tuzlu kahve

hıncal uluç'un her sevgililer gününde yazdığı ilginç bi aşk öyküsü

dilden dile, nesilden nesile anlatılır hala. gerçi ben o kadar da tutmadım ne yalan söyliyim
devamını gör...
kahve ile tuz karışımının bir sonucu. o kadar kız istedim hiç birinde tatmak nasip olmadı. bir tuzlu kahve ikram edilecek kadar bile ciddiye alınmadım sözlük. evet kabul ediyorum çirkinim bi o kadarda iticiyim ama tuzlu kahve benimde hakkım lan!
devamını gör...
tuzlu kahve

kıza bir partide rastlamıştı. partinin sonunda kızı kahve içmeye davet etti. kız parti boyu dikkatini çekmeyen oğlanın davetine şaşırdı, ama tam bir kibarlık gösterisi yaparak kabul etti. hemen köşedeki şirin kafeye oturdular. delikanlı öyle heyecanlıydı ki, kalbinin çarpmasından konuşamıyordu.onun bu hali kızın da huzurunu kaçırdı."ben artık gideyim" demeye hazırlanırken, delikanlı birden garsonu çağırdı:
"bana biraz tuz getirir misiniz" dedi. kahveme koymak için.
yan masalardan bile şaşkın yüzler delikanlıya baktı.
kahveye tuz!
delikanlı kıpkırmızı oldu utançtan, ama tuzu kahvesine döktü ve içmeye başladı. kız merakla "garip bir ağız tadınız var" dedi.
delikanlı anlattı:
"çocukken deniz kenarında yaşardık. hep deniz kenarında ve deniz kenarında oynardım. denizin tuzlu suyunun tadı ağzımdan hiç eksilmedi. bu tatla büyüdüm ben. bu tadı çok sevdim. kahveme tuz koymam bundan. ne zaman o tuzlu tadı dilimde hissetsem, çocukluğumu deniz kenarındaki evimizi ve mutlu ailemi hatırlıyorum. annemle babam hala o deniz kenarında oturuyorlar. onları ve evimi öyle özlüyorum ki...
bunları söylerken gözleri nemlenmişti delikanlının. kız dinlediklerinden çok duygulanmıştı.
içini bu kadar samimi döken, ailesini bu kadar özleyen bir adam, evi, aileyi seven biri olmalıydı. evini düşünen, evini arayan, evini sakınan biri. ev duyusu olan biri.
kız da konuşmaya başladı. onun da evi uzaklardaydı. çocukluğu gibi. o da ailesini anlattı. çok şirin bir sohbet olmuştu. tatlı ve sıcak.
buluşmaya devam ettiler ve her güzel öyküde olduğu gibi, prenses prensle evlendi. ve de sonuna kadar mutlu yaşadılar. prenses ne zaman kahve yapsa prensine içine bir kaşık tuz koydu, hayat boyu. onun böyle sevdiğini biliyordu çünkü.
40 yıl sonra adam dünyaya veda etti. "ölümümden sonra aç." diye bir mektup bırakmıştı sevgili karısına. şöyle diyordu satırlarında..
sevgilim, bir tanem. lütfen beni affet. bütün hayatımızı bir yalan üzerine kurduğum için beni affet. sana hayatımda bir tek kere yalan söyledim. tuzlu kahvede. ilk buluştuğumuz günü hatırlıyor musun? öyle heyecanlı ve gergindim ki, şeker diyecekken "tuz" çıktı ağzımdan. sen ve herkes bana bakarken, değiştirmeye o kadar utandım ki, yalanla devam ettim. bu yalanın bizim ilişkimizin temeli olacağı hiç aklıma gelmemişti. sana gerçeği anlatmayı defalarca düşündüm. ama her defasında korkudan vazgeçtim. şimdi ölüyorum ve korkmam için bir sebep yok. işte gerçek. ben tuzlu kahve sevmem. o, garip ve rezil bir tat. ama seni tanıdığım andan itibaren bu rezil kahveyi içtim. hem de zerre pişmanlık duymadan. seninle olmak hayatımın en büyük mutluluğu idi ve ben bu mutluluğu tuzlu kahve borçluydum.
dünyaya bir daha gelsem, herşeyi yeniden yaşamak, seni yeniden tanımak ve bütün hayatımı yeniden seninle geçirmek isterdim, ikinci bir hayat boyu daha tuzlu kahve içmek zorunda kalsam da.
yaşlı kadının gözyaşları mektubu sırılsıklam ıslattı.
lafı açıldığında birgün biri, kadına "tuzlu kahve nasıl bir şey" diye soracak oldu.
gözleri nemlendi kadının...
"çok tatlı!"... dedi.
devamını gör...
#240433 kıssadan hisse: sevgi-aşk; sevdiğin uğrunda bütün zorluklara, acılara dayanmaktır. sevdiğin uğrunda çektiğin acıları mihnet olarak görmemek bilakis onları bir ikram olarak görmek gerekir. tıpkı 'hoştur bana senden gelen ya gonca gül yahut diken' dizelerinde olduğu gibi. yahut yunus emrenin dediği gibi: 'ol dost için ağuları* şeker gibi yutmak gerek' .

*zehir

tanım: ancak seversen katlanılacak bir şeydir.
devamını gör...
bakın damat adayına tavsiyem, bu gece 2 dakika sabredip o kahveyi sanki şekerliymiş gibi iç! evet zehir gibi biliyorum.
yanınızdaki aile büyüklerinden biri de tam o anda şekerli kahvesini içerken yüzünü buruştursun.
bakın ben bunu denedim. kız tarafını acayip ters köşe yapıyorsunuz. acayip panik oluyolar.

(bkz: tantuni'nin intikamı acı olur)
devamını gör...
uykularımı kaçırıyor. hayır böyle bir şey yakın gelecekte başıma gelmeyecek ama yine de düşündükçe bir buruluyorum şöyle. umut sarıkaya karikatürlerindeki cemcük ağızlılara dönüyorum.

sayın hanımefendiler.

yapmayın. nolur. insan gibi isteyelim işte.
devamını gör...
13.
hikayesi de vardır...;

kıza bir partide rastlamıştı.. harika birşeydi. o gün peşinde o kadar
delikanlı vardı ki... partinin sonunda kızı kahve içmeye davet etti.
kız parti boyu dikkatini çekmeyen oğlanın davetine şaşırdı ama tam bir
kibarlık gösterisi yaparak kabul etti. hemen köşedeki şirin kafeye oturdular.
delikanlı öyle heyecanlıydı ki, kalbinin çarpmasından konuşamıyordu.
onun bu hali kızın da huzurunu kaçırdı...
“ben artık gideyim” demeye hazırlanırken, delikanlı birden garsonu çağırdı.

“bana biraz tuz getirir misiniz” dedi. “kahveme koymak için.”

yan masalardan bile şaşkın yüzler delikanlıya baktı. kahveye tuz! delikanlı
kıpkırmızı oldu utançtan ama tuzu kahvesine döktü ve içmeye başladı.
kız, merakla “garip bir ağız tadınız var.” dedi.. delikanlı anlattı: “çocukken
deniz kenarında yaşardık. hep deniz kenarında ve denizde oynardım.
denizin tuzlu suyunun tadı ağzımdan hiç eksilmedi. bu tatla büyüdüm ben.
bu tadı çok sevdim. kahveme tuz koymam bundan. ne zaman o tuzlu tadı
dilimde hissetsem, çocukluğumu, deniz kenarındaki evimizi ve mutlu
ailemi hatırlıyorum... annemle babam hala o deniz kenarında oturuyorlar.
onları ve evimi öyle özlüyorum ki...”

bunları söylerken gözleri nemlenmişti delikanlının... kız dinlediklerinden
çok duygulanmıştı. içini bu kadar samimi döken, evini, ailesini bu kadar
özleyen bir adam, evi, aileyi seven biri olmalıydı. evini düşünen, evini
arayan, evini sakınan biri... ev duyusu olan biri... kız da konuşmaya
başladı. onun da evi uzaklardaydı. çocukluğu gibi...
o da ailesini anlattı. çok şirin bir sohbet olmuştu... tatlı ve sıcak.
ve de bu sohbet öykümüzün harikulade güzel başlangıcı olmuştu tabii...
buluşmaya devam ettiler ve her güzel öyküde olduğu gibi, prenses,
prensle evlendi. ve de sonuna kadar çok mutlu yaşadılar. prenses
ne zaman kahve yapsa prensine içine bir kaşık tuz koydu, hayat boyu...
onun böyle sevdiğini biliyordu çünkü...

40 yıl sonra, adam dünyaya veda etti. “ölümümden sonra aç” diye
bir mektup bırakmıştı sevgili karısına. şöyle diyordu, satırlarında: “sevgilim,
bir tanem. lütfen beni affet. bütün hayatımızı bir yalan üzerine kurduğum
için beni affet. sana hayatımda bir tek kere yalan söyledim.. tuzlu kahvede.
ilk buluştuğumuz günü hatırlıyor musun? öyle heyecanlı ve gergindim ki,
şeker diyecekken ‘tuz’ çıktı ağzımdan. sen ve herkes bana bakarken,
değiştirmeye o kadar utandım ki, yalanla devam ettim. bu yalanın bizim
ilişkimizin temeli olacağı hiç aklıma gelmemişti. sana gerçeği anlatmayı
defalarca düşündüm. ama her defasında korkudan vazgeçtim.
şimdi ölüyorum ve artık korkmam için hiçbir sebep yok...

işte gerçek: ben tuzlu kahve sevmem! o garip ve rezil bir tat.
ama seni tanıdığım andan itibaren bu rezil kahveyi içtim.
hem de zerre pişmanlık duymadan. seninle olmak hayatımın
en büyük mutluluğu idi ve ben bu mutluluğu tuzlu kahveye borçluydum.
dünyaya bir daha gelsem, herşeyi yeniden yaşamak, seni yeniden
tanımak ve bütün hayatımı yeniden seninle geçirmek isterim,
ikinci bir hayat boyu daha tuzlu kahve içmek zorunda kalsam da...”

yaşlı kadının gözyaşları mektubu sırılsıklam ıslattı. lafı açıldığında
birgün biri, kadına “tuzlu kahve nasıl bir şey?” diye soracak oldu..
gözleri nemlendi kadının...
çok tatlı!.. dedi...
devamını gör...
dayıma kız istemeye gittiğimizde dayıma gelmesi gerekirken adres şaşırıp bana gelen ve nevrimi döndürendir.

ulan o değil, korktum yani. bir yudum gönderdiğim esnada ağzımın içinde o berbat tadı hissetmemle, hayatımın film şeridi gibi gözlerimin önünden geçmesi ve " ah anne yaktın beni " türünden vesveselere kapılmam bir olmuştu, ama geçti.
devamını gör...
damat adaylarının korkulu rüyasıdır.aslında içmemek için yapılabilecekler vardır.yanında gelen biriyle (anne-baba hariç) çaktırmadan değiş edilir.tuzlu kahveyi eline alan sağlık sebebinden ötürü içemeyeceğini söyler.damat kızarıp bozarmadan bu işten yırtar. *
devamını gör...
kız isteme olayından önce pratik yapmayı düşündüren kahvedir. yabancılık çekmemek adına pratik yapmakta fayda vardır diye düşünüyorum.
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar