uzaklara bakmayı gerektirecek durumlar

adınızın emir olması ve kendinizden 47 cm kısa feriha isminde bir sevgiliye sahip olmanız yeterlidir. hayatınızın yarısı lüks evinizin camından uzaklara bakıp feriha'yı ve babasının beyaz gür sakallarını düşünmekle geçer.
devamını gör...
müşterinin aile içi tartışmasına şahit olunurken. bedenen yanlarında olunsa bile en uzak mesafe hedef alınarak gözleri o tarafa çevirme zorunluluğu hissedilir.
devamını gör...
yolculuk halindeyken fonda çok sevdiğiniz ağır bir parça yeterlidir.
tabi baktığınız noktaya hızla yaklaşacağınızdan dolayı yeni hedef noktaları seçmelisiniz. bu da konsantrasyonunuzu bozabilir.
devamını gör...
"seni gerçekten çok seviyorum bak gerçekten. ama araya soğukluk girdi 3 ayda ve arkadaştan öte olamıyorum sana karşı. evet sana yeniden başlayalım mı da dedim evet hem de ben dedim. ama baktım ki olamıyorum, olamıyor yani."

dendiğinde tam da istiklal caddesi'nin ortasında uzaklara dalarsınız, gözleriniz dolar, ağlayamazsınız, kalbiniz acır. ama yaptığınız tek şey uzaklara bakmak olur dakikalarca. ne dediğinizin bir önemi yoktur ve olmayacaktır onun için ama size * saygısı olduğundan bir söz bekler. sadece uzaklara bakarsınız. sonra güçlü görünmek için onun yüzüne bakar gülümsersiniz ve gidersiniz.

her gün okulda onu görmek için seçtiğiniz derslere lanet edersiniz sonra. her gün aynı sınıfa gelmek için heyecan veren o dersler yerine diğerlerini de seçebilirdiniz çünkü.

sonra her ders o sizden sonra kapıdan girince yine gözleriniz dolar ve anlamasın diye uzaklara bakarsınız yine. merdivende görürsünüz yine uzaklara bakarsınız. arkadaşları arkadaşlarınızdır; zamanında hepsi "maşallah"lar ile donatmıştır o masayı size baka baka ama eğer o sizden önce okula gelip de o masaya oturduysa kantine girer girmez uzaklara bakıp görmemiş gibi yapar çıkarsınız.

halbuki "yeniden başlayalım" mı dediği gün o ayrılık sırasında önceden attığınız tüm mesajları hem telefonunda hem de kendi eliyle tek tek not ettiği defterini size verip "artık yanımda olacaksın nasılsa buna ihtiyacım yok bakmayacağım artık" dediğini her hatırladığınızda; ve o defterden o sayfalar yırtılıp artık sadece dersler yazıldığını görünce de pencereden uzaklara, çok uzaklara bakarsınız.

camiye artık onunla bahçesinde karşılaşmamak için sünnet kılınırken gidip farzdan hemen sonra çıkarsınız. halbuki zamanında hocaya her vakit "mikrofonu açın kız arkadaşlara da ses gitsin cemaatle kılsınlar" derdi sizi düşünerek. hoca da bıkmıştı ama o sizin sevap almanız için bunu söylemekten hiç çekinmemişti. hiç huyu olmadığı halde o da camiden koşarak çıkar hemen ve bahçede karşılaşırsın. uzaklara bakarsın, acelen var gibi koşarsın aslında gidecek acil hiç bir yer yoktur.

ve işin kötü kısmı.

hayatın olur artık uzaklara bakmak; çünkü kahrolası gururun vardır ve ağlayamazsın. güçsüz görmesin seni diye. halbuki sözünden dönen de odur. ama bunu düşünürken bile uzaklara bakarsın.

ve bilirsin

her uzak onun cemalidir aslında...

* (bkz: o benim arkadaşım)
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar