türkiye'deki kutuplaşma

cidden merak ettiğŸim bir konudur haydi bunu test edelim...

buda bunun ispatı olsun...

misal pazar günü iki grup olalım biri taksimde biri beyazıt ta biri apo ya özgürlük desin diğŸeri misal paşŸalardan birine...

sonra kimin başŸına ne gelecek bakalım...

ona göre öğŸrenelim ülkemiz nedir ne değŸildir...
devamını gör...
sol taraftaki entry listesine baktığımızda açıkça görülmekte olan durumdur.bir tarafta aşırı dinciler bir tarafta süper ateistler star warsdaki jediler ile sithler gibi olduk arkadaş.
devamını gör...
recep tayyip erdoğan'dan önce yokmuş gibi davranılan gerçek. bu konuda başbakan'a eleştiri yapılacaksa; neden ülkeyi kutuplaştırdın diye değil, neden bu kutuplaşmayı yok etmedin diye yapılmalıdır.
devamını gör...
halihazırda malesef yıllardan beridir süregelen ama bugünkü halini hiç almamış durumdur.

80li yılları iliklerinde yaşamışları geçelim, onların çocuklarının da körü körüne yetiştirilip, neyi ne için desteklemesi ve neye inanması gerektiğini bilmeden, biraz da mahalle baskısıyla(haritanın en sağından en soluna kadar) taraf seçmiş insanlar da şu an o kutuplardalar. hatta biraz gazla eline sopa versen poh pohlasan saldıracaklar..

tamam küfür tek millettir ama cahillik her millette olabilir.

taraf seçerken mutaassıp olanlardan Allah korusun.
devamını gör...
şer gibi görünse de hayır olan kutuplaşma. mü'min münafık kafir fark olunmaya başladı. türkiye'de müslümanlar hep kafire, münafığa msülüman muamelesi yaptıkları için kaybetti. şimdi kimlikler bir bir ortaya çıktı. kimin memleketin, müslümanların lehine çalıştığını, kimin aleyhine çalıştığını iyi biliyor insanlar.

bugün iki kutup var türkiyede; müslümanlar ve diğerleri.
devamını gör...
ardindan da türkiyede ki ayılaşma gelirse totalde "türkiyede kutupa ayılaşma" dan bahsedebiliriz. yoksa tek başına pek bi anlamı olmayan tespit.
devamını gör...
olmayan şey. aslında olan şu; vakti zamanında ezilenlerin de sesi gürleşmeye başlayınca eski dinozorlar kudurdu. bir biz konuşmalıyız, bir bizim ideolojimiz hüküm sürmeli moduna girdiler. demokrasi ağır geldi.
devamını gör...
evvelden ezilen ezeni ezmek isteyince ortaya çıktığı zannedilen ayrım. bundan elli yıl sonra da şimdikiler evvel olacak o zamanın adamları evvelleri ezmek için çatır çatır çalışacak bu kısır döngü de olan bize olacak.
devamını gör...
eskiden statüko sahipleri egemenliklerinin devamı için halkı kutulaştırırdı, şimdi aynı statüko sahipleri eski günlerindeki buyurgan makamlarına geçebilmek için olmayanı var gibi gösterme derdindeler. eski rejim sevdalılarının yanına şimdi fethullah gülen cemaati de katıldı ama hepsini toplasan bir küsürat partisi etmez.
devamını gör...
kutuplaşma bir insanlik geleneğidir kanimca. herkes ayni düşünemez. zaten sıkıcı olur öylesi. birbirini bogazlayacak raddeye gelmediği sürece de farkliliklar iyidir. renk katar tekdüzeliğimize.
devamını gör...
ezilenlerin sesinin gürleşmesiyle açıklanamayacak kutuplaşma. eskiden babam, abim, amcam, dayım eziliyordu bugün ben eziliyorum. ezilenler hiç değişmedi ki...

ne yani artık hırsızlar bizim camiadan çıkıyor diye arkasından mı durmalıyız? "eskiden siz çalarken iyiydi, şimdi de benim dindar abilerim ceplerini doldursun da kudur köpek" mi demeliyim? onlar da yanlış yapanları güya kendi ideolojilerinden olduğu için savunuyorlardı sen de aynı şeyi yapıyorsun. güya dedim çünkü hırsızın ideolojisi olmaz. kullanabileceği insanların ideolojilerini sömürür.

en basitinden örnek vermek gerekirse zamlarla fakirler eziliyordu geçmişte. şimdi yine aynı zamlar burda, buna bir de yüzde bilmemkaç hızla büyüyen ülkemizde asgari ücrete yapılan %3 lük zammı ekle. galiba geçmiştekilerin de sizin de ortak düşmanınız fakirler.
devamını gör...
kutuplasma deniyor da hepsi birbirinin aynisi oysa ki. chp vs akp vs cemaat desek, bunlarin hepsinin sekuler bir rejim ugruna sekuler islerle ugrastigi gercegi degisecek mi? yine bu insanlarin cikar ugruna farkli kombinasyonlarla ittifak halinde oldugu gorulmemis midir? bugun birbirlerinin karsisinda duruyor gorunmeleri, yarin ortak cikar soz konusu oldugunda, hakkinda sayip sovdukleri adamin yuzune gulecekleri gercegini degistirir mi? bazilari buna "politik dusunce" deyip aklamaya calisiyor. hatta kendi tuttuklari tarafin tum gunahlarini helal goruyorlar. ben hicbir fark goremiyorum oysa ki. hepsi ayni rengin tonlari. ama acik ama koyu.

bugunlerde anca dinazor cagindan kalmis yasli teyze ve amcalar ve elbette ki salak ergenler ekstrem kanattalar aslinda. ha bir de pkklilar var unutmayalim. onun disinda insanlari birbirinden ayirt etmenin bir yolu yok. minimum bir kaziktan sonra dusuyor maskeler -o da en iyi ihtimal tabii-. hani kutuptu lan bunlar? oysa ki ayni riyakarlik seviyesinde kol kola halay cekiyorlar.
devamını gör...
türkiye'deki toplumsal kimliklerin su yüzüne çıkmasından mütevellit sosyolojik bir olgudur ve bastırma'nın olmadığı yerde olağandır. daha düne kadar dindarlık ve kürtlük neredeyse varlıkları bile kabul edilmiyordu, ama o zamanları kutuplaşma da yoktu. hangisini alırsınız?
devamını gör...
ya asimilasyon ya ölüm gibi bir mantıkla önlenemeyeceği en fazla ertelenebileceği bariz olgu. kutuplaşmayı önlemek istiyorsanız net olacaksınız. çizginizde net. kim terörist, kim kürt, kim dhkpcli, kim alevi ayırt edeceksiniz. adımlarınızı atarken kitleleri incitmeden atmayı bilecek, düşmanla düşmana kananı ayırt edeceksiniz. bir de gidip de köprüye başka padişah kalmamış gibi yavuz sultan selim adını vermeyeceksiniz.
işte bunlar hep kutup, hep mıknatıs...
devamını gör...
siyasetten başka bir sebebi var mıdır diye soruyorum kendime.. hayır.
bu yüzden sandığa da gitmeyerek kendimce tepki koyabilirim... bilmiyorum.
devamını gör...
yeni bir durum değildir. cumhuriyet'in başlangıcından itibaren dindar kesim sürekli bir baskı altındaydı. dolayısıyla seslerini çıkaramıyorlardı. yakın zamanda özgürlük gelmesi ile beraber dindarlar sesini çıkarmaya başlayınca kutuplaşma iyice ortaya çıktı
devamını gör...
türkiyede doksan senedir ezilenlerin haklarını istemesi sonucu oluşan durumdur. sanki anormal bir durum varmış ayakları yapanlar ya da kutuplaşmadan şikayetçi olanlara aldanmamak gerekir. kutuplaşmadan şikayet edenler "siz haklarınızı bize devredin biz yiyelim" demek istemektedirler.
devamını gör...
batisi doğusundan guneyi kuzeyinden dogusu her yerden nefret ediyor. laiki dindara gicik, dindari laikten muzdarip. hakmis hukukmus kimin umurunda. ramazansa guzel sofralardan ibaret. gidiyoruz bir kiyamete hayirlisiyla.
devamını gör...
hangi konuda yaşanırsa buna yönelik bir saldırı beklenmesi gereken fikir ayrılığı.

diyelim yarın falan yere cami yapılsın mı yapılsın mı diye bir tartışma çıkarılır büyür büyür ve dhkpc gelir bir camiyi tarar.

son saldırıdan ders çıkarıp kutuplaşma hissettiğimiz anda hiç değilse susmalıyız.

kutuplaşma olduğunda terör saldırısını bırakıp birbirimizi yiyoruz bunu çok iyi tespit etmişler.

bu seneki noel kutlama tartışmaları anormal bir şekilde kutuplaşmaya dönüştü. hele o noel babaya tokat atan resim, noel babanın kafasına silah dayama görüntüleri bunlar hiç de normal değildi ve bu ortamı çok güzel değerlendirdiler.
devamını gör...
terörün makasadı bu kutuplaşmayı tesis etmektir. tesisatını da net aleminde döşemektedir.
devamını gör...
en akl-ı selimlerin dahi aklını başkasının cebine koyduğu "kutuplaşmayalım" diyenleri dahi bu söyleminden dolayı karşısındaki "kutba" koyup hain vb ilan ettiği bir zamanda meydanlarda olmamak elzem... hatta o derece ki bu ben ne senin kutbundanım ne de senin dendiği halde "kutuplaşmayanlar" ise en tehlikeli kutup olarak görülüyor ve kavgayı ayırmaya çalışanlar kavgacılardan daha fazla dayak yiyor... ne günlere kaldık... ama iyi ki mahkeme var ve huzur-u mahşerde söyleyeceklerimiz var...
devamını gör...
başı küçükken ezilmesi gereken bir yılardır. bir tuzak olarak içimize sokulan bu kutuplaşmanın işleyişi çok basit; toplumun içine nifak tohumlarını serpiştir, düşmanlık yarat ve sonra çekil. gerisini toplum halleder. bakın, düşmanlık dediğimiz nane insanın içine girdi mi kendi kendini büyütür ve sonra telafisi olmayan noktalara sürüklenir.

kutuplaşmayı bertaraf etmek ise yine bizim elimizde. kendimiz gibi olmayana kötü gözle bakmayacaz. işte bu kadar. laf atma kardeşim kemaliste, islamcıya, sağcıya, solcuya. gerici deme, yobaz deme, din düşmanı deme, şu bu deme. "ama o bize diyor" o dese de sen deme. bir müddet sonra onun da demediğini göreceksin.

(bkz: farklılıkların zenginlik olması)
devamını gör...
türkiye cumhuriyetinin kimlik sorunu daha doğrusu bunalimiyla alakalı bir sonuç. kafami toplayabilirsem birşeyler yazmak istiyorum bu konuda.
devamını gör...
yıllardır süregelen bir projenin sonucudur. insanları alevi-sünni, türk-kürt, sağcı-solcu diye senelerce birbirine düşürmeye çalıştılar. nitekim dönem dönem başardılar bunu. 80lerin faili meçhul cinayetleri insanları hep kesin şunların işi diye paranoyak hale getirdi. uğur mumcuymuş,hrant dink miş, büyükelçiymiş, reina katliamıymış. hepsinin temel hedefi insanları birbirine kırdırıp iç savaş çıkarmak isteyen derin bir düzenin işi.
ve maalesef bu oyuna hepimiz alet oluyoruz. şuan reinada yaşanan katliama sevinen ve kendini çok müslüman zanneden insanlar var etrafımızda. aynı şekilde saldırganların arapça konuşuyor olmalarına mal bulmuş mağribi gibi sevinip islama çakan ne idüğü belirsiz bir güruh var. belli bir yüzdesi bunu ne pahasına olursa olsun,bilinçli bir şekilde yapıyor. ülke elden giderse gitsin yeter ki onlara kalmasın mantığıyla. ancak belli bir kesim ise cidden bu büyük oyunun içine düşmüş durumda.
şahsi kanaatim o ki; rolümüzü büyütüyoruz. insan olmaklığımız hasebiyle evliyadan da,ayyaşından,sapığından da hiçbir farkımız yok. ama kendimizi en müslüman gördüğümüz için onun içkisi,bunu eteği şunun küpesi ona buna hep bir laf yetiştirme çabası içindeyiz. evet emri bil maruf.. söylememiz gerekiyor. ancak daha fazlasını yapacak,yapabilecek olan biz değiliz. Allahu teala efendimize bile demedi mi sen kendini yok yere üzme,hidayet edici olan yalnız biziz diye. biz kimseye hidayet edemeyiz böyle bir gücümüz yok. bazen abdulmüttalib gibi evi sahibine emanet etmemiz gerekiyor. yani insanlar bizi dinlemiyor,hor görüyor diye bile içimizde zerrece kin olmamalı... içiyorlar mı? Allah affetsin... diyebilmeliyiz. reinada ölenlere en az camide ölenler kadar üzülmeliyiz.

hülasa demek istediğim şu minvalde bir şey;

''bu dergaha adım atana ekmeğini ve suyunu verin, dininden ve imanından ise sual etmeyin. zira Allah katında bir can kadar değeri olanın elbette bizim soframızda da bir ekmek kadar değeri vardır.''

ebul hasan harakani
devamını gör...
şahit olduğum kadarıyla inanılmaz boyutlardadır... ama ben şimdi sadece, herhangi bir taraf belirtmeden, bir tarih vermeden, şu veya bu olay üzerinden bir olguyu mesele etmeden bir iki şey söylemek istiyorum...

kutuplaşma denince... hegel'in tarih felsefesine göre de her toplum için tez ve antitez kutuplarının belirmesi, onda gittikçe kuvvetlenecek bir çatışmaya yol açılması ve yeni bir senteze ihtiyaç doğması kaçınılmazdır... yani günün birinde her toplumun dengesi bozulur, ahengi kaybolur ve bu da birdenbire olmaz... bizimki de birdenbire olmadı, belki yüzyıllardan beri devam eden bir sürecin neticesi bu... ve buna neyin son vereceğini de bilmemiz mümkün değil... biz bu sonu kestirilemez sürecin içinde yalpa vuran insanlar olarak ancak endişe ve ümit besleyebiliyoruz...

şurası kesin; bizi bekleyen yeni durum, bugün bilfiil çatışan görüşlerin hiçbiri olamaz... bunlar birbirinin ters yönden simetriği olabilir sadece... birinin gereken dengenin potansiyele ulaşması demek zaten hakim olması demektir, yani bu da kaçınılmazdır... dikkat ederseniz zaten bugün kapışan taraflardan hiçbiri mevcut halini tüm aşamalarıyla arz edebilme yetisine sahip değil... bir taraf çözüm getiremediği gelecek problemlerine karşı duyduğu endişeden geçmişe sarılıyor, diğeri hicap duyduğu geçmişe lanet edip yaşadığı bütün kurtuluş sancılarının neticelerini geleceğe ısmarlıyor... halihazırımıza dair kimsenin söyleyebileceği bir şey yok... gündemi azıcık takip eden herkes bunu görebilir... demek istediğim, tuhaf ama gerçekten bu sürecin sona ermesini istiyorsak bunların kendileri ve birbiriyle yüzleşmek durumunda olduklarını da anlamalıyız... aksi halde gemi ya batacak, ya karaya oturacak...
devamını gör...
olağan seyrinde sağlıklı bir şekilde yürümekteyken dış müdahalelerle kontrolden çıkmasına çalışılmaktadır.

kutuplaşmayı engelleyici siyasetler ve baskıcılık neticesinde yüz yıl sarkmış bir durumu olgunlukla karşılayıp mücadele tarafını seçmek ve dış müdahalelerin olayı rayından çıkarmasına da alet olmamak gereklidir zannımca.

ülkemiz şartlarında kıtuplaşmaktan en çok şikayet edenler kutuplaşmayı daha çok derinleştirmek isteyenlerdir.

şimdi başörtüsü çerçevesinde neden kutuplaşmıyoruz?

kutuplaşma sonucunda doğan uzlaşı ile tarihe gömüldü bu tartışma. başörtüsünü tartışmayı kutuplaşma olarak ele alanların bolca bulunduğu bir zamanlardan buraya geldik. ayrıca da bir kısım halkın ciddi bir siyasi tercihini ısrarla sürdürmesi de aydın olanları bazı şeylerde düşünmeye sevketti. dip dalgası siyasete uugun şekilde yansıdı ve kutuplaşmadan olumlu bir mutabakat çıktı.

kutuplaşmamız, ertelenen büyük toplumsal sözleşmenin bir parçasıdır bir yönüyle. ve bu süreçlerde toplumlar bazı sancılar ve acılar yaşarlar. yalnız dış müdahaleler olayı rayından çıkarmak ve kutuplaşmayı savaşmaya çevirerek kendilerine piyon edebilecekleri bir taraf seçerler.


devamını gör...
çok derindir.
aileyi, çocuğu, kardeşi, arkadaşı, sevgiliyi tehdit ihbar eder duruma geldi. linç kültürünün, milliyetçi, mezhepçi, ırksal, etnik söylemin artık dibine vardık. (bkz: tutsi vs hutu çatışması) seviyesinden henüz bir adım gerideyiz. bu toplumsal cinnet, bu uzlaşmaz öfke ve nefret zihinlerimizi paramparça ediyor, patlayan bombalardan daha ağır. sanki bir kocaman konfeti çuvalı yarıldı ve gözyaşı irin ortaya döküldü, insani tüm değerlerden uzaklaştık, önümüze gelene bir tekme olduk. korkutuyor, üzüyor, yıldırıyor, ayırıp parçalıyor, bu öfke hiç dinmeyecekmiş gibi, galip olduğumuzu zannederken yeniliyoruz aslında.
devamını gör...
ben anlamıyorum arkadaş. baya baya bildiğin musluman halk ile asimile olmuş, kufre bulaşmış halk arasındaki kutuplaşma bu. sen yüzlerce yıllık musluman yurdu bir gecede dininden dönmeye zorlarsan böyle olur. doneklerle muslumanlar çatışıyor olan biten bu. herkes de bunu biliyor. daha neyin nesindesiniz? hiç kufurle iman uzlaşabilir mi? yapılacak tek şey islamca yaşamayı reddedenlerin vatandaşlıktan atılıp sınır dışı edilmesi. veya haraçlarını vermeleri. bu işin tek çozumu bu.
devamını gör...
16 nisan 2017 referandumu yaklaştıkça tavan yapmıştır. iki kesimin de birbirlerine tahammülü kalmadığı, her ortamda belli oluyor.

sözlükte de bu böyle.

önceleri daha ''anlayış göstermeye çalışarak'' konuşulan mevzular şimdi direkt olarak ötekileştirme ile, yafta ile sonlanıyor. ''evet'' çıksın da demir yumruğu yiyin kafanıza diyeni de gördüm, ''hayır'' çıksın da kökünüzü kazıyalım diyeni de..

denize dökeriz diyeni de, onlar terörist diyeni de.

''orta'' yolcusu kalmadı artık, hepimiz uçlardayız; öyle ya da böyle.

devamını gör...
her bir grubun güçlenip diğerlerinin kafasını ezme isteğiyle doğrudan alakalıdır.
devamını gör...
ölüm kalım savaşı verildiğindendir. sıradan siyasi meseleler değil bunlar. memleket meselesi, millet, ümmet meselesi. tc tarihinde kurtuluş savaşından bu yana batılıların daha once turkiyeye karşı hiç bu kadar cephe almadıkları bir dönem yaşıyoruz. kuklaları bir yana kendileri bile bizzat müdahil oluyorlar iç meselelerimize. haliyle batı taraftarları ve yerli ve milli olan halk çatışıyor ister istemez. hiç biri de demiyor ki ağa bu adamlar daha 100 sene once gırtlağımıza çöken adamlar. ne ara bizi bu kadar sevdiler de iç meselelerimize karışıyorlar, alenen taraf oluyorlar.

bizim orda bir laf var; arkadaş aklın yok yok, burnunun delikleri de mi yok?
devamını gör...
beyler olayı çözdüm, dediğim tanımla, katkı sunacağım girdidir.

şimdi bana göre böyle bir durum yok, yani kutuplaşma zımbırtısı fetöcüler ve ondan medet umanlar tarafından pompalanan bir argümandı darbeye dayanak oluşturması için. şimdi insanlara tek tek soruyorum, bu işin alâmet-i fârikası ne olabilir, diye. neden kutuplaştığımızı düşünüyorsunuz?

ortak ağızla söylenen, benim kelimelerimle, toplumun haddinden fazla politize olmuş olması, yani artık kimse, sağlık sistemindeki sorunu ya da afrika'dan muz kabuğu içinde gelen böceği konuşmamakta, konuşulan şeyler fetö, pkk, suriye meseleleri, ab ile ilişkilerimiz vs., bunun gibi dünya meseleleri.

böyle konuların konuşulduğu bir ortamda, konuşan kişilerde bilim insanları olmadıkları için dünya görüşlerine göre yorum yapıyorlar. bu bazen aşırıya kaçmıyor mu, evet kaçıyor, peki bu kutuplaşmaya kanıt değil mi? hayır. neden? çünkü;

burada çıkar güden bir topluluk var. kusura bakmasınlar; ama özellikle anadolu'da bazı yerlerde çok duyduğum vakalar oluyor; bunlarda ak parti yerel temsilcilerinin kendilerini devletin önünde görüp işleyişe müdahale etmeleri ile alakalı, tabi ki bu sadece ak parti ile sınırlı değil. devlet kurumlarında ya da idt'lerde siyasi partilerin çevirdiği dolaplardan herkesin haberi oluyor, şimdi bu kadar lafı niye ettim, biraz uzun oldu; lakin gerekli idi.

yani ve-l hâsıl-ı kelâm söylemek istediğim, çıkarcı grupların partizanlıkları, sosyal medya ile birleşince kutuplaşma diye tâbir edilen mesele ayyuka çıktı. bunun bir çaresi var mıdır peki? görünen o ki, bir şekilde vatanseverlik ortak paydasında buluşmak ve birbirimize saygılı olmak, devlet ve millet için en iyisini en iyi şekilde, liyâkat ve ehliyete dikkat ederek yapmak ve yaptırmak.

kutuplaşma sınırımızı bir yere kadar belirleyerek, ülkemiz için çalışmalı ve birbirimize saygı gösterip, birlikte yaşamayı öğrenmeliyiz, başka da bir çıkar yolumuz yok zaten.
devamını gör...
akp'li dini bütün kardeşlerimizin akp'yi islamın tek savunucusu, akp'yi desteklemeyenlerin ise tamamının din düşmanı hatta ve hatta vatan haini olarak görmesinden kaynaklı kutuplaşmadır. bu yaklaşımları elbetteki politik görüşü ne olursa olsun her türden seküler düşünceye sahip insanın tepkisini alıp kutuplaşmanın diğer tarafını güçlendirmiştir.

hadi yapıştırın eksileri, okumadan hem de
devamını gör...
evetçilerin sığır, koyun, cahil; hayırcıların vatan haini, terörist vs. yaftalarla anıldığı; sandığa gitmeyenlerinse her iki blok tarafından diğer tarafa destek vermekle itham edildiği bir ülkede kutuplaşma elbette vardır ve büyük de bir sorundur.

şahsen oy hakkım olduğu halde sandığa gitmediğim gibi referandum yapılana kadar bu hususta eşim dahil kimseye ne fikrimi söyledim ne de telkinde bulundum. (bunu 15 temmuz gecesi sokağa dökülen, ancak 2012'de dost hatrına gittiği birkaç sohbet yüzünden açığa alınan, 8 gün gözaltında kalan ve hakim karşısına çıkıp derdini anlatana kadar 7 ay boyunca cezaevinde istirahat ettirilen biri olarak söylüyorum; sağlık olsun, vatan sağolsun). ancak şimdi daha rahat konuşabilirim.

ben sorunlarımızı ağırlaştıran unsurlardan birinin halkımızın önüne siyah-beyaz, evet-hayır şeklinde seçenekler konulması olduğunu düşünüyorum; ortaya artı ve eksi olmak üzere iki kutup koyarsanız insanlar mecburen kutuplaşacaktır; hitabetinizi karşı tarafı aşağılamak üzere kurguladığınızda ise bu düşmanlığa dönüşecektir.

bu anlamda ben bizzat referandumun kendisinin yapılmaması gerektiği kanaatindeydim, zira zaten hassas bir süreci yaşayan, ohal uygulanan bir ülkede bu sıkıntıları azaltmaz artırırdı; halen de aynı fikirdeyim, inşallah yanılırım.

referandumun yapılmaması gerektiği veya en azından yapılmasına gerek olmadığı kanaatini güçlendiren bir husus da yeni sistem ihtiyacının bir beka meselesi olarak yansıtılmasına rağmen uygulanması için 2019 yılının öngörülmesidir; bu kadar acil ve önemli ise neden hemen hayata geçirilmediğini sorgulamak hakkımız değil mi? türkiye 2 sene daha teröristlerin istediği gibi mi yönetilecek diye soramaz mıyız?

toplayalım. halka iki şıktan birini tercih etmesini dayatmak bana sağlıklı gelmiyor. bunu sürekli hale getirmek, referandumları sıklaştırmaksa mevcut tabloyu daha ağırlaştırmaktan başka bir şeye yaramayacaktır.

şuna benziyor bu: bir kağıdı kalemle bastırarak baştan uca çizerseniz kağıt zayıflar, bu işlemi bir kaç kez tekrarlarsanız kağıt kendiliğinden ikiye bölünür. iki şıklı tercih dayatması budur, tekrarı da Allah korusun izmihlale neden olabilir.
devamını gör...
ara renkler siliniyor. herkesin sığabileceği dönme dolap yerine bir tahtırevalliye bindiriliyoruz.

milyonlarca insan aynı kefeye konuluyor veya o kefeye girmek zorunda bırakılıyor önce, sonra o kefenin üstüne hain damgası vurulup diğerine hedef gösteriliyor.

bizim gibi toplumları hiç gereği yokken iki şıklı seçimlere mahkum etmek aslında sadece tek bir şıkka, çöküşe mahkum etmektir.

"biz ve düşmanlarımız" söylemi kısa ve orta vadede bir tarafa geçici zaferler kazandıran fakat uzun vadede ülkeye kaybettiren hatta belki ülkeyi kaybettirebilecek bir yaklaşımdan başka bir şey değil..

anlaşılmıyor maalesef. anlaşılsaydı 2017 referandumu olmazdı, olsa bile o sonuç çıkmaz, bugüne gelinmezdi.
devamını gör...
kutuplaşma mı arınma mı şeklinde tasavvurumuzu yeniden sorgulamalıyız. slogan kültürü ile düşünmek doğru olmasa gerek. şunu mu diyelim. kenan evren zamanında hiç kutuplaşma yoktu. oh mis. herkes aynı fotokopi cihazından çıkan standart evrak gibiydi. mesela kimse ona diktatör demiyordu. diyemiyordu degil yo yo demiyordu. çok cici bi adamdı. ama ne zaman farklı düşünmeye farklı kıyafete özgürlük geldi çomarlık geldi. bidonlar geldi. lağıma belki atık değil temiz su da karıştı. mis gibi lağım bulandı. belki de zamanla arınacak. demiş ya şarkıcı bu su hiç durmaz.

solcular sever bu şarkıları halbusi.
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar