uygarlık

iktidar ve baskı araçlarının mülkiyetini elde etmenin yöntemini kavrayan bir azınlık tarafından, direnen bir çoğŸunluğŸa uygulanmışŸ bir olgu. (s. freud)
devamını gör...
jan jöne şöyle saplıyor bıçağı "biz uygarlıklar, artık uygarlığın dünyanın en yoksul insanlarına karşı düzenlenen yasa tasarısı da olduğunu biliyoruz." bu da böyle olsun, uygarlık uygar insanın yüreğinde gizlenen karanlık bu da benim bıçağım. bir de kolsuzun var ama o bambaşka bir düş.
devamını gör...
uygarlık ve edebiyat arasındaki ilişkiyi araştırırken bir adam takıldı oltaya:norbert elias. neyse bu adama döneriz. onsekizinci yüzyılda belirginleşen burjuva siyasal teorisinde tırnak içinde uygarlık , şiddetten arınma ve onu toplumsal yaşam alanından uzaklaştırmaya yönelik önemli bir proje olarak tanımlanmış.işte uygarlaşma süreci, şiddet ve şiddete karşı toplumsal tepki arasındaki ilişkiyi formülleştirip teori olarak sunan adam o oltada sallanan elias.
devamını gör...
benim için değil, zavallı annemle babam için herhalde bir anlamı bulunan doğum tarihimin söylenmesi bile, bana her zaman bir tabunun yakışık almayacak biçimde açığa vurulması; duyan ve düşünen bir insanın neredeyse cezalandırılması gereken bir şeyler olarak duyumsadığı, yabancı acıların veya yabancı mutlulukların bir çırpıda harcanıvermesi gibi gelmiştir. belki de uygar bir insanın, demem gerekir, çünkü düşünmemiz ve duyumsamamız bir yanıyla uygarlığa, bizim uygarlığımıza bağlı, o uygarlığımız ki, sayesinde vahşilerin en vahşileriyle aynı düzeyde olduğumuzu söyleyebilme şansını çok zaman önce yitirdik.

**
devamını gör...
bir uygarlık süreklilik demektir, öyle ki bu uygarlık değiştiği zaman –hatta bu değişiklik yeni bir dinin getirdiği derin bir değişiklik de olsa- kendi içinde yaşamaya devam eder ve özünü oluşturan eski değerleri içine sindirir.

**
devamını gör...
ingiltereden çıkma hede. sömürgeciliğin düsturu mudur nedir bilemiyom hacılar emme kelimenin aslı uygarlaştırmakmış. medeniyet felan fıstık ceviz bilimum çerez hekayat anlayacanız.
devamını gör...
1. [ark.] arkeolojide genelde kabul edildiği biçimiyle toplumsal katmanlaşma, merkezi yönetim sistemi, ayrı iş ve uzmanlık alanları, politik ve/ya da dinsel sınıfların varlığını destekleyen artı ürün, sanat, anıtsal mimari ve kayıt sistemine sahip kültürlerin niteliği.

2. [insb.] yazılı kültürlerin sonucu olarak, üretimci ekonomilerden oluşan, kent örgütlenmesinin temel olduğu, hukuka saygılı, barışçı ve uzlaşılmış bir toplumsal sözleşme çevresinde birleşmiş bireylerin oluşturduğu, yüksek kültürel, teknik ve estetik ürünler geliştirme yeteneğinin ortaya çıktığı, bu özellikleriyle etkisini çevresine yayan toplumsal-kültürel gelişme düzeyi.

(alm. zivilisation, f; fr. civilisation, f; ing. civilization)

*
devamını gör...
15. (Tematik)
insanların daha iyi bir yaşayışa kavuşmaları ve doğaya egemen olabilmek için gösterdikleri çabalardan çıkan sonuçlar olup, teknik, bilim ve kültür olarak bilinir. *
devamını gör...
uygar olma hasletini taşıma hali.
ben bunun yerine medeniyet kavramını tercih ederim ama. yanlış hatırlamıyorsam uygarlık, etimolojik olarak uygurlara atfedilen tarihsel gelişmişlik seviyesi ve gelişmişliğin özelliklerinden köken alıyor. medeniyet daha nazik geliyor kulağa.
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar