üsküdar'da bir attar dükkanı

okurken kisilik bolunmesi yasamama sebep olmus kitap. okurken yillar oncesinin uskudarâ´inda, gonul ehli insanlarin dizi dibinde otururken; okumaya ara verdigim zamanlarda afallamama,"ben kimim, nerdeyim?" gibi sorular sormama neden olmustu. defalarca okunacak kitaplardan.
devamını gör...
kapanışını; ''şu yahut bu şekilde, doğrudan doğruya veya dolaylı olarak, yalnızca üsküdar'ın değil, bütün türkiye'nin kültür hayatında müessir olmuş bulunan 75 yıllık bir irfan yuvası da devrini kapamış, tarihe gömülmüş oluyordu'' şeklinde tarif ettiği bir attar dükkanı anlatmış ahmed yüksel özemre. neticesinde hatırat dalında en iyi kitap ödülünü almış, çok da iyi olmuş.

o dönemde de kötü olaylar, kötü insanlar, kötü ilişkiler vardır elbet. ve bi hatıratta bunlardan bahsedilmemesi de normal. bu ön kabule rağmen, yahu bu kadar da güzel şeyler şimdi bizim yaşadığımız bu topraklarda gerçekten oluyormuymuş diye düşünmeden edemiyor insan.

ahmed yüksel özemre nin kim olduğunu azıcık araştırdığınızda, böyle bir adamın günde iki kez mutlaka uğrardım dediği attar dükkanı size de ilginç gelecektir elbette. çok güzel anlatmış. itiraf edicem, o kadar eski ve güzel bi dil kullanmışki, bazı kelimeleri bazı cümleleri anlamadım ama hiç önemli değildi. üzerinde çok fazla bişi söylenebilecek bi eser değil, alın okuyun işte. bi de son dönemde farkettiğim bişi, hatırat kitapları çok ilginç ve çok faydalı eserler oluyor. çok daha fazla önemsiyorum artık.

küçük bi anekdot aktarayım kitaptan.

ahmed yüksel hoca ile attar dükkanının o dönemki sahibi, ebru sanatçısı ve aynı zamanda tesbih ustası mustafa düzgünman birbirini muhabbetle seven abi kardeş gibidirler.

ahmed yüksel hocanın büyük dedesi çuhadarbaşı emin ağa'ya sultan abdülmecid'in ihsan etmiş olduğu bir tesbih vardır. özemre ailesinin aile yadidgarıdır. manen olduğu kadar madden de çok kıymetli bir tesbihtir. ahmed yüksel hoca tesbihi güzelliği ve değerinden dolayı çekmeğe kıyamam diyor kitapta.

büyük maddi sıkıntılar çektiği bir dönemde bile tesbihi satmaya kıyamaz, bunu kendisine yakıştıramaz ahmed yüksel hoca. ancak bu tesbihin de aile yadigarı olmasına rağmen şu anda yanlış kişide olduğuna inanır. bu tesbihe asıl sahip olması gereken kişi, aileden olmamasına rağmen abisi kadar sevdiği mustafa düzgünman dır. ve tesbihi kendisine hediye eder. nasıl bir hassasiyet, nasıl bir muhabbet.

mustafa düzgünman çok mahcup olur ve şöyle der:
yüksel; bu sizin ailenizin yadigarı. ben böyle bir şeyi kabul edemem. sonra, bunun değeri çok yüksek. sen ise devamlı para sıkıntısı içindesin. bunu bu türlü de değerlendirebilirsin.

yüksel hoca şöyle cevaplar:
mustafa ağabey'ciğim; aile yadigarı da olsa bu, bugün, mülkiyeti ve tasarruf hakkı bana ait olan bir tesbihtir. ben de bunun ancak sana layık olduğunun vicdanı huzuru ve kanaat-i kamilesiyle, bir kardeşin çok sevdiği ağabeyine hediye etmesi gibi, sana bunu helalinden hediye ediyorum. bu ancak senin koleksiyonuna ve senin parmaklarına yakışır. reddedersen çok gücenirim.''

mustafa düzgünman tesbihi mahcubiyetle alır. oğluna ise bi vasiyet bırakır. vefatından sonra tesbih, yüksel emre nin yiğenine verilecek, aile yadigarının yine ailede kalması sağlanacaktır. yüksel hoca, mustafa ağabey in vefatında sonra oğlundan öğrenir bu vasiyeti. tesbih herkesin gönül huzuru ile yüksel hoca nın yiğeni abdullah ahmet refik e teslim edilir.

islam tarihini okuyunca, osmanlıya bakınca, o kadar uzağa da gitmeye gerek yok, yarım ila bir asır önce aynı topraklarda yaşadığımız dedelerimize bakıp da şu günümüzü gözlemleyince, insan düşünmeden edemiyor. böyle bir ecdadı hakedecek naptık?

Allah kendilerinden ebeden razı olsun*.



devamını gör...
okunması gereken, kitaplığınız da bulunması gereken kitaplardan biri.. okuyup bitirdikten sonra vakti kaybı yaşadığınızı zerre hissetmezsiniz.. dolu dolu bitirirsiniz tabir-i caizse..

okurken beni zaman zaman hüzünlendirdi bu kitap.. eski üsküdar ile şimdikini karşılaştırınca büyük üzüntü duydum.. insanların, alimlerin, şeyhlerin, imamların, güzel insanların tasvirleri o kadar hoş ki; "keşke ben de o zaman yaşasaydım da o kur'an'ın okunuşunu dinleyebilseydim.. o camii cemaatini görebilseydim.." dedirtti bana..

yaşadığım çevrenin ne kadar boş, sıradan, alelade olduğunu fark ettim.. ve bir de mustafa düzgünman üstadı tanıdım.. ebru sanatıyla bir dönem ilgilenmiş biri olarak bu ismi geç tanımam utanmama sebep oldu..

okuyun okutturun..
devamını gör...
eski üsküdar'a dair ödüllü, hoş bir hatırat. mustafa ve ahmet düzgünman kardeşlerin babadan kalma attar/ aktar dükkanlarına uğrayanlar hakkında döneme ve o dönemin ileri gelen isimlerine dair hoş detaylar barındıran bir ahmed yüksel özemre eseri. birçok kişiyi anlatır ama benim favorim üsküdar'ın eski meczuplarından mortocu salih. kendisi cenazelere olan ilgisi sebebiyle böyle anılırmış. her cenaze merasiminden cebinde sadakası ile ayrılan salih'in ömrünün sonlanışını büyük bir hüzünle okumuş idim. yazarın zamanında onu betimlerken eğlendiğini hissedebiliyorsunuz. bu da yüzünüze bir tebessüm yerleştiriyor. şimdi ki üsküdar ise içler acısı malum. bu kitap ise biraz nefes almak için ideal.
devamını gör...
hatıralarını okumaktan en çok keyif aldığım kişi olan ahmed yüksel özemre'ye ait kitap. içerisinde benim de biraz çocukluğum ve hakiki üsküdar var. çocuğum, dedemle üsküdar çarşıda dolaşıyoruz. eski belediyenin arkasında atlı karınca falan var* ona biniyorum. biraz ötede niyazi sayın esnafın biriyle tavla oynuyor, o zamanlar tanımıyorum. böyle böyle sahneler aklımda oluyor okurken. ahmed yüksel özemre ve dedem artık yok, niyazi sayın'a Allah uzun ömürler versin, uzun süredir görmüyorum.
devamını gör...
kubbealtı neşriyatın 50. yıla özel bir defaya mahsus olmak üzere 1000. adet bastığı kitaplardan bir tanesi. fevkalade emek verilmiş fotoğraf ve gravürlerle desteklenmiş. en sevdiğim kısmı ise kitabın yan kağıtlarının mustafa düzgünman hocaya ait ebrulardan oluşuyor olması. kitabı henüz okumamış yazarlara ve kitap severlere duyurulur.
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar