ülke ekonomisinin 15 yıldır çökmesi

bu sabah da yine çökmesiyle sonuçlandı galiba.belki de bir 10 yıl daha vardır bilemeyız.velakin hay Allah yani hay Allah! amerika , britanta felan yanımızda halt yemiş.15 yıldır çöküyor kurban olduğum.
devamını gör...
polyannaya tecavüz etmişler "oh en azından anal ilişki olmadı" demiş. ülkenin kuzeyinde yeşil yol diye yol yapmak bahanesiyle araplara satıyorsun, kış günü karadeniz ormanlarında yangın çıkıyor, ülkecek her vatandaş borç batağında dolar 3,84 olmuş ki euro konusuna girmiyorum, üretmekten acizsin hala ülke çökmedi diye yalandan çok bilmişlik peşindesin. (bkz: arsızın kulağını çekmişler tıkırtı nerden geliyor demiş)
devamını gör...
çöke çöke bitmediğine göre aşırı güçlü olduğunu gösterir.

ha bu arada yakında ayfon 9 çıkacakmış!
devamını gör...
15 yıl önceki doların alım gücü ile şimdiki doların alım gücü de kıyaslanmalı.
fox example (bkz: big mac endeksi)


ayrıca yukarıda belirtildiği gibi asgari maaşla 15 yıl önce alınan ile şimdi alınanlar karşılaştırılmalı.
bir de gelir dağılımındaki adaletsizliğin 15 yılda nasıl arttığına bakılmalı.
(bkz: gini katsayısı)
devamını gör...
2002 yılındaki asgari ücretle kaç dolar, şuanki asgarî ücretle kaç dolar alındığını karşılaştırarak anlaşılabilir.
devamını gör...
çökmesin diye vatandaşın malına çöküyorlar.
bak bakalım 15 yıl önce ötv yüzde kaçmış bugün kaç.
zam ve vergiden başka ne biliyorlar.
ha bir de saray ve lüks araç var tabi. onu da iyi biliyorlar.
devamını gör...
iktidar yanlısı arkadaşların tavırları "buna kargalar güler" ci hüseyin çelik tadında. maşallah hepsi ayronilerinin zirvesinde. sonra neler olduğunu hep beraber gördük, h.çelik gibiler kenara çekildi, sesleri kesildi, ihale vatandaşa patladı. yine benzeri olacak.
devamını gör...
makro ölçütler kişinin içinde bulunduğu ekonomik durumu izah edemez. mikro göstergelere bakmakta fazda vardır. senelerdir ülkenin büyüdüğü söylenip benim hane giderlerim büyüme oranından çok daha hızlı ve aynı tüketim alışkanlığına sahip olmama rağmen artıyorsa ve gelirim sabit kalmışsa krize kadar uzanan darboğaz yolunda olduğum manasına çıkar. bu durumda benim önümde iki seçenek var. birincisi gelirimi arttırmak ki iş bulma know-who temelli yapıya iyiden iyiye dönüştüğü şu ortamda hayli güç. ikincisi giderlerimi kısmak. benim giderlerimi kısmam, alışkanlıklarımı değiştirmem ve uyum sağlamam ancak darboğazın etkisiyle zaman içerisinde gelişecek tepkinin sonucunda olacaktır. harcamamı kısmam başkalarının gelirlerinin azalması sonucunu doğuracak zincirleme etkiye yol açacaktır. böyle bir etkinin kollektif hale dönüşmesi makro düzeyde kriz ortamına neden olacaktır.
bugün buğdayın bile ithal edildiği,
vergilerin agresif arttığı,
neredeyse tüm verginin dolaylı vergi kalemlerinden alındığı,
hatalı dış politikaların halka faturalandırıldığı,
kamu kaynaklarının adil dağıtılmaktan çok uzak olduğu,
eğitim imkanlarının her sene gerilediği,
hukuk'a güvenin yerlerde süründüğü,
faiz oranlarının çift hanelerde olduğu ve hiper faiz oranlarına dayanmak üzere olduğu,
ihracatın ithalat temelli ve montaj sanayisine dönük olduğu hepimizin bildiği bir takım gerçeklerdir.
tüm bu gerçekler ışığında siz karar verin kriz var mı yok mu? ekonomi çöküyor mu yoksa şaha mı kalkıyor.
devamını gör...
verilere bakalım;

asgari ücret (dolar olarak);
2001 : 97.64 dolar (kur 1.25 tl)
2017 : 370.40 dolar (kur 3.79 tl)

asgari ücret ile alınabilen benzin miktarı;
2001 : 98.6 litre (benzin 1.24 tl/lt)
2017 : 261 litre (benzin 5.38 tl/lt)

belirteyim; yukarıdaki veriler benim için kıstas değil. burada ekonomi tartışmaları genelde bu veriler üzerinde döndüğü için paylaştım.

takip edebildiyseniz, ağustos ayından bu yana uluslararası kuruluşlar/otoriteler türkiye'nin büyüme tahminlerini hep yukarı yönde revize etti. bu, çöken bir ekonominin belirtileri mi?

gerçekçi olmak gerek; olanı yok gibi göstermek gerçeği değiştirmez.

ekonomik alanda yapılacak en büyük eleştiri konusu gelir adaletsizliği. bu konu da eğitim gibi, nedense, bi türlü çözülemiyor.
devamını gör...
bakılması gereken şey alım gücünün ne yönde değiştiğidir. saçma salak, cahilane, ve belki de araya sızan bir takım ne idüğü belirsizler yüzünden "hainane" tarım politikalarıyla tarım ve hayvancılığın anası ağladığı halde millet daha fazla et alabiliyor asgari ücretiyle. o yüzden bu maval sökmez agalar.

lütfen gelir adaletsizliği, yarı-nepotist kayırmacı-baskılayıcı ekonomi, güven ortamının stabilleşememesi vs. gibi reel sorunlardan bahsedelim. suni gündem yaratmaya gerek yok. sorunumuzun özü farklı.
devamını gör...
15 yiĺ önceki alım gücü ile şimdiki alım gücünü karşılaştırmak gerekir.

örnegin bir asgari maaş ile kaç kilo et ya da kaç gram altın alınıyor. yada ortalama bir daire kaç asgari maaşa denk düşüyor.
devamını gör...
ekonomik sorun ≠ ekonomik kriz

öncelikle bunu bilmek lazım. her ekonomik sorunu krize yormak zaten krizin ne olduğunu bilmemekten geçer. bir kere bir ülkede kriz varsa veya yakın gelecekte kriz bekleniyorsa yabancı sermaye gider. ülkeye giren yabancı kaynakların azalması cari açığın azalması demektir. ülkemizdeki kriz yıllarına bakarsanız cari açığın kriz öncesi ve sonrası yıllara nazaran düşük olduğunu görürsünüz. yakın tarihimizde türkiye'de yaşanan 94, 2001 krizleri ve 2009 küresel krizindeki cari açık rakamlarına iyi bakın. şu tabloda 2001 yılında cari fazla verildiğini dahi görebilirsiniz.



hali hazırda cari açığımızın maşallahı var. elbette bu çok büyük bir sorun ama demek istediğim şey ekonomik krizle cari açığın birlikte olamayacağı. çünkü yabancı sermaye kriz hakimken ülkede durmaz. yani son olarak diyorum ki ülkemizde kriz yok, ekonomik sorunlar var. sorunlar büyür ve krize dönüşür o ayrı mesele. bunu engellemek için de vatandaş olarak üzerimize düşen şey kriz tellallığı yapmamaktır.
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar