türkiye'de torpilin resmileşmesi

şu an bir akp muhalifi gibi hareket ediyorum ama akp ilk iktidara geldiğinde benim de akp'den beklentilerim vardı.

müslüman kesim özellikle akp'nin türkiye'de ahlaksızlığı, adaletsizliği ve adam kayırmayı bitireceğini düşünmüştük. tabi ekonomik beklenti de vardı. yolsuzluklara izin vermeyeceği ve ekonomik gelirin adaletli bir şekilde dağıtılacağını düşünmüştük.

fakat gelinen nokta tam bir hayal kırıklığı. akp'nin durumu hızlı cihatçı abilere benziyor. onlar büyük idealler peşinde koşarken namazı araya sıkışıtırıveriyorlardı mesela. akp'de dünya liderliği, osmanlı, 2023 filan derken en temel vazifelerini ihmal etti.

hepimizin malumu değil mi? eğer bir makam istiyorsan akp teşkilatında veya akp nin üst makamlarında bir tanıdığın olmalı.

ama şu algı tamamiyle yanlış. sanki türkiye'deki bütün aksaklıklar akp dönemi ile başlamış gibi yansıtılıyor. hayır akp her köşesi yama ile tutturulmuş, her tarafından pislik/yolsuzluk akan, ite ite giden bir memleket devraldı. zaten kendisi de sıfır km. bir memleket almadığının farkındaydı. yani nasıl bir görev üstlendiğinin farkında olması gerekiyor aday olurken. yanlış olan ise akp ile her şeyin aynı hızla devam etmesi ve hatta katlanarak artması ve son noktada artık legalleşmesi.

bir akp li milletveki çıkıp akrabaya iyilik edin ayetini akrabaya torpil yapın diye yorumlayabildi canlı yayında.

öbür akp li bakan çıkıp reis sorusunun ne zararı var diyebildi açık açık.

diğer bir bakan çıkıp zam değil güncelleme diyerek milletin zekası ile açık açık alay etti.

öteki çıkıp yeni köprüler pahalı değil eski köprüler ucuz diyebildi. diyebildi diyorum çünkü bu cümleyi kurmak gerçekten cesaret ister.

akp öncesi dönemlerde torpil ayıp birşeydi. gizli bir olaydı. ordan burdan bir tanıdık bulunur bir yere yerleşilirdi. ama bu dillendirilmezdi. bir iki örnek dışında hiçbir hükümet çıkıpta ben taraftarlarıma torpil yaptım dememiştir (ilk aklıma gelen mehmet moğultay). ama akp ile gelinen noktada artık öğretmen mülakatlarının torpil amaçlı yapıldığından bahsediyoruz açık açık. ilgili bakan da çıkıp ne var ki bunda diyebiliyor. bu o kadar normalleşti ki artık hiç kimse noluyor lan demiyor. aga bu bir tek bana mı garip geliyor? burda bir gariplik yok mu gerçekten? yani reise yüzde yüz itaatını bildirmedikten sonra ben bileğimin hakkını alamayacağım mı?

bakın anadolu'da hala insanlar çocuğum okusun diyor. hepimizin tanıdığı böyle aileler var. adam elindekini avcundakini çocuğunun okulu için harcıyor. yeter ki okusun bir memur olsun, benim çektiklerimi çekmesin diye hayatını harcıyor. ve o çocuk babasının emeğinini, annesinin desteğini öpüp başına koyup derslerine adam gibi çalışsa bile mülakat denilen olaya gelip orda kalabiliyor ve bir ömür harcanmış emek hiç oluyor.

ankara'da bir dershanenin birinde edebiyat öğretmenliği yapan bir arkadaşım var. fetö olayları patladığında (darbeden önce) "ne yapacaksın artık size de yer açılır" dediğimde arkadaş "dost bir tanıdığım var yukarda. istesem araya girdirir ve işimi hallederim ama yok dost eşim var çocuğum var. ben bir ömür boyunca torpille girdiğim işten aileme ekmek yediremem. zehir olur bana o ekmek." demişti ve ben bravo lan sana demiştim. ama işin acınacak tarafı bana gereksiz kahramanlık gelmişti arkadaşın hareketi. halbuki onun yaptığı normal olan ama o kadar yavşakklaşmışız ki artık ele alınır bir tarafımız kalmamış. zaten akp'nin de bu kadar pervasız bir şekilde harket etmesinde tek suçlu kendisi değil. nasılsak öyle yönetiliyoruz işte.

derdim akp yi eleştirecek bir kapı buldum dalayım lan burda değil. olaya klasik basiretsiz muhalif bakış açısı ile de yaklaşma değil niyetim. insana gerçekten dokunan bir durum var. artık ayıptır, günahtır, kul hakkıdır dediğimiz durumlar hükümet eli ile resmi bir boyut kazanmaya ve endişe verecek derecede normalleşmeye başladı.

bu ülke dünya lideri olacaksa ahlakını adam etmek zorunda. bu kafayla yerli uçakta yapsa, 3. köprüleri de yapsa, duble yol da yapsa, ekonomisi çok iyi de gitse burnu pislikten çıkmayacaktır. çünkü balığın her tarafı kokmuş durumda.
devamını gör...
"akp'nin artılarını bir kefeye eksilerini öbür kefeye koy" deseler, eksi kefesine koyacağım hususlardan biridir.

"yahu kardeşim torpili akp mi getirdi?" getirmedi elbet. bu ülkede yeğencilik her zaman vardı ancak var olması devam ettirilmesi anlamına gelmez. hadi devam ettirdin de bu kadar aleni olarak nasıl devam ettiriliyor hayret. bakın bu statükodur. akp bu şekilde her alana nüfuz ederek alınan idari kararları rahatlıkla uygulayabiliyor. hiçbir karşı duruş sergilenmeden dilediği idari reformu hayata geçirebiliyor. ayrıca yarın öbür gün akp iktidardan gitse bile varlığını devam ettireceği anlamına geliyor. torpille yerleşen memurlar(özellikle bürokrasideki memurlar) sonraki iktidarlara zorluk çıkarabilir. esasen akp bu işi statükoyu kırmak için yapıyordu. hatırlarsak akp ilk yıllarında kamu idaresine hükmetmekte zorlanıyordu. yıllar içinde bu statüko kırıldı ancak ne var ki işler tersine döndü.

neyse işin adalet kısmına bakarsak, bir iş mutlaka ehline verilmelidir. kpss'den yıllarca 85-90 puan alıp ümidini kesen çok sayıda arkadaşım var. yazıktır. özel sektörün vicdansızlığından kaçıp devletin güvenli kollarına sığınan nice zehir gibi gençler yitip gidiyor.
devamını gör...
bu hale gelmesi zamana yayıldı tabii. bugünkü pişkinlik geçmişteki önemsenmeyen ufak tefek söylemlerden dolayı bu kadar büyüdü. sürekli kendimizi tekrar ediyoruz belki ama gerekiyorsa edelim. evet bu durumdan ciddi anlamda rahatsızız ve de azımsanmayacak bir kesimiz.

ayrıştırıcı küçümseyici ötekileştirici tanımları göz arda ede ede bu hale geldik. ne var canım deyip sustuk, bana dokunmayan yılan bin yaşasıncılığa döndük. torpil dediğimiz şey bugün sadece işe girişi mi etkiledi sanıyoruz? elbette ki hayır. her yerde her alanda torpil yapıyoruz. aşağıda ötekileşmiş kesimden kalanlar torpili hak kazananlar oldu. bir zaman sonra insanlar kendilerini gizlemeye başladı. torpil alabilmek adına olmadığı, yapmadığı şeyleri yaptı ya da hali hazırda yaptığı kullandığı düşündüğünü sakladı. oysa ki biz kaypaklık yapmayacaktık. onlar herkesi ama herkesi benimseyecekti. oy istersen hepiniz başkanı olacağım deyip başa geçtikten sonra bunlar onlar şunlar olmayacaktı.

biliyorsunuz alevi denilerek sünni torpili
alevi kültüründe bile böyle bir anlayış yok diyerek kültür torpili
(bkz: reyhanlı'da 53 sünni vatandaşımız şehit edildi) diyerek ölüm torpili
alkolünü al evinde iç diyerek sosyal yaşam torpili
içki içen herkes alkoliktir içmeyen herkes için muazzam bir torpil de buradan
(bkz: kız erkek öğrenci aynı evde kalamaz) diyerek tercih torpili
kız mıdır kadın mıdır bilemem de "cinsiyet" torpili
benim türbanlı bacıma saldırlar da örtülü torpili
yandaş olmayan medya kurumlarının giderek azalması ile medya torpili
net hata yapmış saygısızlık yapmış olmasına rağmen akpli olduğu için görünmeyenlere adalet torpili

cayır cayır yapıldı ve kimse de noluyo lan demedi. yani dedi de o diyenler de işte sonradan yok gezici yok solcu yok bunlar yok şunlarcı oldu. demek isteyenlerin önü bu şekilde kesildi. ben de bunlardan rahatsızım diyen muhafazakar kesim eğer konuşursam alevi, gezici, solcu ya da fetöcü olur muyum korkusu yaşadı, yaşıyor.
işte gittikçe kötüye giden bu ahlaki yozlaşma etiket yerim korkusundan kaynaklanıyor. ironi kısmı ötekileşmekten korkup ötekileştirmede. canım sen o etiketi gerekiyorsa ye kötü şeyler değil onlar korkma, bildiğinden şaşma dile getirmekten korkma. sana ahlaksızı tacizciyi hırısız bağrına bas demiyoruz, aleviyi, başı açık olanı, akpartiye oy vermeyeni vs vs vs de düşün hakkı yeniliyorsa ses et diyoruz.


boşuna dememişler susma sustukça sıra sana gelecek diye.


*



devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar