oto sanayide herhangi bir ustanın 1 haftada mika, polyester ile yapacağı aracı / ürünü teknoloji dehası diye satılması, karaktersiz basının da bunu x üniversitenin büyük başarısı diye lanse etmesi.

karkıtezeği makina mühendisliği öğrencilerden 230 km giden araç. şimdi piller almanya, güneş panelleri çin, elektronik aksam bosch yerli kısımda niğde organizeye yaptırdığı leş araç. mesele fon, sermaye vs değil 4 proje yerine 1 tane yaparsın adam akıllı yaparsın. yüksek lisansından, masterına, doktorasına, asistanlığına, doçentliğine yüzde 80'i çalıntı evrak, sahtecilik, kopyalama ile hoca olanların öğrencisi ne olacaktı?

ülkedeki tezek kokusu parfümle falan bastırılmaz.

işte bazı başarı hikayeleri..





devamını gör...
hakkı olabilecek bir tespit. pek çok kısmı hazır modüllerden, kütüphanelerden yararlanarak yapılıyor bazı* ünıversite projeleri. ancak lisans düzeyinde bu bir nebze mazur görülebilir. hem öğrencinin dersleri var hem de işin ıncığına cıncığına girsen uzadıkça uzar o proje bitmez. minik minik adımlarla kendini geliştirmek, detaya zamanla girmek de bir öğrenme stratejisi olarak değerlendirilebilir. ancak yüksek lisans, doktora seviyesinde eğer bir kurumda çalışılmıyorsa detaya inmek için uygun olabilir. yine de teknolojik bir ürün yaparken ürünün çeşitli kısımlarının çoğunda birden yetkin olmak zor olacağından, bu tür geniş kapsamda beceri gerektiren işlerde hazıra kaçmak da zaman zaman mazur görülebilir. çünkü işin başında genelde küçük bir grup olur. bu gruptaki kişilerinde birden fazla yetkinliği olsa bile, hepsiyle birden uğraşmak başlangıç için zorlayıcı olabilir. şu kısımda şimdilik hazır kullanalım denilebilir. elbette projenin ilerleyen zamanlarında bu hazır parçalara dair üretimin de yerli olması gönülden geçendir ancak cebe faydası mı olur zararı mı olur onu da düşünmek gerek.
devamını gör...
bugün amerika'da bile bilim deyince akan sular durur. orada da devlet para yağdırıyor. türkiye'de de amerika kadar olmasa da akıyor bir şeyler.

amerika'da da o paraları yiyenler cukkalayanlar var türkiye'de de . herhangi bir sistemi övmek ya da yermek değil amacım. insan ve paranın olduğu her yerde üç aşağı beş yukarı aynı şeyler olur zaten. ama arada bir fark var. türkiye'de kendi alanında sadece tek uzman olarak kalmak isteyen ve kendi bıraktığı yerde öğrencilerinin de 50 sene sonra bile otlamaya devam etmesini isteyen akademisyenler profesörler var amerika'da ise kendisini geçmesi için adeta öğrencilerine yalvaran akademisyenler var. bizdeki asistanlar çanta taşıyıp , fatura yatırmaya falan yararken onların asistanları hiç bir yalakalık yapmadan doktora doçentlik tezlerini çoktan bitirip kendi uzmanlık alanlarında işe koyulmuş oluyorlar. fark sadece bu değil ama sırf bu fark bile bizdeki kalitesizliği açıklamaya yeter.
devamını gör...
kalite ve estetik anlayışımız araç tasarımlarına epeyce yansımış. tabi bu lafım işin şakası, bu tip araçlarda tasarımdan ziyade işlev önemseniyor. gelelim proje tarafına. türk üniversitelerinin kanayan yarasıdır bu mesele. para en önemli sorundur ama emin olun parayı da verseniz hemen cukkalayıp kıytırık bir projeyle işi geçiştiren yığınla üniversitemiz vardır. bizde zihniyet bozuk, temel sorun da bu.
devamını gör...
üniversitedeki projelerin kahır ekseriyeti (hepsine bok atmayalım arada iyi işler de çıkıyor çünkü), parayı iç etme üzerine kurulur. birkaç on bin liralık mac'ler, küçük ekranda çalışmak zor oluyor deyip odaya led tv almalar... bunlar geri alınmadığı gibi üstüne aldığı paralarla da oğlanın özel okul taksidi yatırılıyor.

benim yer aldığım bir projede, hocanın birisi ille de mac alınacak diye tutturmuştu. gören de üstü düzey programlama yapacağından, dizayn vs. programları kullanacağından istiyor zannedecek... alt tarafı word'de makale, rapor yazacaksın Allahsız. aynı herif benim hanımı da dahil edelim projeye dediğinde ben dahil herkes isyan etti. bu namussuz da bizi tehdit etmişti. projeden çekildik hepimiz. git neticeni kuma sürt şimdi...
devamını gör...
bu durum bir çok sebepten ötürü ortaya çıkmaktadır. 1- ciddi anlamda araştırmaya yönelen kaliteli öğrenci / kaliteli projeleri ilerletecek ya da ilerletmek isteyen kaliteli hoca sayısının azlığı aynı zamanda bu hocalardan bazılarının bildiğini paylaşmama hastalığı/kibri. sonuçta bilim dediğimiz şey kümülatif ilerler. 2- maalesef ülkemizde halen üniversite-sanayi iş birlikleri ile yürütülen proje sayısı az bunun en önemli nedeni hoca dediğimiz kişiler salla başı al maaşı moduna girip akademik bilgilerini pratiğe dökmeyip örneğin bir şirket kurup bunun üzerinden araştırma projeleri yürütmeye üşeniyorlar. 3- akademik camiada hala ortaklaşa/interdisipliner çalışma kültürü yoktur yani örneğin ; elektrikli araba için pil üretecek bir araştırma grubu içinde elektronik,makine,malzeme mühendisleri hatta fizikçisi veya kimyacısı bir araya toplanıp herkes bir işin ucundan tutacak şekilde bir sistem kurulmuyor çünkü herkes birbirinin ayağını nasıl kaydırır onun derdinde. 4- bazen projeler için hibe çıkması çok sıkıntılı olabiliyor bu durumda gerekli ekipmanlar sağlanamayınca maalesef her şey başlamadan bitiyor. kısacası içerim yanıyor yar yar yaram pek derin ,derdim çoktur hangisine yanayım..
devamını gör...
daha geçenlerde üzerine düşündüğüm hadise.

bunun bir üst versiyonu da çocuklara bilimi, yazılımı, robotları sevdirmek üzerine yapılan etkinlikler.

teknoloji -ve hatta biraz daha ileri gidiyim- bilim dediğimiz şey aslında tarihsel açıdan tamamen politik bir şeydir. sivri kılıç, gergin yay, güçlü zırh antik dönemde ne ise, bilim ve teknoloji de sanayi devrimi sonrası aynı şeydir. bilimin bilim için yapıldığı alan çok çok azdır.

türkiye'de genel olarak bilim ve teknolojinin yeri üzerine bir problem var. bilim yapılıyor, matematik, fizik öğreniliyor -olduğu kadar- ama kimse bunu ne için yaptığını bilmiyor. bunun üzerine bir endüstri, bir üretim mekanizması yani iş inşa edilemeyince böyle gereksiz gereksiz projeler ayağına bilim yapıyoruz oluyor
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar