umutsuzluk

umutsuzluk, insanda iradenin ve ruhun ölümü demektir. aslında insan öldüğü zaman sadece cesediyle ölür ve ruhu ebedlere kadar canlı kalır. umutsuzluğa düştüğünde ise cesediyle diri kalsa da, iradesi ve ruhuyla felçtir.
devamını gör...
sis koyu ve sonsuz, çünkü unutmalıyım
denizin tuzlu dalgalarının beni fırlattığı yeri.
vardığım ülkenin ilkbaharı yok:
yalnızca beni bir anne olarak saklayan uzun gecesi.

uluyor yel evimin çevresinde ve hıçkırıyor.
bir cam gibi kırıyor çığlığımı.
ve beyaz ovaların sonsuz ufukları boyunca
görüyorum görkemli ve acılı günbatımının ölümünü.

kimi çağırabilir ki buraya düşmüş kadın,
yalnızca ölüler o'ndan daha çok yol gidebilirse?
kendileriyle sevdiklerinin kolları arasından
sessiz ve katı bir denizin yükselişini yalnızca ölüler görür.

limanda beyaz yelkenleri parıldayan gemiler
geliyorlar kimselerin bilmediği ülkelerden;
açık-gözlü tayfaları bilmiyorlar ırmaklarımı
ve geliyorlar denizlerimin ışığını görmemiş solgun meyvalarla.

ve boğazıma bir düğüm gibi takılan sorunun
yanından geçişini gördüm onların, yitip gittiğini, yenildiğini:
yabancı lisânlar konuşuyorlardı, yaşlı annemin
altın ülkelerde türkü söylediği canlı dili değil.

toz gibiydi mezara düşen kar,
bir ölümlü gibi görüyorum sisin büyüyüşünü,
ve delirmemek için saymıyorum her bir saniyeyi,
çünkü uzun gece yeni başladı daha.

görüyorum yenik ovaları ve topluyorum kederlerini,
çünkü yitik manzaraları görmeye geldim.
kardır gördüğüm yüz pencerelerimden;
her zaman düşsün o beyaz ışık göklerden!

her zaman üstüme kar, tanrı'nın büyük bakışı gibi
her daim beyaz portakal-çiçek evimin üstüne;
her zaman, kaderin hiç yorulmaması ya da yok olmaması gibi
düşer gökten beni örtmek için, korkunç ve mükemmel.

(bkz: gabriela mistral)
devamını gör...
zaman zaman, hayatın belli bölüm veya konularında hissettiğimiz o, baştan kaybetmiş duygusu. bi insanın hayatının tamamından umutsuz olması hiç mümkün olmamıştır. umudunu kaybeden insan gerçekten ölür, bu yüzden fıtrat gereği yaşayabilmek için türlü sebepler üretir. bu yüzden hep bi kabulleniş eşiğinden atlar ve başka bir umuda yelken açar.
başka bir umuda bel bağlamadan önce, yolunu değiştirmesine neden olan şey umutsuzluktur. ve insan umutsuzluğunu her kabullendiğinde bi kez daha imkansızı başaramadığını görür ve bu yavaş yavaş öğrenilmiş çaresizlik haline gelir. bu yüzden insan duyarsızlaşma yaşar ve kazanamamaktan çok etkilenmemeye başlar. kazanacak bir şeyi olmayan insan, kaybedecek bir şeyi kalmamış insandan her zaman daha büyük hüsrana uğramıştır. duyarsızlaşma nedeniyle hissedemediği her acıyı aslında bastırarak yaşar. ve sebepsiz hüzün denilen şeyin asıl sebebi de bu ayrıntılarda gizli.
devamını gör...
gittiğin yağmurla gel albümünden güzel bir ayna parçası. --> http://www.cogitosozluk.net...

minicik ellerinde bebeklerin
aşılmaz dağlar görüyorum
kısık gözlerinde bir ihtiyarın
yıkılmış dağlar çiziyorum

hayat bu ya gelir geçer
iyi günler kötü günler gelir geçer

her şeye rağmen gökyüzüne bakıp
güzel bir şeyler hissetmek ne güzel

umutsuzluk en büyük günah
bunu bil böyle bak hayata
devamını gör...
--- alıntı ---

"ne beni arif abi? ben mi kaldı ortada? umutsuzluk nedir bilir misin sen? ortalama umutsuzluk değil ama. hayatına giren herkesin ve her şeyin ortak sonucu olan o derin umutsuzluk nedir bilir misin? bilemezsin elbet. işte o yavşak umutsuzluk var ya. adama kaçıncı tekil şahıs olduğunu bile unutturur. kimim lan ben diye aptal aptal bakar durursun kendi içine."

--- alıntı ---
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar