...
kürt kardeşlerimizin kürtce yayınlarına kürtce isteklerine karsı çıktıklarını her dem bağıranların ezanı arapca anlamıyoruz demeleri gibi samimiyetsiz bi savunmanın ürünü...
devamını gör...
askerin biri imama der ki
-asker: hoca bak herkes türkçe okuyor sen de okusana.

-imam : sen camiye geleceksen ben ruscada okurum

- ????
maksat üzüm yemek değil ki bağcıyı dövmek sanki

devamını gör...
ofluların, dalga geçmek amacıyla; 'tanrıdan başka yoktur tapacak' sözünü, 'dağlıdan başkasında yoktur tabanca' diye değiştirdikleri bir chp istifrasıdır.
devamını gör...
arapça ezana karşı çıkış gerekçesi olarak "anlamıyoruzu" temel alanlar, bin yıldır bu ülkede müezzin minareden, "allahu ekber" diye seslendiği vakit, "ne diyor bu adam" diyen tek bir ademoğlunu örnek göstermeleri gerekir.

aksi halde, bize hikaye anlatmasınlar.
devamını gör...
1931 yılının aralık ayında, mustafa kemal atatürkâ’ün emriyle dokuz hafız, dolmabahçe sarayıâ’nda ezanın ve hutbenin türkçeleştirilmesi çalışmalarına başladı.

kur'anâ’ın türkçe tercümesi ilk kez 22 ocak 1932 tarihinde istanbulâ’da yerebatan camiiâ’nde hafız yaşar (okur) tarafından okundu. bundan 8 gün sonra, 30 ocak 1932 tarihinde ise ilk türkçe ezan, hafız rıfat bey tarafından fatih camiiâ’nde okundu. 3 åžubat 1932 tarihine denk gelen kadir gecesiâ’nde de, ayasofya camiiâ’nde türkçe kuran, tekbir ve kamet okundu. 18 temmuz 1932 tarihinde diyanet işleri riyaseti, ezanın türkçe okunmasına karar verdi. takip eden günlerde, yurdun her yerindeki evkaf müdürlüklerine türkçe ezan metni gönderildi. 4 åžubat 1933 tarihinde, müftülüklere ezanı türkçe okumalarını, buna uymayanların kati ve şedid (kesin ve şiddetli) bir şekilde cezalandırılacaklarını bildiren bir tamim gönderildi.

türkçe ezan türkiye cumhuriyetinde ilk olarak 1932 yılında istanbul fatih camii'nde okundu. ( osmanlı döneminde de ezanı 13yy. türkçesi ile okuyan muezzinler bulunmaktaydı fakat bu çok yaygın bir uygulama değildi. özellikle abdulhamid dönemi türkçe ezan da yerini bir daha değişmemek üzere arapçasına bıraktı.)türkiye cumhuriyeti kurulduktan sonra chp döneminde 18 sene boyunca ezan türkçe okunmuş, daha sonra demokrat parti'nin iktidara gelmesi ile 16 haziran 1950'de ezanın arapça da okunabilmesine izin verilmiştir. dp iktidarının başında olan adnan menderes'in ilk icraatı olan ezanın tekrar arapça'ya çevrilmesiyle, türkçe ezan yasaklanmamasına rağmen, türkçe ezan okunması tümüyle terkedilmiştir. günümüzde, serbest olmasına karşın, camilerde yalnızca arapça ezan okunmaktadır.

Allah kelimesinin bile tanrı şeklinde çevrildiği türkçe ezanda arapça'dan çevrilmeyen tek kelime kurtuluş anlamına gelen felahtır. bunun nedeninin ise halkın felah kelimesinin 'kurtuluş' anlamına geldiğini bilmemesini sağlamak ve ezan okunurken, haydin kurtuluşa manasına gelecek bir çağrıda bulunmamak olduğu iddia edilir.(bkz:http://www.yeniasya.com.tr/... )
devamını gör...
türkçe ezan okunması konusu meşrutiyet dönemindeki bazı aydınlar tarafından da dile getirilmişti. bunu ziya gökalp şöyle şiirleştirmiş:

"bir ülke ki, camiinde türkçe ezan okunur.
köylü anlar manasını namazdaki duanın
bir ülke ki, mektebinde türkçe kuran okunur
küçük büyük herkes bilir buyruğunu hüda'nın
ey türk oğlu, işte senin orasıdır vatanın."

atatürk 1932'de, önce türkçe ezan okunmasının dinen caiz olup olmadığını tartıştırıyor ve caiz olduğu belirleniyor.(bkz: # ^ http://www.kongar.org/aydinlanma/2004/440_turkce_ezanin_oykusu.php)
devamını gör...
1
tarih: 22/9/1948 sayı: dosya: fon kodu: 51..0.0.0 yer no: 4.31..3.
arapça ezan ve kamet yasağı hakkındaki kanun hükmünün, hatim, mevlit ve bayram namazlarındaki tekbirleri kapsamadığının görevlilere tebliğ edilmesi.
2
tarih: 23/6/1950 sayı: dosya: fon kodu: 51..0.0.0 yer no: 4.31..12.
ezan ve kametin arapça asli lafızlarıyla ne zamandan itibaren okunmayabaşlandığı ve arapça ezan okumayı bilmeyen müezzin olup olmadığının bildirilmesi.
3
tarih: 1/5/1923 sayı: dosya: fon kodu: 51..0.0.0 yer no: 7.64..85.
yatsı ezanının bazı camilerde erken okunduğundan, bu durumun önlenmesiiçin müezzinlere yapılan tamim.
4
tarih: 25/5/1926 sayı: dosya: fon kodu: 51..0.0.0 yer no: 12.100..45.
müezzinlerden bazılarının vaktinden evvel veya sonra ezan okuduklarındanezanın vaktinde okunması için müezzinlere tebligat yapılması.
5
tarih: 17/2/1938 sayı: dosya: fon kodu: 51..0.0.0 yer no: 12.102..13.
camilerde dua ve vaaz esnasında arapça tekbir alan cemaata uyarıda bulunulması için imam ve müezzinlere tebligat yapılıp yapılmadığının bildirilmesi.
6
tarih: 28/6/1945 sayı: dosya: fon kodu: 51..0.0.0 yer no: 12.103..44.
arapça ezan okuyan mehmet iyibildiren hakkında yapılan işlem.

not:devlet arşivleri genel müdürlüğünden elde ettiğim bikaç verihttp://http://www.devletarsivleri....
devamını gör...
"tanrı uludur, tanru uludur..


tanrı öyle bi uludur ki işte böyle adamı ulutur.."

demişler büyükler türkçe ezana karşılık..
devamını gör...
bizatihi atatürk tarafından okunması konusunda yapılan bir uygulama, bir inkılaptır. amma velakin bunu eğitim hayatınız süresince ders kitaplarından öğrenemezsiniz...

karga kadar bile değeri yoktur ders kitaplarında... *
devamını gör...
şimdi bu şeye benzer üniversite öncesi eğitimde her okulun bir kılık kıyafet(tek tip) yönetmeliği vardır bu okul içerisindeki öğrenciler için bir şekil güzelliğidir..şayet bu yönetmelik olmazssa herkes serbest giyinse o okulda eğitim öğretim de kayıp olur mu ?mesele zihniyette olduğu için bence olmaz,herkes tek tip olmaz bi şekil dağınıklığı çıkar ortaya ewet ama diğer herşey yolunda gitmeye devam eder...
teşbihte hata olmaz derler...
devamını gör...
bazı kendi bilmez insanların ülkemizin bu gibi konularda hassas olduğunu bildiği ve bu yüzden bunun gibi hassas sayılacak konuları ortaya atarak ülkemizde iç isyanlar çıkartmak için ortaya attığı konudur . işte ülkede bunlar yaşanırken milletin birbirine sıkı sıkıya vermesi , anlaşmazlıkları ortadan kaldırması , birlik beraberlik olusturması gerekir . bu ve bu gibi konuları ortaya atan soysuzların ülkeden defolup gitmeleri gerekir ...
devamını gör...
her çok sayıda ingilizce veya diğer batı dillerinden gelmiş kelimeleri öğrenmeyi kültürlü olmak sayanların isteğidir. ezandaki hergün işittiği bir kaç kelimeyi öğrenmek zorlarına gider. *
devamını gör...
1932- 1950 seneleri arasında vuku bulan hadisedir. nedeni her şeyi türkçeleştirme sevdası olabilir.
devamını gör...
türkçe ezan okumak ajdarın sözüm ona sanat yapıyorım demesi kadar gülünç.
devamını gör...
yoktur.
ezanın meali vardır.
türkçe ezan adıyla okutturulan meal de hiç düzgün bir meal değildir.
devamını gör...
yillardir tartisilan aslinda cevabi yine kuran'da bulunan basit bir durum.

oncelikle bu "yok efendim felah i kasitli cevirmemisler kurtulus anlamina geliyormus da yok efendim komplo teorisi uretir laf sicarim" geyiklerini, ve cocuklugunu bir kenara birakalim. cocuk kandirmiyoruz.

donemin turkcesi denilen bir sey var, sen kalk genclige hitabeye bir goz at, donemin diline, konusmalarina iki goz gezdir , o komplo teorilerine cok yatkin kafan, sifre cozmeye merakli arapca farsca sozluge doner... yani zamanin turkcesinde cok farkli kelimeler vardi, felah elbetteki bunlardan biriydi ve halkin anladigi bir kelimeydi... bu kadarcik. geciniz...

***

hadi degildi.. turkce ezanda kullanilan ve arapca ezanda da bulunan felah kelimesinin ne anlama geldigini halk anlamiyordu diyelim. tamam.. sakin.

e bu durumda sen de o zaman -halkin arapca ezandan hic birsey anlamadigini- kabul etmis bulunuyorsun... bi de ustune ezanin tamaminin arapca olmasi icin tutturuyorsun, ne yani halk ezan dan hicbirsey anlamasin mi istiyorsun? ... gecinizzz

***

bu "sen namaz bile gilmiyon ne garisiyonnnn, turkce olsa nolacak ki, kilmayan kilmaya mi baslayacak yaane" kafasina sanirim cevap vermeye dahi luzum yok. taa abakuse geri donmek lazim. uzun is. sen o zaman dinin evrenselliginden, herkes icin olmasindan yana degilsin, illaki hersey senin sevdigin ve istedigin gibi olsun istiyorsun... namaz kilmayanlari salla gitsin, kilanlarda aynen devam etsin gibi geri kalmis bir zihniyet var. bu zihniyetin ne kadar "musluman" oldugu tartismaya acik sanirsam.
***

isin dini bir yani var kardesim. bak ilk emir ne? oku... okuyalim...


198,199 - biz onu arapça bilmeyenlerden birine indirseydik ve o da bunu kendilerine okusaydı yine buna inanmazlardı.
200 - işte böylece biz onu (kur an ı) suçluların kalbine soktuk (su ara suresi)

neymi$?... eger kuran-i kerim arapca bilmeyen birine gelseydi ve bu farkli bir dilde musriklere okunsaydi, yine kuran-i kerim e inanmayacaklardi...
sonuc... dinde anlamak yani insanlarin anladigi dilin kullanilmasi dogru olanmis. ve bu zaten yapilmis olandir.

dinimizin arapca gonderilmesinin sebebi mu$riklerin dilinin arapca olmasidir. bundan ziyade tabiki de arapca (insani bir dil) kutsal degildir... degismez olarak adledilmesi kutsal kabul edilmesi yanlistir, keza kudretli olan varolan varolacak ve degismeyecek olan sadece Allah dir.

turkce ezan (evet yaptiranlardan annnormal derecede ***nefret*** ediyorsunuz biliyorum) ama dinimizce uygun olandir, normal olandir, yapilmasi gerekli olandir. yoksa daha cok helvadan put yapar onlara tapinmaya devam edersiniz...

not : su'ara suresi -200 diyanet sitesi aciklamasi : 8 - bu ayetteki kalp, araf suresi 179. ayette de olduğu gibi, düşünce ve idrak merkezi anlamındadır. buna göre kuran ın müşriklerin kalbine sokulması, kendi dilleri ile onu anlamalarına imkan sağlanması demektir.

not 2 : turkce ezanin cumhuriyet icadi oldugunu sanan cok beyincik var sanirsam. bu bilgi yanlistir. turkce ezan 1800lu yillarda istanbulda bazi muezzinler tarafindan gayet de rahat bicimde okunmaktaydi. 13yy. turkcesiyle okunan bir ezandan bahsediyoruz.

macar halk edebiyatı bilgini ıgnaz kunoş, 1885'te istanbul'u ziyaret eder ve åžehzadebaşı'nda dolaşır. onun 1926 yılında istanbul üniversitesi'nde verdiği konferansinda assagidaki betimlemeyle osmanli ıstanbul'unu anlatmistir.

"gel åžehzadebaşı'ndaki sakin kahveler. direklerarasındaki kıraathaneler... biri söylerse öbürü dinler. akşam da oldu ikindi, mumlar şamdanlara dikildi. åžerefeye çıkmış müezzinler, kıble tarafına dönüp ellerini yüzlerine örtüp ince ince ezan okumaya başladılar: yoktur tapacak / çalabdır ancak"
devamını gör...
imam-ı azam ebu hanefinin ezan'ın her dilde okunabileceği konusunda cevaz verdiği durumdur. bu durumda türkçe okunmasında da bir sıkıntı yoktur, bu fikrinden dolayı yobazlar ebu hanefiye'de deccal demişlerdir. türkçe okunmasında bir sakınca olmadığı gibi, arapçası kulağa daha hoş gelmektedir, daha manevi bir haz sağlamaktadır.
devamını gör...
orjinalinin müslümanlar üzerindeki birleştirici etkisini yok edecek uygulamadır.

her ülkede ezanın o ülkenin dilinde okunduğunu düşünün. bir yabancı ülkeye gittiğinizde okunan şeyin ezan olduğunu
anlamanız pek mümkün değildir. ya da türkiye'de türklerin yoğun yaşadığı yerlerde türkçe, kürtlerin yoğun yaşadığı yerlerde kürtçe
okunduğunda yine aynı sonuca ulaşırız. pratikte arapça okunması evla ve sıhhatlidir.
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar