üniversite öğrenciliğinde kısa film çekelim dönemi

üniversite yılları...
yokluk...
sefalet...
iftar çadırları...
tabldot lokantaları...

sayarım yorulmadan usanmadan sayarım. fakirliği de yokluğu da üniversite yıllarında görür bu ülkenin çocukları.
Allahım nasıl bir fukaralıktı o.
hepimiz charles dickens romanlarındaki karakterler gibiydik. şükür denen şeyi bilmesek terör estirecektik şehirde. baktığım her yerde burgu makarna görürdüm. arkadaş okula yeni gelen güzel birinci sınıflardan bir kızı gösteriyor hatuna bakıyorum çubuk makarna olarak görüyorum. bildiğin nuh un ankara nın çubuk makarnası. ayaklanmış yürüyor.

evde 6 kişi kalıyoruz. anahtar bir tane. kapıyı yan taraftaki su saati kapağının üzerinde duran demir kaşıkla açıp giriyoruz. bi yanlışlık yapıp hırsız girse eve gidip bim'den kumanya alır bırakır mutfağa yemin ederim. oturur salonun ortasına dizlerine vurarak ağlar " Allahım bu nasıl fakirlik " diye.
tabi biz imanı olan insanlarız. açlıktan kalorifer demirlerini ısırsak da şükrediyoruz. her şey bir imtihan. stv dizilerinin sonundaki o hayırlı sonu bekliyoruz. güzel günler göreceğiz. mezun olacağız süperkulade işler bulacağız. makarnalı cümle bile kurmayacağız.

bilemiyorsun üniversiteden sonraki işsizlik sürecine hazırlıkmış bu yaşananlar.
böylesi yokluk içerisinde yine de hayalden vazgeçmez insan. durmadan devinim halinde olan beyin farklı bir şeyler yapalımın çabasındadır.
bu idealizmin en sık görülen dışavurumlarından birisi "kısa film çekelim" ciliktir. bir araya toplanıp geyik yapan birkaç arkadaş yerdeli halının desenlerine boş boş bakındıkları anlardan birinde o mucizeli olay gerçekleşir ve içlerinde bir tanesi o cümleyi kurar: "kısa film çekelim beyler."

"sürüyle yarışma var birine gönderir parayı götürürüz". fukaralığa bak. kısa film çekerek zengin olmak. asıl bu hali bi kısa filme alıp göndersen unıcef seferber olur, yedinci sanatın mimarları sanat para için mi yoksa toplum için mi diye bienaller düzenlerler. elbette para için değil sanat için çekip başarılı olanlar da var ama bu iş için de en azından bir panasonc nv-gs 35 alacak kadar para lazım. (nasıl bir yokluksa gördüğüm hala parayla muhasebesini yapıyorum her şeyin)

kısacası heveslerin en güzellerinden biridir.
iş hadi çekelimle bitmeyeceği için yarım kalmış aksiyomlardan birisi olarak ilerde yad edilir. sırada müzik grubu kurup albüm yapmak, tiyatro grubu kurup oyun oynamak vardır.

devamını gör...
gerçekleştiren varsa tebrik ederim.

yarışmalar olur ve "katılsak abi yeaa ne kaybedicez tecrübe olur" gibi gibi söylemlerden sonra en ufak bir çaba bile gösterilmemiş fikirdir. üniversiteden hatıra somut bişey kalsın diye, yine çokça kez düşünülen ama yine ortaya bir şey konulmayandır.
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar